Volskwagen ve Almanya

Makale

Türkiye’de en çok satan otomobil olduğu halde yatırım yapmaması Ticaret Bakanımız tarafından eleştirilen Almanya’nın Volkswagen firmasının, Başbakan...

Giriş

Türkiye’de en çok satan otomobil olduğu halde yatırım yapmaması Ticaret Bakanımız tarafından eleştirilen Almanya’nın Volkswagen firmasının, Başbakan Merkel’in 25 Şubat 2013’deki resmi ziyareti nedeniyle yeniden gündeme gelmesi muhtemel. Bu bağlamda dünyaca ünlü Volswagen’in Almanya için anlamını vurgulamak faydalı olacaktır.

Stratejik Kuruluş Nedir?

Ülkelerin savunma ve güvenliklerini doğrudan veya dolaylı, ekonomilerini doğrudan etkileyen kuruluşlara Stratejik Kuruluş (SK) adı verilmektedir. Özellikle döviz kaybını önleyen ve dış alıma gerek kalmaksızın geniş tüketim ihtiyaçlarına cevap veren kuruluşlar da stratejik kuruluşlardır. SK’lar Beka ve Refah’ın sağlanmasında sigorta işlevi görürler. SK’ların varlık nedenlerinin temel amacı, genelde Kriz ve Savaş gibi olağanüstü dönemlere yöneliktir. O nedenle bu kuruluşların barış zamanı satılmalarını, bir çok politikacı ve ekonomi uzmanı, liberal ekonomik sistemin vazgeçilmez bir gereği olarak değerlendirmektedir. Bir ülke hangi askeri ve politik ittifak veya ekonomik sistem içinde bulunursa bulunsun, içine düşebileceği olumsuz koşulları daima tek başına karşılamayı düşünmek ve planlamak zorundadır. Cumhuriyetin ilk yıllarında kurulan Kayseri uçak fabrikası 1939’a kadar 180 uçak imal etti. Bunlardan 13’ü Danimarka’ya 3 tanesi de Hollanda’ya ihraç edildi. Üretim, İkinci Dünya Savaşı sonrasında başlayan ABD yardımı nedeniyle durduruldu. 3-4 yıllık bir faaliyetten sonra da Kayseri'deki fabrika kapatıldı. Onun yerine Amerikalılar bize traktör fabrikası kurdular. Temel kural şudur ki; denize düşen adama kendisinden başka kimse yardım edemez. PETKİM’in özelleştirilmesini destekleyenler, karşı çıkanlara PETKİM’i alıp da yurt dışına mı çıkaracaklar her şey burada, gerekirse el koyup çalıştırabiliriz şeklinde cevap vermektedir. Küresel Sistem, özelleştirmede öyle şartlar koymaktadır ki, çalıştırmak bir yana üç misli fiyatla geri almak zorunda kalabilirsiniz. 1974 Kıbrıs Harekatında uçak yakıtı üretimini azaltan ve hatta arıza gerekçesi ile durduran Mersin’deki Türkiye’nin ilk özel rafinerisi ATAŞ örneği unutulmamalıdır. Küresel Ekonomik Sistem içindeki korumacılık, özellikle yabancı sermayenin şirket satın almalarında gündeme gelmektedir. ABD’de bir kısım limanların Arap firmasına satılması kongre tarafından engellenmiştir. İngiltere’de Corus Grubu’nun Hindistan’ın Tata Grubu tarafından alınmasına büyük tepkiler gelmiştir. ABD, ulusal güvenlikle doğrudan veya dolaylı olarak ilgili hiç bir şirketin satılmasına izin vermemektedir. Fransa 11 sektördeki stratejik şirketlerin yabancı sermayenin eline geçmemesi için koruma önlemleri almıştır. Rusya ve Latin ülkelerinde stratejik şirketlerin devletleştirilmesi çalışmaları giderek yaygınlaşmaktadır. [1]

Almanya’nın Milli Sembolü: Volkswagen

Avrupa ülkelerinin SK’lara yaklaşımlarına bir göz attığımızda son derece milliyetçi ve korumacı bir tutum içinde oldukları görülmektedir. Irak Savaşı ile birlikte enerji güvenlikleri tehlikeye giren bir çok ülke rüzgar, güneş, dalga dahil çeşitli kaynaklara yönelmişlerdir.[2] AB Komisyonunun rekabeti ve serbest piyasa kurallarını emreden yüzlerce kararına rağmen, AB ülkeleri, ulusal çıkarlarını etkileme olasılığı bulunan kararlara direnmektedirler. Bankacılık, enerji, demirçelik, ulaşım ve iletişim sektörü, bilişim ve savunma-güvenlik alt yapısı gibi stratejik kuruluşlardaki ulusal kontrol daima elde tutulmaktadır. Hatta çok çarpıcı bir örnek olarak Almanya’nın ünlü Volswagen otomobil firması verilebilir. Hitler’in kurduğu bu firma o tarihte ilk defa icat edilen hava soğutmalı motoru ve dayanıklılığı ile soğuk kış şartlarında Alman ordusuna çok önemli avantajlar sağlamış ve Alman teknolojisinin dünya çapında simgesi haline gelmiştir. Bugün aynı stratejik öneme sahip olmamasına rağmen, Volkswagen Alman endüstrisinin, Alman tarihinin, Alman disiplininin ve karakterinin bir idol ve sembolü olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle AB Komisyonun sürekli ikazlarına rağmen hala özelleştirilememiştir. Baskılara karşı Alman hükümeti, hisselerin bir kısmını elde tutan Saksonya Eyaleti (% 20) ve Porsche firmasından hisselerin % 51’ni almasını talep etmiştir. Daha çarpıcı bir olgu ise fabrikanın bulunduğu Saksonya Eyaletinin % 20 hissesine rağmen çok eski bir düzenlemeyle kararlarda veto hakkına (altın hisse) sahip olmasıdır.Yani her satış ve özelleştirmede % 51’ni devredilmesi halinde bile, korumacı özel kural ve şartlar konulabilmektedir. En son gelinen noktada, Hollanda, Fransa ve Almanya, kendi kamu şirketlerinin üçüncü devletlerin yatırımlarına karşı korunmasına destek vermektedirler. Avrupa Yüksek Adalet Divanı’nın aksi kararına rağmen, bu korumayı, veto hakkına sahip Altın Hisse vasıtasıyla uygulama alanına koymak istemektedirler. İlginç olan taraf bu yaklaşımı o dönemdeki AB Komisyonunun Ticaretten Sorumlu Komiseri Peter Mandelson da desteklemiştir. Böylece stratejik sektörlerde faaliyet gösteren Avrupalı şirketlerin istenmeyen yabancıların eline geçmesi engelenebilecektir. Mendelson, sadece AB üyesi ülkelerin değil, AB Komisyonunun da yetki sahibi olacağı bir Avrupa Altın Hissesi yaratabileceğini söylemiştir.[3] Görülüyor ki, KS’in baş aktörleri güvenlikleri ve milli ideolojik değerleri söz konusu olduğunda sistemin kurallarını bozmakta çekinmiyorlar. İşte bugün Türkiye’nin gündeminde olan Volkswagen’e farklı yönden bir bakış.

Dr. Nejat Tarakçı, Jeopolitikçi ve Stratejist

ntarakci@gmail.com, 2013 Şubat


[1] Milliyet Gazetesi 7 Şubat 2007 s.9

[2] New Europe ( 25 Feb-3 March 2007) No.728 p.1

[3] Cumhuriyet Strateji Sayı 163 13 Ağustos 2007 s.17

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2646 ) Etkinlik ( 217 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 97 1037
Avrupa 22 634
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1348 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 283
Orta Doğu 21 596
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1999 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1999

ABD ise geniş yüzölçümü, 330 milyonu yakın nüfusu, sanayileşme ve teknolojide elde ettiği ilerleme, büyüyen ve gelişen ekonomisi, doğal kaynakları, demografik yapısı, Birleşmiş Milletlerdeki veto gücü, IMF ve NATO içerisindeki yeri, uluslararası alandaki saygın konumu ile tüm dünyanın dikkatini her ...;

16. asrın ortalarında doğu istikametinde genişleyerek kadim Türk coğrafyasını işgal etmeye başlayan Rus Çarlığı 17. asırda Kuzey ve Doğu Asya’da yayılmaya devam etmiştir. ;

Küreselleşmenin ve gelişmiş iletişim teknolojilerinin dünyanın çehresini değiştirmesiyle uluslararası ilişkilerin devletlerarası ilişkiler ile tanımlı olduğu dönem sona ermiştir. ;

Askeri teknolojiye ağırlık veren Rusya, derin uzay aktiviteleri tam gaz devam ederken Amerika ve Çin’in gerisinde kaldı. Eski uzay gücü Sovyetler Birliği’nin mirasına Rusya sahip çıkamadı. ;

Savunma ve güvenlik alanında değişen parametrelerinin sağlıklı yönetilmesi için ilgili çalışmaların muasır ve üstü boyutlara taşınmasına, kamu bilinci oluşturulmasına ve Türkiye ile diğer ülkeler arasında güvenlik temalı ağlar kurulmasına stratejik katkı sunan Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü int...;

“Değişen devlet doğası” temelinde ulusal ve uluslararası güvenlik konuları ile küresel yönetişim mekanizma ve kurumlarını her yıl ayrı bir gündemle tartışmak üzere İstanbul merkezli oluşturulan İstanbul Güvenlik Konferansı’nın resmî internet sitesi ve adresi yenilendi.;

Dr. Serkan Cantürk’ün “Konvansiyonel Kalkınmadan Dijital Kalkınmaya Türkiye” isimli kitabı TASAM Yayınları tarafından kitap ve e-kitap olarak yayımlandı.;

İnsanoğlunun uzayla ilişkisini kabaca iki kategori altında incelemek mümkün. Bunlardan ilki yerküreye görece yakın mesafeleri kapsayan yörüngesel uzay. 1957 yılında uzaya fırlatılan Sovyet Sputnik uydusunu bugüne kadar 8.000’in üzerinde uydu takip etti ve Dünya’nın yörüngesindeki uydular artık moder...;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...