Indonesia Can!

Haber

Endonezya devlet başkanı Yudhoyono, Mayıs 2008 tarihindeki 'Ulusal Uyanış'ın 100. yıldönümü anısına yaptığı konuşmasında, geleceğe yönelik ülke mottosunu da açıklıyordu;...

Endonezya devlet başkanı Yudhoyono, Mayıs 2008 tarihindeki 'ulusal Uyanış'ın 100. yıldönümü anısına yaptığı konuşmasında, geleceğe yönelik ülke mottosunu da açıklıyordu; 'INDONESIA CAN!'.21. Yüzyılda, uluslarararası rekabette; özyeterli, seçkin ve gururlu bir ulus olmak için tüm kesimlerin birleştiriciliğinde 'çok çalışmak ve sosyal örgüyü kalifiye etmek' ise bu mottonun misyonunu oluşturmaktaydı.

Üç yıl sonra, Mayıs 2011 yılındaki 2025 master plan (MP3EI) açıklamasında ise yine başkan Yudhoyono tarafından 'mevcut olumsuz uluslararası ekonomik konjonktüre rağmen' ortaya konan veriler; krizden -çok- etkilenmemiş ve yabancı sermaye için cazibesini sürdüren bir ' kaplan ekonomisi' niteliğinin sürdüğünü gösteriyordu.Üstelik bu açıklama, uluslararası kabul görmüş ekonomi kuruluşlarınca da kuvvetle teyid edilmekteydi!

1600'lü yıllarda, bölgedeki çoğu diğer topluluklar gibi, Hollanda altın çağının kolonizasyon tutkusundan/sürecinden pay almış olan Endonezya, ikinci dünya savaşı ertesinde, Sukarno öncülüğünde, bağımsızlığını elde edene kadar da kolonizasyon dönemi devam etmişti.Bu süreçte, Kanuni Sultan Süleyman dönemindeki Osmanlı da, özellikle bölgedeki Acheh yerli halkı ile dini bağların da desteklediği olumlu ilişkilere sahip olmuş, davet edildiğinde, himaye/ yardım amacıyla, donanmasını göndermekten kaçınmamıştı.

Japonya'nın da desteğiyle, 27 Aralık 1949 tarihinde, bağımsızlığın kazanılması, 1.910.931,32 Km2 alan ve 900'den fazla etnik grubu barındıran Endonezya için nihai çözüm değildi..1950'li yıllarda zengin doğal kaynaklarına rağmen kişi başına düşen milli gelir yıllık 100.00USD altındaydı ve ülke tüm bölge jeopolitiği gibi kuzey ülkelerinden gelebilecek sistem ihracı tehdidi altındaydı.Üstelik ikiyüzelliden fazla farklı dil -ya da lehçenin- konuşulduğu, bağımsızlığını yeni kazanmış bir toplumun, bütünlük anlamında da sorunları olabileceği başlangıçta muhtemelen doğal karşılanmaktaydı.Ancak bağımsızlık mücadelesi liderlerinden ve dönemin devlet başkanı Sukarno'nun, 30 Eylül 1965 tarihinde, askeri girişimle devrilmesindeki temel neden; etnik farklılıklar nedeniyle değil ama ekonomik ve politik istikrarsızlık sonucu oluşan; fakirlik ve %1000'i bulan enflasyon idi! -Istikrarsızlıkta, komşu komünist ideolojilerin desteği elbette mevcuttu!-Sukarno'nun yetkilerini 11 Mart 1966 tarihinde devredeceği General Suharto, Mart 1967'de geçici devlet başkanı ve bir yıl süren 'geçici' devlet başkanlığının ardından, Mart 1968 tarihinde devlet başkanı olacaktı.1975 yılında Endonezya topraklarına katılacak olan bir milyon nüfuslu ve katolik Doğu Timor, Birleşmiş Milletler'in yoğun baskısıyla 2002 yılında bağımsızlığını kazanana kadar, ülkenin en ciddi siyasal sorunu olmaya devam ediyordu. Ancak bu dönemde, ülkenin tek önemli sorunu Doğu Timor değildi ve 1997 yılındaki Asya finansal krizi, yıkıcı etkiler yaratmış, üstelik bu 'yıkıcı etkiler' sadece ekonomik boyutla sınırlanmamıştı.Hükümet karşıtı gösteriler, başkaldırılar ve şiddet, Çin etnisitesine de yönelecek, öğrencilerin ulusal parlamentoyu işgal etmesiyle, Suharto iktidarı da 21 Mayıs 1998 tarihinde sona erecek ve yönetim, dönemin başkan yardımcısı B.J. Habibie'ye geçecekti.1998 yılı ayrıca 'olağan parlamento seçimlerinin' yapıldığı bir dönüm yılı da olacaktı, Endonezya için! Ve 1999-2001 Abdurrahman Wahid yönetiminin ardından, 2004 yılına kadar da Sukarno'nun kızı Sukarnopatri, ilk kadın devlet başkanı olacak ancak 2004 ve 2009 seçimlerinde, şimdiki başkan Yudhoyono'ya karşı seçimleri kazanamayacaktı!

Yudhoyono, 2008 yılında 'Indonesia CAN!' mottosunu açıklarken de ve ertesinde 2011 yılında 'MP3EI' adı verilen ve 'vizyon belgesi yerine geçebilecek master plan' açıklamasını yaparken, ülkenin global krizden etkilenmemiş olması, gelecek politikalarına güçlü bir referans desteği sağlamaktaydı.Çünkü; Eurocham Position Paper 2011, Endonezya'da 2009 yılındaki 4.5% ile G20 nin en hızlı büyüyen üçüncü ülke olduğunu, 2010 yılındaki 6.1% ile 2011 görünümü 6.3-6.5% oranları ile de büyümenin istikrarlı, sürdülebilir olduğuna işaret etmekteydi.Her ne kadar bu oranlar, 240 milyon toplam nüfus ve 35 milyon civarındaki orta sınıf talebinden kaynaklanan 'iç talep kaynaklı' büyümeden oluşsa da! Resesyona rağmen, Endonezya'da kişisel tüketim artışı her yıl ortalama 5% gibi istikrarlı bir seyir izliyor, yatırımlar 8% ve ihracat yıllık bazda 15% artıyordu. Dünyada krizin en yoğun yaşandığı 2010 yılında ülkedeki araba satışları, 2009 yılına göre 57% artış göstermişti! WSJ'den Eric BELLMAN da 06.08.2012 tarihli yazısında, Endonezya ekonomisinin 2012 ikinci çeyreğinde, beklentilerin üzerinde (6.4%) gerçekleştiğini ve ihraç mallarına olan talebin azaldığı bir dönemde sağlanan bu büyümenin, dikkat çekici olduğuna işaret etmekteydi..Aynı günlerde 'Aberdeen Asset Managent Asia'dan Kenneth AHINTEWE de 'eğer 2012 ikinci yarısında bir Asya ülke ekonomisi, yukarı yönlü olacaksa, bu ülkenin 'güçlü iç talep' etkisiyle 'sadece' Endonezya olabileceğini yazmaktaydı!

Ülkenin, mevcut ekonomik büyümesinin ve MP3EI vizyon beklentilerinin tek kaynağı şüphesiz, yoğun nüfus ve iç tüketim oranının yüksek olması değildi; palm yağı üretim ve ihracatındaki dünya birinciliği, kakao ve kalay üretimindeki dünya ikinciliği, nikeldeki dünya dördüncülüğü ve boksit üretim ve ihracındaki dünya 7.liğinin yanısıra, zengin; doğalgaz, kömür, jeotermal enerji, kauçuk ve balıkçılık potansiyeli, büyüme ve vizyon ekonomik beklentilerinin adeta güvenli garantörüydüler!

Endonezya'nı diğer fırsatlarından birisi de; dünya ekonomisin çekim merkezi olan ve dünya nüfusunun neredeyse yarısını barındıran bir bölgenin merkezinde olmasıdır!

Tüm bu kaynak zenginliğine ve coğrafi avantajına rağmen; McKinsey 25 Eylül 2012 tarihli raporunda, Endonezya'nın 2030 yılındaki dünyanın yedinci büyük ekonomisi olma yolunda ciddi eksikliklerinden bahsetmekteydi.Mc Kinsey raporuna göre, 6.000 ininde yerleşik hayat süren ve toplam 13.000 adadan oluşan 'takımada ülkesi' ciddi bir altyapı ve çalışan kalifikasyonu/ niteliği sorunuyla karşı karşıya idi.Mevcut altyapı, yeni yatırımlar için -hatta varolan yatırımlar için de- engel oluşturmakta ve Endonezya'nın bir süre sonra Hindistan kadar altyapı sorunlarının bedelini ödeyebileceğinden endişe edilmekteydi.Ayrıca, çalışanların 50% si ilkokul mezunuydu ve bunların sadece 8%'i resmi diplomaya sahipti. Bu durum ise üretim verimini göreceli olarak düşürüyor ve yenilik (inovasyon) için önemli bir engel teşkil ediyordu.

Aslında, sayılan olumsuzluklar ve geleceğe yönelik riskler, Endonezya yönetimi tarafından da tespit edilmişti ve mevcut, uzun dönem kalkınma planı (RPJPN), orta dönemli kalkınma planı (RPJMN) çalışmalarında, çözüm aranmaktaydı.MP3EI projeksiyonu ise, tüm bu planları kapsayıcı olmanın yanısıra; 'özellikle ekonominin kümeleşmesi konusunda' yapısal değişiklikler içermekteydi ve geniş hacimli teşvik paketinin dağılımında 'bölgesel yatırım tercihlerini' ön plana almaktaydı! Bölgeler arası gelişmişlik farklılığının azaltılması ve işgücü kalitesinin yükseltilmesi de doğal olarak planın önde gelen hedefiydi!

MP3EI (Endonezya ekonomik kalkınma ve büyümesi master planı); kalkınmayı ve ekonomik gelişmeyi sağlamak/ sürdürmek yoluyla 2025 yılında 'gelişmiş ülke' olmayı, dünyanın ilk on ekonomisi içinde yer almayı, tüm diğer bölge ülkeleri gibi, hedeflemektedir.Bu süreçte yıllık 7-9% arası büyüme hedeflenmekte ve daha güçlü bir orta sınıf yaratılmasının yanısıra, gelir dağılımının düzenlenmesi yoluyla bölgeler (koridorlar) ve gruplar arasındaki aşırı farklılıkların giderilmesi amaçlanmaktadır.Projeksiyon uygulamasında, kamu-özel sektör işbirliği ise (PPP) dikkat çekecek oranda yüksektir!

Master Plan'ın getirdiği önemli bir yapısal yenilik olan 'koridorlar' takımadaları altı ekonomik bölgeye ayırmakta ve herbir ekonomik koridorun, sahip olduğu bölgesel üstünlüğe yönelik alanlarda 'selektif ekonomik faaliyetler' desteklenmektedir.Anabaşlıkları itibariyle:Sumatra ekonomik koridoru: imalat merkezi, Java ekonomik koridoru: ulusal sanayi ve hizmetler merkezi,

Kalimantan ekonomik koridoru: madencilik ve enerji merkezi, Sulawesi ekonomik koridoru: tarım, plantasyon, balıkçılık, petrol gaz ve madencilik merkezi, Bali ekonomik koridoru: turizm ve ulusal gıda merkezi, Papua ekonomik koridoru ise; gıda, balıkçılık, enerji ve ulusal madencilik merkezi olarak tanımlanmaktadırlar.

Ekonomik koridorların, projektif yatırım ihtiyacının 4.012 trilyon I-rupiah (yaklaşık 417 Milyar USD) olacağı planlanmakta ve bu tutarın 1.786 trilyon I-rupiah kısmının (yaklaşık 186 Milyar USD) altyapı yatırımlarına yönelik olması beklenmektedir.

Toplam 417 Milyar USD tutarındaki yatırımların finansman kaynağı dağılımında ise; 51% ile özel sektör en önde gelmekte ve 21% ile Mix (PPP), 18% ile (SOE State Owned Enterprises) ve 10% ile doğrudan kamu yatırımları takip etmekte olup gerek uluslararası para piyasalarındaki bollaşma eğilimi, gerekse Asya Kalkınma Bankası (ADB) ile Endonezya arasındaki güvenli iletişim geçmişi MP3EI finansmanında -mevcut konjonktürde- ciddi bir sıkıntı olmayabileceğine işaret etmektedir!

Türkiye, 'tarihsel bağlara ve dostane ilişkiler'e sahip olmasına rağmen, muhtemelen sadece coğrafyanın engel olduğu ticari ilişkilerinin, daha da geliştirilmesi için; MP3EI master planı bir fırsat niteliği de taşıyabilir.Finansal altyapısı güvenli olan ve politik iradenin 'tüm mamelekiyle' yöneldiği altyapı üretiminde rol alabileceği gibi, enfrastrüktürün tamamlanması sonrası da 'tüm bölgeyle ticaretini' kurulmuş olacak 'lojistik merkezlerde yer edinmek suretiyle' geliştirme imkanına daha da yaklaşabilecektir. Üstelik, geometrik olarak artan bir orta sınıf mucizesine (*) ve dünya nüfusunun yarısını barındıran, dinamik bir ‘yeniden yapılanma bölgesi’nde!

*MP3EI orta sınıf artış projeksiyonu: 2020:40.000.000 kişi, 2030:90.000.000 kişi, 2030: 130.000.000 kişinin orta sınıfa ilavesi beklenmektedir.(Yıllık artış: 5-7 %)


Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2689 ) Etkinlik ( 219 )
Alanlar
Afrika 74 633
Asya 98 1064
Avrupa 22 638
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1370 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 291
Orta Doğu 22 600
Karadeniz Kafkas 3 297
Akdeniz 3 182
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1293 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
İslam Dünyası 58 781
Türk Dünyası 19 512
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2036 ) Etkinlik ( 81 )
Alanlar
Türkiye 81 2036

Jeopolitik, siyasi coğrafyadan doğan bir bilim dalıdır. Bu bilim, siyasi coğrafyanın devletlere sağladığı avantaj ve dezavantajları inceler. Jeopolitik kavramı üzerinde uzlaşılmış kısa bir tanım yoktur. Jeopolitik, devletlerin coğrafi özellikleriyle siyasetleri arasındaki ilişkileri inceleyen bilim ...;

Arktik Okyanusu son dönemlerde uluslararası siyasetin öne çıkan bölgelerinden birisi hâline gelmiştir. Dev buz kütlelerinin küresel ısınmayla birlikte büyük bir ekolojik değişim dönemine girmesi hem Kuzey Kutup Dairesi’ne hem de kıyıdaş ülkelere yeni fırsatlar sunarken, aynı zamanda bu fırsatları ko...;

Tarihte ilk millî marşlar Tanrı'ya adanmış ilahilerdir (örneğin, Hint şiirindeki Veddler). Daha sonra kurtuluş mücadelelerinde halka ilham vermek ve ulusal bilinci uyandırmak gibi amaçlar doğrultusunda millî marşlar ortaya çıkmıştır. Millî marşlar içeriğine ve müzikalitesine bağlı olarak didaktik ve...;

Dünyanın en değerli teknoloji şirketlerinden Google, Microsoft ve IBM son on yıl içerisinde Afrika kıtasına ciddi yatırımlar yaparak ilgiyi bu yöne çekmiştir. Kıtadaki ilk araştırma merkezini 2013 yılında Nairobi’de açan IBM, 2016 yılında Johannesburg ile yatırımlarını sürdürmüştür. ;

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı ;

BRAINS2 TÜRKİYE; ‘Biyoteknoloji’, ‘Robotik’, ‘Yapay Zekâ’, ‘Nanoteknoloji’, ‘Uzay’ ve ‘Stratejik Hizmetler’ alanlarında pazar, ekosistem ve kapasite geliştiren, Türkiye merkezli çok programlı bir marka/inisiyatiftir. Küresel ekonomide yeni iş modeli ve çok boyutlu güç dağılımını dönüştüren bu temel ...;

Eski çağlardan beri insanlar ihtiyaç duydukları ancak üretemedikleri mal veya hizmetleri elde etmek için farklı yollara başvurmuşlardır. Başlangıçta ihtiyaçların örtüşmesi esasına dayalı olarak kullanılan takas yöntemi, zamanla yerini farklı ödeme şekillerine bırakmıştır. Takas yöntemi takip edilere...;

Hubel’i çağrıştıran Nobel geleneğinin ilhamıyla hareket eden İsveç menşeli Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) Mayıs 2022 tarihli ve “Barış Ortamı [İnşası]: Yeni bir Risk Döneminde Güvenlik” başlığını taşıyan raporunda, dünyanın birbiriyle çakışan iki önemli sorundan kaynaklanan bir “...;

İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

Bilgi teknolojilerinin hızlı gelişimi, aynı büyüklükteki güvenlik sorunlarını beraberinde getirmiştir. İnternetin ilk yıllarında bilgi güvenliğinin üç önemli bileşeni olan “erişilebilirlik, gizlilik, bütünlük” kavramlarından “erişilebilirlik” öne çıkmış; önce internetin gelişmesi ve işletilmesi düşünülmüş, “gizlilik ve bütünlük” geri planda kalmıştır.

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • DTB Hilton İstanbul Topkapı Otel -
  • İstanbul - Türkiye

6. Türkiye - Körfez Savunma Ve Güvenlik Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik Ve Uzay Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

8. İstanbul Güvenlik Konferansı (2022)

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu Toplantısı 5

Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu’nun beşinci toplantısı 25 Mayıs 2023 tarihinde İstanbul’da 6. Dünya Türk Forumu marjında gerçekleştirilecektir.

  • 14 Haz 2023 - 14 Haz 2023
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...