GENEL OLARAK
Türk dünyası ile Türkiye arasındaki ilişkilere bakıldığında istenilen seviyeye ulaşmadığı görülecektir. Bu konuda her iki tarafın hataları olsa da özellikle Türkiye’nin etkin, sürdürülebilir bir politika üretememesi, bu sorunun en önemli sebebi olarak gösterilebilir. Bunun yanı sıra bu ülkelerdeki geçmiş dönemlerde görev yapan diplomatik misyonun ilişkilerin geliştirilmesine yönelik inisiyatif üstlenmekten kaçınması, mevcut ilişkilere gerekli desteği vermemesi, hatta mevcut sivil çalışmaların yine geçmiş Türk hükümetlerce engellenmek istenmesi ve buna yönelik gizli çalışma içine girmeleri büyük beklenti ve sempati ile başlayan ilişkileri tıkanma noktasına getirmiştir. 20 yıl geride kalmış olmasına rağmen gelinen nokta ilk dönemdeki beklentilerin çok uzağındadır. Hatta bazı ülkelerle (Özbekistan, Türkmenistan gibi.) daha da kötüleşmektedir.
Türkiye açısından önemli bir insan ve doğal kaynak merkezi olan bölgenin Türkiye ile işbirliğinin arttırılması ve ortaklık seviyesine yükseltilerek her iki tarafın kazandığı stratejik bir işbirliğine dönüşmesi zorunludur. Bu nedenle ilişkilerin seviyesi ve sorunların tespiti ve çözümü için etraflı bir muhasebenin yapılması ve yeni bir proje başlatılması kaçınılmaz görünmektedir.
SORUNLAR
Türkiye ve Türk cumhuriyetleri arasındaki ilişkilerde yaşanılan sorunları 3 temel başlık altında toplamak mümkündür: Ekonomi, kültür ve siyasi. Tüm bu alanlarda yaşanan sorunların ortaya çıkmasına sebep olan birçok etken bulunsa da genel olarak koordinesizlik ve belirli bir siyasetin olmaması temel etken olarak kendini göstermektedir. Belirli bir siyasetin olmamasının temelinde bölgenin yeterince bilinmemesi, araştırılmaması ve yapıcı uygulamalara gidilmemesi yatmaktadır. Bu sorunları detaylı olarak aşağıdaki gibi sıralamak mümkündür:
- Ekonomik
- Kültürel
-
Siyasi
- Ortak siyasi kurumları etkinleştirilememesi,
- Akraba topluluklara yönelik siyasetin aktifleştirilememesi,
- Türk cumhuriyetlerin liderliğiyle aktif olarak iletişimin sağlanamaması,
- Türk büyükelçiliklerinin toplumsal sorunlara yeterince eğilememesi.
TEKLİF VE ÖNERİLER
- “Türk Dünyası Gönüllüler Hareketi Projesi“ başlatılmalı ve tüm Türk dünyasındaki Türk kültürüne gönül vermiş hayatın her alanından entelektüellerle irtibata geçilerek bu harekete dahil edilmelidir. Bu harekette Türkiye sevdalıları ve Türkiye’de okumuş ve ülkelerine geri dönmüş Türkiye sempatizanları ana uygulayıcı unsur olmalıdır.
- Türk cumhuriyetlerin liderleri siyasi söylem ve birlik çağırışlarından ciddi şekilde rahatsız olmaktadır. Bu nedenle öncelikle ekonomik entegrasyonun sağlanması gerekmektedir. Türki devletler arasında ekonomik birliği ön plana çıkartacak projeler başlatılmalı mevcutlara hız verilmeli, ülke liderleri istekli hale getirilmelidir.
- BDT ülkelerine sağlanan ayrıcalıklar düzeyinde ayrıcalıklar verilerek, karşılıklılık esası çerçevesinde malların ve kişilerin serbest dolaşımını sağlayacak bir sistem oluşturulmalıdır.
- Türkî cumhuriyetlerdeki Türk yatırımcılar bilinçlendirilmeli, ortak çatı altında birleştirilmeli ve profesyonel yönetimi sağlanmalıdır.
- Türkiye’den mezun olan ve ülkesine geri dönen öğrenciler yakın takibe alınmalıdır. Olumlu ya da olumsuz görüş sahiplerinin tespiti ve olumlu görüş sahiplerinin reorganizesi, desteklenmesi ve Türkiye lobisine entegre edilmesi sağlanmalıdır.
- Türkiye’DE OKUYAN ÖĞRENCİLERİN Türkiye sempatizanı olmaları ve Türk dünyasına karşı ilgili bulunmaları için “Büyük Öğrenci Projesi“nin yeniden sistematize edilmesi zorunludur. Türkiye’ye gelecek öğrenciler için özel bir program hazırlanması ve programın sonucunda iyi derece Türkçe konuşabilen ve Türk dünyasının problemlerine yakından ilgi duyacak ve ilgilenecek kültürel bir yapıya kavuşan, Türkiye sever bir eleman olarak yetişmesini sağlayacak bir program hazırlanması ve uygulanması gerekmektedir. Bu programda Türkiye gönüllülerinin aktif görev alması sağlanmalıdır.
- Ortak Türk kültürünün oluşturulmasına ilişkin komisyon kurularak, bir program hazırlanması ve Yunus Emre Vakfı tarafından hayata geçirilmesi (kitap yazımı, ortak kültürel etkinlerin düzenlenmesi, kültür merkezlerinin açılması ve bu merkezlerde her Türk halkının temsil edilmesi) sağlanmalıdır.
- Bu cumhuriyetlerdeki gönüllü STK’larla yakın işbirliğine gidilmeli, onların imkanlarını, devletinkilerle entegre edilmelidir. Devletin projelerinde aktif görevler verilmesi. Ayrıca Türki cumhuriyetlerde faaliyet gösteren sivil kuruluşların da dahil edildiği bir iletişim ağı kurulmalıdır.
- Devletin Türkî cumhuriyetlerde açtığı ortaöğretim ve yükseköğretim okullarının yeniden sistematize edilmesi ve bunların devletin genel siyaseti içerisinde etkin uygulayıcılar haline getirilmesi zorunludur. Bu kurumlarda Türkiye gönüllülerinin aktif görevler alması sağlanmalı ve bu kurumlarda Türkiye gönüllüleri kazanılmalı, bunlara başka ülkelerde Türkiye adına görevler verilmelidir.
- Türklerin oturum ve çalışma izni alma zorunluluğu ya kaldırılmalı ya da hafifletilmeli. Eğitim, kültür gibi alanlarda çalışanların bu zorunluluğu, Rusya’daki gibi tamamen kaldırılması sağlanmalıdır. Bu husus karşılıklılık esasına göre Türkiye tarafından Türki cumhuriyet vatandaşlarına da uygulanmalıdır. Böylece Türkiye bir cazibe merkezine çevrilebilir.
- Türk büyükelçiliklerinin bulundukları ülke kamuoyuna aktif olarak katılımları sağlanmalıdır. Büyükelçilikler tarafından toplumsal problemlerin halline yönelik yapıcı ve kalıcı projeler üretilmeli ve uygulanmalı. Türkiye bu ülkeler nezdinde büyüklüğü kalıcı yatırımlar ve yardımlarla gösterilmelidir
- TİKA, YUNUS EMRE gibi kurumlar toplumsal sorunlara yönelik projelere yer vermelidir. Bu projelerde Türkiye’den ortak zorunluluğu getirilerek ortak çalışma imkanı sağlanmalıdır.
- Bu ülkelerdeki sektörlerde çalışanların Türkiye’den ortaklıklar bulmaları ve ilgili sektör çalışanlarının Türkiye’de eğitim ve öğretim almaları sağlanmalıdır.
- Ortak dil projesinin hayata geçirilebilmesi için sürekli eğitim kompleksleri kurulmalı. İlköğretimden yükseköğretime kadar uzanan eğitim süreci sağlanmalı, var olanlar bu sisteme entegre edilmelidir.
- “Halkların Dostluğu“ üniversiteleri kurularak, bu projenin hayata geçirilmesini sağlayacak vasıflı eleman yetiştirilmesi sağlanmalıdır. Orta dönemde Türki cumhuriyetlerdeki Türkiye tarafından kurulmuş üniversiteler bu kurumlara entegre edilmelidir.
- Tüm bu projeler “Türk Halkları ve Akraba Toplulukları Daire Başkanlığı“ tarafından koordine edilmelidir. Proje kapsamında belirli merkezler, belirli alanlarda görevlendirilmeli ve bu bölgeyi çalışan uzmanlar arasından bir çalışma ekibi oluşturulmalıdır. Çalışma grubunda danışma kurulu, bilim kurulu ve yürütücüler kurulu kurulmalıdır.