Dünya Müslüman Kadınlar Zirvesi ve Fuarı (BİLGE 2018) | TEBLİĞ ÇAĞRISI

Haber

İslam inancına göre kadın ve erkek bir diğerinin tamamlayıcısıdır. Her iki cins de günahlardan eşit derecede sorumludur ve her ikisi de Allah’ın rahmet ve mağfiretine mazhar olmada eşittir....

- TEBLİĞ ÇAĞRISI -
DÜNYA MÜSLÜMAN KADINLAR ZİRVESİ
VE FUARI (BİLGE 2018)

“Bir Kadın - Bir Dünya | Güç ve Adalet İnşası İçin Politikalar“
( 01-03 Mart 2018, İstanbul - Türkiye )


İslam inancına göre kadın ve erkek bir diğerinin tamamlayıcısıdır. Her iki cins de günahlardan eşit derecede sorumludur ve her ikisi de Allah’ın rahmet ve mağfiretine mazhar olmada eşittir.

İslam dünyasında yüksek mertebe sahibi pek çok kadın bulunmaktadır. İslam ile ilk müşerref olan kişi Hz. Peygamber’in (sav) çok sevdiği ve saygı gösterdiği Hz. Hatice’dir (ra). Hz. Âişe (ra) ise bilgisine müracaat edilen bir âlime hanımdır ve hadis râvilerinin önde gelenlerindendir. Büyük işler başaran ve ün kazanan pek çok kadın sahabe bulunmaktadır. Tarihte ve günümüzde İslam dünyasında yüksek statü sahibi kadınların oranı göz ardı edilemeyecek kadar yüksektir.

Kadın ve erkek her Müslümanın beşikten mezara ilim öğrenmesi gerektiğini ifade eden İslam dinine göre medeni, ticari ve cezai hukuk alanları ile ilgili mevzularda ve dinî yükümlülükler konusunda - fizyolojik farklılıklardan kaynaklanan bazı istisnai hususlar dışında - erkek ile kadın aynı haklara sahiptir ve aynı sorumluklarla mükelleftir.

Bazı dönemlerde ve yerlerde Müslümanların bu ilkelere tam olarak sadık kalamadıkları doğrudur ama İslam dinince 1400 yıl önce tespit edilen kadın hakları konusunda diğer toplumların harekete geçmesi için 19. ve 20. yüzyılları beklemek gerekmiştir. Bununla birlikte, kadının toplum içerisindeki yeri ile ilgili olarak günümüz İslam dünyasının da kat etmesi gereken çok mesafe bulunmaktadır.

Modern dönemde sanayileşme, kentleşme ve bilgi devrimi gibi olgular toplumun tüm fertlerinin üretime katılmasını zorunlu hâle getirmiştir. Öte yandan, kırsalda iken bir şekilde hayatın içinde olan Müslüman dindar kadınlar, modern şehirlere intibak konusunda erkeklerden daha büyük güçlüklerle karşılaşmışlardır. Çünkü kitlesel eğitim ve iş zorunlulukları yanında toplumun kadına bakışı, dindar kadınları toplumdan kopmak ya da toplumla istemediği biçimde bütünleşmek arasında seçim yapmaya zorlamıştır.

Modern dönemde kırsaldan kente göç ile birlikte erkeklerin yanı sıra kadınların da modern şehirlerde insana yakışır bir statü edinmeleri zaruret haline gelmiştir. Gücün önem kazandığı, güçlü olanın haklı (!) sayılmaya başlandığı, güçsüz olanın ise acımasızca ezildiği modern dönemlerde fiziki bakımdan görece daha güçsüz olan kadınların erkeklere göre daha fazla mağdur oldukları bir ortam oluşmuştur.

Herkesle birlikte çalışan ama hak ettiğini alamayan Batılı kadınlar zaman içerisinde kadın haklarının geliştirilmesi yolunda önemli mesafe kat etmişlerdir. Bu yöndeki çabalarda kimi zaman ciddi aşırılaşma ve kadın ile erkeği karşı karşıya getiren yaklaşımlar ortaya çıkmıştır.

Bu sırada İslam dünyası da sanayileşme, kentleşme, iletişim ve ulaşım alanlarında modernitenin etkilerini hissetmeye başlamışsa da, gerek İslam dünyasının kadın konusundaki özgün kültürel müktesebatı nedeniyle gerekse ekonomik kalkınma anlamında Batı’yı oldukça geriden takip ettiği için, Batı’daki gibi bir kadın hakları mücadelesi gerçekleşmemiştir.

Oysa İslam dünyası, her konuda olduğu gibi, modern dönemde kadının konumu ile ilgili olarak da kendi özgün yaklaşımını ortaya koymak zorundadır.

İslam’da cinsiyet, renk, ırk gibi özellikler bir üstünlük nedeni olarak görülemez; üstünlük sadece kötülükten korunma ve iyilikte yarışma iledir. Bu açıdan bakıldığında İslam’da kadın - erkek ilişkisi, tamamlayıcılık ilişkisidir; kadın erkeğin, erkek de kadının tamamlayıcısıdır.

Dünya İslam Forumu kurumsal çerçevesinde gerçekleştirilecek Dünya Müslüman Kadınlar Zirvesi ve Fuarı (BİLGE 2018)’de kadın - erkek ilişkilerindeki tamamlayıcılık ilişkisi yanında, modern dönemde Müslüman kadının yüzleşmek zorunda kaldığı problemlerin tartışıldığı, çözüm önerilerinin geliştirildiği, dünyanın dört bir yanından gelen katılımcıların oluşturacağı etkileşim atmosferi içerisinde evrensel sorunlara evrensel çözüm arayışlarının gerçekleşeceği bir tartışma platformu ve etkinlik oluşturulması planlanmaktadır.

Etkinliğin temel amacı bu alanda bir tartışma ortamı oluşturmak, İslam dünyasının yumuşak güç/kamu diplomasisi inşası perspektifine ve küresel kadın yönetişimine entelektüel katkı sağlamaktır. Makro tartışmalara paralel öngörülen atölye/workshop çalışmalarında ise proje/politika önerilerinin tartışılması ve somut sonuçlara ulaşılması için sunum çağrısının proje/politika temelli yapılması benimsenmiştir.


Ana Tema
Bir Kadın - Bir Dünya | Güç ve Adalet İnşası İçin Politikalar

Alt Temalar
Kadınlar ve Erkekler; İyilikte Yarışmak
Güç Adalet ve Medeniyet İnşasında Kadın
Küresel Yeni Dengeler, Rekabet Parametreleri ve Kadın
Değişen Devlet Doğası, Beklenti Yönetimi ve Kadın
İnsan Kaynağı İnşasında Model Rol; Anne

Politika/Proje Atölyeleri
Kadın İçin Kadın Perspektifleri/Politika Önerileri/Projeler;
- Eğitim ve Bilim
- İş Hayatı ve Girişimcilik
- Sosyal Hayat, Siyaset ve Din
- Sağlık, Sosyal Güvenlik ve İstihdam
- Teknoloji ve İnovasyon
- Savunma ve Güvenlik
- Sosyal Politikalar ve Sivil Toplum
- Enerji Su ve Gıda
- Ekonomi ve Finans
- Kültür ve Turizm
- Sanat ve Edebiyat
- Uluslararası Kalkınma İşbirliği
- Şehir ve Yerel Yönetişim
- Düşünce ve Akademi
- Uluslararası Diaspora

TEMATİK ETKİNLİKLER
Uluslararası Kadın ve Barış İnşası Konferansı 2018
Dünya Müslüman Kadın STK’ları Konferansı 2018
Genç Müslüman Kadın Konferansı 2018
Dünya Müslüman Kadın Kültür Festivali 2018
Dünya Kuran Saati 2018


TEBLİĞ ÖZET GÖNDERİM

Konferans bünyesinde konuşmacı olmak için wise@tasam.org adresine aşağıdaki gibi düzenlenmiş MS Word dosyasını iletmeniz gerekmektedir:

- Tebliğ başlığı
- 300 kelimelik özet, 5 anahtar kelime
- Kurumsal bağınız ve kısa özgeçmiş (detaylı CV değil)

Özet son gönderim tarihi : 31.12.2017
Kabul edilen bildirilerin ilanı tarihi : 14.01.2018
Tam metin gönderim son tarih : 18.02.2018
Gözden geçirilmiş tam metin gönderimi : 15.03.2018
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2608 ) Etkinlik ( 195 )
Alanlar
Afrika 70 618
Asya 87 1012
Avrupa 18 628
Latin Amerika ve Karayipler 13 65
Kuzey Amerika 7 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1341 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 280
Orta Doğu 21 592
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1286 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 508
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1989 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1989

Fransa’da yaşayan ve Goncourt Akademisi Edebiyat Ödülü sahibi olan meşhur Lübnanlı yazar Amin Maalouf, 07 Mayıs 2021 Cuma saat 21.00’de Galatasaray Üniversitesi Siyaset Bilimi Kulübü ve King’s College Turkish Society tarafından gerçekleştirilen çevrim-içi söyleşinin konuğu oldu.;

Türkiye - Güneydoğu Asya Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut işbirliklerinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı hedeflemekte ve stratejik zeminin kapasite inşasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.;

Mısır ile kopan ilişkilerimiz yeniden düzelme sürecine girerken geçmişten güne bakarak geleceği düşünmek faydalı olabilir. Mısır ile müzakerelerde hangi kalemler üzerinden konuşacağımız devletlerin kendi maslahat algıları çerçevesinde gelişecektir. ;

Çok boyutlu şekillenen dünya güç sistematiği içerisinde Türkiye - Hollanda ilişkilerinin ideal bir noktaya taşınabilmesi için, yalnızca siyasi ve stratejik temelli değil, her parametrede daha fazla karşılıklı derinlik oluşturacak bir yapıya doğru yönelinmesi gerekir. Bu bağlamda sektör temsilcilerin...;

1990’ların başlarında Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve Sovyetler Birliği ve Yugoslavya gibi devletlerin dağılmasıyla birlikte, toprak kazanımı, güç mücadelesi ya da etnik hâkimiyet kaygılarının tetiklediği iç savaşlar yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu süreçte BM bu duruma bigâne kalmayarak, Irak, Somali, H...;

Türkiye - Güney Asya Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut işbirliklerinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı hedeflemekte ve stratejik zeminin kapasite inşasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.;

Avrupa Birliği (AB) ve Birleşik Krallık (BK) arasında 30 Aralık 2020 tarihinde imzalanan “Ticaret ve İşbirliği (TCA) Anlaşması” 30 Nisan 2021 itibarı ile yürürlüğe girdi. ;

Hindistan ve Pakistan, yaklaşık iki asır boyunca Güney Asya coğrafyasına hükmeden İngiltere’nin 1947 yılında Hint Yarımadası’ndan çekilmek zorunda kalması üzerine, din temelli ayrışma esasında kurulan devletlerdir. ;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.