![]() |
Irak eski devrik devlet başkanı Saddam Hüseyin hakkında idam kararı verildikten kısa bir süre sonra idam edilmesi dünya kamuoyunda geniş bir şekilde yer aldı. Birçok ülke ve sivil toplum örgütü Saddam Hüseyin’in idamı için kınama mesajları yayınladılar.
İdam kararının uygulanmasından hemen sonra, Saddam Hüseyin’in idam ediliş anındaki görüntüler bütün dünya ya cep telefonu kamerası kullanılarak çekilen video görüntüleri olarak dağıtıldı. Bir önceki yazımızda idam kararını hem Amerika Birleşik Devletleri hem de Avrupa Birliği perspektiflerinden incelemeye çalışmıştık. Bu yazımızda idam kararının uygulanışının nasıl bir öngörü ile gerçekleştirilmiş olabileceğini irdelemeye çalışacağız.
Kamuoyunda ki ortak görüş, Saddam Hüseyin’in idam edilmesinin yanlış bir adım olduğu, hem Irak içerisinde mezhep çatışmalarına yol açacağını hemde insanlık için büyük bir suç oluşturduğu üzerine yoğunlaşıyordu. Yukarıda da değindiğimiz gibi Saddam Hüseyin’in idam edilmesini içeren video görüntülerinin ortaya çıkması ile gündem, idam kararının hata olduğu tartışmalarından idam anında Saddam Hüseyin’e karşı yapılan davranışları sorgulama boyutuna geçmiştir.
Zaten yargılanıp idam cezasına çarptırılan birisi olan Saddam Hüseyin son anlarını yaşarken bile, “cellatları“ tarafından sürekli bir aşağılamaya maruz kalması taraflı tarafsız bir çok kişiyi olumsuz yönde etkilemiştir. İdam kararını uygulayanların “Mukteda“ diye bağırmaları ve Irak’taki şiilerin lideri lehine slogan atmaları , şahısların “şii“ mezhebine mensup olduklarını gösteriyor. Burda soru işareti olarak ortayan çıkan nokta, Saddam Hüseyin’in idamına giden yolda birincil bir rol oynayan Amerika Birleşik Devletleri’nin Saddam’ı niçin “şii görevliler“in eline teslim ettiğidir. Bu çıkış noktasıyla, ABD’de iki şeyi düşünerek hareket etmiş olabilir. Birincisi, eğer ki ABD’de idamı kendi güçlerini kullanarak yapsaydı, hem uluslararası alanda çok olumsuz tepkiler alacaktı hemde demokrasi getirdiğini iddia ettiği Irak’ta böyle bir uygulama yaparak kendi söylemini etkisiz hale getircekti. İkincisi ve en önemli nokta ise, zaten Saddam Hüseyinin idamı ile öngörülen şii-sünni mezhep çatışmalarının yol açacağı senaryolarının daha hızlı şekilde hayata geçirilmesi kolaylaştırmak isteyerek hareket etmiş olabilir.
Irak’ta gün geçtikçe etkinliğini kaybeden ABD, Saddam Hüseyin’in idamı ve idam ediliş tarzı ile Irak’ın bölünmesini hızlandırarak bir an önce sonuca gitmek istemektedir. Elbette ki ABD’nin bu denli hukuk dışı uygulamaları tek taraflı güç politikaları çerçevesinde açıklanabilir. Sonuç olarak, Saddam Hüseyin idam edildi ve ABD kendi senaryolarını istediği gibi vizyona sokabileceğini bir kez daha göstermiştir.
Son G-8 zirvesinde, ABD Başkan’ı George Bush, basın toplantısında Rusya Devlet Başkan’ı Vlademir Putin’e ithafen, “Irak’taki demokratik gelişmeleri Rusya’da da görmek istiyoruz demişti“. Vlademir Putin’de buna karşılık “biz Irak’taki gibi bir demokrasiyi Rusya’da görmek istemiyoruz demişti“. Kim bilir belki yakın bi gelecekte Rusya, ABD’nin bu anti-demokratik uygulamalarının karşısında durabilecek bir güç potansiyeline sahip olabilir!
