Türk Dünyasının Eşitliği Üzerine…

Konuşma

Dünya Türk Forumu gibi Türk halklarını bir araya getiren böyle bir toplantıda öncelikle kendi ana dilim olan Kazakçayı konuşmak isterdim. Ancak ne yazık ki Kazakçadan Türkiye Türkçesine tercüme hizmeti verilmediğinden Forum’da Rusça konuşmak zorundayım. ...

Bayanlar ve baylar!

Dünya Türk Forumu gibi Türk halklarını bir araya getiren böyle bir toplantıda öncelikle kendi ana dilim olan Kazakçayı konuşmak isterdim. Ancak ne yazık ki Kazakçadan Türkiye Türkçesine tercüme hizmeti verilmediğinden Forum’da Rusça konuşmak zorundayım. Rus dilinin bende iki büyük anlamı var. Birincisi eğitim almamı sağlayarak kendimi yetiştirmeme yardımcı olması, ikincisi ise üç yüz yıl boyunca Kazakistan’la birlikte bütün Orta Asya bölgesini ve diğer bölgelerdeki Türk halklarını sömüren Rusya’nın, yani Rusların ana dili olmasıdır.

Bununla birlikte Rusya’nın, bugün artık bağımsız ve erkin birer devlet haline gelen bölge ülkelerinin gelişiminde katkısı olmadığını söylemek zordur. İşin ilginç tarafı Rusya benim hayatımda büyük bir yere sahiptir. Çünkü bu devlet benim hem bilim doktoru, hem profesör, hem astronot, hem de pilot olmamı sağlamış; alanımda ilklere imza atmanın yolunu açmış ve enteresan olaylara tanıklık etmeme vesile olmuştur.

Ancak, asıl değinmek istediğim, Türk Dünyasıyla ilgili bazı kısa konulardır.

Şu an esas konuşmamız gereken konu Türk Dünyasının durumu ve geleceğidir. 21. Yüzyıl Türk Halklarının hayatında çok büyük öneme haizdir. Zira Türk Dünyasıyla ilgili en önemli olaylar bu dönemde meydana gelmiştir.

Aslında 21. Yüzyıl genel itibarıyla birçok yeniliklerin, ilklerin ve değişikliklerin ortaya çıktığı bir yüzyıldır. Ancak bunların hiçbiri Türk Dünyasında olanlarla kıyaslanacak ölçekte değildir. Dünyayı kamplara bölen Sovyetler Birliği dağılmış ve yetmiş yıldan fazla bir zaman Rusya’nın merkezi yönetimine bağlı kalarak yaşayan Türk Cumhuriyetleri bu hakimiyetten kendilerini kurtarmışlardır. Dünyaya gelen yeni Türk devletleri artık dünya politikasının bir parçası, oyuncusu olarak, varlıklarını sürdürmektedir. Dünya artık bu Devletlerle Rusya üzerinden ya da Moskova’nın “penceresinden“ değil, doğrudan işbirliği ve diplomatik ilişkiler kurabilmektedir. Bu devletler Dünya’yla birlikte adımlarını atmaya devam ediyorlar. Bu zahmetli ve yorucu yolda kimi ağır, kimi ise yavaş yürüyor. Ancak her şeye rağmen Türklerin büyük çoğunluğu özgürlüklerini kazanmışlardır, mühim olan da bu’dur zaten. Bunun altını kalın çizgilerle çizmek istediğimi de belirtiyorum. Artık 21. Yüzyıl’a Türk Asrı diyebilmemiz için makul sebepler meydana gelmektedir.

Neden mi? Çünkü öncelikle bizlerin büyük bir sömürüden kurtularak bugünlere geldiğimizi unutmayalım. Belirtmek gerekir ki bir kez sömürü altında kalan ulusların yeniden bir başkasının sömürüsü altına girmesi öyle kolay değildir. Buna müsaade edilmesi söz konusu olamaz. Dünya Türk Forumu’nun çalışmalarında da bu devletlerin olumlu yanları daha öne çıkarmalı, ortak yönlerimize vurgu yapılmalıdır. Bunu yaparken, Türk Dünyasını oluşturan devletler, topluluk veya bölgeler arasında her türlü ayrımcılığı bir tarafa bırakmalıyız. Taraflar, sayıları küçük veya büyük, yeni ya da eski, fark etmeksizin aynı haklara sahip olmalıdır.

Türk Forumunun halklarımızı birleştirmesine olanak tanımalıyız. Eğer biz onları birleştirmezsek, Türk halkları yine tökezleyecek, yine yıpranacaktır. Artık dünyadaki yuvamızı sağlamlaştırmalıyız ve asla bu yuvanın dağılmasına müsaade etmemeliyiz.

Türk Dünyasına mensup ulusların yetiştirdikleri büyük alimlerin, edebiyatçıların, yöneticilerin vb.sayısı çok. Uzaklara gitmeye gerek yok, az önce konuşma yapan Karay asıllı Halina Kobeçkaite Hanımefendi Litvanya’nın Finlandiya Büyükelçisi, yani bir diğer ifadeyle bir Baltık Devletini Avrupa’da temsil ediyor. Halina Hanım, bir Karay Türkü olarak bize bu gururu yaşatmıştır. Karaylar ne yazık ki sayılarının gittikçe azaldığı bir Türk boyudur. Bu yüzden, siz değerli Forum delegelerinden, kararlar alırken, asla ve asla bir boyun büyüklüğüne vurgu yapılmamanızı salık veriyorum. Bütün Türk boyları eşit haklara sahip olmalılar. Türkiye Türkü ne ise, Karaçaylar da o’dur. Ve Kazak ne ise Sahalı o’dur

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2643 ) Etkinlik ( 216 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 97 1035
Avrupa 22 634
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 8 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1348 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 283
Orta Doğu 21 596
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1995 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1995

Daha önce, bu platformda kaleme aldığımız bazı çalışmalarda sıklıkla ifade etmiştik ki; bugün Balkanlar olarak adlandırılan Avrupa topraklarının “Batı Medeniyeti”nin dışında tutulmasının en kolay yolu, onu asla tam manası ile tanımlamamak olarak belirlenmişti. ;

Meksika ise yaklaşık 2 milyon kilometrekarelik yüzölçümü ile Orta Amerika’daki stratejik konumu, 124 milyon civarındaki nüfusu, insan kaynağı, 1,223 trilyon GSYİH ile büyüyen ve gelişen ekonomisi, BM, Amerika Devletleri Örgütü (ADÖ), Rio Grubu, OECD, ANDEAN, Orta Amerika Entegrasyon Sistemi (SICA),...;

Suudi Arabistan ise Asya’yı Afrika’ya ve Akdeniz’i Hint Okyanusu’na bağlayan bölgedeki stratejik konumu, Arap ve İslam dünyasındaki öncü rolü, 34 milyon’a yaklaşan dinamik nüfusu, doğal kaynakları, kanıtlanmış dünya petrol rezervlerinin yaklaşık % 20’si ile enerjide öncü ülke oluşu, turizm ve insan ...;

Türkiye’de ve dost/kardeş ülkelerde stratejik vizyonu temsil eden devlet adamları ile bürokratlar, bilim insanları, kurumlar, iş insanları, sanatçılar, siyasetçiler ve gazeteci-yazarları onurlandırmak amacıyla 2006 yılından beri gerçekleştirilen TASAM Stratejik Vizyon Ödülleri’nin resmî internet sit...;

Brezilya ise 213 milyonu aşan nüfusu ile dünyanın altıncı ve 8,5 milyon km² üzerindeki yüzölçümü ile beşinci büyük ülkesi olarak Latin Amerika’da önemli bir siyasi ve ekonomik güç ve küresel düzeyde önemli bir aktördür. 2 trilyon dolar civarındaki GSYİH’sı ile Latin Amerika’nın en büyük, dünyanın do...;

Muhammed Nadir Şah, Afgan kraliyet ailesi üyelerinden birisidir. Amanullah Han ile aynı soydan gelmektedir. Nadir Şah, Amanullah Han’ın kuzenidir. Eski Afgan Emiri Dost Muhammed’in yeğeni Mehmet Yusuf Han’ın oğludur. ;

Doğu; nüfuz ve müdahale etmeye çalışan Batı’ya karşı müdafaanın sınırları, özellikle sömürgecilik dönemi süresince ve Sanayi Devrimi sonrasında gerçekleştirilen etkiye karşı geliştirilen tepki olarak nitelenebildiği gibi, Batı’nın sınırlarını çizdiği (Edward Said’in ifade ettiği) “bağımlı ırkların” ...;

Boutros-Ghali’nin BM Genel Sekreteri iken yaptığı bir konuşmada ifade ettiği gibi günümüzde her ne kadar devletler küresel sistemin en temel aktörü olmaya devam etse de, sınırları üzerindeki hâkimiyetlerini ve kontrollerini sarsacak gelişmeler yaşanmakta, bu da diğer aktörlerle işbirliğini zorunlu k...;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.