3. İİT Üyesi Ülkeler Düşünce Kuruluşları Forumu Başkan Şensoy'un Açılış Konuşması

Açılış Konuşması

Sayın Ramiz Mehdi, Azerbaycan Dışişleri Bakanı Sayın Elmar Mammatiyav Beyefendi başta olmak üzere Azerbaycan tarafı olarak katılan bütün resmî ve sivil delegasyonu selamlıyorum. ...

3. İİT Üyesi Ülkeler Düşünce Kuruluşları Forumu | TASAM Başkanı Süleyman Şensoy’un Açılış Konuşması | 01.03.2012, Azerbaycan - Bakü

İslam Dünyası Kritik Eşikte

Sayın Ramiz Mehdi, Azerbaycan Dışişleri Bakanı Sayın Elmar Mammatiyav Beyefendi başta olmak üzere Azerbaycan tarafı olarak katılan bütün resmî ve sivil delegasyonu selamlıyorum. Yine İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkelerin tamamına yakınından katılan bütün düşünce kuruluşlarının temsilcilerini ve yöneticilerini saygıyla selamlıyorum. Türkiye’den Forum’a iştirak eden milletvekillerimiz, sayın büyükelçiler, ve dokuz düşünce kuruluşunun yöneticisi arkadaşlarımızı da yine saygıyla selamlıyorum. Bütün hanımefendilere, beyefendilere, bütün medya mensubu arkadaşlara, 3. İslam İşbirliği Teşkilatı Üyesi Ülkeler Düşünce Kuruluşları Forumu’nda Bakü’de birlikte olmaktan duyduğumuz memnuniyeti ifade etmek istiyorum.

Türkiye ve Azerbaycan kamuoyunda çok iyi bilinen bir söz var. Diğer dost ve kardeş ülkeler açısından belki tekrarlamakta fayda var. Türkiye ve Azerbaycan kendisini şöyle tanımlıyor; “İki devlet bir millet“, dolayısıyla bu iki devlet bir millet perspektifi içinde İslam ülkeleri ile ilgili böyle bir inisiyatifi alıp iş birliği yapmış olmalarının da iki ülke için İslam ülkeleri ile olan çok taraflı ilişkiler açısından önemli ve tarihi bir ilk olduğunu düşünüyorum. Bu anlamda Cumhurbaşkanlığı’nın Stratejik Araştırmalar Merkezi SAM’ın bütün yöneticilerine ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı’na da TASAM Başkanı olarak şükranlarımı arz ediyorum.

Özellikle son iki - üç ay içinde yaşamış olduğumuz - Fransa ile Türkiye’nin yaşamış olduğu - sözde Ermeni soykırımı iddiaları ile ilgili yaşanan süreçte Azerbaycan’ın vermiş olduğu destekten dolayı çok minnettarız. Ama benzer destekleri yine dost ve kardeş İslam ülkelerinden daha görünür halde göstermelerini de bekliyoruz.

Gündemle ilgili bölüme geçmeden önce Forum’la ilgili çok kısa bir bilgilendirme yapmak istiyorum: Forum’un üçüncüsünü bu yıl Bakü’de hep birlikte yapıyoruz. Birinci ve ikinci Forum toplantıları İstanbul’da yapılmıştı. Birinci Forum sonunda ortaya çıkan deklarasyona göre İslam Ülkeleri Düşünce Kuruluşları arasında bir platform kurulması, bu platformun da 4 dilde yayın yapan bir internet portalının olması kararlaştırılmıştı. Bu kararlar birkaç ay içinde yürürlüğe konuldu. Platform’un kurumsal yapısı ve internet portalının yayınını 4 dilde yaklaşık iki yıldır devam ediyor. Hepimizin katkıları ile bütün düşünce kuruluşlarının katkıları ile içeriğinin çok daha fazla güçlendirilmesine ihtiyaç var.

İkinci yıl deklarasyonunda ise; bir “Akil Kişiler Kurulu“ kurulması, “Kamu Yönetiminde İnovasyon“ ve “Ekonomik İnsani Kalkınma“ başlığı altında iki çalışma grubu kurulması benimsenmişti. Yine aynı deklarasyona göre üçüncü İslam İşbirliği Teşkilatı Üyesi Ülkeler Düşünce Kuruluşları Forumu’nun Bakü’de yapılması, dördüncü toplantının da 22-23 Şubat 2013 tarihlerinde Kahire’de IDSC ( Information and Decision Support Center ) ev sahipliğinde TASAM’la birlikte yapılması benimsenmiştir.

İkinci deklarasyonda kurulması kararlaştırılan “Akil Kişiler Kurulu“nun ilk toplantısını yaptık. Çok verimli ve faydalı bir toplantı oldu. Uluslararası standartlara göre bu kurulun 12 kişi olmasını öngörüyoruz. İlk etapta sekiz üye ile toplandı. Üyeliklerin dağılımı konusunda birçok parametre gözetildi. Şu anda boş bulunan dört üyelik için; Körfez ülkelerinden bir temsilci, Suudi Arabistan‘dan bir temsilci, Orta Asya Türk Cumhuriyetleri’nden bir temsilci ve Endonezya’dan bir temsilci söz konusu. Diğerleri değişebiliyor, bölgesel dağılım olarak… 12 kişi olması öngörülen Kurul’un dün aldığı en önemli kararlardan bir tanesi de İslam dünyasının temel sorunları ve sıcak çatışmalar ile ilgili belirli inisiyatifler alması, gerekirse sıcak çatışma alanlarına incelemeler ve temasları içeren geziler düzenlenmesi veya eğitim ekonomi gibi temel alanlarda profesyonel çalışmalar yapılması da benimsendi. Çünkü özellikle gelişmiş Batılı ülkelerde bu tür yapıların işlevlerini göz önüne aldığımızda buna ihtiyaç var. Önümüzde 2014 - 2015 - 2016 şeklinde devam eden bir süreç var. Takip eden 5. - 6. - 7. forumlar için bütün düşünce kuruluşlarına ve ülkelere adaylık teklifi açıktır. Bu iki gün içinde ortaya çıkacak adaylıklara göre de, yarın birlikte son hazırlayacağımız deklarasyona girmesini sağlayabiliriz. Birçok adaylığın girileceğini öngörüyorum ama teklif gelmese bile, 5. toplantı için yine Türkiye’nin TASAM’ın ev sahipliğinde Mısır’dan sonra aday olduğunu da belirtmek isterim. Ama bizim isteğimiz dönüşümlü olarak İslam ülkelerinde çok farklı alanlarda bu yıllık toplantıların yapılması. Çünkü TASAM bunu iki defa üstlendi.

Bu Forumun gündeminde “İslam Ülkelerindeki Değişim ve Dönüşüm“ konusunu işleyeceğiz. “İslâm ülkelerinin nasıl bir değişim ve dönüşüm içerisinde olduğunu iyi tahmin edebilmemiz için ya da İslâm dünyasının bugün nerede durduğunu iyi kavrayabilmemiz için öncelikle dünyanın nerede olduğunu bilmeye ihtiyaç var. Dünya son on yılda çok hızlı ve yeni gelişmelere sahne oldu. Birçok stratejistin de ittifakla söylediği tespit; son on yılda yaşanan gelişmelerin geçmişteki 100 yıllık gelişmelere eşit olduğu yönünde. İslâm dünyasını ve bu forumla yapmaya çalıştığımız çalışmaları doğru yere oturtabilmemiz için dünyada son on yılda şekillenen ve önümüzdeki 10/20 yılda belirginleşecek temel ve yeni parametrelere kısaca değinmek istiyorum. Hepimizin bildiği iki kutupluluk ve tek kutupluluk döneminin sona ermesiyle doğu ve batıda en az beş küresel güç adayının öne çıktığı yeni bir dünya şekilleniyor.

YENİ DÖNEM PARAMETRELERİYLE BELİRGİNLEŞİYOR

En yeni parametrelerden biri dünyada çok kutuplu yapının belirmesi ve teknoloji ile iletişimdeki muazzam gelişmelerle rekabetin daha önce karşılaşılmadığı kadar yüksek rekabete evrilmesi. Çok kutupluluğun getirdiği diğer yeni parametre entegrasyon. Dünyanın hemen her yerinde Avrupa Birliği’ni model alan entegrasyon çalışmalarının büyük hız kazandığını görüyoruz. Örneğin Afrika’da altı tane bölgesel örgüt, Latin Amerika ve Karayipler’de hem 33 ülkeyi bir arada toplayan bir örgüt hem de çok sayıda alt bölgesel örgüt var. Asya’da çok değişik alanlarda farklı ülkelerin önderliğinde bölgesel örgütlenme çalışmaları sürüyor. Hatta Çin’in orta ve uzun vadede “Asya Birliği“ fikri üzerinde çalıştığını biliyoruz. Dolayısıyla dünyadaki entegrasyonun çok daha fazla hız kazanacağı bir döneme doğru gidiyoruz.

Üçüncü temel parametre de mikro milliyetçiliktir ve entegrasyonla eş zamanlı olarak yürümektedir. Bazı analizlere göre önümüzdeki 10/20 yıl içerisinde Birleşmiş Milletler’deki üye sayısı kadar yeni devletlerin, yeni devletçiklerin dünya sistemine eklenebileceği öngörülüyor. İlk olarak Güney Sudan’dan başladı biliyorsunuz...

Bir diğer yeni parametre öngörülebilirlikten tahmin edilebilirliğe geçiş. Çok kutupluluk ve olağanüstü rekabet ortamında artık bilimsel dayanaklı öngörülebilirlik pek mümkün değil. daha çok tahmin edilebilirlik üzerine bütün politikalar oluşturuluyor. Son üç yılda da NATO başta olmak üzere birçok uluslararası örgüt yeni konseptini buna göre şekillendirdi. Çünkü olağanüstü rekabet ve çok boyutlu denklem içerisinde her an her şey mümkün. Dolayısıyla bir öngörü stabilite geliştirmek ve politika üretmek çok zor. Bir diğeri de dünyanın artık girdiği sofistike çağ itibari ile bitmeyen bir kriz yönetimi süreci sarmalına girdiğidir. Bunu Avrupa’nın veya ABD’nin içerisine düştüğü ekonomik krizle başlayan süreç teyit ediyor. Dolayısıyla bundan sonra ülkeler, uluslararası örgütler ve birlikler sürekli bir kriz yönetimi içerisinde hareket etmek zorunda kalacaklar. “Dünyada belli bir stabilite ne zaman sağlanır?“ konusunda biraz önce de ifade ettiğim gibi ciddi bir öngörü yok.

HER ŞEY İNSAN KAYNAĞININ NİTELİĞİNE BAĞLI

Bu parametrelerin toplamında bütün ülkelerin ortak bir sorunu ortaya çıkıyor. Bizim TASAM olarak on yıllık dış politika çalışmalarında da edindiğimiz en önemli ders bu. İslâm ülkeleri açısından ve bütün ülkeler açısından hepimizin önündeki en önemli eşik; insan kaynağı niteliğini değiştirip değiştiremeyeceğimiz meselesi. İnsan kaynağının niteliğini değiştirebilir ve her sektörde dönüşümü başarabilirsek İslâm ülkeleri medeniyet, refah ve teknoloji üretebilecek. Ve bu durum en azından iki üç nesil sürdürülebilir hâle gelecek. Dolayısıyla İslâm ülkelerinde özellikle fizibilitesi iyi yapılmamış alt yapı yatırımlarına çok büyük kaynakların ayrılması yerine insan merkezli yaklaşımlara ve yatırım planlarına aktarılması gerektiğinin altını bir defa daha çiziyoruz.

İslâm dünyası 21. Yüzyıldaki ilk on yılın sonunda değişimin ve dönüşümün merkezi oldu. 100. Yıl önce de aynı şey olmuştu. Kuzey Afrika’da ve Ortadoğu’dan başlayan bir süreç var ve hızlı bir şekilde yayılıyor. Kuzey Afrika’da ve Ortadoğu’da belli bir stabiliteye ulaşırsa dalganın önümüzdeki ay ve yıllarda Güney Asya’daki bazı ülkelere sıçrayacağını kişisel ve kurumsal olarak öngörüyoruz. Bu ülkelerin tamamına yakını İslâm ülkeleri. Dolayısıyla İslâm ülkelerinin, süreçte kendi rollerini iyi oynayabilmeleri, değişim ve dönüşümleri acılı kaoslara, savaşlara ve çatışmalara yol açacak çeşitli senaryolara fırsat vermeden sağlıklı bir şekilde atlatabilmeleri in çok daha fazla dayanışmaları gerekiyor. Bu anlamda Türkiye başta olmak üzere birikmiş tecrübelerden çok daha fazla istifade etmeye ve iş birliklerine çok daha fazla ihtiyaç var. Örneğin “Arap Baharı“ denilen süreçte gelişmiş “batılı ülkeler açısından temel hedef nedir?“ diye baktığımızda uluslararası rekabet açısından çok doğal üç temel sonuç ortaya çıkıyor; İlki sıkışan batılı ekonomiler için yeni bir liberal ekonomik kuşak oluşturmak. İkincisi bu liberal kuşağa bağlı olarak yeni bir güvenlik kuşağı tesis etmek (ki önümüzdeki ay ve yıllarda bazı ülkelerin NATO üyeliğini tartışacağız). Üçüncüsü de bu liberal ve yeni güvenlik kuşağı ile birlikte Çin ve Rusya’yı yalnızlaştırmak...

Bütün bu parametreler içerisinde İslam ülkelerinin dönüşümü için kendi düşünce kuruluşlarının proaktif rol üstlenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Sadece dış politika ve güvenlik konularında değil, hayatın her alanında rol almalarını gerektiğini düşünüyoruz. Çok kısa bir örnek vermek istiyorum, ABD’de bir araştırma projesi ile ortaya çıkan sonuca göre 1770 tane düşünce kuruluşu var, bunun sadece 100 tanesi dış politika çalışıyor ve bilinen, popüler kuruluşlar. Diğerlerinin tamamı sektörel politikalar üzerinde çalışan ve popüler olmayan, sadece sektörlerde bilinen kuruluşlar. Dolayısıyla her alanda düşünce kuruluşlarının inisiyatif almasına karar alıcılar için yeni fikirler, modeller ve projeler üretmesine çok büyük ihtiyaç var. Son olarak şunu söylemek istiyorum; İslam ülkeleri açısından tek parametremiz sadece güçlü olmak değil, güç ve adalet temelinde bir medeniyet çizgisi ortaya koymak olmalıdır. Zira böyle bir kurumsal ve ahlâki sorumluluğumuz var. Olayları tek taraflı ve metaryelist bakış açısıyla değerlendirmek lüksümüz yok. Dolayısıyla bu perspektif içerisinde Forum’un mevcut organlarının ve bu yıl eklenecek yeni organların, bundan sonraki süreçte hepimizin katkı ve katılımcılığına ihtiyaç duyduğunu, hepimizin birbirimizden daha fazla bu süreci sahiplenmeye ihtiyacımız olduğunun altını çiziyorum. Tekrar Azerbaycan’a bu yüksek seviyeli misafirperverlikleri için, sizlere de katılımınız için teşekkür ediyorum“.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2071 ) Etkinlik ( 85 )
Alanlar
TASAM Türkiye 85 2071

İktisat biliminin tarihsel gelişimi, ekseriyetle soyut kuramların doğrusal bir çizgide birbirini takip ettiği saf bir düşünce silsilesi olarak tasvir edilir. Ancak iktisadi düşüncenin ve bu düşünceyi üreten akademik paradigmaların evrimi, göründüğünden çok daha ampirik, kurumsal ve coğrafi yer değiş...;

İktisadi düşünce tarihi çalışmaları, genellikle Anglo-Amerikan merkezli ana akım kuramların ya da Batı Avrupa menşeili büyük ekollerin gölgesinde şekillenme eğilimindedir. ;

The Lancet'te yayımlanan bir analize göre, dünya genelinde yaklaşık 1,2 milyar insan şu anda bir ruhsal bozuklukla yaşıyor ve bu yük son otuz yılda çarpıcı bir şekilde arttı. Ruhsal hastalıklar, dünyanın en çok engelliliğe yol açan sağlık sorunları arasına girdi; anksiyete ve depresyon ise bu yüksel...;

İktisat “bilimi”, çoğunlukla evrensel formüllerin, grafiklerin ve rasyonel aktör varsayımlarının soğuk laboratuvarı olarak kabul edilir. Ancak tarihin ve coğrafyanın süzgecinden geçirilmemiş bir iktisat teorisi, ruhu ve hafızası olmayan bir iskeletten ibarettir.;

Washington’ın ittifakları muazzam bir baskı altında. Birçok müttefik ve ortak, büyük güç niteliğindeki rakiplerden gelen artan tehditlere maruz kalıyor ve Birleşik Devletler’e güvenip güvenemeyecekleri konusunda şüpheye düşüyor. Bu baskılara verilen yanıt ise yeniden silahlanmak oluyor. ;

Washington’ın ittifakları muazzam bir baskı altında. Birçok müttefik ve ortak, büyük güç niteliğindeki rakiplerden gelen artan tehditlere maruz kalıyor ve Birleşik Devletler’e güvenip güvenemeyecekleri konusunda şüpheye düşüyor. Bu baskılara verilen yanıt ise yeniden silahlanmak oluyor. ;

İktisadi düşünce tarihi yazımı, coğrafi ve siyasi sınırların çizgisel takibine indirgendiğinde, ekollerin arkasındaki entelektüel geçişkenlikleri ve can alıcı dip akıntılarını gözden kaçırma riskiyle maluldür. Bu durumun en somut tezahürlerinden biri, Orta Avrupa iktisadi mirasının neredeyse tamamen...;

Temmuz 2026 başı itibarıyla küresel AI sektörü, sermaye yatırımı düzeyinde birbirini besleyen iki cephede aynı anda büyümektedir. Bir yanda ABD'nin dört büyük hyperscaler'ı (Google, Microsoft, Amazon, Meta) tarihte görülmemiş ölçekte yatırım harcaması gerçekleştirirken, diğer yanda Çin merkezli A...;

12. İstanbul Güvenlik Konferansı (2026)

  • 19 Kas 2026 - 20 Kas 2026
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul - Türkiye

9. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

7. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

4. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

8. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

2. Yeniden Asya Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

Afrika 2063 Ağı | İstişare Toplantısı 3

  • 18 Haz 2025 - 18 Haz 2025
  • Çevrimiçi - 13.00

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Oca 2024 - 10 Şub 2024
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...