Modi Modası

Makale

O dünyanın en kalabalık ikinci ülkesinin 2014 yılından beri başbakanı. Hindistan bilindiği gibi fakiri çok bir ülke. Ancak büyük bir nufus çoğunluğunun, günde...

O dünyanın en kalabalık ikinci ülkesinin 2014 yılından beri başbakanı. Hindistan bilindiği gibi fakiri çok bir ülke. Ancak büyük bir nufus çoğunluğunun, günde 1 doların altında yaşamasına rağmen, Hindistan’ın dünya ekonomisine kazandırdığı belli başlı çok uluslu şirketler var. Üstelik dünya teknoloji rezervlerine net katkıda bulunması nedeni ile Hindistan, artık sadece bir Yeni Sanayileşen Ülke olmakla kalmayıp, hala yüksek bir büyüme (2017 tahmini The Economist’e göre % 7.2) performansını sürdürmekte. Yüksek denilen işsizlik ise resmi olarak %5.5 değerinde.


Modi’nin Tercihi

Narendra Modi’nin Hindu Milliyetçiliği Partisi(Baharatiya Janata), ülkenin birbirinden çok farklı din ve etnik kökenli insanları ve özelikle Müslümanlar üzerinde kurduğu siyasi baskıyla maruf. Buna rağmen Hindistan, hala dünyanın sömürge dönemi sonrasında kurulmuş en büyük demokrasisi olarak kabul ediliyor. Ülkenin en fakir bölgelerinden biri olan Gujarat’tan çıktığı için, fakirin de halinden iyi anladığını söyleyen Modi, ekonomi politikalarında da milliyetçi ve yönlendirici bir çizgi izlemekte. 26 Mayıs 2017 seçimleri ile iktidarda 3. yılını tekmil eden Baharatiya Janata partisinin en büyük iddiası, gerçekleştirmeye çalıştığı ekonomik reformlar ve yerleştirmek istediği sosyal refah programları. Modi’nin Çin ile bölgesel, ABD, İsrail, Portekiz ve Holanda gibi bölge dışı ülkelerle de öncelikli ekonomik işbirliği ve küresel terörle mücadele gibi hedefleri var.


Baharatiya Janata Reform Paketleri: 3 Yılda 3 Yeni Hedef

Geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yılki seçim dönemi öncesinde de Modi’nin Hindstan halkına verdiği sözler, enflasyon denetimi, bütçe ve dış ticaret açıklarının azaltılması, iş yaratma ve istihdam artışı ve hizmet sektörleri hızla büyüyen ülkede, yeni bir imalat sanayi yaratma dalgası başlatılması oldu. İstihdam açısından son 3 yılda başarı kaydedilmesi sözkonusu olmadı denebilir. Ama Modi’nin Hindistan’a kazandırdığı 3 yeni hedef ve slogan var: “Hindistan’da Üret (Make in India)“,Hindistan’ı Yetenekle Donat (Skill India)“ ve “Hindistan’ı (yeniden) Başlat (Start-up India)“. Bunlar, Modi’nin, yeni bir Modist olarak, reel üretim, eğitim ve ana vatana yatırım gibi temel hedefleri, yeniden moda tercihler haline getirmesi ve bunlara yeniden geçerlilik kazandırması bakımından önemli. Nitekim son seçimler öncesinde, ülkede yerli ve yabancı müteşebbislerin daha kolay iş yapması için gerekli ortamın da hızla sağlanacağı sözünü veren Modi’nin attığı en önemli adım 2016 Kasım ayında başlattığı para operasyonu oldu.


Neden İşe Rupi ile Başladı?

Evet geçen yılın sonuna doğru Modi, Hindistan’daki en büyük denominasyon olan 500 ve 1000 Rupi banknotların tedavülden kaldırılacağını açıkladığında, hedefinde, önce kalpazanlığı engelleyerek, kara paranın önüne geçmek, sonra da enflasyon denetimindeki ilk temel adımı atmak olduğu hemen anlaşılmıştı. Büyük kayıplara uğramamak için herkesin para varlığını açıklama mecburiyeti hissetmesinin, kayıt dışı ekonominin cesametini de küçülteceğini hesaplayan Modi ekonomi kurmayları, tedavüldeki paranın %86 sının bu şekilde çekileceği ve para ikamesi sağlanana kadar geçen zaman aralığında enflasyonun da baskılanacağı hesabını iyi yapmış olduğu söylenebilr. Çünkü son istatistiklere göre Hindistan’da enflasyon, Mayıs ayında geçen yıla göre % 2.2. 2017 için verilen tahmini değer ise % 4.6.


Vergi Reformu ve Mali Kucaklama(Inclusion)

Uygulanabilirse, Modi’nin yürürlüğe soktuğu en önemli reformun yeni satış vergisi ve icra iflas yasasında yapılan yeni düzenlemeler olduğu düşünülüyor. Vergi yükünü imalat sanayi ve hizmetler arasında dengeli dağıtmayı amaçlayan bu yeni vergininin (Goods and Services Tax-GST) bir tür KDV olması, Hindistan’ın özellikle Avrupa mali sistemi ile harmonizasyonunu akla getiriyor. Tabii bu yeni verginin sağlayacağı kamu hasılatı, aslında alıcı ve satıcının sisteme uyumuna ve sisteme yardımcı olmasına bağlı.

Pradhan Mantri Jan-Dhan Yojana denilen mali kucaklama ise, vergi tabanını genişletme, adil vergi ödeme sistemi oluşturma ve yastık altı parasal serveti bankacılık sistemine aktarma olarak tanımlamak mümkün. Unutulmaması gereken şey, Hindistan’da şu anda köhnemiş olsa bile mali, finans ve bankacılık sistemini İngiltere’nin kurmuş olmasıdır. Dolayısı ile Hint oligarkları işbirliği yaparsa belki, Hindistan’ın köklü ama şimdi arızalı mali sistemi düzelirse, ülkenin büyümesine olduğu kadar, gelir adaletinin sağlanmasına da yeni bir motor olabilir.

Bununla birlikte, dünyanın hiçbir yerinde dolaylı vergilerin gelir adaleti sağladığı görülmemiştir. Dolaylı vergileme, dolaysız progresif(müterakki) vergileme ile desteklenmedikçe Hindistan’da da bu sağlanamaz. Progresif vergileme ise her yerde olduğu gibi Hindistan’da da fincancı katırlarını ürkütüp, Modi’nin popülaritesini azaltabilir.Bunu da Modi istemez tabii.


Altyapı ve Üstyapı Reform’larının Sosyal Refah Ayağı

Modi’nin herkese her kesime 2022 ye kadar ucuz ev projesi olan 'Pradhan Mantri Gramin Awas Yojna', eğer ülkeyi bir kaç yıl içinde, ABD, İrlanda ve Portekiz’de yaşan Gayrimenkul krizine sokmazsa iyi. Ama herkese, her kesime ucuz ev, riskleri ile denenen ve başlatana olduğu kadar yandaş mütahitlere iyi rant kapıları açan bir girişim. Modi’nin bu reformu zaten çoktandır birçok yerde ve bizde de çok moda.

Modi’nin herdem moda reformları arasında en çok göze çarpanı, eşitsizliğin derin uçurumundaki bu ülkede, kadınlara sağlayacağı düşünülen yeni imkanlar. Bunlardan en önemlisi olarak düşünüleni, yoksul evlere, hijyenik kolay ısınma ve yine hijyenik mutfak yakıtı sağlanması için sıvılaştırılmış doğal gaz boru hatları(LNG) döşenmesi projesi olan Pradhan Mantri Ujjwala Yojana. Ancak bu proje ile, zaten dünyanın en büyük petrol ithalatçılarından biri olan Hindistan’ın, bir de LNG ithalatı bağımlısı haline geleceği iddia ediliyor. Bu fena tabii.


Modi Modasında Çiftçilere Düşen Pay ve Ötesi

Deen Dayal Upadhyaya Gram Jyoti Yojana, Modi’nin çiftçilere ve kırsal kesimde yaşayan insanlara sunduğu elektrifikasyon projesi.12.000 yeni yerleşim yerinin aydınlığa ve elektrifikasyonla gelecek hijyen olanaklarına kavuşması elbette önemli. Ama Hindistan o kadar büyük ki, 12.000 bile az. Kaldı ki, bu projenin arkasında mutlaka ve mutlaka enerji santrallarının olması, bunun kimlerle ve hangi teknolojilerle yapılacağının iyi seçilmesi gerekiyor. Tabii Modi, Trump gibi Paris çevre anlaşmasının altını oyma niyetinde değil. Bu bağlamda, çevre bilincini gözetmesi, sadece Hindistan için değil, küresel çevre sorunları açısından da önemli. Açıkçası Modi “yeni dirigist“ bir siyasi moda akımının temsilcisi. Başlattığı reformlar bakalım Hindistan demokrasisi için ne sonuçlar yaratacak.
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2598 ) Etkinlik ( 190 )
Alanlar
Afrika 69 617
Asya 84 1007
Avrupa 17 625
Latin Amerika ve Karayipler 13 65
Kuzey Amerika 7 284
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1340 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 280
Orta Doğu 21 592
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 174
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1285 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 507
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1989 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1989

Türkiye’nin; iktisadi sorunlarını daha hızlı çözüp kendisine on yıllar kazandıracak yeni yaklaşımları nasıl geliştirebileceği, ilham kaynağı sosyal ahlak devrimini nasıl yapacağı, dünyadaki ekonomik dönüşüm sürecine ne gibi katkılar sağlayabileceği ve bir “finans merkezi“ olma yolunda neler yapabile...;

İstanbul İktisat Kongresi, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM tarafından “Geleceğin Ekonomisinde Türkiye ve Sosyal Ahlak Kodu“ ana temasıyla 09-11 Aralık 2021 tarihinde gerçekleştirilecek.;

Yaratılışından bugüne üzerinde yaşayan insanların tümünün, Tek Bir Dünya olarak düşlediği bu gezegen üzerine, çok sayıda kuramlar ve tezler üretilmiş. ;

Çok boyutlu şekillenen dünya güç sistematiği içerisinde Türkiye - Fas ilişkilerinin ideal bir noktaya taşınabilmesi için, yalnızca siyasi ve stratejik temelli değil, her parametrede karşılıklı derinlik oluşturacak bir yapıya doğru yönelinmesi gerekir. Bu noktada, ‘Türkiye - Fas Stratejik Diyaloğu’nu...;

“Çin’in Başarılarının Sırrı | Çin-Türkiye İşbirliğinin Geleceği“ başlıklı çok taraflı çalıştay “Kuşak ve Yol, Ticaret, Turizm, Yatırım, Finans ve Teknoloji“ teması ile 12 Nisan 2021 Pazartesi günü, Hilton İstanbul Bosphorus Oteli’nde gerçekleştirilmiştir. ;

Aktör ve otoriteleri stratejik boyutu da kapsayan bir yaklaşımla bir araya getirecek olan Türkiye - Endonezya Stratejik Diyaloğu önemli bir işlev görecektir.;

21’inci yüzyıla Avrupa yeni güvenlik sorunları ile girmiş ve bu da güvenlik ilişkileri ve kurumsal yapılar açısından çok farklı belirlemeleri ve gelişmeleri gündeme getirmektedir. Bu durum, mevcut uluslararası kuruluşların çoğunun rol ve fonksiyonlarını değiştirmekte, bazılarının yok olmasına neden ...;

Çin ve Türk otoritelerinin işbirliği/katkıları ile sürdürülen Proje kapsamında “Çin’in Başarılarının Sırrı | Çin Türkiye İşbirliğinin Geleceği” Çalıştayı İstanbul’da yapıldı.;

2. Uluslararası Akdeniz Kongresi

  • 28 Eyl 2022 - 30 Eyl 2022
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

2. Uluslararası Karadeniz - Kafkas Kongresi

  • 28 Eyl 2022 - 30 Eyl 2022
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...

Orta Doğu coğrafyası, 2010 yılının aralık ayından bu yana Tunus ile başlayan, günümüzde de tüm şiddetiyle Suriye’de devam eden devrim süreçlerinin etkisiyle hızlı bir değişim ve dönüşüm iklimine girmiştir.