Deniz Ufkunda Kaybolmak

Makale

Denizdeki insanın, zaman kavramı çok farklıdır. Gemi, deniz ufkunda kaybolduğu zaman, geride kalanlar, içindekileri başka bir zaman boyutuna uğurlamış olurlar....

Denizdeki insanın, zaman kavramı çok farklıdır. Gemi, deniz ufkunda kaybolduğu zaman, geride kalanlar, içindekileri başka bir zaman boyutuna uğurlamış olurlar. Denizciler için saatler, dakikalar ve günlerin önemi yoktur. Denizci için gerçek zaman, evine tekrar dönene kadar geçen süreden ibarettir. Ancak duygusal zamanın sınırları yoktur. Onlar için zaman, evden ayrılış ve dönüştür, iki koklayış, iki öpücük arasıdır, sevgi sözcüklerinin uzunluğudur, sarılışın sıcaklığıdır. Sefer sırasında, denizcinin duygusal zaman kavramı, gerçek zaman içinde mayalanarak kabarır ve genişler. Ama deniz ona, sürekli olarak sabırla beklemesini fısıldar. Aslında geride kalanlar için de durum çok farklı değildir. Onlar da gerçek zamanı genellikle farketmezler. Onlar da özlem, hasret ve umut içinde günlük hayatlarındaki gerçek zamanı diledikleri gibi yaşayamazlar. Ama onlar, sanki hiç ayrılmamış gibi, mesafeleri hiçe sayan duygusal bir iletişim içindedirler.

Her sokak başında gidenleri görecek gibi olurlar. Her telefonun zili onlardır. Mavinin her tonu onları hatırlatır. Bekleyenle gidenin ortak zamanı, kavuşmaya kadar uykuya yatmış gibidir. Çünkü birlikte bir yaşama dönüşmeyen, dile getirilemeyen, duyulamayan bir sesin, hissedilemeyen bir duygunun ne önemi olabilir ki? Bu nedenle denizciler hiç bir zaman plan yapmazlar. Çünkü deniz planlamaya izin vermez. Denizci, evinin kapısının zilini çalıncaya, hatta tanıdık bir yüz görünceye kadar kendisini denizden dönmüş saymaz. Bunun nedeni deniz ortamının farklılığıdır. Deniz ortamı karadan çok farklıdır. Risk ve tehlikeleri süreklidir. Bu nedenle denizde insanın en büyük yardımcısı kendisidir ve yardım alabileceği şartlar çok nadirdir. Denize çıkmadan önce bütün tedbirleri alanlar iyi denizci olurlar ve denizle olan doğal mücadeleyi kazanabilirler. Bu bağlamda deniz, insanın kendine güven ve saygı duymasını sağlayan en uygun ortamdır. Bu ortamda yalnız kalan ve kendini tehlikede hisseden insan, genellikle hayatını ve yaşamı da sorgulamaya başlar. Bulabildiği her cevap, onun geleceğinde uygulayacağı kriterleri oluşturur, beyninin kıvrımlarında yer eder. Denizciliği meslek olarak yapmayan bir çok insan denizin kenarında yaşadığı halde onu fark edemez. Onu fark etmek için yürek ve bilgi gerekir.

Denizin patronu ve kontrol makamı rüzgardır. Rüzgar denizin ruhudur. Rüzgar olmasaydı, denizlerin kıtaları bağlayan beton yollardan hiç bir farkı kalmazdı. Üzerinde koloniler kurulup yaşanabilirdi. Ama denizin ruhu ve canı olan rüzgar var. Bizler de ona uyum sağlamak zorundayız. Ülkemizde denizi, sıcaklarda bir serinletici ve tenlerini bronzlaştırmak için bir vasıta olarak görenler maalesef çoğunluktadır. Bir çoğumuz da denizi onun balığını yerken hatırlarız. İnsanlığın yaşamının, deniz akıntılarına ve rüzgarlara bağlı olduğunun kaç kişi farkındadır? Deniz, bir kara canlısı olan insana yabancı ve ürkütücü gelir. Kısa veya uzun, zorunlu deniz seyahatlarında gözümüz karadadır. Bir an önce inmek isteriz. Çünkü bizler denizin kenarında yaşadığımız halde ona yabancı olmaya şartlandırılmışızdır. Kadınlar en rahat doğumu suda yapıyorlar. İnsan suya doğabiliyor. Bir yaşına gelmemiş çocukları suya bıraktığınızda çoğunun yüzdüğünü görebiliriz.

Çocukluktan itibaren onları denizle kucaklaştırabilirsek, hiç şüpheniz olmasın, ebeveynleri gibi denizin her halini seveceklerdir. Türkiye olarak denizcilik alanında yapacak çok işimiz var. En büyük hayalim, deniz ve göl kıyısında yaşayan kız erkek, her Türk çocuğunun yelken kullanmayı öğrenmesi. Altı yüz senelik Osmanlı Devleti ve 90 yaşındaki Türkiye Cumhuriyeti neden denizci bir devlet olamamamıştır sorusunun, aslında yıllardır dillere pelesenk edilen bir tek cevabı vardır. Türk milletinin denizcilik geleneği ve kültüründen yoksun olmasıdır. Sorunu ve çözümünü bilmek de bir işe yaramıyor. Yola düşmek gerek.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2072 ) Etkinlik ( 86 )
Alanlar
TASAM Türkiye 86 2072

Tarih, geçmişin tozlu sayfalarında bırakılacak donuk bir hatıra defteri değil; bugünün hibrit savaşlarında devletlerin hayatta kalmasını sağlayan en dinamik jeopolitik enstrümandır. Bir toplumun geleceğini inşa edebilmesi, geçmişini romantize etmesiyle değil, o geçmişi bugünün şartlarıyla rasyonel b...;

Türkiye’nin ekonomi tarihi, krizler ve bu krizlerden çıkış reçeteleriyle dolu bir kroniktir. Ancak 2001 krizi, sadece bir likidite daralması veya döviz şoku olmanın ötesinde; Cumhuriyet tarihinin en köklü "sistemik çöküşü" olarak kayıtlara geçmiştir. ;

Balkanlar’ın tarihsel ve jeopolitik kırılma noktalarında yer alan Sırbistan’ın iktisadi düşünce serüveni, Doğu ile Batı, imparatorluk mirası ile ulus-devlet inşası, korumacılık ile piyasa entegrasyonu arasındaki süreğen bir gerilimin ürünüdür.;

Temeli 1998 tarihli Afrika Açılım Eylem Planı’na dayansa da özellikle 2008’den itibaren büyükelçilik sayısında ve THY Afrika destinasyonlarındaki artışlarla birlikte ivme kazanan Türkiye-Afrika ilişkileri ekonomik, siyasi, kültürel ve askeri stratejik boyutlarıyla geniş bir zemine oturmaktadır. ;

19. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren Osmanlı Devleti, sadece askeri ve mali cephelerde değil, aynı zamanda entelektüel, idari ve kurumsal sahalarda da çok boyutlu bir beka mücadelesine girişmiştir. ;

İktisadi düşünce tarihi yazımı, coğrafi ve siyasi sınırların çizgisel takibine indirgendiğinde, ekollerin arkasındaki entelektüel geçişkenlikleri ve can alıcı dip akıntılarını gözden kaçırma riskiyle maluldür. Bu durumun en somut tezahürlerinden biri, Orta Avrupa iktisadi mirasının neredeyse tamamen...;

Kalkınma iktisadı literatürü, sürdürülebilir ekonomik büyüme ve yapısal dönüşümün ön koşulları olarak genellikle geniş bir yerel pazar, stratejik hammadde erişimi, zengin doğal kaynaklar ve jeopolitik bir hinterlandın varlığına vurgu yapar. Ancak Doğu Asya kalkınma deneyiminin en neoklasik ve aynı z...;

Rus iktisadi düşünce tarihini incelemek, sadece bir coğrafyanın üretim ve bölüşüm ilişkilerini takip etmek değil; aynı zamanda devletin bekası, toplumun ahlaki dokusu ve bireyin mülkiyetle olan sancılı ilişkisi üzerine kurulmuş devasa bir "iktisat sanatı" (techne) laboratuvarına girmektir. ;

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Oca 2024 - 10 Şub 2024
  • İstanbul - Türkiye

10. İstanbul Güvenlik Konferansı (2024)

  • 21 Kas 2024 - 22 Kas 2024
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2025 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 31 May 2025 - 28 Haz 2025
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2023 Dönem 1

21. yüzyıl güvenlik sorunlarının dönüşümünü takip edebildiğimiz bir dönem olarak dikkat çekmektedir.

  • 11 Kas 2023 - 02 Ara 2023
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 03 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

8. İstanbul Güvenlik Konferansı (2022)

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu Toplantısı 5

Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu’nun beşinci toplantısı 25 Mayıs 2023 tarihinde İstanbul’da 6. Dünya Türk Forumu marjında gerçekleştirilecektir.

  • 2023
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...