6. Uluslararası Türk - Afrika Kongresi | Başkan Şensoy’un Açılış Konuşmas | 16.12.2010, İstanbul

Açılış Konuşması

Öncelikle Mali eski devlet başkanı ve Afrika Birliği Komisyonunun bir önceki başkanı Prof. Dr. Alpha Konare Beyefendi başta olmak üzere kongremize teşrif eden hanımefendilere, beyefendilere ve tüm basın mensubu arkadaşlarımıza teşriflerinden ötürü teşekkür ediyorum....

Öncelikle Mali eski devlet başkanı ve Afrika Birliği Komisyonunun bir önceki başkanı Prof. Dr. Alpha Konare Beyefendi başta olmak üzere kongremize teşrif eden hanımefendilere, beyefendilere ve tüm basın mensubu arkadaşlarımıza teşriflerinden ötürü teşekkür ediyorum. Dışişleri Bakanlığımızı temsilen Bölge’de görev yapan üç büyükelçimiz de aramızdalar. Onlara da teşriflerinden ötürü teşekkür ediyorum. Madagaskar, Sudan ve Gana Büyükelçilerimiz de programımız için ülkemize geldiler.

Bu kongrenin ve USTKİP Komisyon Toplantıları’nın gerçekleştirilmesinde büyük emeği geçen TASAM Afrika Enstitüsü direktörümüz, direktör yardımcısı ve yönetim kurulumuz başta olmak üzere emek veren herkese, desteklerini esirgemeyen kişi ve kurumlara teşekkürlerimi bir borç ve vazife biliyorum. Ben daha çok, teknik bir konuşma yapmaya gayret edeceğim ve çok kısa tutacağım.

2005 yılında ilk Uluslararası Türk - Afrika Kongresi’ni Sayın Konare’nin teşrifiyle, bugün Cumhurbaşkanımız olan Abdullah Gül Beyefendi’nin ( Dönem’in Dışişleri Bakanı olarak ) teşrifiyle ve yine İslam Konferansı Teşkilatı Genel Sekreteri Prof. Dr. Ekmelettin İHSANOĞLU Beyefendi’nin teşrifiyle yapmıştık. Bugün yine aynı salonda 6. Uluslararası Türk - Afrika Kongresi’ni yapmak üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Türkiye’nin 2005 yılını “Afrika Yılı“ ilan etmesi ile başlayan süreçte yaklaşık 6 yıl geçti. Bu süre zarfında TASAM kendi açısından, başlatmış olduğu kongreler serisini 6. Uluslararası Türk - Afrika Kongresi’ne kadar aksatmadan, düzenli ve her yıl yeni ivme kazanacak bir nitelikte bugüne kadar taşıdı ve bundan sonra da daha güçlü olarak devam ettirmek isteğinde.

Bir diğer önemli kazanım da; 2008 yılında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı ev sahipliğinde düzenlenen “Türkiye - Afrika İşbirliği Zirvesi“ öncesinde yine Kıta’daki 45 ülkeden sivil toplum kuruluşlarıyla yapılan “Türkiye - Afrika STK Forumu“ gerçekleştirildi. Bu forumun sonunda uluslararası bir platform kurulması, bunun 4 dilde yayın yapan bir “internet portalı“ olması ve kurulacak komisyonların da kendi aralarında belirli bir “iş ağı“ oluşturmaları kararlaştırıldı. Geçen yıl bu komisyonların ilk taslak toplantıları yapıldı ve ilk filizleri görüldü. Bu yıl ikinci toplantıları sizlerin katılımı ve desteğiyle gerçekleştirilecek.

Bilimsel ve stratejik anlamda sürece destek vermek açısından Uluslararası Türk - Afrika Kongreleri’ni çok önemsiyoruz ve bunu ciddiyetle Türk - Afrika ilişkilerinin gelişmesine hizmet edecek şekilde devam ettirmeyi planlıyoruz. Ama kısaca USTKİP dediğimiz “Uluslararası Sivil Toplum Kuruluşları Kalkınma ve İş Birliği Platformu“nun komisyonlarının hem Türk tarafının hem Afrika tarafının işlerlik kazanmasını, somut projelere yönelmesini, ikili ve çok taraflı projelerle bir araya gelmesini daha çok önemsiyoruz. Çünkü Türkiye’nin Afrika politikasının başarılı olabilmesinin temel kriterinin toplumlararası ilişkilerin gelişmesine bağlı olduğunu düşünüyoruz. Bu ilişkiler ne kadar güçlendirilirse, devletler bazında ortaya konmuş iradenin o kadar başarılı olacağı şüphesiz ortadadır.

Diğer alanda ticaret hacmimiz 3 milyar dolardan yaklaşık 18 milyar dolar gibi - çok genel rakamlarla söylüyorum - yaklaşık 6 katına çıkan bir ivme gösterdi. Bu sevindirici bir gelişme; fakat Afrika ile Türkiye’nin genel potansiyeline bakıldığında 100 milyar dolarlık bir hedefin hayal olmadığı da kanaatimce gözüküyor. Dolayısıyla ticari alanda elde edilen bu başarının arkasında TUSKON gibi sivil anlamda, devlet boyutunda ise Dış Ticaret Bakanlığımızın ve ilgili bakanlığımızın örgütlemiş olduğu çalışmalar ve diğer iş örgütleri, iş adamı kuruluşları, iş adamlarımız var. Bu süreçte emeği geçenlere şükranlarımızı sunuyorum. Ama daha çok fazla gidilecek yol olduğunu da sanırım onlar bizden daha iyi biliyorlar.

2005 yılında Türkiye’nin Afrika’da 12 büyükelçiliği varken şimdi - yakında açılması hedeflenenler ile söylüyorum - 30 gibi bir sayıya ulaşacak. Dolayısıyla bu kadar kısa bir sürede diplomatik temsilciliklerin iki katına, sonra iki buçuk katına çıkarılacak olmasını, yine Dışişleri Bakanlığımız açısından Türkiye Cumhuriyeti resmî temsilciliklerimizin Bölge’de açılmasını ve yaygınlaşmasını, bütün Kıta’ya hitap eder hale gelebilmesi açısından önemli ve çok büyük bir gelişme olarak değerlendirmek gerekiyor. Türk İş birliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığının Bölge’de açmış olduğu ofisler, temas noktaları çok daha fazla. Bütün büyükelçilerimizin olduğu başkentlerde yine TİKA’nın ofislerine kanaatimce ihtiyaç olduğu gözüküyor.

Bu süreçte yer alan bütün sivil ve resmî kurumların önlerinde daha çok yapılacak işler var. Şüphesiz bütün bu perspektifi geliştiren, içerisinde yaşadığımız dünyanın nereye gitmekte olduğunu da görmemiz gerekiyor. Öngörülebilirlik Çağından, Tahmin Edilebilirlik Çağına geçiyoruz. Bunu ABD Merkez Bankası eski başkanı Alan Greenspan “Türbülans Çağı“ olarak tanımlıyor. Öngörülebilirliğin mümkün olmadığı, tahmin edilebilirliğe ve buna bağlı olarak da sürprizlere açık olan bir dünya ile karşı karşıyayız.

Önce iki kutuplu bir dünya, sonra tek kutuplu bir dünya, şimdi ise çok kutuplu gelişim gösteren bir rekabet ve dünya sistematiği içerisindeyiz. Afrika’nın da dünyada daha etkili olabilmesi için, Türkiye’nin çok boyutlu dış politika açılımı içerisinde Afrika ile olan tarihi referanslarından da yola çıkarak geliştirmek istediği “büyük iş birliği ağı“nın, dünyanın gelişen bu dengeleri içerisinde çok önemli bir yere oturduğunu görmekte fayda var. Türkiye - Afrika ilişkileri açısından bence altı çizilmesi gereken en önemli şey; tüm söylediklerimle birlikte mümkün olduğunca somut sonuçlara ve somut projelere dayanan bir sürecin geliştirilmesi ve güçlendirilmesi gereğidir.

Biz kendi çalışmalarımızda hep bunu vurguluyoruz: Acaba amaca ne kadar hizmet edebiliyoruz? Yaptığımız işlerin içeriğini somut olarak ne kadar doldurabiliyor, kalıcı kazanımlar haline getirebiliyoruz? Somut projeler etrafında bir araya gelinebilmesinin ve bunların hem Kıta’daki ülkelerin hem de Türkiye’nin yararına kılınabilmesinin arayışı içerisindeyiz. Afrikalı muhataplarımız da aynı kanaatte olduklarını zaten sürekli bize teyit ediyorlar.

Hem Türkiye’nin hem Afrika ülkelerinin bugün ve önümüzdeki dönemde gelişen dünya içerisinde etkin ve güçlü olabilmesinin en temel dayanağı, donanımlı insan kaynağı. Çok basit bir örnek vermek gerekirse; Çin’in tahminen edilen eğitilmiş insan nüfusunun 450 milyon kişi olduğu söyleniyor fakat diğer taraftan dünyanın en büyük entegrasyon hareketi Avrupa Birliğinin 27 ülkesinin toplam nüfusunun 450 milyon olduğunu düşündüğümüzde önümüzdeki dönemin rekabet açısından ne kadar acımasız olacağını da – bunun hangi taraf lehine olacağına değinmemekle birlikte - ifade etmemiz gerekiyor. Bu anlamda elimizdeki insan kaynağına dayalı, insan kaynağını geliştirecek projeler yapmamız gerektiği konusunun da altını çizmekte fayda var. Çünkü Afrika ülkelerinin de Türkiye’nin de kaynakları sonsuz değil. Bu kaynakları ne kadar verimli, donanımlı insan kaynağı marifetiyle ve stratejik vizyon derinliği içerisinde kullanabilirsek, hem ülkemiz hem de karşılıklı geliştirilmek istenen ilişkiler açısından daha somut sonuçlara ulaşabiliriz diye düşünüyorum.

Önümüzdeki yıl Uluslararası Türk - Afrika Kongresi’nin 7.’si yapılacak. USTKİP Komisyon Toplantıları’nın 2011 yılı içerisinde daha da hızlanması ve yılda en az iki kez yapılmasının daha sağlıklı olacağı kanaatindeyiz. Bu anlamda, 7. Uluslararası Türk - Afrika Kongresi’nin Afrika’da bir ülkede yapılması, USTKİP Komisyon Toplantıları’nın karşılıklı olarak hem Türkiye’de hem de Afrika ülkelerindeki STK’larımızın ev sahipliğinde yapılması konusunda da arayışımız devam ediyor. Bunu ikili görüşmelerde de değerlendireceğiz ve bu anlamda tekliflere de açığız. Bu süreçte bütün imkanlarımız ile destek vermeye hazır olduğumuzu ve toplantılarımızın Afrika’ya taşınmasına çok sıcak baktığımızı belirtmek istiyorum.

Tekrar teşriflerinizden ötürü teşekkürlerimi iletiyor, saygılar sunuyorum…

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2071 ) Etkinlik ( 84 )
Alanlar
TASAM Türkiye 84 2071

Dünya ekonomisi, 2020’li yılların başından itibaren son otuz yıla damgasını vuran liberal rasyonalitenin sarsıldığı, yapısal bir kırılma dönemine girmiştir. 1980-2020 yılları arasında küresel sistemi domine eden "Etkinlik" (Efficiency) paradigması, yerini ulus devletlerin varoluşsal bir refleksi ola...;

2025 yılındaki ABD-Çin ticaret savaşı bir aydan kısa sürdü; ancak ortaya koyduğu stratejik açık on yıllardır derinleşmekteydi. 2 Nisan'da, kendi deyimiyle "Kurtuluş Günü"nde ABD Başkanı Donald Trump, aralarında Çin'in de bulunduğu düzinelerce ülkeye geniş kapsamlı tarifeler uyguladı; Çin birden orta...;

Rus iktisadi düşünce tarihini incelemek, sadece bir coğrafyanın üretim ve bölüşüm ilişkilerini takip etmek değil; aynı zamanda devletin bekası, toplumun ahlaki dokusu ve bireyin mülkiyetle olan sancılı ilişkisi üzerine kurulmuş devasa bir "iktisat sanatı" (techne) laboratuvarına girmektir. ;

İktisat tarihi, uzunca bir süre iki kutuplu bir koordinasyon anlatısına sıkıştırıldı: Bir tarafta piyasanın koordinasyon gücünü yücelten ve mikro ajanların dağınık bilgisini fiyat mekanizmasıyla eşleyen Adam Smith’in "Görünmez El"i; diğer tarafta ise her şeyi yukarıdan aşağıya (top-down) tasarlayabi...;

İktisat literatüründe makro-teorik yaklaşımlar genellikle üretici güçlerin mülkiyetini, bölüşüm ilişkilerini ve sınıfsal çatışmaları ulusal ya da küresel ölçekte, yukarıdan aşağıya (top-down) kurgulama eğilimindedir. Bu durum, ekonomiyi soyut bir denge arayışı ya da kaçınılmaz bir tarihsel altüst ol...;

Geçenlerde okuduğum ilk baskısı 2017 yılında yapılan Amerikalı antropolog James C. Scott’un ‘’Tahıla Karşı (Against the Grain: A Deep History of the Earliest States’’, Koç Üniversitesi Yayınları) adlı kitap insanlık tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olan tarım devrimi ve ilk yerleşik devl...;

Güney Kore'nin 2026 yılında Rusya'nın Kuzey Deniz Rotası (NSR) üzerinden ilk konteyner deneme seferini gerçekleştirme hazırlıkları, Arktik'in geleceği hakkındaki tartışmalarda yeni bir aşamaya işaret ediyor. Seul hükümeti, yaklaşık 3.000 TEU kapasiteli bir konteyner gemisini Busan'dan Rotterdam'a Ar...;

Tchiani'nin Ankara ziyaretini sıradan bir diplomatik temas olarak değil, darbe sonrasında Türkiye'nin Nijer ile kurduğu pragmatik ilişkilerin kurumsallaşmasının bir göstergesi olarak yorumlamak mümkündür. Nijer Cumhurbaşkanı Abdurrahman Tchiani'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın davetiyle Tü...;

Afrika 2063 Ağı | İstişare Toplantısı 3

  • 18 Haz 2025 - 18 Haz 2025
  • Çevrimiçi - 13.00

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Oca 2024 - 10 Şub 2024
  • İstanbul - Türkiye

10. İstanbul Güvenlik Konferansı (2024)

  • 21 Kas 2024 - 22 Kas 2024
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2025 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 31 May 2025 - 28 Haz 2025
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2023 Dönem 1

21. yüzyıl güvenlik sorunlarının dönüşümünü takip edebildiğimiz bir dönem olarak dikkat çekmektedir.

  • 11 Kas 2023 - 02 Ara 2023
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Türkiye - AB İlişkilerinin 60. Yılı ve Geleceği Konferansı

  • 24 Eki 2023 - 24 Eki 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

Doğu Akdeniz Programı 2023-2025

  • 17 Tem 2023 - 19 Tem 2023
  • Sheraton Istanbul City Center -
  • İstanbul - Türkiye

5. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...