Suriye’de Asimetrik Denge

Yorum

Türkiye, ABD ve Rusya’nın Suriye’yi Balkanlaştırmak ya da Afganistanlaştırmak yolundaki kaotik ve öngörülemez hareketleri karşısında...

Türkiye, ABD ve Rusya’nın Suriye’yi Balkanlaştırmak ya da Afganistanlaştırmak yolundaki kaotik ve öngörülemez hareketleri karşısında asimetrik bir denge durumuna geçerek bu geçiş dönemini daha az hasarla atlatacak bir konum aldı. Bir yandan Esed gitmeli diyen Türkiye ABD ile stratejik birlikteliğini ve nihai hedef konusunda duruşunu ortaya koyup Rusya ve İran’a karşı konumlandı. Öte yandan ABD’nin bölgedeki YPG sembolizmindeki vesayetçi ve etnik içerikli çözüm taktiği karşısında Rusya ve İran ile Astana süreci ve sahadaki hareketleri ile ABD’ye ve Suriye’nin bölünmesine karşı bir tepki geliştirdi. Bu suretle bu güçler kaosunda kendi sınırlarının güvenliği ve Suriye kaosunu en az hasarla atlatmak yolunda bir tutum içinde meseleyi çözüme zorlarken, sorunun kendi bekası açısından açması muhtemelleri en aza indirmeye çalışıyor.

PYD bu noktada ABD’nin Afganistan’daki el-Kaidesi pozisyonunda işlev görüyor. PYD ABD’nin Suriye’de varoluşunun DAEŞ’e yani teröre! karşı savaş bahanesiyle meşrulaştırıp yani meşru sebep üretiyor. Diğer yandan örgüt, ABD’nin PYD işgalindeki alanlarda askeri üsler kurup, Suriye ve bölgedeki operasyonel faaliyetleri bakımından zemin oluşturması açısından da merkezi bir yerde duruyor. Bunun yanında ABD, PYD deyince İran’a ve Şii hilaline karşı gerçekleştireceği tepkinin taktik parçası olarak kullanacağı bir unsuru anlıyor. Dolayısıyla ABD için PYD şekillenen yeni Suriye’de aktör olmak imkânı sağlamak ve bunun ötesinde stratejik düşman ilan ettiği İran’a karşı bir karşı hareketin vesayet unsuru olması bakımından silah verip para harcadığı ve yatırım yaptığı bir unsurdur. Bunun bir adım ötesi ise İsrail’in güvenliği konusu da bu noktada Suriye ve İran üzerinden kurgulanan bu stratejinin nihai hedeflerinden birisi olarak görülüyor. PYD bu noktada hülasa, Irak’ta da olduğu üzere, ABD için bölgede umumi operasyonlarını yapması, Suriye içinde Rusya ve İran karşısında etkin olması ve İsrail konusunda kesin adımlar atması noktasında taktiksel bir yapılanma olarak mana taşıyor. Türkiye açısından PYD’nin, PKK üzerinden kurgulanan ırkçı faşizmin, Irak’tan sonra yeni bir zeminde, ülkemize karşı ve bölücülüğe katkı manasını da elbette göz ardı edemeyiz. Burada bir takım Kürtler maalesef yüz yıl önce Ermeniler ve Arapların suiistimal edildiği pozisyondalar.

ABD, PYD ile bir yandan İran’ı istikrarsızlaştırırken öte yandan Türkiye’yi yıllardır meşgul ettiği, bölünme travmasına ittiği PKK kartının Suriye’de oluşan kaos noktasındaki yeni açılımı olarak, Irak’taki tehdit zemininden sonra, yeni bir teşekkül mahiyetinde PYD’yi önümüze koyuyor. Sınırlarımızda PKK/PYD ile oluşturulan tehdit, Türkiye’nin iç ve dış kamuoyu açısından hassasiyet oluşturacak bir zaaf olarak ülkemizi istikrarsızlaştıracak bir zeminin mahiyetinde kurgulandığı ortadadır. Bu bakımdan PYD’ye bakınca ABD büyük oyunun maşalarını görüyor.

İşte Türkiye, Rusya-İran’ın PYD’yi içselleştiren Suriye’deki siyasetleri ve ABD’nin yine PYD odaklı Suriye’deki taktik vaziyeti karşısında takındığı asimetrik denge durumu düvel-i muazzamanın Suriye oyununa kan doğruyor. Başka bir açıdan ise İran, İsrail gibi bölgesel hesaplar yapan dinsel içerikli güçleri de rahatsız etmekte. Osmanlı’nın Ermeni ve Arap kartlarıyla parçalanmasında düvel-i muazzamada yaşanan birliktelik halinin tüm ihtilaflara rağmen bugün Suriye’de PYD hususunda devam ettiğini görmek Türkiye’nin beka endişeleri ve milli birlik açısından oluşan endişelerinin temelsiz olmadığını düşündürüyor.

“Esed gitsin ama Suriye de bölünmesin“ demek “ABD haklı ama Rusya’da haklı“ diyerek, tutarsız olarak gösterilse de, çözümsüzlük üzerinden oyun oynayarak sınırlarımıza kan doğramaya çalışanlara karşı asimetrik bir cevap olarak geçiş döneminin bir yaklaşımı olarak tarihte yerini alıyor.

ABD ve Rusya’nın bir Roma ve Osmanlı gibi düzen kuran küresel güçler olmadığını unutmamak, çıkarların gölgesinde küçük hesabın ötesine geçemediklerini bilerek Suriye’ye bakmak en azından akıl sağlığımızı korumayı sağlayacaktır. Biz bin yıldır bulunduğumuz ve hatta yönettiğimiz Suriye’ye birkaç yüz yıllık devletlerin aklı ile bakmanın ötesinde bölgeyi ve bu ülkeyi kavrayıp çözüm üretecek alternatif tecrübesi olan tek ülke olarak düzen kurucu misyonun temsilcisi olmak hasebiyle konuyu egolarımızla değil vicdan ve nizam bilincimizle değerlendirip tavır alabilecek derinlikteyiz, yeter ki hatırlayalım.
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2598 ) Etkinlik ( 190 )
Alanlar
Afrika 69 617
Asya 84 1007
Avrupa 17 625
Latin Amerika ve Karayipler 13 65
Kuzey Amerika 7 284
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1340 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 280
Orta Doğu 21 592
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 174
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1285 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 507
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1989 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1989

Türkiye’nin; iktisadi sorunlarını daha hızlı çözüp kendisine on yıllar kazandıracak yeni yaklaşımları nasıl geliştirebileceği, ilham kaynağı sosyal ahlak devrimini nasıl yapacağı, dünyadaki ekonomik dönüşüm sürecine ne gibi katkılar sağlayabileceği ve bir “finans merkezi“ olma yolunda neler yapabile...;

İstanbul İktisat Kongresi, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM tarafından “Geleceğin Ekonomisinde Türkiye ve Sosyal Ahlak Kodu“ ana temasıyla 09-11 Aralık 2021 tarihinde gerçekleştirilecek.;

Yaratılışından bugüne üzerinde yaşayan insanların tümünün, Tek Bir Dünya olarak düşlediği bu gezegen üzerine, çok sayıda kuramlar ve tezler üretilmiş. ;

Çok boyutlu şekillenen dünya güç sistematiği içerisinde Türkiye - Fas ilişkilerinin ideal bir noktaya taşınabilmesi için, yalnızca siyasi ve stratejik temelli değil, her parametrede karşılıklı derinlik oluşturacak bir yapıya doğru yönelinmesi gerekir. Bu noktada, ‘Türkiye - Fas Stratejik Diyaloğu’nu...;

“Çin’in Başarılarının Sırrı | Çin-Türkiye İşbirliğinin Geleceği“ başlıklı çok taraflı çalıştay “Kuşak ve Yol, Ticaret, Turizm, Yatırım, Finans ve Teknoloji“ teması ile 12 Nisan 2021 Pazartesi günü, Hilton İstanbul Bosphorus Oteli’nde gerçekleştirilmiştir. ;

Aktör ve otoriteleri stratejik boyutu da kapsayan bir yaklaşımla bir araya getirecek olan Türkiye - Endonezya Stratejik Diyaloğu önemli bir işlev görecektir.;

21’inci yüzyıla Avrupa yeni güvenlik sorunları ile girmiş ve bu da güvenlik ilişkileri ve kurumsal yapılar açısından çok farklı belirlemeleri ve gelişmeleri gündeme getirmektedir. Bu durum, mevcut uluslararası kuruluşların çoğunun rol ve fonksiyonlarını değiştirmekte, bazılarının yok olmasına neden ...;

Çin ve Türk otoritelerinin işbirliği/katkıları ile sürdürülen Proje kapsamında “Çin’in Başarılarının Sırrı | Çin Türkiye İşbirliğinin Geleceği” Çalıştayı İstanbul’da yapıldı.;

2. Uluslararası Akdeniz Kongresi

  • 28 Eyl 2022 - 30 Eyl 2022
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

2. Uluslararası Karadeniz - Kafkas Kongresi

  • 28 Eyl 2022 - 30 Eyl 2022
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

10. Balkan İletişim Ağı Konferansı

  • 28 Eyl 2022 - 30 Eyl 2022
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

9. Uluslararası Balkan Forumu

  • 28 Eyl 2022 - 30 Eyl 2022
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...

Orta Doğu coğrafyası, 2010 yılının aralık ayından bu yana Tunus ile başlayan, günümüzde de tüm şiddetiyle Suriye’de devam eden devrim süreçlerinin etkisiyle hızlı bir değişim ve dönüşüm iklimine girmiştir.