Bugün huzurlarınızda Türk Konseyi Genel Sekreteri sıfatıyla bulunuyorum. Bu sıfatımla uzun süren bir süreçte varılan noktayı temsil ettiğimi rahatlıkla söyleyebilirim.
Eğer izin verirseniz, Türk Devletleri arasında olan ilişkilerin nasıl geliştiğinin üzerinde durmak istiyorum.
Başlangıç noktası olarak 1991 Eylül ayını almamız lazım. Türk Hükümeti Eylül 1991 tarihinde Orta Asya ve Azerbaycan’a bir heyet gönderdi. Bağımsızlık ilan eden veya niyetinde olan devletlerin tanınıp tanınmayacağı konusunda bu heyet tavsiyede bulunacaktı. Heyet döndü ve tavsiyelerini yaptı. Daha sonra da bu heyetin ve diğer Cumhuriyetlere gönderilen bir başka heyetin tavsiyelerine dayanarak, Aralık ayında Hükümet, tabiatıyla Türk Cumhuriyetlerine öncelik vermek kaydıyla, bütün Sovyet Cumhuriyetlerini tanıma kararı aldı. Burada bir hususu düzeltmek istiyorum. Bazı yayınlarda veyahut makalelerde deniliyor ki Hükümetin yolladığı heyet tanıma tavsiyesinde bulunmadı. Bu doğru değildir. Çünkü ben de heyet üyesiydim, bunun belgeleri de var. Başkan Bilal Şimşir, diğer üye de Rusya ve Kazakistan Eski Büyükelçisi Kurtuluş Taşkent’ti. Huzurlarınızda bunu düzeltmek istiyorum. Daha sonra Ekim 1992’de Zirveler süreci başladı. Ve Zirveler süreci Nahçıvan 2009’a kadar geldi.