Afrika’da Sahel - Sahara Güvenlik Krizi "Özet Rapor"

Raporlar

4. Marakeş Uluslararası Güvenlik Forumu, 25 - 26 Ocak 2013 tarihlerinde Fas’ın Marakeş kentinde yapılmış...

4. Marakeş Uluslararası Güvenlik Forumu, 25 - 26 Ocak 2013 tarihlerinde Fas’ın Marakeş kentinde yapılmış ve "Sahel'deki krizlerin bölgesel ve uluslararası güvenliğe etkileri ile beklenen gelişmeler" konusuna tahsis edilmiştir.

Foruma TASAM Başkanı Suleyman Sensoy ile TASAM Başkan Danışmanı, Çağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Büyükelçi ( E ) Prof. Dr. Ali Engin Oba'dan oluşan heyet ile katılmışlardır.

Forum sırasında krizdeki Sahel - Sahara kuşağı ele alınarak incelenmiş, krizin gelişmeleri, bölgesel ve uluslararası istikrar ve güvenliğe etkileri, Sahel - Sahara alanının özellikleri, Sahel'in jeopolitik özellikleri ve Güney Atlantik Okyanusu ile etkileşimi ana konular olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca, Sahel'deki toprak sorunları, devlet olma vasfını kaybetmiş devletler, demografik sorunlar, iklim ile ilgili riskler, gıda ve su güvenliği, göç, müfrit akımlar, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı, gizli göç, devlet dışı diğer gruplar: isyancılar, paralı askerler, tabii kaynaklar, maden ve petrol ile ilgili sorunlar üzerinde de durulmuştur. Buna ilaveten Sahel'i etkileyen diğer bölgelerde meydana gelen olaylar da değerlendirme kapsamına dâhil edilmiştir. Kuzey Afrika'daki olaylar, Mali krizi, bölgesel jeopolitik, etki alanları ile ilgili mücadelenin doğurduğu riskler, Sahel ülkelerinin bölünme riski, Sahel - Sahara'nin hukuk dışı bir mekân haline gelmesi tehlikesi konuları da incelenmiştir.

Sahel, Afrika'da Moritanya'dan Cibuti'ye kadar uzanan çöl ve yarı çöl niteliğindeki bir bölgede 15 ülkeyi, 8 milyon kilometrekarelik bir alanı kapsamaktadır. Bölgede, çoğunlukla Arap, Berber, Tuareg, Pöl, Bella, Surayi, Mor, Tubu gibi halkların yasadığı, tabii kaynakların bulunmasına rağmen Birleşmiş Milletler insani gelişme endeksine göre 177 ülke arasında en sonuncu 10 ülkenin yer aldığı, iktisadi kalkınmanın çok zayıf olduğu ve çok fakir insanların yaşadığı bir bölgedir. Bu bölgede kuraklık önemli bir unsurdur, bu husus bölgede yaşayanlar üzerinde çok olumsuz etki yapmaktadır. Bu çerçevede, Tuareglerin bir kısmı sözkonusu kuraklıktan dolayı Niamey, Bamako, Dakar ve Lagos'ta toplanmışlar, diğer kısmı ise Cezayir ve Libya'ya göç etmişlerdir. 2011'de Libya savaşı sonrasında Tuaregler Mali ve Nijer'e dönerek istikrarsızlıkların ortaya çıkmasına yol açmışlar ve "Azavad'ın Kurtuluşu Milli Hareketi-MNLA' adı altında bir Örgüt kurarak Tuareg ülkesini ilan etmişlerdir.

Sahel'in güvensizliğini yaratan birçok unsur mevcuttur. Bunların başında, devlet düzeninin etkisizliğinden dolayı ortaya çıkan yolsuzluk, iç savaş ve etnik şiddet, devlet dışı silahlı gruplar, işsizlik, kötü yönetim, hafif silahların yaygınlaşması gibi hususlar gelmektedir.

Ayrıca, bölgede her türlü kaçakçılık da mevcuttur. Bunların, narkotik kartelleri ile ilişkileri bulunmaktadır.

Sahel'deki İslam’ın hoşgörülü bir nitelik taşımasına rağmen son zamanlarda Selefizm adı altında yeni bir anlayışın ortaya çıktığı ve bölgenin şeriat kaidelerine göre yönetilmesini öneren bu akıma gençlerin katıldığı görülmektedir.

Bölgede ortaya çıkan İslami karakterdeki örgütler ( AQMI, Mujao, Ansar Dine ) bölge istikrarını altüst etmişler ve Sahel'deki iktisadi kalkınmayı ve ticareti engelledikleri gibi her türlü olumsuz gelişmeyi de tetiklemişlerdir. Bu çerçevede, yabancıların rehin alınması, dini mekânların yok edilişi ile aşırılıkçılığa varan bir durum gözlemlenmiştir. Bölgenin kontrol edilememesi her türlü olumsuzluğu beraberinde getirmektedir.

Sahel'deki istikrarsızlık ve bunun Avrupa'ya etkileri de önem kazanmaktadır. Bölgedeki tüm ülkeler istikrarsızlıktan az ya da çok etkilenmektedirler.

Sahel önemli bir demografik sorun ile karsı karşıyadır. Yıllık %3 nüfus artışı ve her kadının ortalama 6 çocuk sahibi olduğu bölgede, her yıl 2 milyon genç iş pazarına katılmakta, bunların ancak %10'u iş bulabilmektedir. Sahel'de istikrar için liderlik, iyi yönetişim, demokrasi, insani güvenlik, kişi ve mal güvenliği gereklidir.

Forum nihayetinde, Sahel krizi ile ilgili olarak bir bildiri kabul edilmiştir. Bildiride Sahel'deki krizin siyasi, sosyo ekonomik, kültürel ve çevresel ve güvenlikle irtibatlı sorunlardan kaynaklandığı vurgulanmakta ve soruna devamlı bir çözümün bölgedeki çeşitli faktörler ile aktörleri içermesi gerektiği belirtilmektedir.

Sorun kaynağı olarak, liderlik rekabeti, kötü yönetişim ve demokrasi yetersizliği, sosyo ekonomik bakımdan derin fakirlik, çevre sorunları, iklim risklerinin doğurduğu sorunlar, güvenlik sektöründe acil reform ve ordunun profesyonelleştirilmesi kaydedilmektedir.

Bildiride, soruna çözüm için, ulusal, bölgesel aktörler ile uluslararası örgütlere çağrıda bulunulmaktadır.

Özetle, ulusal aktörler için hukuk devletinin tesisi, ayrılıkçı güçlerin silahlı çatışmaya başvurmasının engellenmesi, ihtilaf kaynaklarının ortadan kaldırılması istenmektedir.

Bölgesel aktörlerden, özetle, ayrılıkçı ve isyancı gruplara yardım edilmemesinin sağlanması talep edilmektedir.

Uluslararası örgütlerden ve aktörlerden, özetle, bölgesel, mahalli halka insani ve diğer yardımların yapılması talep edilmektedir.

Bildiri ayrıca, kısa ve uzun vadede, kalkınma için tedbirler de öngörmektedir. Bunlar, ulusal aktörler için, özetle, kalkınma planlarının yapılması, güvenlik alanında reformların gerçekleştirilmesi, demokrasi ilkesine işlerlik kazandırılmasıdır.

Bölgesel aktörler için, özetle, bölgesel bütünleşmeyi hızlandırmak, ihtilafların önlenmesi için önleyici diplomasinin kullanılması öngörülmektedir.

Uluslararası aktörler için de bölgesel işbirliğinin desteklenmesi ile Sahel'de barış ve güvenliğin kuvvetlenmesine destek verilmesi istenmektedir.

Anılan Forumun, kritik bir dönemde Sahel'de ortaya çıkan sorunları tartışmak ve çözüm yolları önermek acısından önemli bir görev üstlendiği değerlendirilmektedir.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2609 ) Etkinlik ( 196 )
Alanlar
Afrika 70 618
Asya 88 1013
Avrupa 18 628
Latin Amerika ve Karayipler 13 65
Kuzey Amerika 7 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1343 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 280
Orta Doğu 21 594
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1286 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 508
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1990 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1990

Kudüs, tarihimizin açısından biz Türkler için, adalet ve "hörmet" ile insanlığa sunduğumuz abideleşen zaman dilimlerini gösteren mefkûre bir mekândır. İsrail dönemindeki durumu göz önüne alarak bir mukayese yaparsak bu gerçek daha açık olarak görülecektir. ;

“Güneş Kuşağı” olarak adlandırılan, kolay yaşanabilen, ılımlı iklim kuşağı içinde yer alan bölgelerde, tarihin ilk dönemlerinden itibaren, daha fazla çıkar elde edebilmek amacıyla, güce dayalı üstünlük kurma mücadelesi hiç eksik olmamıştır.;

Türkiye - Hindistan Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut iş birliğinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı ve stratejik zemin kapasite inşasına katkıda bulunmayı hedeflemektedir.;

Uluslararası mecrada bir “Türkiye Markası” hâline gelen Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi, TASAM 2004-2021 Faaliyet Raporu’nu güncelleyerek yayımladı.;

Fransa’da yaşayan ve Goncourt Akademisi Edebiyat Ödülü sahibi olan meşhur Lübnanlı yazar Amin Maalouf, 07 Mayıs 2021 Cuma saat 21.00’de Galatasaray Üniversitesi Siyaset Bilimi Kulübü ve King’s College Turkish Society tarafından gerçekleştirilen çevrim-içi söyleşinin konuğu oldu.;

Türkiye - Güneydoğu Asya Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut işbirliklerinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı hedeflemekte ve stratejik zeminin kapasite inşasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.;

Mısır ile kopan ilişkilerimiz yeniden düzelme sürecine girerken geçmişten güne bakarak geleceği düşünmek faydalı olabilir. Mısır ile müzakerelerde hangi kalemler üzerinden konuşacağımız devletlerin kendi maslahat algıları çerçevesinde gelişecektir. ;

Çok boyutlu şekillenen dünya güç sistematiği içerisinde Türkiye - Hollanda ilişkilerinin ideal bir noktaya taşınabilmesi için, yalnızca siyasi ve stratejik temelli değil, her parametrede daha fazla karşılıklı derinlik oluşturacak bir yapıya doğru yönelinmesi gerekir. Bu bağlamda sektör temsilcilerin...;

Türkiye - Güneydoğu Asya Stratejik Diyaloğu

Türkiye - Güneydoğu Asya Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut işbirliklerinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı hedeflemekte ve stratejik zeminin kapasite inşasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.

  • 2021
  • Türkiye - Güneydoğu Asya

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.