Güneydoğu Asya'da Başarılı İşbirlikleri: CLMV, GMS - ECP

Makale

Obama'nın ikinci defa ABD başkanı seçilmesinden sonraki ilk bölge gezisini 19/20 Kasım 2012 tarihlerinde CLMV ülkelerinden Kamboçya ve Myanmar'a...

Obama'nın ikinci defa ABD başkanı seçilmesinden sonraki ilk bölge gezisini 19/20 Kasım 2012 tarihlerinde CLMV ülkelerinden Kamboçya ve Myanmar'a yapması ve hele bu ülkeleri ziyaret eden ilk ABD başkanı olması, çoğu analist için sürpriz olmuştu. Yeni bir 'çevreleme' ve 'soğuk savaş' mı başlayacak endişelerinin ardından bölgedeki ekonomik potansiyelin ve gelişmenin fark edilmesi ise ziyaretin ekonomik boyutlu gerekçesini ortaya koyacaktı.Çünkü bölge jeopolitik öneminin yanı sıra 'entegrasyona yönelik' hızlı bir büyüme sürecinde!

Kamboçya, Lao PDR, Myanmar ve Vietnam'dan oluşan ve göreceli olarak ASEAN'ın yeni üyeleri olan CLMV ülkeleri; yapısal farklılıkları, farklı ekonomik öncelikleri ve farklı pazar büyüklüklerine sahip olmalarına karşın bünyelerinde sayısız benzerlikler de barındıran ekonomiler. Temelde tümü - henüz - tarıma yönelik geçiş ekonomilerine sahip olmaları ve yüksek fakirlik oranlarının yanı sıra elverişli altyapı ve pazar ekonomisi kurumlarına da tam anlamıyla sahip değiller.Ancak çoğunlukla ve göreceli olarak; makro ekonomik stabilite ve yüksek büyüme hızını sürdürmekteler. Her birinin farklı kalkınma- büyüme engellerine sahip olmalarına karşın, top yekun bakıldığında CLMV büyük bir kalkınma potansiyeline sahip ve bu potansiyelin sonuç vermesi, bu ülkelerin kendi çabalarının yanı sıra ASEAN'ın da desteğine ihtiyaç duymakta. Aslında ASEAN da Doğu Asya entegrasyonunun gerçekleşip güçlenebilmesi için tüm bölge ülkelerinin kalkınma açıklarının kapatılarak, globalizasyon ve bölgeselleşmenin ortaya çıkarabileceği olası sorunlardan arınmakta istekli ve kararlı.

Bölgede fakirlik, doğrudan yabancı yatırımların artışına (FDI) ve ASEAN bölgesindeki ekonomik gelişime (spillover etkisi) parelel olarak hızla azalmakta.ADB 2011 verilerine göre Kamboçya'da 1994 yılında 47 % olan fakirlik oranı 2007 yılında 30.1% , Vietnam'da 1993 yılında 58.1% olan aynı oran 2008 yılında 14.5 % ve Lao PDR'de ise 1992 yılındaki 45%'den 2008 yılında 27.6% oranlarına şimdiden inmiş durumda olup bölgedeki doğrudan yabancı sermaye stok değişimleri ise dikkat çekecek oranda ve şu şekildedir;

UNCTAD verilerine göre, bölgedeki 1993-2010 doğrudan yabancı sermaye (FDI) stok değişimleri(*)

-Kamboçya 2010 FDI stoku: 5.96 milyar USD (1993'e oranla artış:47.7 misli),

-Lao PDR 2010 FDI stoku: 2.10 milyar USD (1993'e oranla artış: 36.5 misli),

-Myanmar 2010 FDI stoku: 8.30 milyar USD (1993'e oranla artış: 9 misli),

-Vietnam 2010 FDI stoku: 65.63 milyar USD (1993'e oranla artış: 19 misli)

Bölge ülkeleri yanı sıra, Tayland ve Çin'in Yunnan - ve daha sonra da Guangxhi Zhuang otonom bölgesinin de 2004 yılında - katılımıyla oluşturduğu 'Greater Mekong Subregion Economic Cooperation Program: GMS ECP' da oluşumun bir anlamda organizasyonel yapısını oluşturuyor ve geçen yıl kuruluşunun üçüncü on yılına girdi. Doğu Asya'daki çoğu yapılanmada olduğu gibi genel sekreterliği ADB (Asian Development Bank) tarafından yürütülüyor ve Eylül 2011 itibariyle toplam tutarı 14 milyar ABD dolarına (**) ulaşan 55 yatırım projesi uygulandı.Projelerin kapsamı ise altyapı yatırımlarına yönelik ve karayolu, havalimanı, tren yollarının güncellenmesi ve güçlendirilmesinden, hidroelektrik enerji üretim projeleri, turizm altyapısının güçlendirilmesi ve bulaşıcı hastalıkların önlenmesine kadar geniş bir alanı kapsamakta.Ayrıca, sürdürülebilirlik bağlamında; iklim değişikliği, bölgesel doğal kaynakların rasyonel kullanımını hedefleyen program da küresel finans krizine rağmen etkinliğini başarıyla sürdürmekte.

Mekong nehri boyunca kümelenmiş olan GMS ülkeleri, 2.6 milyon km2 alana sahipler ve 2010 verilerine göre 326.000.000 civarında nüfus barındırmakta olup Çin dışındaki beş GMS ülkesinin 1993-2010 dönemi büyüme oranı 'WEO 2010 database' göstergelerine göre ortalama 5.27% olarak gerçekleşmiş durumda ve bu süreçte iki büyük finansal kriz yaşayan bölge için oldukça başarılı sayılmakta.(***)

Kuruluşunun onuncu yılındaki, 2002 yılı GMS-ECP ülkeleri toplantısında saptanan ve altyapı bağlantılarının güçlendirilmesi, sınır ötesi ticaret, yatırım ve turizm etkinliklerinin arttırılması ile özel sektör katılım ve rekabet gücünün arttırılmasını hedefleyen temel strateji uygulamalarının destekleyici ve somut diğer bir uygulaması da bölgede tespit edilen 'ekonomik koridorların' tanımlanması olmuştu. Kuzey-Güney, Doğu-Batı ve Güney olarak tanımlanan koridorların gelişimi CLMV ülkelerinin yanı sıra Çin'in de Güney Asya'ya olan bağlantılarını güçlendirmekte.

Tanımlanan ekonomik koridorların gerçekleşmesi bölge ülkelerine altyapının güncellenmesinin yanı sıra iki avantaj daha getirmekte; 'sınır bölgesi etkinlikleri' ve 'kavşak bölge etkinlikleri'.Bölgelerde oluşturulacak enfrastrüktür projeleriyle hem girişimciler altyapısı daha elverişli bir bölgede yatırım imkanına sahip olacak hem de işgücü mobilizasyonu yoluyla istihdam ve ücret dengesizliği azaltılmış olacaktır.Sınır ve kavşak bölgeler ayrıca 'özel ekonomik bölgeler' oluşumunda referans coğrafyalar olup, Deng Xiaoping 1992 Güney Çin ziyaretinde literatüre girmiş olan 'sosyalist pazar ekonomisi' teriminin adeta örnek uygulama bölgesidirler.

Doğu ve Güneydoğu Asya bölgesi, son otuz yıldır kayda değer hatta geometrik bir büyüme sürecinde ve büyümenin majör faktörleri; 'düzenlenmekte olan' altyapının yanısıra 'özel ekonomik bölgeler' vasıtasıyla çekilen 'doğrudan yabancı sermaye girişimleri'.'Ekonomik koridorlar konsepti' de büyümeyi destekleyen unsurların başında gelmekte!

(*) http://uncstad.unctad.org

(**) Finansmanın yaklaşık olarak 5 milyar ABD doları ADB, 4.3 milyar ABD doları bölge hükümetleri ve 4.6 milyar doları ise diğer kurumlar tarafından sağlanmıştır.(The GMS-ECP, Strategic Framework 2012-2022)

(***) http://110.164.59.211/gmsinfo/images/stories/regional_cooperation/gms-ec-framework-2012-2022.pdf

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2608 ) Etkinlik ( 195 )
Alanlar
Afrika 70 618
Asya 87 1012
Avrupa 18 628
Latin Amerika ve Karayipler 13 65
Kuzey Amerika 7 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1341 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 280
Orta Doğu 21 592
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1286 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 508
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1989 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1989

Fransa’da yaşayan ve Goncourt Akademisi Edebiyat Ödülü sahibi olan meşhur Lübnanlı yazar Amin Maalouf, 07 Mayıs 2021 Cuma saat 21.00’de Galatasaray Üniversitesi Siyaset Bilimi Kulübü ve King’s College Turkish Society tarafından gerçekleştirilen çevrim-içi söyleşinin konuğu oldu.;

Türkiye - Güneydoğu Asya Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut işbirliklerinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı hedeflemekte ve stratejik zeminin kapasite inşasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.;

Mısır ile kopan ilişkilerimiz yeniden düzelme sürecine girerken geçmişten güne bakarak geleceği düşünmek faydalı olabilir. Mısır ile müzakerelerde hangi kalemler üzerinden konuşacağımız devletlerin kendi maslahat algıları çerçevesinde gelişecektir. ;

Çok boyutlu şekillenen dünya güç sistematiği içerisinde Türkiye - Hollanda ilişkilerinin ideal bir noktaya taşınabilmesi için, yalnızca siyasi ve stratejik temelli değil, her parametrede daha fazla karşılıklı derinlik oluşturacak bir yapıya doğru yönelinmesi gerekir. Bu bağlamda sektör temsilcilerin...;

1990’ların başlarında Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve Sovyetler Birliği ve Yugoslavya gibi devletlerin dağılmasıyla birlikte, toprak kazanımı, güç mücadelesi ya da etnik hâkimiyet kaygılarının tetiklediği iç savaşlar yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu süreçte BM bu duruma bigâne kalmayarak, Irak, Somali, H...;

Türkiye - Güney Asya Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut işbirliklerinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı hedeflemekte ve stratejik zeminin kapasite inşasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.;

Avrupa Birliği (AB) ve Birleşik Krallık (BK) arasında 30 Aralık 2020 tarihinde imzalanan “Ticaret ve İşbirliği (TCA) Anlaşması” 30 Nisan 2021 itibarı ile yürürlüğe girdi. ;

Hindistan ve Pakistan, yaklaşık iki asır boyunca Güney Asya coğrafyasına hükmeden İngiltere’nin 1947 yılında Hint Yarımadası’ndan çekilmek zorunda kalması üzerine, din temelli ayrışma esasında kurulan devletlerdir. ;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...

Orta Doğu coğrafyası, 2010 yılının aralık ayından bu yana Tunus ile başlayan, günümüzde de tüm şiddetiyle Suriye’de devam eden devrim süreçlerinin etkisiyle hızlı bir değişim ve dönüşüm iklimine girmiştir.