Avrupa Birliği’nin Güvenlik Sorunu ve Türkiye İlişkileri

Makale

Uluslarüstü bir yapı olarak Avrupa Birliği’nin (AB) kuruluş gerekçeleri, ekonomik, sosyal, siyasi ve askeri nedenler olarak gösterilmektedir. Bunların arasında en çok ön plana çıkan ...

Uluslarüstü bir yapı olarak Avrupa Birliği’nin (AB) kuruluş gerekçeleri, ekonomik, sosyal, siyasi ve askeri nedenler olarak gösterilmektedir. Bunların arasında en çok ön plana çıkan hususun ise Avrupa devletlerinin tekrar bir savaş ortamına sürüklenmemesi ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile Rusya karşısında bulunan zayıf ekonomisini güçlendirmek olduğu düşünülmektedir. II. Dünya Savaşı sonrasında ırkçılığa dayalı dünya görüşünün iflası milliyetçilik cereyanını zayıflatarak uluslarüstücü dünya görüşlerini ön plana çıkarmıştır[1]. Brexit tartışmalarında ve İngiltere’nin AB’den çıkış kararını almasında meselenin en son noktaya ulaşmasında olduğu gibi başından beri İngiltere’nin AB’ye girişte ve üyeliğinde soğuk durması AB içerisinde önemli tartışma noktasını oluşturmuştur[2]. Türkiye’nin ise başından beri üyelikte istekli olmasına rağmen özellikle müzakerelerin başlaması ile gelişen süreçten sonra gelinen noktada 2017 yılı itibariyle Türkiye-AB ilişkilerindeki gerginlik uluslararası ilişkilerde önemli bir yer bulmuştur. Aşağıda sırasıyla AB’yi tehdit eden güvenlik ve mülteci sorunu, Türkiye’nin AB üyeliği ve dış politika hedefi konusunda değerlendirmelerde bulunulacaktır.

İngiltere’nin AB’den ayrılma kararı almasından sonra Almanya’nın AB içerisindeki etkinliğinin arttığını ve AB’nin tek gücü olma eğiliminin olduğunu görmekteyiz. Türkiye Almanya ilişkilerinde son günlerde yaşanan gerginliği AB’nin kendi iç dinamiklerinden ayrı değerlendiremeyiz. Ancak diğer AB ülkelerinin de Almanya’nın yanında durması Türkiye AB ilişkilerinde önemli gerginlikler oluşturmaktadır. Burada Türkiye’nin AB serüvenine ve tarihçesine değinmeyeceğim. Öncelikle kısaca şunu belirtmekte fayda görüyorum. AB’nin şu anki durumu itibariyle ekonomik, siyasi, sosyal ve askeri birçok sorunu bulunmaktadır. Ancak bunların arasında güvenlik tehdidi ekonomik ve askeri bakımdan önemli bir yer tutmaktadır[3]. Güvenlik tehdidi AB’nin tüm üye devletlerini rahatsız etse de tek başına çözüm bulabileceği bir sorun değildir. Ayrıca güvenlik tehdidi ile mülteci sorunu birlikte değerlendirildiğinde, AB ilk olarak bu iki meseleyi iç ve dış dengeleri dikkate alarak çözmek zorundadır. Böyle bir dönemde ise Türkiye ile sürekli olarak gerginlik yaşaması AB çıkarlarıyla ters düşmektedir.

Bu noktada Türkiye Cumhuriyeti ile AB Arasında İzinsiz İkamet Eden Kişilerin Geri Kabulüne ilişkin (Geri Kabul Anlaşması) ile 16 Aralık 2013 tarihinde Geri Kabul Anlaşması’nın yanı sıra Türkiye ile AB arasında Vize Serbestisi Diyaloğu’na ilişkin Mutabakat Zaptı imzalanması ve AB ile Vize Serbestisi Diyaloğu’nun resmen başlaması önemli bir yer tutmuştur[4]. 2015 yılına gelindiğinde Türkiye ile AB arasında Brüksel zirvesinde Geri Kabul Anlaşması açıklanmıştır[5]. Ancak gelinen noktada Türkiye’nin Geri Kabul Anlaşmasına ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen AB’nin vize serbestisine ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmemesi önemli bir sorun olarak önümüzde durmaktadır. Aslında Türkiye’nin insani bir görev ve yapmış olduğu anlaşmanın şartları gereği 3.5 milyon Suriyeli’ye kapılarını açarak onların sorunlarını gidermeye çalışması önemli bir husustur. Türkiye’nin bu gerginlikler içerisinde kendisine karşı atılan adımlara tepki olarak Geri Kabul Anlaşması’na aykırı bir biçimde Avrupa’ya geçmek isteyen mültecilere izin vermesi ihtimali yukarıda belirttiğim AB güvenlik tehdidini çok daha fazla artıracaktır. Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan ve bazı bakanların Avrupa’da gerçekleştirmeye çalıştıkları konferanslara izin verilmemesi önemli bir sorundur. AB iç ve dış güvenlik konusunda Türkiye ile dostça ilişkiler geliştirmelidir.

Türkiye ise mevcut Avrupa ülkelerinin devlet başkanlarının tutumlarından bağımsız olarak AB sürecindeki yükümlülüklerini yerine getirmelidir. Aslında AB’nin şu anki güvenlik ve mülteci sorununun temel nedeni Merkel dışında etkin bir siyasi liderin diğer devletlerde bulunmamasıdır. Siyasi lider eksikliği AB’nin genişleme ve uluslarüstü yapısını artırma görevini engellemektedir. Tüm bu sorunlar yaşanırken yanı başımızda Suriye sorunsalı durmaktadır. Kısa vadede sorunun çözümü beklenmese de atılan adımlardan uzun vadede Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Rusya’nın bölgede ortak hareket edeceği ve neticede sınırlar konusunda anlaşacağı görülmektedir. Özellikle şu an atılan adımlardan Türkiye’nin güneyinde, Suriye’nin kuzeyinde kurulmak istenen bir Kürt devleti konusunda iki ülkenin de mutabık kalacağını tespit edebilirim. Böyle bir adıma Türkiye’nin nasıl cevap vereceği ise merak konusudur. Çünkü Türkiye aynı zamanda bir NATO üyesi, ABD ile müttefik bir ülke olup Rusya ile ikili ilişkilerini geliştirmeye çalışmaktadır. Özellikle doğalgaz ve nükleer enerji alanında Türk Rus ilişkileri önemli bir noktaya gelmiştir. Ayrıca Türkiye bölgede bazı operasyonlar yürütmektedir. Bu noktada Barzani’nin Kuzey Irak Bölgesel yönetiminde gerçekleştirmeye çalıştığı referandum denemesi önemli bir yer tutmaktadır. Bu deneme ABD ve Rusya tarafından kabul edilmese de her iki ülkenin bölgesel çıkarlarına uygun düşmektedir. Aslında referandumu kabul etmediğini deklare eden iki ülke referandumu istemektedir. Çünkü referandum ister olumlu ister olumsuz sonuçlansın böyle bir karar Irak’ın bölünme sürecini hızlandıracaktır. Suriye’nin bölünme süreciyle birlikte bu sürecin yürütülmesi dikkate değerdir. Bu yüzden bölgesel gelişmeleri, AB ülkelerinin Türkiye’ye aldıkları tavır, İngiltere’nin AB’den çıkışı ile birlikte değerlendirilmelidir. Böyle bir dönemde Afrika’nın çeşitli ülkelerinde Türk sokak ve işyerlerine terör saldırıları düzenlenmesi de bir başka husustur. Dünün ve bugünün meselesi Avrupa ve Ortadoğu iken yarının meselesi Afrika olarak önümüzde durmaktadır. Avrupa, Ortadoğu ve Afrika’yı tehdit eden en önemli sorun ise bölünmüş Avrupa, parçalanmış bir Ortadoğu ve Afrika’dır.

Sonuç: AB ülkeleri bir an önce Türkiye’ye karşı olan tutumunu gözden geçirmelidir. Türkiye AB için tehdit değil dost bir konumdadır. Özellikle İngiltere’nin AB’den çıkış kararıyla Türkiye’nin AB’ye katacağı değer daha da artmış, Türkiye’nin de AB’den alacağı fayda ve sorumluluk çok daha fazla olmuştur. Bu noktada mülteci meselesi, askeri güç ve ekonomik istikrar ile Türkiye eski Türkiye değildir. AB ülkelerindeki Türkiye hakkındaki algı sorunu Türkiye’nin gerçekleştireceği akademik çalışmalar ve kamu diplomasisi ile düzeltilmeli ve bir an önce AB-Türkiye ilişkileri normale dönmelidir. ABD ve Rusya ise bölgesel planlarını Türkiye’den ayrı düşünmemelidir. Aksi takdirde bölgesel savaşlar bütün bir Avrupa’yı etkileyebilecek seviyededir. Türkiye’nin AB’den uzaklaşması ile kendine yeni ittifaklar kurması ise tekrar gündeme gelecek ve tartışılabilecektir. AB’nin bu durumdan fayda bulması beklenemez. Şu an siyaseten kullanılan İslamofobi ve Türkiye karşıtlığı ileride AB’nin parçalanma sürecine ve kıtanın parçalanmış devletlere sahip olmasına neden olabilecektir. ABD’nin ve Rusya’nın bölgesel dengede Türkiye’yi dışlaması ise bölgesel sorunu daha da artıracaktır.

[1] CAŞIN, M. H., ÖZGÖKER, U., Avrupa Birliğinin Siyasal ve Ekonomik Temelleri, İstanbul, 2013, s. 36-38.
[2] CAŞIN, ÖZGÖKER, a.g.e., s. 45-47.
[3] KAYA, A., “SU-24 Krizinden Sonra Türk Rus İlişkileri“, www.tasam.org
[4] www.ab.gov.tr/49332.html Türkiye-AB Vize Muafiyeti Süreci ve Geri Kabul Anlaşması Hakkında Temel Sorular ve Yanıtları, s. 5-6.
[5] BOZKURT, K., “Geri Kabul ve Vize Serbestisi Anlaşması“, TBB Dergisi, S. 125, 2016, s. 395.
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2071 ) Etkinlik ( 85 )
Alanlar
TASAM Türkiye 85 2071

Buradaki yazılarımda "küresel fetret devri" kavramını sıkça kullandım. Eskinin öldüğü, yeninin doğamadığı bir geçiş anı. Gramsci'nin meşhur tabiriyle: “interregnum.” Yani yoğun bir belirsizlik çağı… Bu devrin en somut tezahürünü Pekin zirvesinde görmüştük. Hatta bunua ‘yorgun hegemon’ demiştim. Dı...;

Tüm eş-etkinlikleri ile birlikte, bu yıl on ikincisi gerçekleştirilecek İstanbul Güvenlik Konferansı, TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü (MSGE) tarafından “İstanbul İttifakı; Çok Katmanlı Barış ve Güvenlik Vizyonu“ ana teması altında küresel ölçekte katılımla 19-20 Kasım 2026 tarihinde düzenl...;

Tüm eş-etkinlikleri ile birlikte, bu yıl on ikincisi gerçekleştirilecek İstanbul Güvenlik Konferansı, TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü (MSGE) tarafından “İstanbul İttifakı; Çok Katmanlı Barış ve Güvenlik Vizyonu“ ana teması altında küresel ölçekte katılımla 19-20 Kasım 2026 tarihinde düzenl...;

12. İstanbul Güvenlik Konferansı, TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü (MSGE) tarafından “İstanbul İttifakı; Çok Katmanlı Barış ve Güvenlik Vizyonu” ana teması altında küresel ölçekte katılımla 19-20 Kasım 2026 tarihinde Wish More Hotel Istanbul’da düzenlenecektir.;

Rus iktisadi düşünce tarihini incelemek, sadece bir coğrafyanın üretim ve bölüşüm ilişkilerini takip etmek değil; aynı zamanda devletin bekası, toplumun ahlaki dokusu ve bireyin mülkiyetle olan sancılı ilişkisi üzerine kurulmuş devasa bir "iktisat sanatı" (techne) laboratuvarına girmektir. ;

İktisat tarihi, uzunca bir süre iki kutuplu bir koordinasyon anlatısına sıkıştırıldı: Bir tarafta piyasanın koordinasyon gücünü yücelten ve mikro ajanların dağınık bilgisini fiyat mekanizmasıyla eşleyen Adam Smith’in "Görünmez El"i; diğer tarafta ise her şeyi yukarıdan aşağıya (top-down) tasarlayabi...;

ABD’nin Ortadoğu’da askeri üsleri bulunmaktadır. Bu askeri üsler ABD’nin Ortadoğu Bölgesindeki faaliyetleri 1954 yılında Başkan Dwight Eisenhower tarafından ilan edilen Eisenhower ile başlamıştır. Bu doktrinde ABD Başkanı SSCB tehlikesine karşı Ortadoğu ülkelerine ABD tarafında siyasi, ekonomik ve a...;

Tchiani'nin Ankara ziyaretini sıradan bir diplomatik temas olarak değil, darbe sonrasında Türkiye'nin Nijer ile kurduğu pragmatik ilişkilerin kurumsallaşmasının bir göstergesi olarak yorumlamak mümkündür. Nijer Cumhurbaşkanı Abdurrahman Tchiani'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın davetiyle Tü...;

12. İstanbul Güvenlik Konferansı (2026)

  • 19 Kas 2026 - 20 Kas 2026
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul - Türkiye

9. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

7. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

4. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

8. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

2. Yeniden Asya Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

Afrika 2063 Ağı | İstişare Toplantısı 3

  • 18 Haz 2025 - 18 Haz 2025
  • Çevrimiçi - 13.00

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Oca 2024 - 10 Şub 2024
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...