Bir Balkan Konferansının Ardından

Haber

14 Aralık 2006 tarihinde Işık Üniversitesi nezdinde Ortadoğu ve Balkan İncelemeleri Vakfı ve Işık Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi işbirliğiyle “ Balkanlardaki En Son Gelişmeler “ konulu konferans Işık Üniversitesi konferans salonunda gerçekleşmiştir....

14 Aralık 2006 tarihinde Işık Üniversitesi nezdinde Ortadoğu ve Balkan İncelemeleri Vakfı ve Işık Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi işbirliğiyle “ Balkanlardaki En Son Gelişmeler “ konulu konferans Işık Üniversitesi konferans salonunda gerçekleşmiştir.
Konferansın açılış konuşmasını Ortadoğu ve Balkan İncelermeleri Vakfı başkanı Büyükelçi Güner Öztek ve Işık Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu yapmıştır.

Konferans iki ayrı oturum şeklinde gerçekleştirilmiştir.Birinci oturumun başkanlığını Işık Üniversitesinden Doç. Dr. Bülent Aras yapmıştır.

Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu

İlk konuşmacı Boğaziçi Üniversitesinden Prof. Dr. Aydın Babuna, Boşnak Müslümanların komünist rejim yıkıldıktan sonraki dönemde millet olarak gelişmelerini etkileyen önemli faktörlere, çok partili sistemin Bosna Savaşı’na doğru politikalarına ve Dayton Anlaşması sonrası dönemdeki Boşnak kimliğindeki değişmelere değinmiştir. Aydın Babuna konuşmasında şu iki önemli düşünceyi vurgulamıştır: “Bosnalı Müslümanlar kendilerini Avrupalı Müslümanlar olarak görmektedirler.“ İkincisi ise “Avrupalık Düşüncesi ve Bosna Müslüman kimliği üzerinde etkili olmaya çalışan Vehhabisim gibi radikal akımlar iki karşıt düşünce olarak ortaya çıkmaktadır.“

İkinci konuşmacı Bulgaristan Dışişleri Bakanlığı Diplomasi Enstitüsünün Stratejik Araştırmalar Bölümü Başkanı Stefan Stratiev Ekim 2006 ‘da yapılan seçimlerden sonra Bosnadaki içsel ve dışsal gelişmeler üzerinde durmuştur. Stefan Stratiev’in konuşmasında siyasetteki etnik gruplar arasındaki ayrımlar ön plana çıkmıştır.

Doç. Dr. Bülent Aras

Üçüncü konuşmacı, Sarajeva Üniversitesi Politik Bilimler Fakültesi’nden Prof. Dr. Sacir Filandra, Bosnalıların İslam ve Modernizm üzerindeki farklı görüşlerinden ve bu iki görüş arasında nasıl bir dengeye ulaşılabileceğinden bahsetmiştir. Ayrıca, Prof. Dr. Sacir Filandra
“Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyeliği Balkanlar için eşitlik, güvenlik ve refah anlamına gelmektedir“ demiştir.

Dördüncü konuşmacı Priştina Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Enver Hasani, Kosova sorununa değinmiş ve tam bağımsızlık ve egemenlik kavramları üzerinde durmuş bunların Kosova için tek çözüm olduğunu savunmuştur.

Birinci oturumun son konuşmacısı, Arnavutluk Uluslararası ilişkiler enstitüsü direktörü Dr. Eno Trimçev, uluslararası toplulukların Kosova’nın son durumuyla ilgili çalışmalarına değindi. Arnavutların kamusal yaşamda kendilerini özgürce ifade edemediklerini savunmuş, Arnavutluktaki politik sembolizm üzerinde durmuştur.

İkinci oturum başkanlığı’nı Işık Üniversitesi, İktisat Bölüm başkanı Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu yapmıştır. İkinci oturumun ilk konuşmacısı Dışişleri Eski Bakanı Prof. Dr. Emre Gönensay Avrupa Birliği’ne tam üyeliğin Türkiye’ye refah, barış ve güvenlik getireceğinden bahsetti. Ayrıca, Avrupa Birliği’nin Balkanlara doğru genişlemesinde ne kadar
ciddi ve samimi olduğu konusunun da sorgulanması gerektiğini vurgulamıştır.

İkinci konuşmacı Eski Yugoslavya Dış İşleri Bakanı Bumidir Loncar Yugoslavya’dan ayrılan devletlerin ekonomik, sosyal ve politik anlamda bir geçiş dönemine girdiklerini ve bu geçiş döneminde Slovakya ve Slovenya gibi bazı ülkelerin başarılı olduklarını, bazılarının ise geride kaldıklarını ve uluslararası kurum ve programların bu entegrasyon sürecinde önemli olduğunu söylemiştir.

Üçüncü konuşmacı Karadağ Büyükelçisi Zeljko Perovic Karadağ’ın bölgedeki istikrarı sağlamak için çok fazla çaba sarfettiğini ve bir rol model teşkil ettiğini vurgulamış; istikrarı sağlamada NATO’ya üyeliğin önemli olduğunu savunmuştur.

Dördüncü konuşmacı Belgrad Üniversitesinden Prof.Dr. Jovan Teokarevic Balkan ülkelerinin Avrupa Birliği’ne üyeliği için bazı engeller olduğunu vurgulamış ve bunlardan en önemlisinin de Fransa Anayasasındaki değişiklikle beraber ortaya çıkan referandum olayı olduğuna dikkat çekmiştir. Kosova sorunu ile ilgili görüşmelerin nasıl sonuçlanabileceği konusunda istatistiksel veriler üzerinde durmuştur.

Beşinci konuşmacı Üsküp Üniversitesi Ekonomi Fakültesinden Prof.Dr. Kekenovski Ljubomir Makedonya’daki imparatorluk-devlet modeli ile ulus-devlet modeli uygulamalarından bahsetmiş ve Avrupa Birliğinin Balkan ülkelerine olan negatif bakış açısının objektif bir şekilde değişmesi gerektiğini ve bunun ancak bazı Balkan ülkelerinde demokrasi ve piyasa ekonomisinin uygulanmasıyla sağlanabileceğini savunmuştur.

İkinci oturumun son konuşmacısı Prof.Dr.Vasile Secares, 2004’ de Doğu Avrupa ülkelerinin Avrupa Birliğine girmesiyle başlayan genişleme sürecinin gerçek bir jeopolitik devrim olduğunu savunmuş ve bu genişleme sürecinde AB’nin güvenlik açısında çok önemli bir role sahip olduğu ve bu konuda reformlar yapılması gerektiği üzerinde durmuştur.

Prof.Dr.Secares ayrıca“ Türkiye’nin Avrupa Birliğine ihtiyacı olduğu kadar Avrupa Birliği’nin de Türkiye’ye ihtiyacı var“ demiştir ve “ Avrupanın son sınırı nerede?“ gibi hassas bir soruya Avrupa Birliği ve NATO’nun cevap vermesi gerektiğini vurgulamıştır.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2643 ) Etkinlik ( 216 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 97 1035
Avrupa 22 634
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 8 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1348 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 283
Orta Doğu 21 596
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1996 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1996

Daha önce, bu platformda kaleme aldığımız bazı çalışmalarda sıklıkla ifade etmiştik ki; bugün Balkanlar olarak adlandırılan Avrupa topraklarının “Batı Medeniyeti”nin dışında tutulmasının en kolay yolu, onu asla tam manası ile tanımlamamak olarak belirlenmişti. ;

Meksika ise yaklaşık 2 milyon kilometrekarelik yüzölçümü ile Orta Amerika’daki stratejik konumu, 124 milyon civarındaki nüfusu, insan kaynağı, 1,223 trilyon GSYİH ile büyüyen ve gelişen ekonomisi, BM, Amerika Devletleri Örgütü (ADÖ), Rio Grubu, OECD, ANDEAN, Orta Amerika Entegrasyon Sistemi (SICA),...;

Afganistan, dünyadaki hemen her sorunun önüne geçti. Gazze’ye artık sadece göz ucu ile bakıyoruz. Yemen’i unuttuk gibi. Doğu Akdeniz ve Kıbrıs, Libya ve deniz yetki alanları ile ilgili belirsizlikler sanki bir kenara itildi. ;

Suudi Arabistan ise Asya’yı Afrika’ya ve Akdeniz’i Hint Okyanusu’na bağlayan bölgedeki stratejik konumu, Arap ve İslam dünyasındaki öncü rolü, 34 milyon’a yaklaşan dinamik nüfusu, doğal kaynakları, kanıtlanmış dünya petrol rezervlerinin yaklaşık % 20’si ile enerjide öncü ülke oluşu, turizm ve insan ...;

Türkiye’de ve dost/kardeş ülkelerde stratejik vizyonu temsil eden devlet adamları ile bürokratlar, bilim insanları, kurumlar, iş insanları, sanatçılar, siyasetçiler ve gazeteci-yazarları onurlandırmak amacıyla 2006 yılından beri gerçekleştirilen TASAM Stratejik Vizyon Ödülleri’nin resmî internet sit...;

Brezilya ise 213 milyonu aşan nüfusu ile dünyanın altıncı ve 8,5 milyon km² üzerindeki yüzölçümü ile beşinci büyük ülkesi olarak Latin Amerika’da önemli bir siyasi ve ekonomik güç ve küresel düzeyde önemli bir aktördür. 2 trilyon dolar civarındaki GSYİH’sı ile Latin Amerika’nın en büyük, dünyanın do...;

Muhammed Nadir Şah, Afgan kraliyet ailesi üyelerinden birisidir. Amanullah Han ile aynı soydan gelmektedir. Nadir Şah, Amanullah Han’ın kuzenidir. Eski Afgan Emiri Dost Muhammed’in yeğeni Mehmet Yusuf Han’ın oğludur. ;

Doğu; nüfuz ve müdahale etmeye çalışan Batı’ya karşı müdafaanın sınırları, özellikle sömürgecilik dönemi süresince ve Sanayi Devrimi sonrasında gerçekleştirilen etkiye karşı geliştirilen tepki olarak nitelenebildiği gibi, Batı’nın sınırlarını çizdiği (Edward Said’in ifade ettiği) “bağımlı ırkların” ...;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.