İran’la Siyasi İlişkilerde Göz Ardı Edilmemesi Gereken Bir Faktör: Takiyye

Makale

Iran devleti, Humeyni devriminden sonra, “İran İslam Cumhuriyeti” adıyla dünya sahnesinde varlığını sürdürmeye devam etti. Halkının ezici çoğunluğu Müslüman olan İran, ülkenin sosyo-kültürel boyutunu, siyasi yapıya resmen büründürmüş oldu....

Iran devleti, Humeyni devriminden sonra, “İran İslam Cumhuriyeti“ adıyla dünya sahnesinde varlığını sürdürmeye devam etti. Halkının ezici çoğunluğu Müslüman olan İran, ülkenin sosyo-kültürel boyutunu, siyasi yapıya resmen büründürmüş oldu.

İran, İslam dünyasındaki Şii-İmamiyye düşüncesinin merkezi ve resmi temsilcisidir. İslam’ın üç önemli düşünce ekolünden birisi olan Şiiliğin mutedil boyutu olan İmamiyye, İslam dünyasında muhalefette kalan bir islami algılayış biçimidir.

Ana hatlarıyla Sünnilikten farklı düşünmeyen Şia, İslam’ın genel-geçer kuralları içerisinde iman esaslarından kabul edilmeyen birkaç konuyu, ileri boyuta taşıyarak, adeta Şii-İslam anlayışının temel inanç argümanları haline getirmiştir. Bunlar arasında en önde gelenlerden birisi “takiyye“ dir.

Takiyye, bir tür “YA GÖRÜNDÜĞÜN GİBİ OLMA YA DA OLDUĞUN GİBİ GÖRÜNME“ felsefesi üzerine kurulmuştur.

İlk dönemlerde, Emevilerin zulümlerine maruz kalan Hz. Ali taraftarlarında (Şiatu Ali) bu sorunları çözüme yönelik bir çare olarak, takiyye düşüncesi ağırlık kazandı. Zaman ve zeminin şartları doğrultusunda, kendilerini korumak ve savunmak amacıyla ortaya çıkan bu anlayış ve algılayış, Kur’an ve hadislerden dayanaklar bulmaya çalıştı. Konuyla ilgili ayet ve hadisler, klasik Şii eserlerinde detaylı bir şekilde tartışılmıştır.

Başlangıçta takiyye can ve mal korkusundan, Şia’nın imamları ve geneli tarafından meşru görülmüştür. Ancak bu anlayış, Şia’nın baskılara maruz kalmadığı dönemlerde de devam etmiş, siyasi Şii iktidarı bütün dünyaya yayabilmek amacıyla bir inanç nesnesi haline bürünmüş, böylece takiyye “dini-siyasi“ bir hal almıştır.

İleriki dönemlerde, ilk dönem Şii kitaplarında ciddi bir şekilde ele alınan Takiyye anlayışı, Şii kitapların olmazsa olmazı haline gelmiştir. Bu doğrultuda iman esaslarının işlendiği her kitap ve risalede, takiyye konusu işlenmiştir. Böylece takiyye, Şia’da bir iman esası haline gelmiştir. Nitekim bu husus Şiilerin önde gelen imamları tarafından defalarca vurgulanmıştır.

Mesela Şeyh Saduk, “Takiyye vaciptir, onu terkeden, namazı terkeden gibidir“ derken, “Mü’minin yapabileceği en faziletli amel, takiyyedir“ denilmiştir. “Takiyyesi olmayanın imanı yoktur“ sözü de Şii bilginlerce Muhammed Bakır’a ve Cafer es-Sadık’a nispet edilmektedir. Özellikle imamlara söylettirilen bu tür sözler Şii edebiyatında fazlasıyla mevcuttur.

Son dönemlerde, Şiilerin bu anlayışlarının, “yalancılık“, “iki yüzlülük“ olduğu şeklindeki suçlamalar karşısında, takiyye anlayışı bir takım yeni yaklaşım ve yorumlara maruz kalmakla birlikte. Bu konudaki Ali Şeriati’nin değerlendirmesi dikkat çekicidir. Ona göre birisi Ali Şiası, diğeri de Safevi Şiasına ait olmak üzere iki türlü takiyye vardır. O, Safevi Şiasının takiyyesi mensuplarının, kendi asıl inancını bile hatırlayamayacak kadar renk değiştirdiğini vurgular. Ali Şeriati yanında Muhsin el-Emin, Muhammed Hüseyin el-Tabatabai, Muhammed Rıza el-Muzaffer ve Abdülbaki Gölpınarlı gibi son dönem Şii bilginleri, geleneksel takiyye anlayışını yumuşatarak, takiyyenin her zaman ve her yerde dini bir zorunluluk olmadığı yönünde yaklaşımlar sergilemişlerdir.

Geleneksel Şia ile modern Şiiler arasında takiyyeye yaklaşımlarda farklılık olsa da, bu anlayış Şiiliğin temel prensipleri arasındadır. Üstelik Siyasi Şia ile Dini şia arasındaki fark da barizdir. Tarihsel tecrübeler doğrultusunda bazı Şii ileri gelenlerinin “Takiyye dönemi bitmiştir“ türü söylemlerinin de bir tür takiyye olduğu şeklinde değerlendirmeler gözardı edilmemelidir.

Takiyyenin, müşrik ve kafirlere yönelik olması gerektiği şeklindeki bazı Sii yaklaşımlar ise, tarihsel bağlamda realiteyla bağdaşmaz görünmektedir. Zira öncelikle takiyyenin uygulandığı kesim Emeviler, Müslümandı. Sonraki dönemlerde Müslümanlara yönelik Şii takiyye ameliyesiyle ilgili tarih kitaplarında çok sayıda belge bulunmaktadır. Bu doğrultuda takiyye, sadece bir Şii için haramdır.

Sonuç olarak İran İslam Cumhuriyeti, Şiilik eksenli bir İslami anlayışın temsilcisi konumundadır. Haliyle yönetim, Siyasi Şia prensipleriyle hareket etmektedir. Takiyye ise, özellikle Siyasi Şianın temel bir inanç argümanıdır.

Bu doğrultuda İran devletinin uluslararası ilişkilerdeki uygulamaları, ağırlıklı olarak devlet menfaati çerçevesinde olmakla birlikte, arkaplanda takiyye inancının bir tezahürüyle şekillenmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN ve Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri bakanı sayın Prof. Dr. Ahmet DAVUTOĞLU’nun, devlet adamlarının verdiği sözleri tutmamasıyla alakalı sitemlerine yol açan İran uygulamaları, kendileri açısından dini bir inancın tezahürü olup, “yalancılık, ikiyüzlülük“, “devletlerarası ilişki ilkeleriyle bağdaşmazlık“ değildir. Bu onlar için normal, hatta dini açıdan gerekli/zorunlu/vacip bir tutumdur. Bu ise, uluslararası ilişkilerde “devlet menfaati“ veya “karşılıklı çıkarlar“ eksenli ilişkilerin ötesinde, çok daha sorunlu bir olgudur.

Bu doğrultuda Suriye devlet yöneticilerinin büyük çoğunluğunun, aşırı Şii gruplardan olan Nusayri olduğuna değinmekte yarar vardır. Buradan, İran’ın yanında Hizbullah’ın ve de Türkiye Caferilerinin, Suriye Devlet başkanı Beşşar ESED’i desteklemelerinin temel nedenleri arasında, onun inancının Şii kaynaklı olmasının ön planda olduğu anlaşılmaktadır.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2708 ) Etkinlik ( 221 )
Alanlar
Afrika 76 639
Asya 98 1077
Avrupa 22 637
Latin Amerika ve Karayipler 16 67
Kuzey Amerika 9 288
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1379 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 293
Orta Doğu 22 606
Karadeniz Kafkas 3 296
Akdeniz 3 184
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1292 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
İslam Dünyası 58 781
Türk Dünyası 19 511
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2046 ) Etkinlik ( 82 )
Alanlar
Türkiye 82 2046

Ekonomik, siyasi, askeri ve kültürel güçlerin oluşturduğu bir Dünya Düzeni vardır. Bu düzen ufak değişimler gösterse de kolay kolay değişmez. Büyük güçler siyasi, ekonomik güçlerini koruyabilmek ve hatta geliştirmek amacıyla zaman zaman bazı girişimlerde bulunurlar. ;

ABD Dışişleri Bakanı Blinken’in Mısır’la başlayan Orta Doğu gezisinde, Mısır ve İsrail arasındaki barışın ve özellikle Abraham konjonktürünün, bölgedeki gelişmelerden olumsuz etkilenmesi endişesi hissedildi. Orta Doğu uzlaşmadan çok çatışmanın olduğu bir bölge. ;

Uluslararası mecrada bir “Türkiye Markası“ hâline gelen Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi, TASAM 2004-2023 Faaliyet Raporu’nu yayımladı.;

Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bugüne ABD’nin büyük stratejisinin ne olması gerektiği konusunda yoğun bir tartışma yaşanmaktadır. Özellikle 11 Eylül olayları, Irak Savaşı ve 2008 küresel finansal krizinin etkileriyle ABD dış politikasının tarihsel motiflerinden biri olan izolasyonist eğilimin yeni b...;

Komşu kıyılara sahip devletlerin Deniz Yetki Alanı (DYA) yan sınırının belirlenmesi her zaman sorunlu olmuştur. Genelde sınırın denizle birleştiği noktayı merkeze alan bir açı genişliği başlangıçta olmasa bile ilerleyen zaman içinde denizde veya karada meydana gelen topografik değişiklikler nedeniyl...;

Büyük güçlerin siber uzay ve siber güvenlik stratejileri 21. yüzyılın başlarında somut olarak şekillenmeye başlamıştır. Ancak bu stratejilerin temeli ABD ve SSCB'nin Soğuk Savaş dönemi boyunca tecrübe ettikleri uzay ve silahlanma yarışının bir sonucu olarak atılmıştır.;

ABD'nin Trump döneminden itibaren Afrika ile daha az ilgilendiği, Fransa’nın ise her geçen gün güç kaybettiği bir ortamda, uluslararası alanda yalnızlığa itilen Rusya, Afrika’da etkinliğini artırmaya yöneldi.;

İlk kez 2015 yılında düzenlenen ve bu yıl dokuzuncusu gerçekleştirilecek İstanbul Güvenlik Konferansı 2023, TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü (MSGE) tarafından “Ekosistemde Stratejik Dönüşüm: İklim, Gıda, Demografi, Meritokrasi, Ekonomi, Sağlık, Eğitim, İstihdam, Aile-Gençlik ve Şehir Güvenl...;

9. İstanbul Güvenlik Konferansı (2023)

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul - Türkiye

Afrika 2063 Ağı İstişare Toplantısı 2

  • 20 Eki 2022 - 20 Eki 2022
  • Çevrimiçi - 14.00

Afrika 2063 Ağı İstişare Toplantısı 1

  • 06 Eki 2022 - 06 Eki 2022
  • Çevrimiçi - 14.00

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 04 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 03 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

8. İstanbul Güvenlik Konferansı (2022)

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...