Avrasyacılığın Kurumsal Yapısı

Makale
Sovyetlerin Birliğinin dağılışı üzerine kurulan Rusya Federasyonu, selefi SSCB’nin soğuk savaş döneminde elde ettiği bölgesel ve küresel siyasi, askeri, ekonomik ve kültürel kazanımlarını, Avrasyacılık söylemi üzerine inşa ederek biçimlendirme gayreti içinde gözükmektedir. Bunun tipik örneği Rusya Federasyonunun kendisine alternatif olabilecek enerji projelerini engelleyip bölgesel ve küresel enerji piyasasındaki etkinliğini kurarak eski SSCB alanını nüfuz altında tutmayı başarmış olmasıdır.

Sözü edilen siyasal nüfus bağlamında Rusya federasyonu, küresel ve bölgesel çıkarlarını korumak adına birçok uluslararası örgütün kurulmasına öncülük etmiş ya da bunlara üye olmuştur. Bunlardan; Bağımsız Devletler Topluluğu (BDP), Avrasya Ekonomik Topluluğu (AET), Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAO), Şangay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) ve AGİT Mins Grubu Rusya federasyonunun üye olduğu örgütle arasında yer almaktadır. Aynı şekilde Rusya Federasyonu İslam Konferansı Örgütü (İKO), Arap Ligi, Orta Doğu dörtlüsü gibi örgütlere de üye olmaya çalışmaktadır. Bu bağlamda Avrasya coğrafyasında bir birlik olarak ön görülen Avrasyacı yaklaşım, Avrupa ve Asya’nın önemli ekonomi devleri karşısında Sovyetler Birliği gibi yeni bir Rus imparatorluğu kurmayı sağlayacak RUSASYA oluşumu olarak söylenebilir. Bu bağlamda Avrasyacılığın kurumsal yapısını siyasi, iktisadi, dini ve etnik gibi birçok açıdan değerlendirmek mümkündür.


Avrasyacılık Bağlamında Siyaset

Avrasyacı yaklaşımı hem iç hem de dış politik düzlemde değerlendirmek mümkündür. Bu bağlamda bunun dış politik alandaki tipik örneği, 1992-93 yıllarında uluslararası ilişkilerde gelişen ve sübjektif değerlendirme bağ- lamında terörizm, dinsel fanatizm, nükleer silahların yaygınlaşması konusundaki iddialar ve sürdürülen algı operasyonları bağlamında Rusya ve ABD’nin ortak tehdit algılamalarının örtüşmesidir. Yayılmacı bir strateji sürdürmek yerine içerdeki sorunlar yüzünden başta ABD olmak üzere Batı’dan destek aramakla meşgul olan Rusya, Batılı güçler tarafından doksanlı yılların başında bölgesel ve küresel sistemde istikrar unsuru, sorumluluk sahibi ve uluslararası sistemde önemli roller alabilecek bir aktör olarak değerlendirilmiştir.

Rusya’nın Yeni Avrasyacılık akımının önemli temsilcilerinden ve önde gelenlerinden olan Dugin, yeni Avrasyacılığı, siyaset bilimi, felsefe, ekonomi, jeopolitik ve stratejik gibi alanlarda ve ülke içi, BDT coğrafyası ve kıtasal düzeyde sistemli bir bakış acısı olarak geliştirmiştir.

Avrasyacı yaklaşımın iç politik alanda varlık karakterini ise Rus iç siyasetindeki sorunların daha çok devlet merkezli eğilimlerle çözümlenmek istenmesine, Rusya’nın Balkanlar’da baş gösteren krizlere batıdan farklı bir biçimde bir güvenlik sorunu olarak ele almalarını örnek gösterebiliriz. Avrasyacı anlayış siyasi partiler bakı- mından da iç politik alanda önem arz etmektedir. Avrasyacılığı temel ideoloji olarak kabul eden, liderliğini Dugin’in yaptığı Rusya Toplumsal Siyasî Hareketinin “Avrasya“ yelpazesinde yer aldığını belirtmek gerekir. Ayrıca bu anlayışın izleri hem Rusya Federasyonu Komünist Partisi’nde hem de Rusya Liberal Demokrat Partisi’nde görülür. Yeni Avrasyacılığı destekleyen siyasi seçkinler arasında Rusya Devlet Başkanı Putin’i ve Kazakistan Devlet Başkanı Nazarbayev’i zikredebiliriz.


Avrasyacılık Bağlamında Etnisite/Din

Avrasyacı yaklaşıma göre Rusya ne doğu ne de batıdır; Rusya jeopolitik anlamda kendi basına bir mihver, etno-kültürel açıdan da kendine özgü bir medeniyettir. Rus etnisitesini Avrasyacı potanın içinde eritmeye çalışan Dugin, Rus jeopolitiği ve kimliğini Avrasyacı düşünce üzerine inşa etmektedir. Yeni Avrasyacılık, postmodernizmi Rus milli ruhu içerisinde eritme önkoşulunu getirmektedir. Bununla beraber Dugin ırki milliyetçiliğin Rusya’yı parçalayacak temel dinamiklere sahip olduğunu savunmakta ve bu sebeple, hem Rusya’daki hem de coğrafi açıdan Asya ve Avrupa’da yasayan halkları tek bir üst kimlik çatısı altında birleştirmeyi savunmaktadır. Pek çok etnisite ve dini kapsayan yapısı nedeniyle Avrasya bölgesi özgün bir karakter sergilemektedir. Bu özellik göz önünde tutulduğunda, Avrasyacılığı geniş kapsamlı bir “medeniyet inşa projesi“ olarak ifade etmek mümkündür. Aynı şekilde yeni Avrasyacılarda, dinsel alanda Avrasya’nın ateizm dalgası karşısında tüm dinlerinin korunması gerektiğine inanmaktadırlar.7 Yeni Avrasyacılar, Avrasya bölgesinde Rusya’nın büyük bir güç olma konumunu garanti altına alacak bir Rus-Müslüman federasyonu“ düşüncesini savunmaktadırlar.

Klasik Avrasyacılığın İslam unsuruna vurgu yapmamasına karşın, Yeni Avrasyacılığın bu unsura yer vermesini Rusya’nın etki alanı içerisinde Müslümanlığın ağırlığı olan bir güç olmasına bağlayabiliriz.

Avrasyacılık hareketini, Rusya, Türk cumhuriyetleri, bölge ülkeleri ve bölge dışı güçlerin yapıları ve beklentileri olmak üzere dört farklı açıdan ele alınabilir

Gerek Sovyet coğrafyasında gerekse bugünkü Rusya federasyonunda Türkiye ile ilişkiler hassasiyet gösterilmesi gereken bir durum olarak kabul edilmektedir. Söz konusu yaklaşım içinde, gerek Balkanlarda Boşnaklar ve Arnavutlar, gerekse Kafkasya’da, Çerkezler ve Çeçenler gibi halkların Türkiye’ye ilgisi önemli ölçüde Türkiye dışındaki Türklerle birlikte değerlendirilmektedir.


Avrasyacılık Bağlamında Ekonomi

Klasik Avrasyacılar, Rusya ve Rus toplumunun maddi yaşam koşullarını ve ekonomik sorunlarını sosyalist ve kapitalist düzenden farklı, işlevsel mülkiyet temeline dayanan bir kamu-özel sistemi üzerinden çözümleyebileceklerini düşünmektedirler.

Sovyet sonrası Rusya politikacılarının önemli isimlerinden biri olan Dugin, aynı zamanda ‘Avrasya Partisi’nin genel başkanlığını yapmıştır. O, 21.Yüzyıl başında Avrasyacı konsept ile Rusya’nın ekonomik, teknolojik ve siyasi zafiyetini gidermeye bu anlamda Çarlık ve Sovyet dönemi coğrafyasında yeniden Rus nüfuzu kurmanın felsefi altyapısını oluşturmaya çalışmıştır. Dugin, Orta Asya’daki Türk cumhuriyetleri ile Kafkas cumhuriyetleri konusunda Moskova’nın çıkarları açısından dikkate değer önerilerde bulunmuştur.

Yeni Avrasyacı görüşünde derin bir ekonomi–kültür bağlantısı kuran Dugin’e göre bütün bir tarih, “doğal ideokratik12 siyasi yapıya sahip“ karasal medeniyetlerle ticari, piyasacı iktisadi düzenin taşıyıcılığını yapan denizci medeniyetler arasındaki mücadelenin tarihidir.

Bu noktada “Kara“sal ve “Deniz“li ekonomik ve kültürel yapı karşılaştırması yapan Dugin’in “deniz medeniyetlerinin ve kültürlerinin çoğu zaman piyasa ekonomisine sahip olduklarını ve siyasette liberal/demokratik düzene ağırlık verdiklerini“ karasal medeniyetlerin ise “piyasa-dışı ekonomileri ve sınırlı demokrasiyi veya genellikle toplumun hiyerarşik yapılanmasını“ tercih ettiklerini belirtmesi oldukça dikkat çekicidir.

Rusya devletinin gelirlerinin büyük ve belirgin bir bölümünü petrol ve doğalgazın satılmasından ve taşınmasından elde edilen gelirler oluşturmaktadır. Bu sebepten dolayı Rusya, Orta Asya ve Kafkaslardaki petrol ve doğalgazın kendi kontrolünde doğu ve batı pazarlarına ulaşmasını istemektedir

Bu amaçla, Türkmenistan, Özbekistan ve Kazakistan ile uzun vadeli anlaşmalar yapma yoluna gitmiş, bu yolla kontrolü elinde tutmayı amaçlamıştır. Sonuç itibariyle Rusya, enerji diplomasisi yolu ile Avrupa, Avrasya bölgesi ve Güney Kafkasya jeopolitiğinde yeni dengeler oluşturma gayreti içerisinde gözükmektedir.


Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2708 ) Etkinlik ( 221 )
Alanlar
Afrika 76 639
Asya 98 1077
Avrupa 22 637
Latin Amerika ve Karayipler 16 67
Kuzey Amerika 9 288
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1379 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 293
Orta Doğu 22 606
Karadeniz Kafkas 3 296
Akdeniz 3 184
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1292 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
İslam Dünyası 58 781
Türk Dünyası 19 511
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2045 ) Etkinlik ( 82 )
Alanlar
Türkiye 82 2045

Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bugüne ABD’nin büyük stratejisinin ne olması gerektiği konusunda yoğun bir tartışma yaşanmaktadır. Özellikle 11 Eylül olayları, Irak Savaşı ve 2008 küresel finansal krizinin etkileriyle ABD dış politikasının tarihsel motiflerinden biri olan izolasyonist eğilimin yeni b...;

Avrupa’da aşırı sağın içinde bulunduğumuz son 40 yılda bir yükseliş yaşadığını söylemek mümkündür. Aşırı sağın bu yükselişinde hem iç hem dış pek çok dinamik bulunmaktadır. Bu dinamiklerin anlaşılması için öncelikle aşırı sağın anlamlandırılması ve son yıllarda aşırı sağın yükselişine neden olan siy...;

Komşu kıyılara sahip devletlerin Deniz Yetki Alanı (DYA) yan sınırının belirlenmesi her zaman sorunlu olmuştur. Genelde sınırın denizle birleştiği noktayı merkeze alan bir açı genişliği başlangıçta olmasa bile ilerleyen zaman içinde denizde veya karada meydana gelen topografik değişiklikler nedeniyl...;

Güvenlik kavramı, insanların değişen ihtiyaçları göz önüne alınarak değişirken, beraberinde Uluslararası İlişkiler alanını da dönüştürmektedir. Tarihten bu yana süre gelen konvansiyonel güvenlik, terörizm ve organize suç gibi sorunların yanında gelişme, cinsiyet, iklim, pandemi gibi yeni konular da ...;

Büyük güçlerin siber uzay ve siber güvenlik stratejileri 21. yüzyılın başlarında somut olarak şekillenmeye başlamıştır. Ancak bu stratejilerin temeli ABD ve SSCB'nin Soğuk Savaş dönemi boyunca tecrübe ettikleri uzay ve silahlanma yarışının bir sonucu olarak atılmıştır.;

ABD'nin Trump döneminden itibaren Afrika ile daha az ilgilendiği, Fransa’nın ise her geçen gün güç kaybettiği bir ortamda, uluslararası alanda yalnızlığa itilen Rusya, Afrika’da etkinliğini artırmaya yöneldi.;

İlk kez 2015 yılında düzenlenen ve bu yıl dokuzuncusu gerçekleştirilecek İstanbul Güvenlik Konferansı 2023, TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü (MSGE) tarafından “Ekosistemde Stratejik Dönüşüm: İklim, Gıda, Demografi, Meritokrasi, Ekonomi, Sağlık, Eğitim, İstihdam, Aile-Gençlik ve Şehir Güvenl...;

Bu çalışmada, bipolar ve monopolar dönemlerdeki enerji dengeleriyle günümüzde oluşmakta olan multipole doğru geçilirken enerji dengelerinin değişimleri ele alınarak irdelenmektedir. Burada, Ukrayna’da yaşanan sıcak çatışmaların, önemli bir kırılma noktasını oluşturduğu üzerinde durulmaktadır. ;

İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

Bilgi teknolojilerinin hızlı gelişimi, aynı büyüklükteki güvenlik sorunlarını beraberinde getirmiştir. İnternetin ilk yıllarında bilgi güvenliğinin üç önemli bileşeni olan “erişilebilirlik, gizlilik, bütünlük” kavramlarından “erişilebilirlik” öne çıkmış; önce internetin gelişmesi ve işletilmesi düşünülmüş, “gizlilik ve bütünlük” geri planda kalmıştır.

  • 03 Kas 2022 - 03 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...