Büyümenin Büyüsüne Kapılmadan

Yorum

Türkiye şu sıralar sadece kaygan kriz zemininde usta bir buz patencisi olarak ekonomisini tepe taklak etmemesiyle değil, aynı zamanda, dünyada birçok ülke vites düşürmüşken, hatta negatif büyümeye geçmişken yüksek bir hızla büyümekle övünüyor. Bu elbette çok önemli bir başarı ve gurur vesilesi....

Türkiye şu sıralar sadece kaygan kriz zemininde usta bir buz patencisi olarak ekonomisini tepe taklak etmemesiyle değil, aynı zamanda, dünyada birçok ülke vites düşürmüşken, hatta negatif büyümeye geçmişken yüksek bir hızla büyümekle övünüyor. Bu elbette çok önemli bir başarı ve gurur vesilesi.

Rakamları Doğru Okumak

Türkiye, Çin ekonomisinden sonra dünyada en hızlı büyüyen ikinci ekonomi, üçüncü ülke Arjantin ve nihayet 4. şampiyon ise Suudi Arabistan. En son verilere göre bu dört ülkenin büyüme hızları 2011 de sırası ile %8,9, %8,2, %7,3 ve %6,8 olmuş.

Bir de tüm ülkeleri gözümüzün önüne getirelim. Elbette Çin, Türkiye, Arjantin ve Suudi Arabistan’ı, 2011 de %11 ile büyüyen Moğolistan ile karşılaştıracak değilim. Onun önünde kat edeceği daha çok ama çok uzun bir yol var. Yine de 2011 in büyüme şampiyonun aslında Moğolistan olduğunu söylemezsek haksızlık olur. Ama bu bizim dört kafadar ekonomi, Asya’nın dillere destan öncü kaplanlarını da çoktan solladı.

Evet, Endonezya, Malezya, Hindistan, Singapur ve Güney Kore gibi ülkeler, yine rakamların diliyle ve sırasıyla, en son 2011 değerlendirmesine göre %6,5, %6,1, %3,6 ve %3,4 oranları ile büyümüşler. Rusya ve Venezüella hala %5 ile yola devam ederken, Brezilya iyice hız kesmiş. Hele Avrupa Birliğinin nal toplayan üyeleri ile negatif büyümenin sınırlarında dikenli tellere tutunarak uçurumdan aşağıya düşmeme çalışanları düşünecek olursak, Türkiye’nin yeni katıldığı şampiyonlar liginin tartışılmaz bir başarısı olduğunu kabul etmemek elde değil. Amma ve lâkin.

Büyümenin Kaynağına Bir Bakalım

Büyüme rakamları öyle üstün körü değerlendirilip, bunların %5 i aşan değerleri ile böbürlenilmez. Hiçbir şey olmasa bile “nazar değer“ maazallah. Ama asıl bu değirmenin suyu hangi kaynaktan diye bakmak gerekir ki, o şişkin rakamlar sürdürülebilir mi, sürdürülemez mi anlaşılsın. Her şeyden önce rakamların ardında bir üretken kapasite olmalı. Vagonları çeken lokomotif sınaî mi? Tarımsal mı? Ticari mi? Yoksa gerçekten bir membadan akan Allah vergisi bir şey mi diye düşünelim ve bizim 4 ahbap çavuşu bir de bu penceren bakarak değerlendirelim.

Evet, Çin’de sınaî büyüme %11,4 ile büyümeye meşru bir taban oluşturmuş. Tarım ise 2002 den beri ortalama %13 ile büyüyerek bu ülkeyi gıda maddeleri açısından neredeyse kendine yeterli hale getirmiş. Büyümenin geri kalan kısmından ise hem diğer sektörleri hem de özellikle ihracat sorumlu. Çin yaman canım yaman. Oysa Suudi Arabistan’da büyüme 4. lüğünün petrolün peşinden gittiğini söylememe gerek yok. Ama bu ülkede gıda güvenliği falan mafiş.

Öte yandan Arjantin büyümesinin sadece %2,8 lik payı sınaî büyümeden, %2,3 ü tarımsal verimlikten. Yani o Pampa’ların ülkesi tarımda nal topluyor. Türkiye büyümesinin ise %1,4 nin sınaî, %5,3 ünün tarımsal büyümeden kaynaklanmış. Tarım da yapılacak daha çok şey var. Hele Türkiye gibi mümbit toprakları olan bir ülkede. Açıkçası yalın bir bakış açısı ile Arjantin ve Türkiye’nin ortak paydaları var.

Büyümeye Değil, Aşırı Isınma İhtimaline Dikkat

Nedir bu ortak payda? Elbette her iki ülkenin de ihracat performansı diyebiliriz ve genel olarak enflasyonu patlatma tehlikesi olarak iç ticaret. İşte hemen bu noktada, hemen Çin’de ve Suudi Arabistan’da enflasyon oranları sırası ile %3,2 ve %5,4 iken, Arjantin’de %9,7 ve Türkiye’de %10,4 ise olduğuna dikkat etmeliyiz. İşte o zaman Çin ve Suudi Arabistan’ın, Arjantin ve Türkiye’ye göre daha başarılı büyüme performansları olduğunu söylememiz gerekir. Ayrıca aşırı ısınmanın ilk iki ülke için değil, Arjantin ve Türkiye için bir risk oluşturduğunu hemen ilave etmemiz gerekir. Nitekim 1. ve 4. şampiyonlar gani gani Cari İşlem Fazlası verirken, Arjantin ve Türkiye’nin açık vermesi, büyümenin sürdürülebilirliğinin de sorgulanmasını gerektirir.

Türkiye Çok Dikkatli Olmalı

Şimdi belli başlı ülkeler arasında dünya büyüme 2. si olan Türkiye için cari işlemler açığının Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla içindeki payının %8,6 olması(Arjantin’de bu oran sadece %1,4) önemli bir risktir. Övünürken, gururla söz ederken, hem büyümenin kaynağına, hem enflasyonist büyüme etkisi olup olmadığına, hem de Cari İşlemler riski bulunup bulunmadığına da dikkat edersek, daha gerçekçi oluruz. Dolar, doğal gaz ve petrol fiyatları artarken, Türkiye’nin enerjide dış bağımlılığı sürerken kendimizi büyüme ile ilgili bir aldatmadan uzak tutmalıyız.

Türkiye bütçe dengesi açısından pek çok ülkeden daha iyi durumda. Hatta yakın farkla Çin’den bile daha iyi. Ama örneğin Arjantin’den yine yakın farkla daha kötü. Şimdi tüm enerji birim fiyatları ve dolar patlarken, açılan teşvik paketinin bütçe etkisini de hesaba katmalıyız.

Ekonomi gündemi değiştirmek için iyi bir başlık. Hele teşvik plan ve vaatleri iyiden de iyi. Ama verimli getiriden önce bir süre bütçe yükü- kamu gelir dengesi dikkatle izlenmeli ve özellikle verimli alanların teşviki esas alınmalı. Yüksek rakamsal büyümenin büyüsüne kapılıp “pirince giderken“ bulguru tehlikeye atmayalım.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2608 ) Etkinlik ( 195 )
Alanlar
Afrika 70 618
Asya 87 1012
Avrupa 18 628
Latin Amerika ve Karayipler 13 65
Kuzey Amerika 7 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1341 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 280
Orta Doğu 21 592
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1286 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 508
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1990 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1990

Uluslararası mecrada bir “Türkiye Markası” hâline gelen Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi, TASAM 2004-2021 Faaliyet Raporu’nu güncelleyerek yayımladı.;

Fransa’da yaşayan ve Goncourt Akademisi Edebiyat Ödülü sahibi olan meşhur Lübnanlı yazar Amin Maalouf, 07 Mayıs 2021 Cuma saat 21.00’de Galatasaray Üniversitesi Siyaset Bilimi Kulübü ve King’s College Turkish Society tarafından gerçekleştirilen çevrim-içi söyleşinin konuğu oldu.;

Türkiye - Güneydoğu Asya Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut işbirliklerinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı hedeflemekte ve stratejik zeminin kapasite inşasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.;

Mısır ile kopan ilişkilerimiz yeniden düzelme sürecine girerken geçmişten güne bakarak geleceği düşünmek faydalı olabilir. Mısır ile müzakerelerde hangi kalemler üzerinden konuşacağımız devletlerin kendi maslahat algıları çerçevesinde gelişecektir. ;

Çok boyutlu şekillenen dünya güç sistematiği içerisinde Türkiye - Hollanda ilişkilerinin ideal bir noktaya taşınabilmesi için, yalnızca siyasi ve stratejik temelli değil, her parametrede daha fazla karşılıklı derinlik oluşturacak bir yapıya doğru yönelinmesi gerekir. Bu bağlamda sektör temsilcilerin...;

1990’ların başlarında Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve Sovyetler Birliği ve Yugoslavya gibi devletlerin dağılmasıyla birlikte, toprak kazanımı, güç mücadelesi ya da etnik hâkimiyet kaygılarının tetiklediği iç savaşlar yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu süreçte BM bu duruma bigâne kalmayarak, Irak, Somali, H...;

Türkiye - Güney Asya Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut işbirliklerinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı hedeflemekte ve stratejik zeminin kapasite inşasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.;

Avrupa Birliği (AB) ve Birleşik Krallık (BK) arasında 30 Aralık 2020 tarihinde imzalanan “Ticaret ve İşbirliği (TCA) Anlaşması” 30 Nisan 2021 itibarı ile yürürlüğe girdi. ;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...