Avrupa Türklerinin İş Dünyası ve Sorunları

Konuşma

Oturumumuzun başlığı olan “Sosyoekonomik İş Birliği Konusunda Mevcut Durum, Yeni İş Birliği Alanları ve Kurumsallaşma” konusuna Avrupa’da yaşayan 5 milyon Türk gerçeğinden yola çıkarak, ışık tutmak istiyorum....

Sayın Başkan,

Oturumumuzun başlığı olan “Sosyoekonomik İş Birliği Konusunda Mevcut Durum, Yeni İş Birliği Alanları ve Kurumsallaşma“ konusuna Avrupa’da yaşayan 5 milyon Türk gerçeğinden yola çıkarak, ışık tutmak istiyorum. Artık herhangi bir şekilde Avrupa toplumuna kazandırılan bu 5 milyon insanın diaspora olarak değerlendirmenin ve tanımlamanın da yanlış olduğu kanaatindeyim.

Avrupa’daki vatandaşlarımız, yani Türkler Avrupa’nın bir parçası ve bize katkıları tabi ki Türklükleridir. Onların anavatanlarıyla olan ilişkileri ve Türk soydaşlarla olan bağı çok önemlidir.

Ancak, bugün durum biraz farklı olup, onlarla ilgili yeni bir gerçek ortaya çıkmıştır: o da Avrupalı olmak ve medeni bir Avrupalı kimliğiyle yaşamak ve hayatlarını oralarda sürdürmek. Dolayısıyla bu insanları “diaspora Türkleri“ şeklinde değerlendirmeyi açıkçası fazla doğru bulmadığımı bir kez daha ifade etmek istiyorum.

Avrupa’daki girişimcilerimizin ve iş adamlarımızın bugünlere nasıl geldikleri konusuna da kısaca değinmek istiyorum. Hepimizin bildiği üzere, Avrupa’daki iş adamlarımız ve esnaflarımız 1980’li yılların başlarında bulundukları ülkelerde iş hayatlarına kahvehane işletmecisi, manav ve fırıncı sıfatıyla atılmışlardır.

Bunun temelinde gereksinimlerini karşılamanın yattığını söyleyebiliriz. Türkler açısından girişimciliğin başlangıç ve çıkış noktası, bilinçli bir seçenek veya tercih değil, aksine ihtiyaç olmuştur. Takdir edersiniz ki bu tür girişimlerde profesyonellik, vizyon ve perspektif kavramları tabi ki uzak şeyler. Türklerin iş hayatlarında daha ziyade aile fertlerince amatörce başlatılan aile şirketleri kurduklarını görüyoruz.

Avrupa’da yaşayan kinci ve üçüncü kuşağa gelirsek: bu kuşak artık yabacı dile ve gelişmelere hakim, yeniliklere vakıf olup, bu kuşak birçok konuda kendilerini aşan, öncekilerden çok farklı bir kuşaktır. Söz konusu kuşak vizyonlarını genişleterek, bulundukları bölgelerdeki hedef kitlesinin daha ziyade yerli halk olduğu hizmet sektörlerinde de faaliyet gösteriyorlar.

İlk kuşak bu işi daha çok kendi gereksinimlerini karşılamak üzere yapmışken, ikinci ve üçüncü kuşak nispeten Avrupalı yerlilerden gelen talepten hareketle hizmet sektörleriyle uğraşıyorlar. Temelinde yatan nedense: klasik endüstrinin ortadan kaybolmasıdır. Bu olay Avrupa’daki birçok fabrikanın, kömür ocağının kapanmasıyla birlikte meydana gelmiştir.

Girişimcilik ruhu, ihtiyaçtan ziyade bilinçli tercih ve seçenekten doğar aslında. Bu konuda AB’deki Türklerin de artık belli bir seviyeye geldiklerini belirtmek gerekir. Sektörel dağılıma baktığımızda Avrupa’daki Türkler artık manavcılık, kebapçılıktan ziyade gayrimenkul, gıda, turizm, inşaat, ulaşım, kültür ve sanat alanlarında girişimcilik faaliyetleri göstermeye başlamışlardır.

Bu şekilde 2000’li yıllara da geldik. Belçika’daki Türk toplumunun (vatandaş olan veya olmayan) sayısı 250.000 civarındadır. Ancak, buna karşın sadece 20.000 kadar Türk işadamı ve girişimcimiz bulunmakta, bu rakamı yüzdeye vurduğumuz zaman karşımıza %6 gibi bir istatistik çıkıyor. Avrupa’nın diğer ülkelerinde ise bu rakamlar daha fazla olduğuna şahit oluyoruz.

Rakam gerçekten çok az, bunun artması gerekiyor. Artması için de bazı şeyler kökten değiştirilmeli. Bu bağlamda, değişmesi gerekenlerin en başında iş dünyasına yönelik kurumsallaşmanın daha iyi biçimde yürütülmesi, yani derneklerin, federasyonların ortaya çıkması ve özellikle bu sektörde faal olması gerekiyor.

Yeri gelmişken, Sizlere Belçika’da faaliyet gösteren BETİAD (Belçika Türk İşadamları Derneği) isimli bir federasyondan bahsetmek istiyorum. Dernek 1997 yılında kurulmuştur. Bugünlerde bünyesinde yüzlerce, binlerce işadamı ile esnafı barındıran dernek, onlara yol gösteriyor, yardımcı oluyor, yeni iş yerlerine destek sağlıyor, yeni işadamlarının profesyonelce çalışmalarını sağlıyor. Ayrıca üyelerinin ulusal ve uluslararası pazarda rekabet gücünü kuvvetlendirmeye çalışıyor. İşadamlarının Belçika ve Avrupa’daki çıkarlarını savunuyor ve Belçika toplumuna, ülkenin ekonomik ve sosyal alanına katkıda bulunmalarını sağlıyor.

İşadamlarımızın ve girişimcilerimizin sıkıntılarına ve sorunlarımıza baktığımızda karşımıza birçok sorun çıkıyor.

Birincisi, ticaret ve girişimcilik bir tercih değildir. Durum son yıllarda değişti, ancak onu son alternatif çare olarak gördüler. Türk insanımızın bu yaklaşımdan tamamen kurtulması gerekiyor.

İkincisi, Türk işyerlerinin Avrupa standartlarındaki girişimciliğe göre hareket ettiğini söylemek mümkün değil. Genelde Türk şirketleri aile şirketleri olarak ortaya çıkıyor ve faaliyetlerini bu yönde sürdürüyor. Türk aile şirketlerinde yabancıların, özellikle profesyonel yabancıların çalıştığına rastlanmamaktadır. İlk yapılması gerekenlerden biri de bu yaklaşımın büsbütün değişmesidir.

Üçüncüsü, eğitimli ve profesyonel eleman yetersizliği, vizyon eksikliği az önce değindiğim kurumsallaşmanın sağlanmasına da engel oluyor. Ayrıca Belçika’daki toplam Türk nüfusunun sadece 20.000’inin iş hayatında olması, çözüm bekleyen en büyük sorundur. Türkleri iş hayatına özendirme, teşvik ve maddi destek eylemlerinin düzenli olarak sağlanması, buna çözüm olabilir.

Almanya’ya gelirsek…

Almanya’da 3 milyona yakın nüfusumuz var. Genel olarak baktığımız zaman Avrupa içinde böyle bir kurumsallaşmanın ve yapılanmanın Avrupa’da yaşayan Türkler açısından faydalı olacağı kadar, Avrupalıya da çok büyük faydası olacak. Aynı zamanda Türkiye’ye de ve Türk ekonomisine de yararı olacaktır. Türkiye’deki iş dünyasını kapsayan sivil toplum kuruluşları olan TOBB, TÜSİAD ve TÜMSİAD sadece Brüksel’de değil, aynı zamanda Avrupa bölgesinin tümüne giderek Türklerin sorunlarıyla ilgilenmeli ve faaliyetlerini buralarda da yoğunlaştırmalıdır. Oradaki Türk girişimciliğinin desteklemesinin her iki taraf için büyük gelir ve yarar sağlayacağını bir daha vurgulamak istiyorum. Yalnız bu şekilde biz Türk toplumu olarak ilerleyeceğiz, gelişme sağlayacağız ve yol kat edeceğiz.

Bilindiği üzere, bir toplumun gelişmesi için ekonomik güce ve sermayeye ihtiyacı vardır. Hepimiz bunun bilincindeyiz, ancak bu Forum’da eğitimden, kültürden, ayrımcılıktan ve İslamofobiden yoğun olarak bahsettik. Ne yazık ki Forum’da ekonominin üzerinde fazla durulmadı. Halbuki ekonominin eğitim, kültür ve sanat alanındaki işbirlikleri kadar önemli rolünün olduğunu hepimiz görüyoruz.

Ekonomi kadar önem arz eden bir başka konunun da göz ardı edilmemesi gerekir: o da medya. Yeni medya formatı olan sosyal medya ve interaktif medya konuları da gündeme gelmeli. Bunu bir eleştiri mahiyetinde söylemiyorum, fakat takdir edersiniz ki 2010 yılında, yani bilgi çağında yaşıyoruz. Medyanın, toplumları etkilemede ve yönlendirme rolünün ne kadar büyük olduğunun farkındayız. O yüzden sivil toplum kuruluşlarının mesajlarını, hedeflerini, çalışmalarını topluma yansıtmada ve anlatmada en büyük etkenin medya olduğunu ve konunun değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Türkiye’deki medyanın dışında, Avrupa medyasında, diğer ülkelerdeki yerel medyanın içerisinde de Türk arkadaşlarımızın faaliyet göstermelerini, güçlenmelerini ve kendi kurumlarını kurmalarını önemsediğimi ifade etmek istiyorum. Bunu başardığımızda, Türk toplumu ve Türk olgusu daha yüksek yerlere geleceğine olan inancım da tamdır. Eski bir gazeteci, medya mensubu sıfatıyla bunu sizlerle paylaşayım dedim.

Gelecek yıllarda düzenlenecek olan Forum ve diğer buluşmalarda medya üzerine çalışmaların yapılması temenni ederim.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2621 ) Etkinlik ( 205 )
Alanlar
Afrika 72 620
Asya 92 1020
Avrupa 20 631
Latin Amerika ve Karayipler 13 65
Kuzey Amerika 8 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1344 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 280
Orta Doğu 21 595
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1991 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1991

Bu çalışma temel iki önerme üzerine kurulmuştur. Bunlardan birincisi, Aleviliğin bir değişim sürecinde olduğu; diğer ise, bu değişme sürecinde sembol şahsiyetlerin değişimin yönünü etkileyebilecek bir konumlarıdır. Aleviliğin kendisini refere ettiği sembol değer ve şahsiyetlerin öne çıkan yönleri bu...;

Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası alanda yeniden yükselen aktivitesi, Bağlantısızlar Hareketi, Arap Birliği, İİT ve OPEC gibi örgütlerin üyelerinden olması ve son dönemde Türkiye ile geliştirdiği işbirlikleri ile küresel platformda ve bilhassa Akdeniz’de önemi gittikçe artan bir akt...;

Avrupa, Karadeniz, Kafkaslar, Asya, Orta Doğu ve Afrika ülkeleri ile arasındaki tarihî, siyasi ve kültürel bağları, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası alanda yükselen aktivitesi, NATO, AGIT ve CICA gibi örgütlerin önemli üyelerinden olması ve son dönemde geliştirdiği aktif dış politi...;

Yüzyılımızın neredeyse sonuna gelmişken, çevre -şimdiye dek ihmal edilen ortağımız- hakkını savunmak için sesini yükseltmektedir. Ne şimdi ne de gelecekte, insanoğlu ve çevresi arasındaki ilişki artık göz ardı edilemeyecektir. ;

Malezya ise Güney Asya’daki stratejik konumu, 33 milyona yakın nüfusu, dinamik ve eğitimli insan kaynağı, sanayileşme ve teknolojide elde ettiği ilerleme, büyüyen ve gelişen ekonomisi, BM, İİT, ASEAN, Bağlantısızlar Hareketi, APEC, D8 gibi uluslararası örgütler içerisindeki saygın konumu ile tüm dün...;

Türkiye - Kazakistan ikili ticaretinde, 2019 yılında ticaret hacmi 3,994 milyar dolar, ticaret açığı ise Kazakistan lehine 2,104 milyar dolar civarı olmuştur. Türkiye’nin Kazakistan’a ihraç ettiği başlıca ürünler; prefabrik yapılar, mücevherci eşyası ve aksamı, tohum, hububat ve kurubaklagildir. Kaz...;

24 Kasım 2015’te Türk F-16’larının Türkiye’nin hava sahasını ihlal ettiği gerekçesiyle Suriye sınırına yakın bir bölgede bir Rus SU-24 savaş uçağını düşürmesi ile hızla krize sürüklenen Türkiye-Rusya ilişkileri, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 9 Ağustos 2016’da St. Petersburg’da Rusya devlet başkanı Putin’...;

Avrupa, Karadeniz, Kafkaslar, Asya, Orta Doğu ve Afrika ülkeleri ile arasındaki tarihî, siyasi ve kültürel bağları, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası alanda yükselen aktivitesi, NATO, AGIT ve CICA gibi örgütlerin önemli üyelerinden olması ve son dönemde geliştirdiği aktif dış politi...;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...

Somali Cumhuriyeti; Afrika’nın doğusunda yer almakta olup Afrika Boynuzu olarak adlandırılan ve dünya gündemine açlığın, kıtlığın ve bulaşıcı hastalıkların yol açtığı felaketler nedeniyle sık sık gelen bir bölgede konumlanmış durumdadır.