Merhaba Hüzün

Yorum

Bosna- Hersek’ten döneli on gün oldu. Depreşen acı anıların duygu selini ancak dindirip, gördüklerimi ve dinlediklerimi usa vurmayı deneyebiliyorum....

Merhaba Hüzün

Bosna- Hersek’den döneli 10 gün oldu. Debreşen acı anıların duygu selini ancak dindirip, gördüklerimi, dinlediklerimi usa vurmayı deneyebiliyorum.


Bosna Gülü

Sarayevo’nun bir çok yerinde olduğu gibi Katedral meydanındaki bomba izine “gül“ demek, çekilen acı anılarla yaşamayı daha kolay hale getiriyor mu bilemiyorum. Ama gerçeklerin unutulmaması için Sarayevo halkı bu “gül“ leri korumaya özen gösteriyor.
Bu sulak ülkede, Sarayevo şehri içinden geçen Milyatska nehri, yatağında şimdi durgun durgun akan bir başka nehir. Ancak Avusturya-Macaristan işgali sırasında, Avusturya’lı mühendisler, nehir yatağını ıslah edene kadar taştı mı etrafını mahfedermiş. İşte Bosna-Hersek hala ıslah edilmeye muhtaç bir çok nehre ve en önemlisi durup durup taşan, sessiz sessiz otururken patlayan karmaşık bir toplumsal dokuya sahip.

Eski Köprü’de “1993 ü Unutma“ mak
Hem Sarayevo, hem de Neretva boyunca gittiğimiz her yer, oldukça sakin gözüktü gözümüze. Neretva’nın zümrüt rengi ve nehri çevreleyen peyzaj’ın cömert yeşili ile büyülenen gözlerimiz, 1566 de de mimar Hayrettin tarafından yapılan, ama Hırvat bombardımanı ile yıkılıp, 2004 de onarımı tamamlanan Mostar Köprü’sünü gördüğünde, bir şeylerin yavaş yavaş iyi gitmeye başladığını düşündük.

Bugün yani 9 Kasım, Eski Köprü’nün yıkılışının 24. yıldönümü ve “93 ü unutma“, hala bu coğrafyada sürekli teyakkuz halinde olunması gerektiğini telkin eden bir uyarı. Ama neden?


Yeni bir Kasırga Öncesinin Sukuneti mi?

Yol boyu dinlediklerimiz zaten yeterince acı. Önce her mevsim kendini yenileyen muhteşem doğanın, sonra tüm dünyanın, bu acılar yaşanırken nasıl duyarsız kalabildiğine şaşıyoruz. Ama ulaştığımız Srebrenitca’da duyduklarımız, bizi yine korkutuyor. Bizim 1995 e kadar televizyonlardan dizi film izler gibi nasırlaşan yüreklerle seyrettiklerimizin nasıl bir gerçek olduğunu, Potoçari şehitliğinin kapısında bizi karşılayan analar, bacılar, eş ve çocuklarla daha iyi anlıyoruz. Yanıbaşından eşi ve oğlu Nermine götürülüp, gözünün önünde kurşuna dizilen Munira’nın, Bida’nın, Şahida’nın ve daha nicelerinin anlattıkları ise, buraların geleceği üzerindeki kara bulutlara işaret ediyor.


Ağır Tahrik

“Yargılananlar cezalarını buldu. Ama emir aldıkları için katliam yapan Sırp askerleri, şimdi hala aramızda“diyorlar. “Bunlar gündüz iyi de, gece iki kadeh içmeyegörsünler, ağızlarından çıkanı kulakları duymuyor. Getirin şu Bosna’lı güzelleri yine ırzlarına geçelimden tutun, bunların hepsinin köklerini kurutacaksın, söyledikleri en hafif sözler“ diyor, buna dayanmak için taş olmak bile yetmez diye ilave ediyorlar. Bir de her düğün öncesi, Sırp gelinler ve damatlar arabalarla gelip, Potoçari şehitliği önünde gürültü yapıyorlarmış. Bunu da orada yatan ve her yıl yeni bulunan kurbanlarla sayıları artan, 8000 i aşkın şehidin anısına yapılan affedilmez bir saygısızlık olarak görüyorlar. Şikayet edilecek bir merci olmadığını, Srebrenica’da Bosna’lılar göç ettiği için çoğunluğun ve dolayısı ile yerel yönetimin Sırp’larda olduğunu ifade ediyorlar. Hepsinin yakasında “küçük- beyaz, temiz-parlak“ bir çiçek rozeti.


“Küçük- Beyaz, Temiz-Parlak“ Çiçek Srebrenica’da Edelweiss Değil

Bilmem aranızda Edelweiss’ı hatırlayan var mı? Hani “Neşeli Günler“ müzikalinde, ailesi ile birlikte, Nazi’lerin Avusturya’yı işgalinden kaçan Albay Von Tropp’un söylediği ve “Edelweis, Edelweiss, vatanımı ebediyen kutsa“ diye biten şarkıdaki, beyaz çiçek. İşte o beyaz çiçek, Bosna-Hersek kırlarında da baharla beraber açarmış. Ama buradaki adı Srebrenica çiçeği. Ve bu çiçek, yeşil göbeğinde bir tabut etrafında, secdeye gelmiş baştan ayağa beyaz elbiseli analar olarak stilize edilmiş bir sembole dönüşmüş artık. İnsanın yüreği alev alev yanıyor. Küçük beyaz çiçek gibi tasarlanmış şehitlikteki her bir mezar taşının üzerine oyulmuş bulunan motif, her bahar yüreklerdeki acıyı yeniden alevlendiriyor. Çünkü yeni cesetler bulunup defnediliyor. Srebrenica’da gözyaşı hiç dinmiyor.


Türkiye’den Beklenti ve bir Sitem

Bir film izledik müzede: Drina taraflarından da Srebrenica’ya Müslüman halkı koruyacağız diye getirip, Potoçari’de kurşuna dizdiren komutan Ratko Mladiç, vahşete “Türklerin işini bitirdik“ diye kayıt düşüyor ve muzafferane bir tavırla şehre giriyor. “Oysa biz Türk değiliz“ diyor bir kadın. “Ama Müslüman olduğumuz için size eşit tutuluyoruz“. Ne diyeceğimizi bilmiyoruz. “Ancak bize daha çok Suudi Arabistan yardım ediyor. Araplar buraya yazlık ev inşa ediyor. Bizim hastahaneye ihtiyacımız var, doktora ihtiyacımız var. Bunları temin edeceğinize bizden değil, Sırbistan’dan et ithal ediyorsunuz“ diye taşı gediğine vuruyor bir başkası. “Bizde etin en lezzetlisi var. Türkler gelip burada besi hayvancılığı yapsın, sonra da bizden ihraç etsin“ gibi bir fikir bile ileri sürüyorlar. Mantıksız değil. Tabii Anadolu ve Trakya topraklarında hayvancılığı bırakıp, Bosna-Hersek te entegre büyükbaş hayvan çiftlikleri kurmanın mantığı ne olabilir diye sorulabilir.


“Allahi Emanet“

Ben kendi hesabıma bir çıkış yolu arıyorum. Sırbistan ile Türkiye’nin kuracağı her ilişkinin, Türkiye’nin Sırbistan üzerinde bir etki alanı yaratabileceğini ve bunun mutlaka Bosna-Hersek yararına kullanılacağını söylüyorum. Bir de karmaşık federasyon bürokrasisinin (Dayton anlaşması uyarınca), Bosna-Hersek de yatırım yapmayı zorlaştırmış olabileceğinden dem vuruyorum. Bir sıkıntılarını daha gözlemiş olduğumu düşünüp, boynuma sarılıyorlar. Dudaklarında hep aynı dua ile ayrılıyoruz: “Allahi Emanet“. Onlar da, biz de.
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2072 ) Etkinlik ( 85 )
Alanlar
TASAM Türkiye 85 2072

Tarih, geçmişin tozlu sayfalarında bırakılacak donuk bir hatıra defteri değil; bugünün hibrit savaşlarında devletlerin hayatta kalmasını sağlayan en dinamik jeopolitik enstrümandır. Bir toplumun geleceğini inşa edebilmesi, geçmişini romantize etmesiyle değil, o geçmişi bugünün şartlarıyla rasyonel b...;

Pakistan ve Türkiye arasındaki ilişkiler “İki Millet, Tek Ruh” olarak tanımlanmıştır. Her iki ülkenin de dilsel, kültürel ve medeniyetsel yakınlıkları olduğu yadsınamaz bir gerçektir ancak hızla gelişen bölgesel jeopolitik, sembolik söylemlerden daha fazlasını gerektirmektedir. ;

İnsanlık tarihi boyunca savaşın ve stratejinin temel birimi "toprak" olmuştur. Westphalia düzeninden bu yana egemenlik; sınırların korunması, kaynakların fiziksel işgali ve orduların cephe hattındaki yıpratıcı mücadelesiyle ölçülmüştür. Ancak 21. yüzyılın ilk çeyreği tamamlanırken, özellikle 2025-20...;

Bu coğrafya konaklarlar diyarı. Köy ve konak… Bir araya gelmesi zor iki şey zannederdim. Bu yörenin köyleri dahi konakları ile bir başka âlemmiş meğer… Yolumuzun üzerinde Sivas’ın yine çok eski bir köyü; Onar. Sakinlerinin sahip çıktığı köyün temiz bakımlı evlerinde, sokaklarında hâlâ hay...;

NATO ile ilişkimiz daha NATO kurulmadan başlıyor. 1952den beri de bizim ısrarımız ile saflarına kabul edildik. 54 yıldır evliyiz. Bu tarihimizdeki en uzun ittifak. Yarın (7 Haziran) Ankara’da NATO zirvesi başlamadan önce bu beraberliğin serencamını hatırlatmak istedim. ;

Öteden beri görmek isterdim, fotoğraflarından, hakkında yazılıp çizilenlerden bildiğim Divriği Ulu Camii’ni. Konakları, günlük yaşamı, insanı dünyada en tabii hali ile görebileceğimiz tek mekan olduğunu düşündüğüm arastası, sakin ve huzurlu sokakları ile Divriği’yi.;

Buradaki yazılarımda "küresel fetret devri" kavramını sıkça kullandım. Eskinin öldüğü, yeninin doğamadığı bir geçiş anı. Gramsci'nin meşhur tabiriyle: “interregnum.” Yani yoğun bir belirsizlik çağı… Bu devrin en somut tezahürünü Pekin zirvesinde görmüştük. Hatta bunua ‘yorgun hegemon’ demiştim. Dı...;

İktisat literatüründe makro-teorik yaklaşımlar genellikle üretici güçlerin mülkiyetini, bölüşüm ilişkilerini ve sınıfsal çatışmaları ulusal ya da küresel ölçekte, yukarıdan aşağıya (top-down) kurgulama eğilimindedir. Bu durum, ekonomiyi soyut bir denge arayışı ya da kaçınılmaz bir tarihsel altüst ol...;

Afrika 2063 Ağı | İstişare Toplantısı 3

  • 18 Haz 2025 - 18 Haz 2025
  • Çevrimiçi - 13.00

Türkiye - AB İlişkilerinin 60. Yılı ve Geleceği Konferansı

  • 24 Eki 2023 - 24 Eki 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 04 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 03 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu Toplantısı 5

Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu’nun beşinci toplantısı 25 Mayıs 2023 tarihinde İstanbul’da 6. Dünya Türk Forumu marjında gerçekleştirilecektir.

  • 2023
  • İstanbul - Türkiye

3. Türkiye - ABD Forumu

Türkiye - ABD Forumu bu amaçla oluşturulmuştur. Karşılıklı gerçekleştirilecek Forum’un; aktif ve proaktif müzakerelerle Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin güçlenmesine katkı yapması, ikili ve çok taraflı menfaatleri karşılıklı yükseltecek fırsatlar ve fikirleri ortaya koyan bir platform olarak hizmet sunması hedeflenmiştir.

  • 14 Ağu 2017 - 17 Ağu 2017
  • Washington - ABD

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.