Terör Sorununun Nereye Varacağı, Türkiye’nin Nereye Varacağıyla Doğru Orantılı

Röportaj

Dün artık bıçak kemiğe dayandı dendikten sonra sabır da tükendi. Son saldırının ardından hemen misli ile karşılık verileceği söylendi. Uçaklarımız Diyarbakır’dan kalktı, kandili ve diğer kampları bombaladılar. ...

TASAM Başkanı | Haber A Röportajı | 18.08.2011

Dün artık bıçak kemiğe dayandı dendikten sonra sabır da tükendi. Son saldırının ardından hemen misli ile karşılık verileceği söylendi. Uçaklarımız Diyarbakır’dan kalktı, kandili ve diğer kampları bombaladılar. Nasıl bir sonuç doğurur sizce? Son günlerdeki azarak devam eden bu terör faaliyetlerine bundan sonraki daha güçlü, daha sıkı müdahalelerle nereye ulaşırız, nasıl bir ortam var sizce?

Şimdi iki açıdan bakmak lazım… Bir tanesi; var olan bu işi demokratik süreç içinde bu şekil operasyonlara gerek kalmadan, sivil bir konsept içinde çözme iradesi. Büyük ölçüde yara aldı bu süreçle birlikte. Belki görülmesi gereken en önemli yer burası. Bundan sonra da oldukça bunalımlı bir süreç olacağı gözüküyor.

Taktik açıdan bakarsak da benzer operasyonlar, PKK ile olan mücadelede geçmişte çok defa yapıldı. Nihai bir sonuç getirmedi. Bu da getirmeyecek. Bu, “yapılmaması gerekir“ anlamında değil! Çok yerinde bir karar; devletimizin, hükümetimizin vermiş olduğu bu karar. Bunu daha çok, psikolojik üstünlüğü Türkiye Cumhuriyeti lehine sürdürmek açısından çok önemli bir operasyon olarak nitelendiriyorum. Ama bu operasyondan çok büyük sonuçlar beklemenin de gereksiz olduğunu düşünüyorum. Yani Türkiye son yıllarda belki eleştirilebilecek düzeyde, belki abartılı bulunabilecek düzeyde iyi niyet gösterdi bu sürecin iyileştirilmesi yönünde. Ama bu iyi niyetin karşılığını bulamadı, alamadı. Dolayısıyla bu noktaya gelmiş olmasının da çok doğal olduğunu düşünüyorum.

Bundan sonra sizce peki güvenlik güçleri hükümetin de isteği ve desteği ile bu operasyonları sürdürmeliler mi yoksa sizin de belirttiğiniz gibi o eski yapıya gelmesi için her hangi bir şey yapılmadan devam mı edilmeli?

Terör sorununun nereye varacağı, Türkiye’nin nereye varacağıyla doğru orantılı. Yani Türkiye ne kadar güçlenecek, ne kadar etkin bir ülke olacak. Hem dünyada hem Bölge’de etkili bir yere varırsa, terör sorunu da o kadar azalacak. Bir kere bu orantıyı önceden, en baştan mihenk taşı olarak koymak gerekiyor. Tabi güvenlik tedbirlerinin daha ağırlık kazanacağı gözüküyor.

Son birkaç yıldaki göreceli sessizlikten dolayı terör örgütü de oldukça toparlanmış durumda. Yirmi bin kişi civarında tam zamanlı olarak çalışan diyelim terör örgütü içinde savaşan, örgüt mensubu olduğu, belki birkaç yüz bin kişilik de hem kuzey ırakta hem bizim toparlarımızda bu sürece destek verebilecek milis insanlar olduğu gözüküyor. Dolayısıyla güvenlik tedbirlerinin her zamankinden daha fazla gerektiği gözüküyor. Dünkü ve bugünkü operasyonlarda bunu teyit ediyor. Ama diğer sosyal, ekonomik, kültürel alanlardaki bütünleşme ve farklılıkların azaltılması yönündeki çalışmaların da çok yoğun olarak devam etmesi gerektiği kanaatindeyim. Yani psikolojik ortam değişti diye bunlardan vazgeçmek ya da bunları ötelemek, öncelik sırası değiştirmenin geçmişte yaşadığımız acı günlerin çok daha fazlasıyla geri geleceği anlamına gelir. Dolayısıyla Bölge halkı ile olan uyum çalışmalarının her parametrede daha da güçlendirilerek devam etmesi gerektiği önümüzde duruyor.

Birde önümüzde; devletler halkın, milletin hâletiruhiyesini cevaplamak isterler, dolayısıyla “misli ile cevap verilecek“ denildi ve veriliyor. Ama bu arada duygularımızı ve heyecanlarımızı da kontrol etme ihtiyacı her zamankinden daha fazla ki, ben devletimizin bu refleksi koruduğu kanaatindeyim. Yani daha sofistike, daha bilgece bir yaklaşım ile güvenlikten de taviz vermeden bu sürecin Türkiye’nin kontrolünde ve inisiyatifinde yürütülmesi gereken bir süreç olduğunu söyleyebilirim.

Bugün MGK toplanıyor, yaklaşık 10 dakika sonra toplantı başlayacak ve bundan sonra neler yapılacağı en fazla konuşulacak konulardan biri olacak Suriye de ele alınacak büyük ihtimalle ama en çok bundan sonra yeni strateji, “terörle mücadele yeni dönemi“ konuşulacak. Sizce bu MGK'nın sonunda çok sert tedbirler mi çıkacak yoksa sadece duruma göre sonuçlandırılmış yeni operasyonlar mı çıkacak? Nasıl bir ortam bekliyorsunuz bu MGK'nın sonuncunda?

Dünden bu tarafa oluşan, var olan güçlü konjöktörün devam edeceğini düşünüyorum. Ama geçmişe yönelik eleştiriler de olabilir, hem Toplantı’da hem dışarıda bugüne kadar gösterilen iyi niyetin gereksiz olduğu ya da fazla olduğu noktasında eleştiriler de gelebilir hükümete. Ama gelinen noktada birlik ve beraberlik içerisinde bu konunun çözümü çok önemli. Tabi Suriye'nin şu anda taze olarak gündemde olması ve Türkiye'nin bu süreçte aktif rol alması da terörle mücadele anlamında uluslararası açıdan Türkiye’nin elini çok güçlendiriyor. ABD 'nin dünden bu tarafa yaptığı açıklamaları siz de takip ediyorsunuz; süreci desteklediğini ifade ediyor. Aslında Türkiye'nin uluslararası meşruiyet anlayışında bir hata yapmaksızın bu mücadeleyi sürdürmek noktasında inisiyatifi elinde tutan ve zararların minimize edildiği bir “kontrollü bunalım“ politikasına ihtiyaç var. Aslında bunu birkaç yıldır söylüyoruz.

Hocam “kontrollü bunalım“ politikası ne demek?

Şimdi bu süreci - geçmiş birkaç yıldan beri söylediğimiz gibi - sıfıra indirmek şu an teknik olarak mümkün değil! Yani Bölge’nin durumu, Türkiye'nin konumu, dünya dengeleri, dünyadaki çok boyutlu rekabet... Henüz taşlar yerine oturmadı! Bu süreci sıfıra indirmeyi, nihai bir boyuta getirmeyi siyasetçilerimiz hep isterler, bu yönde çalışırlar. Cesaretlendirmek de lazım ama teknik olarak bu mümkün değil. Dolayısıyla burada büyük devlet psikolojisiyle yapılması gereken şey; inisiyatifin her zaman Türkiye Cumhuriyeti’nde olduğu, zararların minimize edildiği bir süreci yönetmek… Dış etkenlerin terör üzerindeki kontrolünün ve etkinliğinin kontrol altına alınacağı zamana kadar sürdürülmesi gerekiyor. Çünkü hep söylediğimiz gibi bu, terör örgütü ya da onlara sempati duyan Kürt kökenli vatandaşlarımızla bizim aramızda bir sorunsa bu çok çabuk ve kolaylıkla çözülebilir. Burada süreci çıkmaz hale getiren dış etkilerdir. Bu dış etkiler kontrol edilebilir noktaya gelinceye kadar, Türkiye'nin; zararların minimize edildiği ve Ülke’nin kalkınmasının ve refahının sürdürülebilirliğinin yara almadığı bir kontrollü bunalım sürecini yürütmesi gerektiği kanaatindeyim.

Bir yandan da İran'ın hava operasyonu sahasını açtığına dair iddialar var. Suriye bir anda karışıyor, İran’ın onunla yakınlığı biliniyor. Suriye - Türkiye ilişkilerindeki hafif gerilimli havanın, Türkiye - İran ilişkilerine yansıyacağı söyleniyordu ama önce Karayılan’ın yakalandığına dair İran'dan bir haber geldi, sonra PKK'nın ikinci adamı olarak değiştirildi. Türkiye ve İran sizce samimi bir şekilde teröre karşı birlikte hareket ediyorlar mı, eğer hava sahalarını açtılarsa bu neye işaret?

İran çok pragmatik bir ülkedir. Yani politika belirleme ve uygulama noktasında Batılılardan daha pragmatiktir. Hem İran dini söylemleri kullanır ve bu anlamda daha duygusal olması beklenir ve öyle zannedilir. Ama İran politika kullanmasında pragmatik bir ülkedir. Çok uzun vadede bir öngörüde bulunulamaz İran’la ilgili ama İran ve Türkiye için Kürt meselesi yada Kürt meselesinin tahrik edilmesi noktasındaki tehdit ortaktır. Bu anlamda fikir birliğine sahipler. Özellikle son birkaç yıldır bizden önce de onlar İran tarafından Kandil’e birtakım operasyonlar yaptılar geçen hafta içerisinde. Dolayısıyla şu an İran ve Türkiye arasında güçlü bir iş birliği mekanizması çalıştığı gözüküyor. Bunun devamını diliyoruz… Tabi dediğim gibi çok uzun vadede devam edeceğine dair bir öngörüde bulunmak, İran’ın geleneksel çizgisi açısından mümkün değildir.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2071 ) Etkinlik ( 85 )
Alanlar
TASAM Türkiye 85 2071

İktisadi düşünce tarihi çalışmaları, genellikle Anglo-Amerikan merkezli ana akım kuramların ya da Batı Avrupa menşeili büyük ekollerin gölgesinde şekillenme eğilimindedir. ;

The Lancet'te yayımlanan bir analize göre, dünya genelinde yaklaşık 1,2 milyar insan şu anda bir ruhsal bozuklukla yaşıyor ve bu yük son otuz yılda çarpıcı bir şekilde arttı. Ruhsal hastalıklar, dünyanın en çok engelliliğe yol açan sağlık sorunları arasına girdi; anksiyete ve depresyon ise bu yüksel...;

İktisat “bilimi”, çoğunlukla evrensel formüllerin, grafiklerin ve rasyonel aktör varsayımlarının soğuk laboratuvarı olarak kabul edilir. Ancak tarihin ve coğrafyanın süzgecinden geçirilmemiş bir iktisat teorisi, ruhu ve hafızası olmayan bir iskeletten ibarettir.;

Washington’ın ittifakları muazzam bir baskı altında. Birçok müttefik ve ortak, büyük güç niteliğindeki rakiplerden gelen artan tehditlere maruz kalıyor ve Birleşik Devletler’e güvenip güvenemeyecekleri konusunda şüpheye düşüyor. Bu baskılara verilen yanıt ise yeniden silahlanmak oluyor. ;

Washington’ın ittifakları muazzam bir baskı altında. Birçok müttefik ve ortak, büyük güç niteliğindeki rakiplerden gelen artan tehditlere maruz kalıyor ve Birleşik Devletler’e güvenip güvenemeyecekleri konusunda şüpheye düşüyor. Bu baskılara verilen yanıt ise yeniden silahlanmak oluyor. ;

İktisadi düşünce tarihi yazımı, coğrafi ve siyasi sınırların çizgisel takibine indirgendiğinde, ekollerin arkasındaki entelektüel geçişkenlikleri ve can alıcı dip akıntılarını gözden kaçırma riskiyle maluldür. Bu durumun en somut tezahürlerinden biri, Orta Avrupa iktisadi mirasının neredeyse tamamen...;

NATO ile ilişkimiz daha NATO kurulmadan başlıyor. 1952den beri de bizim ısrarımız ile saflarına kabul edildik. 54 yıldır evliyiz. Bu tarihimizdeki en uzun ittifak. Yarın (7 Haziran) Ankara’da NATO zirvesi başlamadan önce bu beraberliğin serencamını hatırlatmak istedim. ;

Dijitalleşmenin ivme kazandığı günümüzde savunma ve güvenlik alanları, klasik yaklaşımlardan uzaklaşıp teknoloji / dijital odaklı yeni bir yapıya evrilmektedir. Geleneksel güvenlik paradigması, artık sadece kara, deniz, hava ve uzay unsurlarını değil; siber alanı da stratejik bir harekât ortamı olar...;

12. İstanbul Güvenlik Konferansı (2026)

  • 19 Kas 2026 - 20 Kas 2026
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul - Türkiye

9. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

7. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

4. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

8. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

2. Yeniden Asya Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

Afrika 2063 Ağı | İstişare Toplantısı 3

  • 18 Haz 2025 - 18 Haz 2025
  • Çevrimiçi - 13.00

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Oca 2024 - 10 Şub 2024
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...