Hüsran ve İsyan: Mısır’ın Yıl Sonu Karnesi

Makale

O, Mısır’ın “Tahrir Baharı” yorgunu halkına yeni bir başlangıç vaadi ile iktidara gelmişti. Dünyayı Mısır’ın siyasi çizgi bakımından değişmeyeceğine,...

O, Mısır’ın “Tahrir Baharı“ yorgunu halkına yeni bir başlangıç vaadi ile iktidara gelmişti. Dünyayı Mısır’ın siyasi çizgi bakımından değişmeyeceğine, “Misirlu“yı ise artık karanlık gecelerden yeni bir Mısır sabahına uyanacaklarına ikna etmeyi başardı. Evet, Müslüman Kardeşlerin en gözde adayı bile değildi. Ama bir uzlaşmaydı ve bir uzlaşmacıydı.

Önce demokrasiyi sınadı. Askerlerin askıya aldığı parlamento’yu açmaya kalktı. Olmadı. Askerlere yaranamamıştı. “Misirlu“ bu duruma pek tepki göstermedi. Bir iki seçilmiş milletvekili tepkiliydi. Ama muntazaman aylıklarını almaya devam ettikleri için yükselen seslerinin desibel değeri sabit kaldı.

Tam Mursi ile “Kardeşler“ Prim Yapmaya Başlarken

Yeni başkan, dediğim gibi uyumlu, uzlaşmacı, saygılı ve sevgiliydi. Öyle ki kuşku sahipleri, Mursi sayesinde, Müslüman Kardeşleri, artık yavaş yavaş “Kardeşler“ olarak kabul etmeye başlamıştı. Ama Mursi “Misirlu“ nun hayallerini yıktı. Demokrasiyi denedi olmadı ya! Bir de otoriterleşmeyi denemek istedi. İşte kızılca kıyamet oradan koptu.

Ah Misirlu Ah

İşte ne oldu ise Kasım ayında oldu. Mursi’nin 22 Kasım itibarı ile aldığı rüzgâr gibi otoriterleşme eğilimli kararlar, fırtına biçmeye başladı. Zaten diken üstünde oturan “Misirlu“ yu bir anda yeniden hop oturtup, hop kaldırdı. İlk defa Müslüman kardeşler ile laik “Misirlu“ böylesine karşı karşıya gelmeye başlamıştı. Başkanlık Sarayını abluka altına almaya çalışan kalabalıklar, onlarla birlikte Mübarek’i deviren orduyla bile çatışma noktasına geldi. İktidar ve daha fazla iktidar hevesi, Mursi’yi bu kez Tahrir’in insan bedeninden oluşan duvarlarına toslattı.

Ey Âşık-ı Demokrasi “Misirlu“

Öyle anlaşıldı ki “Misirlu“ Anayasal haklarından ödün vermeyi hiç istemedi. Anayasa’nın daha fazla demokratik olmasını istedi ve istiyor. Oysa Yüksek Askeri Konsey(SCAF) baştan beri, yetkilerini sivil bir hükümete devretmeyi, temel bir güvence almaksızın katiyetle istemiyordu. Mart 2012 referandumu bu belirsizlik içinde gerçekleşemedi ve ertelendi.

Ama Mursi’nin, hem kendisi ile ilgili yetki artışını, hem de Şer’i uygulamaları güvence altına alma çabalarını ifade eden Anayasa taslağı düzenlemeleri, bardağı taşıran son damla oldu. Bu gelişmeler, 15 Aralık referandum umudunu da muhtemelen suya düşürdü.

Şimdi “Misirlu“ bireysel özgürlüklerin daha fazla korunması yerine örneğin yeni bir “el-Ezher“ Anayasal Statüsüne de tepkili. Zaten bu kadar ayrıntı, toplumda güven yerine güvensizliğin göstergesi değil de nedir?

Mısır Büyüyor Amma

Evet, Mısır’da ekonomik büyüme toplumsal uzlaşma ile birlikte geri döndü. Son rakamlarla büyüme yılın ikinci çeyreğinden bu yana %3,3 gibi mutlu bir değere sahip. Ama bu sınaî büyümenin desteklediği bir büyüme değil. Kısmen fiyat artışlarından(%6 enflasyon oranı) kısmen de inşaat sektörü yatırımlarından kaynaklanan zahiri bir tablo. Çalışabilir nüfusun %26 sı hala işsiz. Yani Mısır çok dikkatli olmak zorunda.

“Misirlu“ Firavun, Mısır Valisi, Hidiv veya Yeni bir “Mübarek“ İstemiyor

O önce özgürlüğü kutlamak ve kucaklamak istiyor. Bizler başta “Misirlu“ nun Tahrir tutkusunda demokrasi’den fazla “iş ve aş“ talebi aramıştık. Oysa zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyi olmayan “Misirlu“, daha iyi bir yaşamı elbette istiyor. Ama bunun yolunun, yeni keşfedeceği demokratik özgürlüklerden geçeceğine inanıyor olmalı. Din adına ayrıcalıklar da istemiyor. Bahar başladığındaki gibi eşitlik bekliyor.

İktisadi çıkarını bile bir kenara bırakıp riske eden “Misirlu“ bir kez daha Tahrir’de ve özgürlüğünün peşinde. Karnı tok olmasa bile, olsa önce özgürlük açlığının giderilmesini bekliyor. O Tahrir meydanında omuz omuza gece gündüz direnmeyi sevdi. Son ayaklanışı ile Mursi’ye geri adım attırmayı da başardı.

O Şarkıdaki Gibi

Evet, “Misirlu“ nun kalbinde yeni bir ateş yandı. “Misirlu“ geceler boyunca Tahrir’de, o “başka diyara ait büyülü güzelliği ile“ bir yıldan beri kabuğunu çatlatmaya çalışıyor. Onun özgürlük talebi, “Arap diyarının dışına“ çoktan taştı. Her yerde yankılanıyor. Şimdi artık “Misirlu“ya en iyiyi vermenin zamanı. Yeni elbiseye o uymaya çalışsın bakalım. Mısır’ın bir an önce toparlanması ve bölgesel rolünü oynaması fevkalade önemli. 2013 yoksa daha da zor bir yıl olacak. Hem “Misirlu“ için, hem de Orta Doğu coğrafyası için.


“Ah Misirlou“, 1920'li yıllarda İzmir'den Atina'ya mübadeleyle giden Rum asıllı Anadolulu göçmenlere ait bir halk şarkısı olup, bestesi de, güftesi de anonimdir.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2071 ) Etkinlik ( 85 )
Alanlar
TASAM Türkiye 85 2071

Washington’ın ittifakları muazzam bir baskı altında. Birçok müttefik ve ortak, büyük güç niteliğindeki rakiplerden gelen artan tehditlere maruz kalıyor ve Birleşik Devletler’e güvenip güvenemeyecekleri konusunda şüpheye düşüyor. Bu baskılara verilen yanıt ise yeniden silahlanmak oluyor. ;

Washington’ın ittifakları muazzam bir baskı altında. Birçok müttefik ve ortak, büyük güç niteliğindeki rakiplerden gelen artan tehditlere maruz kalıyor ve Birleşik Devletler’e güvenip güvenemeyecekleri konusunda şüpheye düşüyor. Bu baskılara verilen yanıt ise yeniden silahlanmak oluyor. ;

İnsanoğlunun kentsel ve endüstriyel yaşam biçimine geçişiyle birlikte, antik çağların din dışı ritüelleri ve kolektif deşarj mekanizmaları modern formlara bürünmüştür. Bu formların en kitlesel, en dinamik ve küresel ölçekte en etkili olanı kuşkusuz futboldur. ;

İktisadi düşünce tarihi yazımı, coğrafi ve siyasi sınırların çizgisel takibine indirgendiğinde, ekollerin arkasındaki entelektüel geçişkenlikleri ve can alıcı dip akıntılarını gözden kaçırma riskiyle maluldür. Bu durumun en somut tezahürlerinden biri, Orta Avrupa iktisadi mirasının neredeyse tamamen...;

NATO ile ilişkimiz daha NATO kurulmadan başlıyor. 1952den beri de bizim ısrarımız ile saflarına kabul edildik. 54 yıldır evliyiz. Bu tarihimizdeki en uzun ittifak. Yarın (7 Haziran) Ankara’da NATO zirvesi başlamadan önce bu beraberliğin serencamını hatırlatmak istedim. ;

Modern iktisat teorisi, piyasa yapılarını ve endüstriyel organizasyon biçimlerini analiz ederken uzunca bir süre neoklasik paradigmanın mekanik ve indirgemeci kabullerinin gölgesinde kalmıştır. Bu ana akım yaklaşım, piyasada ölçek ekonomilerine (economies of scale) ve operasyonel başarıya ulaşmanın ...;

Öteden beri görmek isterdim, fotoğraflarından, hakkında yazılıp çizilenlerden bildiğim Divriği Ulu Camii’ni. Konakları, günlük yaşamı, insanı dünyada en tabii hali ile görebileceğimiz tek mekan olduğunu düşündüğüm arastası, sakin ve huzurlu sokakları ile Divriği’yi.;

Bu çalışmanın merkezi tezi; Yunan iktisadi düşüncesinin saf, soyut ve laboratuvarda üretilmiş evrensel teorilerin doğrusal bir ilerlemesinden ziyade; büyük ulusal iflasların, trajik askeri/siyasi kırılmaların ve egemen küresel güç merkezlerinin (Fransa, Bavyera, Almanya, ABD ve Avrupa Birliği) dinam...;

4. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

Afrika 2063 Ağı | İstişare Toplantısı 3

  • 18 Haz 2025 - 18 Haz 2025
  • Çevrimiçi - 13.00

Türkiye - AB İlişkilerinin 60. Yılı ve Geleceği Konferansı

  • 24 Eki 2023 - 24 Eki 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

Doğu Akdeniz Programı 2023-2025

  • 17 Tem 2023 - 19 Tem 2023
  • Sheraton Istanbul City Center -
  • İstanbul - Türkiye

2. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.