Fitch’e İtibar Etmek veya Etmemek

Makale

Türkiye ve Türkiye’nin savaş istemeyen veya savaştan ikbal ummayan vatandaşları için bir kâbus haline gelen Suriye krizi süredursun, ...

Türkiye ve Türkiye’nin savaş istemeyen veya savaştan ikbal ummayan vatandaşları için bir kâbus haline gelen Suriye krizi süredursun, gündeme düşen bir haberle yine olasılıklar hesaplamaya başladık. Fitch Türkiye’nin kredi notunu, “yatırım yapılamaz-spekülatif-durağan“ dan daha iyi bir noktaya yükseltir mi?

Beklentide Umut, Temkin ve Gerçekçilik

Evet, Türkiye öncelikle Kasım ayı başında yapılacak değerlendirme ile Fitch nezdindeki kredi notunun “alt orta sınıfa“ yükseltilmesini bekliyor. İçinden geçen ama dile getirmediği bir başka beklenti ise, Fitch’i takiben Moody’s ve S&P nin de bir yükseltme yapması ki, yelkenlerimiz iyice şişsin. Ötesine gitmiyorum. Çünkü not yükseltmeye bağlı olarak ortaya çıkacak gelişmelerin olumlu olup olmaması aynı zamanda dünya konjonktürüne bağlı. Yani küresel sermayenin bu notlara ve sadece bu notlara bakmasına ve yön olarak da Türkiye’yi tercih etmesine bağlı. Sıcak para mı artar? Soğuk para mı artar? Daha sıcak ve sımsıcak bir reel yatırım artışına mı vesile olur? Buna ne Fitch’in, ne de diğerlerinin söyleyeceği bir şey yok. Tabii bu, umuda gerçekçi yaklaşımın sadece bir yönü. Diğer yönü ise biraz daha verilerin ışığında ve geleceklerin gölgesinde olacak. Yani Fitch ve sonra diğerleri not yükseltse bile beklentilerin boşa çıkmaması için bir iki sorunun sorulması gerekebilir.

Yatırım Yapmak İsteseniz Sadece Fitch’e mi Kulak Verirdiniz?

Kaybetme riskinin özellikle asgari düzeyde tutulması gereken kriz dönemlerinde ve hemen her dönemde, taze yatırım yapmak isteyen veya mevcut bir pazarda faaliyet genişletmeyi amaçlayan uluslararası yatırımcılar, kredi notlarına bakmak yanı sıra bir iki şey yaparlar:

Bunlardan bir tanesi, niyet ettikleri ülkeye gidip, bilen, bilinen ve güvenilir kişilerle, ticari risk, siyasi risk, ekonomik risk gibi konuları görüşürler. Bir genel izlenim edinirler açıkçası. Bir diğeri ise bazı istatistiklere bakarlar. Ama diyeceksiniz ki zaten Fitch ve diğerleri de yatırımcıya zahmet olmasın diye bunu yapıyor. Buna ne lüzum var?

Ama Kazın Ayağı Öyle değil İşte

Hayır hayır. Benim kastettiğim zaten makro rakamlar değil. Hani cari işlemler, bütçe, enflasyon gibi temel göstergeler elbette önemli rol oynuyor. Ama özellikle bu değerler itibarı ile bazı kırılganlıkları olan ülkelerde, yatırımcı adayları ince bazı ayrıntıları da bilmek görmek ve değerlendirmek istiyor.

Çünkü Şeytan Ayrıntıda Gizli

Parasını güvenli bir cennete taşımak isteyen bir yabancı yatırımcının bakmak, görmek ve ziyaret etmek istediği ilk şeytan adası, Küresel Rekabet İndeksleri oluyor. Bu indeksler, bu dünyada yer alan bütün ülke, özerk bölge ve toprak parçaları için, Çin’den Maçin’e her yıl yayınlanıyor. Ülkeler arası mukayese imkânı veriyor. Bir de üstelik ülkelerin yıldan yıla gösterdiği gelişme ve ilerlemeleri izleme ve bunlar üzerinden karar verme fırsatı sağlıyor.

İşte Şimdi Anlaşılıyor Bakan Şimşek’in Sözlerinin Anlamı

Bir hafta kadar önce Sayın Babacan yeniden gözden geçirilen 2013-2015 Orta Vadeli programı açıklarken, bir taraftan da Mehmet Şimşek nefesinin yettiğince Türkiye’nin hızla yasal(mali) reform süreçlerinin peşine yeniden takılması gerektiğini söyledi durdu. Her iki bakan da olabildiğince sakin, dingin, abartıdan uzak bir iyimserlik sergileyip, dış koşullara parmak basarak, bu koşullarda bundan daha iyisi can sağlığı dediler durdular. Ama bence Mehmet Bey, sezdirmeden bir gerçeğe parmak basıp, adeta bir yerlerle de söz verdi. Biz reformlardan geri duramayız. Durmamalıyız. Neden mi?

Türkiye’nin 2012 Küresel Rekabet İndekslerindeki Yeri

Evet, bir çok yerde çok kötü değiliz(Toplam GSYİH ve toplam nüfus ve piyasa büyüklüğü). Ama çok iyi de değiliz. Yani orta şekerli bir konumdayız. Temel göstergeler genelinde sıralamamız 64, bunun indeks değeri 4.5. O iyimser makro göstergelerde bile dünyada 69. sıradayız ve indeks değerimiz 4.8. Ama öyle yerler ve ayrıntıda gizlenmiş şeytanlar var ki, işte onlar yatırımcıyı esir alacak nitelikte. Sağlık ve eğitimde, yüksek ve mesleki eğitimde, sırası ile yerimiz 75 ve 74, bunlara tekabül eden indeksler ise 5.6 ve 4.0.

İnsana Yaptığımız Yatırımın Semeresi bu mu Olmalıydı?

İnsana yapılan yatırımın geri dönüşümünü gösteren emek piyasası verimliliği ölçüsünde, dünyada maalesef 133 sıradayız. En sorunlu olarak görülen alanlar ise, adaletsiz vergi oranları, vergi düzenlemeleri, hala süren bürokratik karmaşa, yetersiz adalet, çalışma etiği eksikliği, yetersiz işgücü eğitimi, teknolojik sofistikasyon eksikliği, yetersiz alt yapı, bilim ve teknik eğitim kurumlarının yetersizliği ve kifayetsiz üniversite –sanayi işbirliği. Hani büyük piyasayız ya! Dış piyasa kontrolü göstergelerimiz bile istenir düzeyde değil. Bunun için işin bir yanından tutacağına adeta söz veren Mehmet Şimşek, ne kadar Fitch notunu etkileyebilir bilemem. Ama birçok alanda yapılması gerek çok ama çok iş var hala. Bunlara beşeri kalkınma indekslerindeki kötü sicillimizi koymadım bile bakın. Dost acı söyler bilirsiniz.

Durum Böyle iken, Bırakın Savaşı, Savaş söylentisi bile Rasyonel mi?

Bir de Suriye krizi ve sıfır sorun vaadinden geldiğimiz sonsuz sorun yumağı, sadece Türkiye’yi daha riskli hale getirmekle kalmaz. Savaş, ihtimali ile bile yatırımcıyı caydıran bir şeydir. Bu böyle bilinip hatırlanmalı. Tabii bütün bunlara benim özlü sözüm bu. Fitch hazretleri ne yapar bilemem. Ama bir olasılık tabii notu olduğu gibi korumasıdır.

“Bir İhtimal Daha Var“ O da Yeni bir Gaz mı Dersin. Söyle Canım Ne Dersin?

Bir diğer ihtimal Fitch notu yükseltebilir. Tabii Diğerleri de izleyebilir veya izlemez. Bu onların bileceği bir şeydir. Yatırım gelmezse, Türkiye’yi küstürmeden suçu başkasına yüklemenin aslında tam zamanı. “Ne yapayım ben yükselttim. Ama kriz var. Yatırım için gelecek zaten pek yok. Onlar da Brezilya’ya gitti ben ne yapayım“ misali. Bunu anlayabiliriz. Ama anlayamayacağımız veya tel’in edeceğimiz bir şey daha var. O da nunca sorun dururken, “çok iyi gidiyorsunuz. Güçlüsünüz, gücünüzden Allah her kesi korusun. Ama bir tek Suriye’yi korumasın. Gidin girin dümdüz edin“ telkini, bizim yüzümüzü güldüren bir şey değil, geleceğimizi ipotek altına alacak olan, nice canlarımıza kasteden bir şey olur. Bunu da bilelim.

Tabii Fitch bunları söylemez not yükseltme ile. Ama biz böyle okuyalım. Ben dostum. Acı söyleyebilirim. Üstelik buna hakkım var. Siz sakın alınıp kızmayın. Zinhar vatan haini ilan etmeyin. İş ki bizi birileri güldürmesin. Bakın düşman demiyorum.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2072 ) Etkinlik ( 86 )
Alanlar
TASAM Türkiye 86 2072

Yirmi birinci yüzyıl, güvenlik kavramının yalnızca askerî kapasite, sınır bütünlüğü ya da fiziksel tehditler üzerinden tanımlanamayacağını açık biçimde ortaya koymuştur. Küreselleşme, dijitalleşme ve teknolojik dönüşüm süreçleri, güvenliği çok katmanlı ve disiplinler arası bir olgu hâline getirmişti...;

Uluslararası sistem, 1648 Westphalia Barışı’ndan bu yana devletin egemenliği, toprak bütünlüğü ve müdahale yasağı üzerine kurulu bir mimariyle şekillenmiştir. Ancak bu mimari, statik bir yapı olmaktan ziyade; üretim biçimlerinin, teknolojik kabiliyetlerin ve sermaye hareketlerinin değişimiyle evrile...;

Tarih, geçmişin tozlu sayfalarında bırakılacak donuk bir hatıra defteri değil; bugünün hibrit savaşlarında devletlerin hayatta kalmasını sağlayan en dinamik jeopolitik enstrümandır. Bir toplumun geleceğini inşa edebilmesi, geçmişini romantize etmesiyle değil, o geçmişi bugünün şartlarıyla rasyonel b...;

Konfüçyüs’ün ünlü öğretileri, yazara göre bu makalede tanıtılan doktrinin — sentezleyici realizmin — ortaya çıkışını öngörmüştür. Bu yeni öğretinin amacı; modern felsefenin gelişimindeki üç ana dal olan nesnelcilik (objektivizm), öznelcilik (süjektivizm) ve ampirizmi tek bir felsefi dünya tablosunda...;

Pakistan ve Türkiye arasındaki ilişkiler “İki Millet, Tek Ruh” olarak tanımlanmıştır. Her iki ülkenin de dilsel, kültürel ve medeniyetsel yakınlıkları olduğu yadsınamaz bir gerçektir ancak hızla gelişen bölgesel jeopolitik, sembolik söylemlerden daha fazlasını gerektirmektedir. ;

İnsanlık tarihi boyunca savaşın ve stratejinin temel birimi "toprak" olmuştur. Westphalia düzeninden bu yana egemenlik; sınırların korunması, kaynakların fiziksel işgali ve orduların cephe hattındaki yıpratıcı mücadelesiyle ölçülmüştür. Ancak 21. yüzyılın ilk çeyreği tamamlanırken, özellikle 2025-20...;

İktisat tarihinin en çarpıcı kıyaslamalarından biri, 1300-1800 yılları arasında Akdeniz’in kuzey ve güney kıyılarında yaşanan kurumsal evrimdir. İspanya örneği, devasa bir coğrafyaya ve Amerika’dan gelen tükenmez gümüş stoklarına rağmen bir "kaynak laneti" (Resource Curse) ve kurumsal hantallık için...;

“Türkiye Markası; Yerelden Kürese 21. Yüzyıl İçin Stratejik Yol Haritası” isimli kitap, TASAM Yayınları tarafından yayımlandı. Prof. Dr. Abdullah Özkan, Dr. Öğretim Üyesi Erol Dönek, Dr. Mehmet Sali editörlüğünde hazırlanan kitapta konunun uzmanı 18 bilim insanının 17 makalesi yer alıyor.;

9. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

7. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

4. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

8. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

2. Yeniden Asya Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

Afrika 2063 Ağı | İstişare Toplantısı 3

  • 18 Haz 2025 - 18 Haz 2025
  • Çevrimiçi - 13.00

11. İstanbul Güvenlik Konferansı (2025)

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

10. İstanbul Güvenlik Konferansı (2024)

  • 21 Kas 2024 - 22 Kas 2024
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...