5. Türkiye İran Yuvarlak Masa Toplantısı İstanbul`da Yapıldı

Haber

Türk-Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM ve İran Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi IPIS iş birliği ile İstanbul ve Tahran’da dönüşümlü...

Toplantı Notları (Özet)

Türk-Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM ve İran Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi IPIS iş birliği ile İstanbul ve Tahran’da dönüşümlü olarak icra edilen Türkiyeİran Yuvarlak Masa Toplantısı’nın beşincisi 09 Şubat 2012 tarihinde İstanbul’da Ortaköy Princess Otel’de gerçekleştirildi.

İran tarafının yüksek düzeyli bir heyetle katıldığı ve önemli isimleri bir araya getiren toplantıda, bölgenin iki büyük ülkesini ilgilendiren güncel konular, ortak çözüm arayışları ve iş birliklerinin gelişmesi konuları müzakere edildi.

TASAM Başkanı Süleyman Şensoy toplantının açılışında yaptığı konuşmada Türkiye-İran Yuvarlak Masa Toplantıları’nı iki ülke ilişkilerine katkıda bulunmak maksadıyla 2008’den beri düzenli olarak yaptıklarına değinerek beşincisini gerçekleştirdikleri bu toplantıda İran merkezli yaşanan güncel durum perspektifinde “Çok Boyutlu Bölgesel Güvenlik“ “İran’ın Nükleer Programı ve Türkiye“ ile “Nükleer Programın Çok Taraflı Boyutları“ konularını değerlendireceklerini söyledi.

Toplantının zamanlamasının hem iki ülke hem de dünya için sosyolojik ve stratejik olarak önemli kırılmaların yaşandığı çok kritik bir döneme denk geldiğini dile getiren TASAM Başkanı Şensoy iki ülkenin ilişkilerinde önemli gelişmeler kaydedildiğini, ticaret hacminin 2011 yılında 16 milyar dolar seviyesine çıktığını, İranlı turist sayısının Türkiye’de 4. sırada ve önemli bir sayıyı oluşturduğunu, turist sayısındaki artışın sürdüğünü, enerji boyutunda da gelişmelerin kat edildiğini fakat bu alanda, daha fazla güvene ve güven artırıcı iş birliğine ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

Şensoy sözlerini şöyle sürdürdü “Bütün dünya ile birlikte İran ve Suriye’yi ayrı ayrı merkez alan iki önemli krizi yaşıyoruz. İran ve Türkiye bunun merkezinde ve Batılı aktörlerin 3 temel hedefi var;

  1. Sıkışan ekonomileri için Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Güney Asya’yı kapsayan yeni bir liberal ekonomik kuşak oluşturmak.
  2. Yeni bir güvenlik kuşağı oluşturmak. Eğer önemli krizler olmazsa bunun, belli ülkelerin NATO üyeliğini tartışmaya açacağı gözüküyor.
  3. Birinci ve ikincinin toplamı olarak Rusya ve Çin’in yalnızlaştırılması. Bunun tezahürünü ve kutuplaşmayı Suriye krizi ile daha iyi görüyoruz.

Biz burada Türkiye’nin izlediği rolü Batının Truva Atı olmak değil, bu sürecin dost ve kardeş ülkeler lehine sağlıklı bir şekilde atlatılmasını sağlamak olarak görüyoruz.

Bir diğer konu da İran’ın bölgedeki rolü ve sıcak savaş seçeneği. Görünen o ki, bu çatışmayı İsrail’den başka isteyen yok. Amerika’nın bu dönemde sıcak çatışmayı önlemek için çok büyük çaba sarf ettiğini gözlemliyoruz. Çünkü bir oldu bittiyle İsrail’in savaş açması durumunda ABD istese de istemese de İsrail’e yardım etmek zorunda kalacak.

Yakın zamanda İran Dışişleri Bakanı ile de bir toplantı yapmıştık. İran’dan beklenen hem Körfez ülkeleri ve Suudi Arabistan ile gerilimi düşürmek hem de Batılı ülkelerle daha iyi ilişkiler geliştirmek. Türkiye ile ilgili mesajlara da daha dikkat verilmesi gerekir. Üst düzey askeri yetkililerin “Malatya’daki askeri üssü vururuz“ gibi mesajları inşa edilen kapasiteye zarar veriyor. Tabi her ülkenin kendini savunma hakkı var, ama bu savaş önlenebilir.

Bizim bu toplantılarla ve diyalogla katkımız ise, iki ülke ilişkilerinin gelişmesine katkı sağlamak. İki ülkenin hâlâ birbirini tam keşfettiği kanaatinde değilim. Daha iyi keşfettiğimizde Orta Doğu’da daha iyi bir sinerji çıkacağına eminim“.

İran İslam Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Mahmud Haydari ise konuşmasına organizasyondan dolayı TASAM Başkanı Süleyman Şensoy’a teşekkür ederek başladı. Türkiye ve İran’ın tarihi, coğrafi, dil, din, sanat ve gelenekler bakımından çoğu alanda el ele vererek bölgede ve dünyada kardeş ve ortak iki ülke olageldiğini, Türkiye ve İran’ı bu bağlamda bölgede ve dünyada en yakın ve örnek iki devlet olarak gördüklerini ifade eden Başkonsolos Haydari bölgedeki değişimler çok hızlı yaşandığını, ortak noktaların yaşanan hızlı değişimlerle beraber bu toplantıları önemli kıldığını söyledi.

Gelişen siyasi, ekonomik ilişkiler kadar kültürel bakımdan da iki ülkenin fikir alışverişinde bulunmasının çok önemli olduğunun altını çizen Haydari İran İslam Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğunun kültürel bir mahiyet taşıdığını ve Başkonsolosluğa Türkleri her zaman beklediklerini ifade etti.

IPIS Başkanı Mustafa Dolatyar da bölgede bir gelecek yaratmak için iki ülkenin büyük kültürel bağları ve derin medeniyet birikimi bulunduğunun, her iki ülke için, birbirlerini keşfetmek ve iş birliği geliştirmek için büyük potansiyel taşıdığının altını çizdi.

Bugünden yarına NATO’nun bölge ile ilgili müdahale planlarına ve İsrail’in bölgede çatışma yaratma çabalarına dikkat çeken IPIS Başkanı Dolatyar İsrail’in gücünün veya güç propagandasının iyi anlaşılması gerektiğini , Gazze işgalinin İsrail’in gerçek gücünü gösterdiğini ve İsrail’in medya gibi propaganda araçlarını da etkin kullandığını söyledi.

Aralarında Türkiye ile İran’ın da bulunduğu bölgede ve dünyada Rusya ile Çin gibi yükselen güçlerin diğer bir gerçeklik olduğunu ve bunu ABD ile Batı’nın da görüp bölgede paralel güvenlik mekanizması yaratmak istediğini söyleyen Dolatyar bunu da yeni partnerlerle ve onlara para vererek yapmaya çalıştıklarına dikkat çekti.

Türkiye’nin bölgede çok önemli bir ülke olduğunu İran’ın ise sınırlarından memnun ve komşularıyla bir sorunu bulunmadığını, güvenlikleri için de olsa Müslüman ülkelerin gayrimüslim ülkelere yardım etmesinin yanlış olduğunun altını çizen Dolatyar belki Mısır’ı da ekleyerek bölgede “İran ve Türkiye gibi yükselen güçler beraber olmalı ve gelecek için kendi planları bulunmalı“ görüşünü bildirdi.

IPIS Asya Pasifik Çalışmaları Direktörü Büyükelçi Jalal Kalantari de toplantıda yaptığı konuşmasında Öncelikle Batı’dan Doğu’ya bir güç değişiminin olduğuna dikkat çekti. Bölgedeki halk ayaklanmalarında en büyük destekçinin özellikle ABD olduğunu, 1950’lerde de bu tür ayaklanmaların yaşandığını ancak onların emperyalist Fransa ve İngiltere’ye karşı yapıldığını dile getiren Kalantari bölge ülkelerinin ortak güvenlik yaklaşımı geliştirmelerine ihtiyacı bulunduğunu söyledi.

Türkiye – İran Yuvarlak Masa Toplantısı’na İran tarafından IPIS Direktörü Büyükelçi Dr. Mostafa Dolatyar, Asya Pasifik Çalışmaları Direktörü Büyükelçi Jalal Kalantari, İran Dışişleri Bakanlığı’ndan Büyükelçi Jalaladdin Namini ve İran Dışişleri Bakanlığı’ndan Direktör Reza Najafi katıldılar. Türkiye tarafından ise TASAM Başkanı Süleyman Şensoy, Başkan Yrd. (E) Büyükelçi Murat Bilhan, Prof. Dr. Vural Altın, Ulaslararası Atom Enerjisi Kurumu (E) Müfettişi Dr. Necmi Dayday, (E) Büyükelçi Ömür Orhun, Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu, Doç. Dr. Gülden Ayman, M.Ü. Ortadoğu Araştırmaları Enstitüsü’nden Bilgehan Alagöz, Yıldız Teknik Üniversitesi’nden Doç. Dr. Özden Zeynep Oktav, Gazi Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Süleyman Elik, (E) Büyükelçi Ümit Pamir ve (E) Büyükelçi Uluç Özülker katıldılar.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2608 ) Etkinlik ( 195 )
Alanlar
Afrika 70 618
Asya 87 1012
Avrupa 18 628
Latin Amerika ve Karayipler 13 65
Kuzey Amerika 7 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1341 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 280
Orta Doğu 21 592
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1286 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 508
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1989 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1989

Fransa’da yaşayan ve Goncourt Akademisi Edebiyat Ödülü sahibi olan meşhur Lübnanlı yazar Amin Maalouf, 07 Mayıs 2021 Cuma saat 21.00’de Galatasaray Üniversitesi Siyaset Bilimi Kulübü ve King’s College Turkish Society tarafından gerçekleştirilen çevrim-içi söyleşinin konuğu oldu.;

Türkiye - Güneydoğu Asya Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut işbirliklerinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı hedeflemekte ve stratejik zeminin kapasite inşasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.;

Mısır ile kopan ilişkilerimiz yeniden düzelme sürecine girerken geçmişten güne bakarak geleceği düşünmek faydalı olabilir. Mısır ile müzakerelerde hangi kalemler üzerinden konuşacağımız devletlerin kendi maslahat algıları çerçevesinde gelişecektir. ;

Çok boyutlu şekillenen dünya güç sistematiği içerisinde Türkiye - Hollanda ilişkilerinin ideal bir noktaya taşınabilmesi için, yalnızca siyasi ve stratejik temelli değil, her parametrede daha fazla karşılıklı derinlik oluşturacak bir yapıya doğru yönelinmesi gerekir. Bu bağlamda sektör temsilcilerin...;

1990’ların başlarında Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve Sovyetler Birliği ve Yugoslavya gibi devletlerin dağılmasıyla birlikte, toprak kazanımı, güç mücadelesi ya da etnik hâkimiyet kaygılarının tetiklediği iç savaşlar yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu süreçte BM bu duruma bigâne kalmayarak, Irak, Somali, H...;

Türkiye - Güney Asya Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut işbirliklerinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı hedeflemekte ve stratejik zeminin kapasite inşasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.;

Avrupa Birliği (AB) ve Birleşik Krallık (BK) arasında 30 Aralık 2020 tarihinde imzalanan “Ticaret ve İşbirliği (TCA) Anlaşması” 30 Nisan 2021 itibarı ile yürürlüğe girdi. ;

Hindistan ve Pakistan, yaklaşık iki asır boyunca Güney Asya coğrafyasına hükmeden İngiltere’nin 1947 yılında Hint Yarımadası’ndan çekilmek zorunda kalması üzerine, din temelli ayrışma esasında kurulan devletlerdir. ;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.