Başbuğ Yüce Divan’da Yargılanmalı

Yorum

Anayasa Mahkemesi’nin norm denetimi dışında kalan görev ve yetkilerinden birisi de “Yüce Divan” sıfatı ile yargılama yapmaktır....

Anayasa Mahkemesi’nin norm denetimi dışında kalan görev ve yetkilerinden birisi de “Yüce Divan” sıfatı ile yargılama yapmaktır. Gerçekten de Anayasa’nın Madde 148 düzenlemesine göre Anayasa Mahkemesi, görevleri ile işledikleri suçlardan dolayı tıpkı bir ceza mahkemesi gibi çalışarak bazı siyasi ve idari nitelikli kişileri yargılar. Bunlar,

-  Cumhurbaşkanı

- Bakanlar Kurulu üyeleri

- Bütün yüksek mahkemelerin başkanları, üyeleri ve Başsavcıları

- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekili

- Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeleri ve

- Sayıştay Başkan ve üyeleridir.

 

2010 yılında yapılan Anayasa değişikliği ile bu listeye iki kategori daha eklenmiştir:

 

  • TBMM Başkanı
  • Genelkurmay Başkanı, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanları ile Jandarma Genel Komutanı.

 

Anayasa’nın ilgili maddesi tartışma götürmeyecek kadar açıktır. Kanaatimizce, Başbuğ’un internet andıcı davasına bakan 13. Özel Görevli Ağır Ceza Mahkemesi’nin ilgili yazısı ve savcının talebi üzerine nöbetçi 12. Ağır Ceza Mahkemesi hakimi tarafından tutuklanması kararı da tartışma götürmeyecek kadar hukuka aykırıdır. Bu noktada yapılması gereken ilgili savcılık makamınca dosyanın derhal Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’na gönderilmesi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın soruşturma işlemlerine başlamasıdır. Zira gene Anayasa’ya göre Yüce Divan yargılamalarında soruşturma işlemlerini yürütmek ve iddianameyi hazırlamak görevi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’na aittir.

Başbuğ’a atılan suç, Türk Ceza Kanunu’nun 312(1) düzenlemesinde ifadesini bulan “cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs” ve 314(1) düzenlemesindeki “silâhlı örgüt kurma veya yönetme”. Yanıtlanması gereken soru, bu suçların Başbuğ’un görevi ile ilgili olup olmadığı sorusu… Eğer bu suçlar Başbuğ’un görevi ile ilgili değilse yargılama makamı özel görevli ağır ceza mahkemesi olacaktır. Tersi görevi ile ilgili ise yargılama makamı bu kez Yüce Divan sıfatı ile Anayasa Mahkemesi’dir.

Hemen altını çizmek gerekir ki “görev suçları”nın neler olduğuna ilişkin açık bir hüküm kanunlarda yer alamaz. Bu suçlar sayma yolu ile de belirtilemez. Çünkü hangi suçun görev suçu olduğunu anlamak için maddi olaya ve olayın koşullarına bakmak gerekir.

Anayasa hukuku, idare hukuku ve ceza hukuku doktrinimize ve yargı kararlarına bakıldığında bir suçun görev suçu sayılmasının koşullarının şunlar olduğu görülür:

 

  • Fail kamu görevlisi olmalıdır
  • Fail söz konusu fiili görevi sırasında işlemelidir
  • Bu fiil görevle ilgili bir fiil olmalıdır.

 

Bu noktada “görevle ilgili fiil”in ne olduğu sorusu akla gelir. Doktrin ve içtihattaki hakim görüşe göre, görev ile işlenen suç arasında bir illiyet bağı var ise; yani, suç görev nedeni ile ve görevden kaynaklanan yetkiler kullanılarak işlenmiş ise burada söz konusu olan bir “görev suçu”dur. Örneğin bir Yargıtay hakimi, bakmakta olduğu davada, görevi sırasında davanın taraflarından birine hakaret ederse bu bir görev suçudur ve yargılanacağı yer Yüce Divan’dır. Yok eğer aynı hakim, görevi ile ilgisiz olarak, kişisel duygularla birine hakaret ederse genel yetkili bir mahkemede yargılanacaktır.  Benzer biçimde, bir gümrük ve tekel bakanı yetkisini kullanarak bir silah kaçakçısını himaye eder, faaliyetlerini kolaylaştırırsa bu bir görev suçudur. Ancak aynı bakan (T. Mataracı), bir yurtdışı gezisinden dönerken kendisi yurda yasa dışı bir silah sokarsa, bu herkes tarafından işlenebilecek adi bir suçtur.

Başbuğ örneğinde atılan ilgili suçun görevden kaynaklanan yetkiler kullanılarak işlendiği ortadadır. Aksi yorumda neredeyse hiçbir suç “görev suçu” kavramı içerisine girmezdi ve bu durumda anayasa ve kanun koyucu abesle iştigal etmiş olurdu.

Bazı yorumcular “darbe” planlamanın Başbuğ’un görevi dışında olduğunu söylemekte… Bu durumda bakmakta olduğu davada birisine hakaret eden Yargıtay hakiminin de işlediği suç görevi dışında kalacaktır. Bu yorum doğru kabul edilirse hiçbir suç görev suçu olarak nitelenemez…. Her halde rüşvet almak bir memurun görevi değildir. Ya da resmi evrakta sahtecilik vs. Görev suçunda belirleyici olan görevden kaynaklanan bir yetkinin kullanılıp kullanılmadığıdır.

Gene kimi yorumcular 2010 yılında yapılan değişiklik ile Anayasa’nın Madde 145(1) düzenlemesine eklenen “Devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlara ait davalar her halde adliye mahkemelerinde görülür” yönündeki hükmü gerekçe olarak ileri sürmekte. Kuşkusuz bir hukuk normunu konuluş amacı ve bağlamı içerisinde düşünmek gerekir. İlgili düzenleme, askeri yargının görev alanını tanımlayan Anayasa’nın 145. Maddesinde ifadesini bulmuştur. Düzenlemenin amacı, devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçların askeri mahkemelerde görülmesi olasılığını ortadan kaldırmaktır. Yüce Divan bir askeri yargı organı olmadığına göre ilgili düzenlemenin Başbuğ için Yüce divan’da yapılacak bir yargılamaya engel teşkil etmeyeceği ortadadır.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2523 ) Etkinlik ( 170 )
Alanlar
Afrika 64 601
Asya 74 974
Avrupa 13 607
Latin Amerika ve Karayipler 12 64
Kuzey Amerika 7 277
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1313 ) Etkinlik ( 43 )
Alanlar
Balkanlar 22 273
Orta Doğu 17 578
Karadeniz Kafkas 2 293
Akdeniz 2 169
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1276 ) Etkinlik ( 69 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 770
Türk Dünyası 16 506
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1867 ) Etkinlik ( 75 )
Alanlar
Türkiye 75 1867

Son Eklenenler