Bir Kişi Eksiksek 2023'e Ulaşamayız

Röportaj

2023 ülkemiz için çok önemli bir yıl. Cumhuriyetimizin 100. Yılına her alanda, her sektörde meydana gelen gelişmelerle, önümüze koyduğumuz hedeflerle emin adımlarla ilerliyoruz. 100. Yıl heyecanını yaşayan bir üniversite olarak Yıldız, Cumhuriyetin 100. Yılı için çok daha heyecanlı. Çünkü hedef büyük: “Bir Ar - Ge Üniversitesi Olarak YTÜ.” ...

BİR KİŞİ EKSİKSEK 2023’E ULAŞAMAYIZ

2023 ülkemiz için çok önemli bir yıl. Cumhuriyetimizin 100. Yılına her alanda, her sektörde meydana gelen gelişmelerle, önümüze koyduğumuz hedeflerle emin adımlarla ilerliyoruz. 100. Yıl heyecanını yaşayan bir üniversite olarak Yıldız, Cumhuriyetin 100. Yılı için çok daha heyecanlı. Çünkü hedef büyük: “Bir Ar - Ge Üniversitesi Olarak YTÜ.“

Cumhuriyet’in 100. Yılında bir Ar – Ge Üniversitesi olma hedefimizi, 2023 Yılının önemini ortaya koyan ilk kuruluşlardan TürkAsya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) Başkanı Sayın Süleyman ŞENSOY ile konuştuk.

Süleyman Bey öncelikle bize TASAM’ın kuruluşundan bahseder misiniz? Çünkü öncesinde bir özel sektör deneyiminiz var. Ülkemiz 2023 kavramıyla daha çok yeni tanıştı, toplumdaki bilinç daha yeni uyandı ama siz 90’lı yıllarda bu projeye fikir olarak başlamışsınız. Bu vizyonunarka planını anlatır mısınız?

TASAM’ın ilk fikri 1996 yılında oluşmuştu, ama şartların olgunlaşması ve harekete geçmemiz hem maddi hem manevi açıdan 2002 yılında oldu, 2003 yılının ortasında da aktif olarak çalışmaya başladık. 8 - 9 yıllık aktif bir geçmiş söz konusu. 21.Yüzyılın ilk 10 yılı belki 100 yıllık gelişmelere sahne oldu. Dünyadaki geçmiş deneyim ve bu 10 yılda yaşanan 100 yıllık gelişim ve rekabet açısından odak noktanın insan kaynağının niteliği olduğunu gördük.Tabi insan kaynağının niteliğinin değişmesi de stratejik anlamda bir bilgi anlayışının oturması ve bunun yönetilebilir hale gelmesinden yola çıkıyor. Bizde Tasam olarak ki isminde de bir anlam var, açılımı“Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi“olsa da bir“tasa“dan yola çıkmış, yani ülkemizin bölgede ve dünyada daha etkin bir noktaya ulaşması, tarif edilen muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkması noktasında kendi alanında bir katkı sunmak üzerine çalışan bir kurumuz. Temel prensip olarak her zaman “ Tarafsız ve bilimsel bir tutum benimseyeceğiz ve birtakım ideolojik görüşlerimizi ispatlamaya yada yansıtmaya çalışan bir anlayış içinde olmayacağız, bilimsel ve doğru olan her şeyin doğru bir yansıtıcısı olmaya çalışacağız.“ şeklinde bir kurumsal yaklaşım belirledik. Bu kurumsal yaklaşıma göre bir kadro oluşturduk. Çok değişik alanlardan insanlar kuruma ve vizyonuna katkı sağlıyor. Dış politika üzerinde Tasam’ın 9 tane kurumsallaştırdığı alan var ve bunları çok bilinçli kurumsallaştırdık. Dört tanesi kıta bazında, Kurumsallaşma sırasıyla Afrika, Asya, Avrupa, Latin Amerika, Karayiplerve yine Kuzey Amerika. 3 tane de bölgesel çalışması var. Ve bu çalışmaları İstanbul yada Ankara’dan değil bölgeye en yakın Türkiye ilinden yürütmeye çalışıyoruz. Birtanesi Balkanlar, birtanesi Ortadoğu, birtanesi de Karadeniz Kafkas çalışmaları. Kimlik alanı olarak tanımladığımızda Türk ve İslam dünyası var. Tabi bu 9 dış politika alanına yönelik çok sayıda çalışma yapılıyor, düzenli yapılan kongreler, forumlar, bu bölgedeki ülkelerin önemli bir kısmıyla karşılıklı yuvarlak masa ülke toplantıları var. Yine basılan yayınlar, yorumlar, makaleler, hakemli dergi, stratejik raporlar, gibi bir çok çıktı ile sürecin içerisini doldurmaya yönelik çok sayıda çalışma yapılıyor. Bunların yanı sıra iki çok önemli projenin yürütücüsüyüz. Biri Sayın Cumhurbaşkanlığı himayesinde başlatılan, “Türkiye’nin Stratejik Vizyon 2023“ projesi,bir diğeri de çok önemsediğimiz ve stratejik bulduğumuz için 2005 yılından beri yürüttüğümüz “Sürdürülebilir Kalkınma için Nükleer Teknoloji“ projesi.Biz karar alıcılara en doğru kararı verip, ülkeyi en doğru şekilde yönetebilmeleri için mümkün olan en iyi seçenekleri sunmaya çalışıyoruz.

Peki, eğitim kurumlarımızın 100 yıllık bir birikime sahip olması bize nasıl bir stratejik üstünlük sağlar?

Süleyman Şensoy: Bizim Türk Devlet geleneği içerisindeki en büyük mirasımız,bilinen 2200 yıllık bir devlet geleneğine sahip olmamız. 17. Büyük Türk devletinde yaşıyoruz ama burada şöyle bir sonuç da ortaya çıkıyor, 16 tanesini de yıkmışız, yani çok büyük müteşebbis bir ruh var. Bu, doğru yönetildiği zaman çok büyük başarı hikâyeleri ve medeniyet çerçevesi ortaya çıkıyor. Kötü yönetildiği zaman da kendi içinde yıkıcı bir hale dönüşüp kendi kendini tasfiye edebiliyor. Dolayısıyla eğitim başta olmak üzere bu alandaki tüm birikimimiz, Yıldız Teknik Üniversitesi gibi bu kurumsal hafızaya sahip birimlere sahip olmamız, 2023 hedefine ulaşabileceğimiz noktasında moral işaretleri. Ama tabi bu birikimi yenileyip, sürekli güncelleyip, sürekli yapıcı eleştirisel bir bakış açısıyla sürekli yorumlamak gerekiyor.

Yıldız’ın 100 yıllık bir birikime sahip olmuş üniversitelerden biri olmasından söze başladık, Cumhuriyetin 100. Yılına geçiş yapmak istiyoruz müsaadenizle. Üniversiteler biraz daha akademik bakış açısıyla ele alacak olursak Vizyon 2023’ün neresinde olmalı?

Süleyman Şensoy: Türkiye için üzerinde durduğumuz yedi ana hedef var.Dört tanesi ekonomiyle ilgili üç tanesi de devlet ve toplum hayatıyla ilgili. Bir tanesi Türkiye’nin cari açık sorununu çözmesi, ticaretin de gelişmiş birçok ülkede olduğu gibi artı verecek seviyeye gelmesi. Bu da ancak insan kaynağının niteliğinin değişmesi ve bu değişen insan kaynağının üreteceği değerle mümkün. İkincisi,Türkiye’nin bütçe açığı vermemesi. Üçüncüsü, borçlanma oranının yeni bir güç adayı olarak %25’in altına çekilmesi. Dördüncüsü milli gelirin 25 Bin dolar seviyesine ulaşması ve bunun da adaletli bir gelir dağılımıyla dağıtılabilmesi.Beşincisi savunma sanayisinin de kendisine yeterli hale gelmesi ve mümkünse ihracat kapasitesi. Altıncısı, nükleer teknolojiye mutlaka ama mutlaka barışçıl amaçlarla geçilmesi. Yedincisi de Türkiye orta teknoloji ürün grubuna sahip bir ülke yüksek teknolojik ürün gamına geçmek bu da yine üniversitelerin rolüyle direkt ilgili. Türkiye’nin 2023 hedefleri ne ulaşması noktasında ortaya çıkacak kapasitenin en büyük mimarı üniversiteler olacak. Ama eğitimin niteliği,üniversitelerin idari altyapısının bu hedefi gerçekleştirmeye uygun olup olmadığı da karar alıcıların sorgulaması gereken şeyler belki çok basit bir detay ama üniversiteler uluslararası etkinlik yapamıyorlar. Bütçeleri olmadığını söylüyorlar yani bunu zihin olarak, kapasite olarak hiç kimseye izah edemezsiniz. Bizzat işi bu olan üniversiteler nasıl uluslararası etkinlik yapamaz ve bununla ilgili nasıl bütçede ödeneği olamaz bunun mutlaka bir açıklaması vardır ama ben dışarıdan birisi olarak söylüyorum, bunu hiç kimseye anlatamazsınız. İnsanları sınıflara toplayıp gönderip sonra bir diploma vermek değil üniversitelerin görevi. Buna benzer yapısal olarak aşılması gereken birçok sorunlar var. Bunu yapısal eleştiri olarak söylüyorum çünkü Türkiye’nin artık geldiği noktada kaynak sorunu yok. Önemli olan bu kaynakların nerede nasıl aktif kullanacağı artık dünyada yeni formül az kaynak, çok insan. Çok finansman çok hata yaptırıyor.

Özel Sektör Nerede Olmalı?

Süleyman Şensoy: Özel sektörün önde olması toplum hayatı için bazen iyi bazen de kötü. Önceliği kar etmek olduğu için sunacağı modellemeler ve formüller hep kısa vadeli. Orta ve uzun vadede gerek kendi için gerek toplum için bir takım tehlikeler barındırıyor, bu doğal yapısında var. Bunun önderliğini üniversiteler yaptığı zaman dengeyi bulacaktır.

Temel olarak yedi madde saydınız ve üniversitelerin bu yedi maddenin tümünde olduğunu, olması gerektiğini ifade ettiniz. Bir Ar – Ge üniversitesi olmayı hedefleyen bir teknik üniversite olarak odaklandığımızda, bu projelerin neresindeyiz? Otomotiv sektörü, nükleer enerjinin üzerine yapılan çalışmalar, enerji sektörü ve sektördeki problemleri, savunma sanayisiyle ilgili 2023’e doğru atılan adımları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ortaya konulan iradeler güzel. Kat edilen mesafeler var. Hiçbir zaman olumsuz bir bakış açısı içerisinde değilim ama kat edilmesi gereken mesafe açısından da çok yolumuz var. Geç kaldığımız çok fazla konu var. Bir de siyaset kendi dili itibariyle büyük söylemler üretmeyi çabuk başarır ama önemli olan bunun içinin doldurulması ve başarıya ulaşılması. Birde birtakım önemli, çok uzun zaman gerektiren çok büyük projelerin henüz işin çok başında açıklanmasını da ben açıkçası çok doğru bulmuyorum. Onları başardıktan sonra açıklamak daha sağlıklı ve başarılı olur. İşte bu siyasilerin, siyasi iradenin ortaya koymuş olduğu o çok yerinde hedeflerin kurumsallaşabilmesi, inşa edilmiş bir kapasite haline dönüşebilmesi üniversitelerin gayretleriyle mümkün. Biliyorsunuz hala %100 yerli bir otomobil yapmış değiliz, ki şöyle bir söz vardır ben ona katılırım “Devlet kurmak otomobil fabrikası kurmaktan kolaydır.“ derler. Çünkü bir modelde 10.000 parça üretimi yapıyorsunuz. Savunma sanayi aynı şekilde kendine has bir çok spesifik özellikleri var. Tüm bu etkinlik size sadece ekonomik refah değil, dünya çapında siyasi bir üstünlük de getiriyor. Bu aynı zamanda ekonomik pazar da demek ama ekonomi, siyaset, refah, saygınlık iç içe, hepsi üst üste inşa ediliyor. Bunun başarılması, hem savunma sanayi olsun, hem yerli otomotiv olsun; bu sürecin özel sektörün gerçekleri, tüketici gerçekleri uluslararası rekabet şartlarının getirdiği gerçekler içerisinde harmanlanarak başarılabilmesi tabi çok tarihi bir olay olur.

Peki, bu projelerin fikir olarak kalmaması adına neler yapılabilir?Geçmişte birçok projeden bahsedildi, hala heyecanla bahsettiğimiz birçok proje var. Söz konusu projelerde teoriden pratiğe geçiş nasıl hızlandırılabilir ve kesinleştirilebilir sizce?

Süleyman Şensoy: Öncelikle projeleri verilen söz olarak değil, birlikte yapılacak işler olarak algılamak gerekiyor. Çünkü ancak bir kapasite inşası olursa bu hedefler başarıya ulaşacak. Yoksa örneğin 2010-2011 yılında şunlar söylenmişti, fakat bunun %10 unu başarabildik, bu da iyi de denilebilir. Böyle bir şeyin yaşanmaması için bir yol haritası olması, her aktörün kendi rolünü çok iyi oynaması gerekli. Burada siyasi iradenin hem çok büyük bir misyonu var, karar almak ve yapılmasını desteklemek. Şunu da belirtelim, alınan bu kararları uygulayacak kimse olmazsa bu noktada karar alıcıların yapacağı hiçbir şey yok. Dolayısıyla herkesin kendi rolünü iyi oynaması gerekiyor. Bir de bir şeyleri başarmak yenilerini getirir. Onun size taşıdığı kültür, değer, manevi hazlar, maddi kazançlar size yenilerini yapmak konusunda cesaretlendirir. Yani 10 yıl önceki Türkiye’nin özgüveni ile bugünkü özgüveni arasında dağlar kadar fark var. Çünkü yeni şeyler başarıyoruz. Bu hepimizde var. Onun için doğru bir yol haritasıyla bütün aktörlerin rolünü doğru olarak oynaması gerekiyor.

Süleyman Şensoy:Bütün bu hedeflerle birlikte toplumda değerler inşasının da çok sağlam olması gerekiyor. Burada da üniversiteler en baş aktör. Siz eğer belli değerleri inşa etmeden refah getirirseniz bu çürüme getirir. Kısmen Türkiye bunu yaşıyor aslında. Batılı ülkeler bunu Türkiye’den çok çok ağır şartlar altında yaşıyor. Yani ürettikleri zenginlik ve refah onlara medeniyet getirmedi. Yani bugün nüfus artmıyor, insanlar evlilik yapmıyor, çocuk yapmıyor gibi birçok detaydan bu sonuca ulaşılabilir. Dolayısıyla ürettiğiniz zenginliğin, gücün, kültürün de bir değerler inşasının üzerine oturması gerekiyor. Bunu da tabi her zaman göz önünde bulundurmak gerekiyor.

Süleyman Bey, Vizyon 2023 fikrinin ortaya çıkmasının üzerinden neredeyse 10 Yıl geçmiş. 10 yıldır hem şahsi olarak hem de kurumunuz adına heyecanınızın aynı şekilde devam ettiğini söyleyebilir miyiz? Ve bu heyecanı özellikle biz üniversitelerin yeterince paylaştığını düşünüyor musunuz?

Her türlü sabrın sonu güzeldir. Davası yanlış olanlar bile sadakatlerinden dolayı çoğu zaman sonuca ulaşırlar. Onun için bir şeye sadakatle sarılmak her şeyin en güzel noktasıdır. Üniversiteler bunu ne kadar paylaşıyor? Açıkçası Yıldız Teknik Üniversitesi’nde bugün benim gördüğüm tablo, iltifat olarak söylemiyorum, çok farklı bir tablo. Genel olarak üniversitelerde gördüğümüz fiziksel ihtiyaçların ve altyapıların karşılanmasına yönelik bir yönetim anlayışının olduğu. Bir de yöneticilerin kendi aralarındaki -en diplomatik ifade ile- uyumsuzlukları. Bu iki konu üniversitelerin vaktinin ve enerjisinin büyük bir kısmını çalıyor. Yatırım anlayışımızın öncelikle üniversitelerde değişmesi gerekiyor. Yani yatırımların yalnızca fiziksel kapasite ya da ihtiyaçların giderilmesine değil; bunların orantısını doğru tutarak, insan kaynağının niteliğinin değişmesine yönelik, özellikle eğitmenlerin eğitimi gibi bir anlayışla kendi içinde bir zihinsel dönüşüm yaşama çalışmalarına da yönlendirilmesi gerekir.Geçmişe göre iyi bir yerdeyiz fakat gidilmesi gereken yer olarak da çok çok gerideyiz. Ülkeler kendi kendine, yalnızca çok iyi maaş vererek, çok iyi kanunlar çıkararak ilerlemezler. Yani mutlaka ve mutlaka işin yarısı idealizmdir. Dünyadaki örneklerine bakın. Yöneticilerine iyi ödeme yapıldığı için, iyi imkânlar sunulduğu için kalkınan ülke yoktur. Mutlaka sizin orda bir idealizmle ülkenize sarılmanız ve daha ileriye götürme isteği içinde olmanız gerekmektedir.

Bu açından bakıldığında üniversitelerin bu heyecanı belli ölçülerde paylaştığını söyleyebilirim. Yani çok büyük kaynakları, hem insan kaynağı hem finansal kaynağını çok verimsiz kullandıkları kanaatindeyim. Yani üniversiteler eğer görevini yapsa TASAM gibi kuruluşlara çok sofistike alanlar kalır. Biz buna razıyız, onu da belirtelim. Bir üniversitenin büyüklüğü yanında TASAM gibi kuruluşların fiziksel büyüklüğü hiçbir şey değil. Ama önemli olan ortaya çıkan nitelik ve öğretim.

Teşekkür ediyoruz. Konuştuklarımız bizim için çok verimli oldu. Eminiz ki paylaştığımız zaman topluma da yön verecek birçok fikir ortaya çıktı. Eklemek istedikleriniz ve öğrencilerimize mesajınız var mı?

Süleyman Şensoy: Yani bir kişi eksiksek 2023 hedeflerine ulaşamayız. Herkes kendisi açısından böyle bir yorum yapabilmeli, kendi rolünü oynayabilmeli.

YTÜ Yıldızlar Dergisi 11. Sayı

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2071 ) Etkinlik ( 85 )
Alanlar
TASAM Türkiye 85 2071

Temeli 1998 tarihli Afrika Açılım Eylem Planı’na dayansa da özellikle 2008’den itibaren büyükelçilik sayısında ve THY Afrika destinasyonlarındaki artışlarla birlikte ivme kazanan Türkiye-Afrika ilişkileri ekonomik, siyasi, kültürel ve askeri stratejik boyutlarıyla geniş bir zemine oturmaktadır. ;

Doğu Asya’nın kendine has tarihsel tecrübesi, iktisadi düşünce tarihi ve metodolojisi çalışan akademisyenler için ana akım (neoklasik) teorilerin sınırlarını test eden muazzam bir laboratuvardır. ;

İktisadi düşünce tarihi, uzun süre boyunca Batı Avrupa ve Kuzey Amerika merkezli bir epistemolojik hattın tekelinde şekillenmiş; Batı dışı toplumların entelektüel üretimleri ise genellikle "gecikmiş", "çeperde kalmış" ya da "taklitçi" formlar olarak marjinalleştirilmiştir. ;

19. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren Osmanlı Devleti, sadece askeri ve mali cephelerde değil, aynı zamanda entelektüel, idari ve kurumsal sahalarda da çok boyutlu bir beka mücadelesine girişmiştir. ;

NATO zirveleri genellikle savunma harcamaları, askeri yetenekler ve Rusya'ya karşı caydırıcılık üzerine yapılan tartışmalarla domine edilir. Ancak İttifak'ın resmi belgelerinde daha sessiz bir dönüşüm yaşanıyor. ;

İktisat biliminin tarihsel gelişimi, ekseriyetle soyut kuramların doğrusal bir çizgide birbirini takip ettiği saf bir düşünce silsilesi olarak tasvir edilir. Ancak iktisadi düşüncenin ve bu düşünceyi üreten akademik paradigmaların evrimi, göründüğünden çok daha ampirik, kurumsal ve coğrafi yer değiş...;

The Lancet'te yayımlanan bir analize göre, dünya genelinde yaklaşık 1,2 milyar insan şu anda bir ruhsal bozuklukla yaşıyor ve bu yük son otuz yılda çarpıcı bir şekilde arttı. Ruhsal hastalıklar, dünyanın en çok engelliliğe yol açan sağlık sorunları arasına girdi; anksiyete ve depresyon ise bu yüksel...;

Arktik, yaptırımlar, enerji güvenliği, deniz lojistiği ve büyük güç rekabetinin kesiştiği yeni bir jeopolitik laboratuvara dönüşmektedir. Bunun en açık örneklerinden biri, Çin ile Rusya arasında gelişen Arktik LNG ilişkisidir. Batı yaptırımları, Rusya’nın Arctic LNG 2 projesini finansman, teknoloji,...;

9. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

7. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

4. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

8. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

2. Yeniden Asya Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

Afrika 2063 Ağı | İstişare Toplantısı 3

  • 18 Haz 2025 - 18 Haz 2025
  • Çevrimiçi - 13.00

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Oca 2024 - 10 Şub 2024
  • İstanbul - Türkiye

11. İstanbul Güvenlik Konferansı (2025)

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...