5. Uluslararası Balkan Forumu Sonuç Bildirgesi

Haber

1 - “5. Uluslararası Balkan Forumu” 25-27 Nisan 2012 tarihleri arasında İstanbul’da dostane ve samimi bir ortam içinde cereyan etmiştir....

5.ULUSLARARASI BALKAN FORUMU

"100. Yılında Balkan Savaşları: Çatışmaların Önlenmesi, Barış ve Refah Vizyonu"

SONUÇ DEKLARASYONU (TASLAK)

1 -5. Uluslararası Balkan Forumu“ 25-27 Nisan 2012 tarihleri arasında İstanbul’da dostane ve samimi bir ortam içinde cereyan etmiştir.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) tarafından düzenlenen Forumda “100. Yılında Balkan Savaşları: Çatışmaların Önlenmesi, Barış ve Refah Vizyonu“ ana teması üzerine odaklanılmıştır. Toplantı’ya; Balkan ülkeleri, Avrupa ülkeleri ve Türkiye’den, siyasi şahıslar, diplomatik misyon temsilcileri, düşünce ve sivil toplum kuruluşları temsilcileri ile akademisyenler ve medya temsilcileri katılmışlardır. Forum çalışmalarında Balkan Savaşları ve savaşların Balkanlar’daki kısa ve uzun vadeli sonuçları tüm bileşenleri ile etraflıca irdelenmiştir.

2 - Forum’da; “Balkanlar’da Osmanlı Döneminin Sonu ve Dağılma: Balkan Ayaklanmalarının Çok Boyutlu Analizi“, “Balkan Siyasetinde Milliyetçilik ve İrredantizmin Gelişimi: Millî Kimlik, Sembolik Sınırlar ve Gelenekler“, “Balkanlar’da Modernitenin Sonuçları: Homojenizasyon Politikaları ve Azınlıklar Sorunu“, “Balkanlar’da Komünist Dönem ve Sonrası: Siyasi Şiddet, Çözülme ve İç Savaşlar“, “Balkanlar’da Yeni Bir Düzene Doğru: İç Savaş Sonrası Dönem ve Demokrasiye Geçiş“, “Küresel Çağda Balkanlar: Gelecek için Politikalar ve Senaryolar“ ve “Balkanlarda Dini Radikalizm ve Etnik Barış: Bulgaristan Örneği“ başlıklı oturumlarda ilgili konular ele alınmış, söz konusu ülkeler ve kurumlar arasında iş birliği gerçekleştirilebilecek alanlara dair görüş teatisinde bulunulmuştur.

3 - Balkan Savaşları ani bir patlamanın ürünü olmayıp, uzun süreli bir hazırlık aşamasının sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Balkan Savaşları’nın kökenleri 1878 yılında imzalanan Berlin Antlaşmasına dayanmaktadır. Bununla birlikte, Osmanlı iç siyasetinde yaşanan parti mücadelelerine bağlı gerilim ve karışıklık savaş ortamının oluşmasında katalizör rolü oynamıştır. Balkan Savaşları, Bölge açısından üniter devletlerin kurulma aşamasında bir dönüm noktasıyken; Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılma sürecinin en önemli olaylarından biri olmuştur. Diğer taraftan Balkan Savaşları’na yol açan milliyetçilik akımları Türk kimliğini ve milliyetçiliğini de ortaya çıkarmış; bu ise modern Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasına varan gelişmelere yol açmıştır.

4 - Forum’da, siyasi tarih yazımında genellikle göz ardı edilen unsurun savaşın siviller üzerindeki etkisi olduğu hususunda görüş birliğine varılmış; savaşın en kötü sonuçlarının sivil halkın günlük yaşamlarında meydana gelen değişikliklerin kişilerde travmatik ve atlatılması zor veya imkânsız durumlar doğurduğu sonucuna varılmıştır. Bugünden bakıldığında, Balkan Savaşları’nın en büyük kaybedeninin siviller olduğu görülmektedir. Göç etmek, işgalci ordu ve gruplardan kaçmak zorunda olan insanlar hem hayatlarını ve mallarını kaybetmişler hem de yoksullukla karşı karşıya kalmışlardır. Böylece, Savaş etkilerini sadece siyasi düzeyde değil, aynı zamanda sivil ve ekonomik düzeyde de göstermiştir.

5 - Balkan Savaşları’nın ardından Bölge’de kuvvetlendirilmeye çalışılan ulus-devletler arasında çıkan çatışmaların komünist döneme kadar sürmüş olduğu görülmüştür. Komünizm sonrası dönemde ise etnik ve dini kimliklerin tekrar vurgulanmaya başlandığına, din ve etnisite arasındaki ilişkinin yeniden siyasete dâhil edildiğine şahit olunmuştur. Sonuç olarak, geçmiş yüzyıl Balkanlar’da halkların günlük yaşamlarını derinden etkileyen birçok çatışmaya sahne olmuş ve ayrılıkların kaybolmasından ziyade derinleşmesini pekiştirmiştir.

6 - Forum süresince geçmişin bugüne ve geleceğe ayna tutan bir faktör olarak ele alınması gerektiği vurgulanmış ve geçmişin, halkları ve ulusları bir araya getirmedeki gücü üzerinde durulmuştur. Gelecekte gerçekleşmesi muhtemel çatışmaları önlemek için halkların bilinçlenmesi ve yapıcı ilişkiler kurulması gerektiği hususunda konsensüse varılmıştır. Ayrıca, etnik milliyetçiliğin Bölge’ye huzur getirmediği, etnik gruplar arasında kurulacak ilişkiler ağına dayalı bir “çok-etnikli“ modelin hayata geçirilmesi için hem akademik hem de siyasi seviyede çalışmaların yapılması hususunda fikir birliğine varılmıştır.

7 - Bu bağlamda, Balkan ülkeleri arasında bir iş birliğinin geliştirilmesine olan ihtiyaca vurgu yapılmıştır. Amacı dış yardıma bağımlılığı azaltmak, Bölge ülkelerinin kendi kapasitelerini güçlendirmek olan bu iş birliği modeli, kültürel, sportif ve turistik içerikli olabilecektir. Ayrıca istihdamın ve yatırımın artırılması konuları Balkan ekonomilerinin en önemli makroekonomik hedefleri arasına alınmalıdır. Bu hedeflere ulaşmak için Bölge’nin AB’ye entegrasyonu sürecine hız kazandırılması hususunda görüş birliğine varılmıştır.

8 - Bu doğrultuda, Balkan bölgesi iki önemli konuyla karşı karşıya kalmaktadır: Sosyo-politik düzeyde Avrupa değerlerine ulaşılması en önemli hedefken, ekonomik düzeyde Balkan ülkelerinin Bölge’de büyüyen tüm partnerler ile ekonomik ilişkilerini geliştirmesine ihtiyaç vardır. Bu bağlamda, Türkiye bu ülkelerin en önemlisi olarak ortaya çıkmaktadır. Türkiye; Avro krizinin dışında olması, büyüyen ekonomisi ve hızlı endüstrileşmesi ile Balkan ülkeleri açısından bir fırsat olarak görülmektedir. Tarihsel kızgınlıkların karartmadığı bir platformda kurulacak iş birliği hem Türkiye hem de Balkan ülkeleri açısından kaçırılmaması gereken bir fırsattır.

9 - Balkan ülkelerinin hem AB içerisindeki başat ülkelerle ekonomik rekabetteki dezavantajlı konumu hem de AB’de yaşanabilecek olası yapısal krizde oluşacak travma göze alındığında Türkiye ile Balkan ülkeleri ilişkilerinin her parametrede derinleştirilmesinin reel politik denge açısından Bölge ülkelerinin stratejik yararına olacağı değerlendirilmiştir.

10 - Forum’da örgütlenme özgürlüğü, eğitim ve siyasi katılım başta olmak üzere, birçok temel azınlık haklarının daha barışçıl bir Balkan bölgesi için hayati önemde olduğunun altı çizilmiş; ekonomik gelişme için en önemli prensiplerden birinin, barışçıl bir toplumun ve bir arada yaşama kültürünün oluşturulduğu bir ortam olduğu hususunda fikir birliğine varılmıştır. Bu bağlamda 5. Uluslararası Balkan Forumu; hem katılımcılar hem de çatışmalardan arınmış bir bölgenin önemini daha iyi anlamaya acil ihtiyaç duyan küresel toplum için faydalı olacak bir tecrübe teşkil etmiştir.

11 - İlk 10 maddede özetlenen stratejik konsepte paralel olarak Balkan ülkelerinde güçlü inisiyatiflere olan acil ihtiyaç hususunda fikir birliği oluşmuştur. Bu çerçevede 5. Uluslararası Balkan Forumu ve sonuçlarının Balkan ülkelerindeki tüm resmî ve sivil karar alıcıların aktif, proaktif inisiyatif alması için bir stratejik çağrı olduğu üzerinde tam mutabakata varılmıştır.

27 Nisan 2012, İstanbul

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2598 ) Etkinlik ( 185 )
Alanlar
Afrika 69 617
Asya 81 1007
Avrupa 15 625
Latin Amerika ve Karayipler 13 65
Kuzey Amerika 7 284
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1340 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 280
Orta Doğu 21 592
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 174
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1285 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 507
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1988 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1988

Çok boyutlu şekillenen dünya güç sistematiği içerisinde Türkiye - Fas ilişkilerinin ideal bir noktaya taşınabilmesi için, yalnızca siyasi ve stratejik temelli değil, her parametrede karşılıklı derinlik oluşturacak bir yapıya doğru yönelinmesi gerekir. Bu noktada, ‘Türkiye - Fas Stratejik Diyaloğu’nu...;

“Çin’in Başarılarının Sırrı | Çin-Türkiye İşbirliğinin Geleceği“ başlıklı çok taraflı çalıştay “Kuşak ve Yol, Ticaret, Turizm, Yatırım, Finans ve Teknoloji“ teması ile 12 Nisan 2021 Pazartesi günü, Hilton İstanbul Bosphorus Oteli’nde gerçekleştirilmiştir. ;

Aktör ve otoriteleri stratejik boyutu da kapsayan bir yaklaşımla bir araya getirecek olan Türkiye - Endonezya Stratejik Diyaloğu önemli bir işlev görecektir.;

21’inci yüzyıla Avrupa yeni güvenlik sorunları ile girmiş ve bu da güvenlik ilişkileri ve kurumsal yapılar açısından çok farklı belirlemeleri ve gelişmeleri gündeme getirmektedir. Bu durum, mevcut uluslararası kuruluşların çoğunun rol ve fonksiyonlarını değiştirmekte, bazılarının yok olmasına neden ...;

Çin ve Türk otoritelerinin işbirliği/katkıları ile sürdürülen Proje kapsamında “Çin’in Başarılarının Sırrı | Çin Türkiye İşbirliğinin Geleceği” Çalıştayı İstanbul’da yapıldı.;

1789 yılından bu yana kıta ile ilişkileri bulunan ABD’nin dış politikasında Afrika’nın hiçbir zaman bu politikaların merkezinde bulunmadığı ve uzun bir dönem Afrika ülkelerine üst düzey ziyaretlerin gerçekleştirilmediği görülürken, buna karşın 1840’lı yıllarda bağımsız Liberya’nın oluşumuna önemli k...;

Bu bağlamda tüm ekosistemi stratejik boyutu da kapsayan bir yaklaşımla seferber edip, bir araya getirecek olan Türkiye - Çin Stratejik Diyaloğu önemli bir işlev görecektir.;

1989 yılında Rusya’da faaliyete geçen şirketlerin tamamının hedefi şüphesiz ki, başarılı olmak ve kâr elde etmekti. Ancak diğerlerinden ayrılan bir kuruluş vardı ki, 13 yıl içerisinde gösterdiği gelişim hayranlık uyandıracak cinstendi. ;

2. Uluslararası Akdeniz Kongresi

  • 28 Eyl 2022 - 30 Eyl 2022
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

2. Uluslararası Karadeniz - Kafkas Kongresi

  • 28 Eyl 2022 - 30 Eyl 2022
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...