8 Mart “Dünya Kadınlar günü“ vesilesiyle, kadınlarımızın bu önemli gününü coşkuyla ve en içten duygularımla kutlarken, aşağıdaki görüşlerimi paylaşmak isterim;
Türkiye’nin önündeki sorunların en büyüğü, "kadın sorunu“dur. İnancım odur ki, tüm diğer sorunlarımızın bununla doğrudan ilgili görünmese bile çözüm anahtarının, bu sorunun çözümüne endeksli olduğu söylenebilir.
Şöyle ki nüfusunun yazısını toplumdan kopartarak, eve hapseden ve dolayısıyla topluma artı değer sunmaktan alıkoyacak bir anlayış, ancak akıl tutulmasıyla izah edilebilir. Ekonominin yüzde yüz randıman yerine, yüzde elli randımanla çalıştırılması başka türlü izah edilemez.
Fiziksel farklılıkları, her alanda farklılığın mevcudiyetine bağlayan bir zihniyetin, artık öğrenmesi ve bilmesi gereken bir gerçek, kadınların, erkeklerin yaptığı her işi yapabileceğidir. Buna geleneksel erkek meslekleri gibi görünen askerlik ( muharip sınıflar dahil ), polislik, kas gücü gerektiren her türlü işçilik dalı, pilotluk, vs. dahildir. Hele kas değil, beyin gücü gerektiren politika, yöneticilik, üst düzey ve karar alıcı bürokrat görevleri, tartışma konusu bile olamaz.
Buna karşılık, geleneksel kadın görevleri olarak genel kabul gören, annelik, yemek pişirme, sofra hazırlama, çamaşır yıkama, ütü, ev temizliği gibi görevlerin de aslında eşler arasında paylaşılması gerektiği artık anlaşılmalıdır.
Türk toplumu, devletin kadın - erkek eşitliğini sağlamasına bel bağlamadan zihniyet dönüşümünü gerçekleştirip bu noktaya geldiğinde önündeki sorunların tamamının çözülüp yol alacağını görecek ve medeni ülkeler safındaki en gerekli yerini alacaktır.
Bugün kadın - erkek herkese kutlu olsun ve mutluluk getirsin.