Çin için Bayrak Önde mi?

Yorum

Çin dünyanın her köşesindeki askeri kapazitesini arttırma çabası içerisinde. Bu küresel ekonomik yayılmasının destekçisi mi, yoksa öncüsü mü diye sorarsanız, cevabım her ikisi de olacak. Neden mi?...

Çin dünyanın her köşesindeki askeri kapazitesini arttırma çabası içerisinde. Bu küresel ekonomik yayılmasının destekçisi mi, yoksa öncüsü mü diye sorarsanız, cevabım her ikisi de olacak. Neden mi?


“Ticaret, Bayrağı İzler“

19. Yüzyılda verem tedavisi diye gittiği Afrika’da elmas arama sevdasına düşen Cecil John Rhodes, Rhodesia’nın kurucusu olarak bilinir. Rhodes sayesinde, Güney Afrika’dan ayrılan ve 1965 de bağımsız bir ülke haline gelen Zimbabwe, daha Zimbabwe olmadan Cecil Rhodes’un, kaynaklarını talan ettiği bir coğrafyadır. Ancak Rhodes, yaptıklarını İngiliz ordusuna borçludur. Onun meşhur “ticaret, bayrağı İzler“ sözü boşuna değildir. Askeri bir güvence olmaksızın, Afrika’nın kaynakları, nasıl beyaz Avrupa’nın elinde tutulabilir, nasıl ticarete konu olabilirdi? Şimdi Çin, Rhodes’un yolunu benimsemiş gibi gözüküyor.


Cecil John Rhodes’dan sonra Dünyanın Hali

Dünyanın bitmez tükenmez çatışmalarına çözüm üretmek için iş dünyasının bağımsız girişimlerine imkan verilmesi gerektiği görüşü, 1980 li yıllardan sonra itibar kazandığında, ABD, İngiltere ve Rusya gibi bazı ülkeler zaten askeri mevzileri tutmuştu. Ama Çin, daha çok gölgede kalmayı kabul etmiş havadaydı. O yıllarda devletler, kendi rızaları ile bir çok yerde, barış süreçlerinin özelleştirilmesi (Privatisation of the Peace Process) temasını kabul etmiş gözüktüler. İşte bu espri içinde Rhodes’un meşhur sözü bir anda, “bayrak ticareti izler“ olarak değişir gibi oldu. Ticaretin bayrağı izlemesi sanki demode hale gelmişti. Barış sürecinin özelleştirilmesi ise Orta Doğu için biçilen bir fistan gibiydi.Ancak hantal bedene uymadı, uyamadı.


Yeni Dünya Düzeninde, Yeniye de, Eskiye de Yer Var

Artık iş dünyası adımını kendi başına atıyor, yaptığı anlaşmalar ile daha önce ulaşılmamış dünya köşelerine bile, ülkelerinin bayraklarını dikiyordu. Bayrağı izlemek gibi bir dert kalmamıştı sanki. Ama bu arada, devletler ikili, çoklu ticaret, yatırım, ulaştırma anlaşmaları yapmıyor muydu? Üst düzey ziyaretler, aile fotografları, güzel tatil beldelerinde ticaret görüşmeleri olmuyor muydu? Elbette oluyordu. Yani yine bayrak ya önde veya özel ile aynı anda hareket halindeydi. Ya asker? İşte o ayrı bir konu.

Çok uluslu şirketlerin egemen olduğu günümüzde, iş dünyasının kendi kanatları üzerinde uçması elbette doğal bir şey. Kaldı ki, birçok çok uluslu şirketin bütçesi ve sermayesi bir çok ülkeyi beş kere, on kere satın alır durumda. Yine de tabii bu yeni zaman gelişmesi, İngiliz, Fransız, İspanyol ve Portekiz gibi eski sömürgecileri için değil, yeni yetme ülkeler için yeni.


Çin Yeni Sanayileşen ve Yeni Gezen bir Ülke

Çin’e yeni yetme demek elbette haksızlık olur. Ama yeni sanayileşen ifadesi güzel. Yeni gezgin de denilebilir, yeni tüccar da. Uzun yıllar içine kapandığı kabuğunu çatlatıp, “bir kuşak-bir yol“ diye atıldığı dünyayı, çepeçevre sarıp sarmalama iddiasında. Ancak bunu yaparken, yine bayrağı öne koyacağını açık açık ifade edip, özellikle yol haritasında önem verdiği uğrak noktalarından biri olan Pakistan’da yeni bir deniz aşırı üs kurmayı, stratejik hedeflerinin mütemmim cüzü olarak kabul ediyor. Yani gezmeye çıkarken askerleri yanında götürmekten yana tercih koyuyor.

Geçen yıl Cibuti’ de ilk deniz aşırı deniz üssünü hizmete açtıktan sonra, İran körfezi, Kuzey ve Doğu Afrika’da kendi denizaşırı ticaretini sekteye uğratacak, korsanlığa karşı ABD ye destek olacağını açıklaması, Trump yönetimini ne kadar memnun etti bilmiyorum. Ama Pentagon bunun destekten ziyade rekabet vurgusuna sahip olduğu konusunda bazı farklı görüşlere sahip.


Bölgeselden Küresele Askerle Yürümek

Çin gibi dev bir ülke zaten bölgesel kalabilir miydi? Hayır. Ama bölgesel ihtiras ve hedeflerinin küresel boyutlara erişmesindeki hızı kestirmek mümkün değildi. Öyle ağır adım atıyor gibiydi ki! Meğer biz yanılıyormuşuz. Yine de biraz daha feraset sahibi olmak için Doğu ve Güney Çin denizinde ABD gemilerine çalım atmasına bakmak yeterliydi. Hali hazırda, Japonya ve ABD, Çin’in gerisine düşmüş vaziyette(Pasifik’teki en büyük deniz gücü varlığı Çin’e ait. 300 savaş gemisi olduğundan bahsediliyor). Bununla birlikte, Çin’in teknolojik açıdan geri olduğu iddia ediliyor.

Şimdi, Taliban’dan bile korkmayan Çin, Pakistan ve Afganistan’a ABD ve Rusya dışında bir alternatif sunma iddiası ile nufuz etmek istiyor. Üstelik altyapı yatırımları ile bunlara yeni bir kalkınma hamlesi götürmeye kararlı gözüküyor. Dağları ve Hayber geçidini aşıp, bu iki ülke üzerinden Orta Doğu ve Avrupa’ya açılıyor. Ama askeri üslerini de yanında istiyor.


Çin’in Türkiye’den İstediği Var mı?

Türkiye Çin’in ilerleme yolu üzerinde. Kuşak-Yol projesinin parçası olmasına ramak kaldı. Avrasya Tüneli, Marmaray, Kumport, bu projede Çin’in gözbebeği. Ama 2015 yılında buluştuğumuz bir Çin resmi heyeti, bize Türkiye’de istedikleri bir “ileri Karakol“dan bahsetmişti(Bknz “Bir “İleri Karakol Sohbeti ve Ötesi“- 31.10.2015, tasam.org). Biz biraz sorgulayınca, genç ve dinamik Çin heyeti, bir başka “ileri karakol“ terennüm etti: Türkiye’de bir imalat “ileri karakol“undan bahsetti. Kavramın altını oyup, içine bakmak için çaba sarfetsem bile ser verip, sır vermeyen Çin heyeti, konunun ayrıntısına girmedi. Şimdi biraz düşünelim: Bunca yatırım hamlesi ile Çin bayrağını, sermayesini ve emeğini soktuğu Türkiye’den bir başka karakol, üs veya belli bir askeri kapazite istemiş olabilir mi? Hepinize iyi bayramlar dilerim.
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2650 ) Etkinlik ( 218 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 98 1041
Avrupa 22 634
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1349 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 284
Orta Doğu 21 596
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1289 ) Etkinlik ( 75 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 779
Türk Dünyası 19 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2006 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 2006

Değişen bankacılık parametrelerini sağlıklı yönetme, finans çalışmalarının küresel gelişmelerin gerektirdiği boyutlara taşınmasına ve Türkiye ile diğer ülkeler arasında finans temalı ağların inşasına katkı sunmak üzere kurulan Finans Bankacılık ve Kalkınma Enstitüsü’nün internet sitesi yenilendi.;

İstanbul İktisat Kongresi, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM ile TASAM BGC tarafından “Geleceğin Ekonomisinde Türkiye ve Sosyal Ahlâk Kodu” ana temasıyla 09-10 Aralık 2021 tarihinde gerçekleştirilecek;

Dünyanın en uzun (ülke çapında yaygın olmayan) iç savaşına sahne olan kapalı kutu Myanmar dünyada olduğu gibi ülkemizde de genellikle pek fazla bilinmeyen bir ülke. ;

Türkiye’de ilk kez 2015 yılında düzenlenen ve bu yıl yedincisi gerçekleştirilen İstanbul Güvenlik Konferansı, “Post-Güvenlik Jeopolitik: Çin, Rusya, Hindistan, Japonya ve NATO” ana teması ile TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından, 04-05 Kasım 2021 tarihinde DoubleTree by Hilton İstanb...;

İsrail’in Doğu Kudüs ve Batı Şeria’daki, yasa dışı yerleşim, yıkım, zorla yerinden etme, müsadere, tahliye politikalarında bir değişiklik yok. 1967’den beri devam eden bu durum, hiç kuşkusuz sistematik bir devlet politikası ve bu politikaları uygularken kendi hukuk sistemini de sonuna kadar kullanm...;

20. yüzyılın en karmaşık ve spekülasyona açık ilişkilerinden birisi de Çin-Rusya ilişkileridir. Geçmişte birçok defa sorun yaşayan iki ülke günümüzde “eşi benzeri görülmemiş” bir ortaklığı inşa etmeye çalışmakta.;

“Doğadan öğrenme ve tatbik etme” olarak tanımlanan Biyomimikri olgusunun inovasyondan dönüşüme, verimlilikten sürdürülebilirliğe, tasarımdan sanata, araştırmadan geliştirmeye, üretimden pazarlamaya, eğitimden sağlığa, ulaşımdan savunmaya ve yönetimden stratejiye yaşamın her alanına dair yüksek nitel...;

İstanbul Güvenlik Konferansı yedinci yılında “Post-Güvenlik Jeopolitik: Çin, Rusya, Hindistan, Japonya ve NATO” teması altında TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından 04-05 Kasım 2021 tarihinde İstanbul’da düzenlendi.;

DTF Akil Kişiler Kurulu Toplantısı 5

DTF Akil Kişiler Kurulu’nun beşinci toplantısı 25 Mayıs 2022 tarihinde İstanbul’da 6. Dünya Türk Forumu marjında gerçekleştirilecektir.

  • 25 May 2022 - 25 May 2022
  • İstanbul - Türkiye

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.