Türk Dünyası ve Kapsamlı Dayanışma

Konuşma

Konuşmamı bir bilim insanı ve Milletvekili olarak değil, sade bir vatandaş olarak yapmak istiyorum. Ocak 2011’de Azerbaycan Milli Meclisinden bir grup vekil ABD’ye bir ziyarette bulunmuştuk. Malumunuz üzere, ABD’de sözde Ermeni soykırım yalanları Senatoda Kongreden daha sık olarak gündeme gelmeye başlamıştır. ...

Çok değerli Başkan,

Hanımefendiler ve beyefendiler!

Konuşmamı bir bilim insanı ve Milletvekili olarak değil, sade bir vatandaş olarak yapmak istiyorum.

Ocak 2011’de Azerbaycan Milli Meclisinden bir grup vekil ABD’ye bir ziyarette bulunmuştuk. Malumunuz üzere, ABD’de sözde Ermeni soykırım yalanları Senatoda Kongreden daha sık olarak gündeme gelmeye başlamıştır. Azerbaycan Milli Meclisi Milletvekillerinin ziyaretinin esas amaçlarından birini bu konu oluşturmuştur.

Konuyla ilgili olarak Kongre ve Senato üyeleriyle görüşmeler yaptık. Hem sözde Ermeni soykırımı hem de Karabağ sorununa ilişkin birtakım verimli görüşmeler düzenledik.

Bildiğiniz üzere Azerbaycan topraklarının %20’si işgal altında, 1 milyon insanımız kaçkın durumunda ve ne yazık ki evlerine dönemiyorlar.

Ziyaretlerden birinde yaşadığım, üzerimde çok etki bırakan ve düşünmeye sevk eden bir olayı sizlerle paylaşmak istiyorum. Colorado Eyaleti Kongre üyesi Jared Polis ile görüşmemiz sırasında sözde Ermeni soykırımı konusunun asılsız iddialar üzerine kurulu olduğunu anlattım. Bu tür iddiaların ortaya atılmasının yanlış olduğundan bahsederken, kendisi beni çok dikkatle dinledi ve sonunda şunları söyledi: “Size dostça bir şey söyleyebilir miyim? Ben de konuya ilgi duyan biriyim. Üzerinde epey bir araştırma yaptım ve sonuçta önemli bir durumu keşfettim: ABD’deki Türklerin toplam sayısı Ermenilerden az değilmiş. (Güney Azerbaycan) İran Türkleri, Türkiye’den gelen Türkleri, Kazak, Özbek ve Türkmenleri de bu sayıya katarsak, toplamda sizler Ermenilerden daha fazla bir çoğunluk oluşturuyorsunuz“.

Jared Polis’in bu sözleri benim üzerimde derin bir etki yarattı. Sözünün devamında şunları ifade etti: “Ben epey bir zamandır Kongre üyeliği yapıyorum. Ancak çok güçlü bir Türk varlığını hissedemedim. ABD’deki Türklerden neden bir baskı gücü olarak yararlanmıyorsunuz? Türklerin sivil toplum baskısı hiç faal değil“. Polis’in söylediklerinden sonra şunları düşündüm. Demek ki bizim sorunlarımızın kökü daha derinlere gidiyor. Üzerine oldukça ciddi bir biçimde çalışmalıyız. Bugün artık Türk Dünyasının sorunlarıyla ilgilenen uluslararası kurumlar TÜRKPA ve Türk Konseyi, ayrıca TASAM gibi sivil toplum örgütlerimiz var. Konuyla ilgili ortak araştırmalar yapmamız gerekirken, neden biz Türk boyları olarak büyük bir dayanışma sergileyemiyoruz?

Ortada bir gerçek var. Türk Dünyası olarak bir araya geldiğimizde bir birimize “biz şuyuz, biz şuyuz“ demekle iş bitmiyor. Görünen o ki Türk sivil toplum örgütleri dışarıda kendilerinin kalkınması için, kendi müdafaası için, aynı zamanda da daha önce mensubu oldukları devletlerin, Türk toplumlarının, Türk Cumhuriyetlerinin de toplumlarının menfaatleri için bir dayanışma sağlayamıyor maalesef. Yeterli sayıya ve güce de sahibiz, ama bu sayı ve gücü birleştirme, güçlü bir dayanışma örneği göstermede hala etkisiziz ne yazık ki.

Türk Dünyası açısından bu mesele çok önemlidir. Bunun üzerinde iyice tartışılmalı ve nedenleri de ciddi bir şekilde ortaya çıkarılmalıdır. Her şeyden önce Türk Dünyasının tümünü kapsayıcı büyük bir yol haritası hazırlamalıyız. Yoksa kaotik bir manzarada kalırız ve asla ciddi sonuca ulaşamayız.

Uzun yıllar boyu sürdürdüğüm televizyonculuk hayatımda Türk bölgeleriyle ilgili bir çok çalışmada bulundum ve Doktora tezimi de Türk diasporası üzerine yaptım. Konuyla ilgili çok insanla konuştum ve görüştüm. Sonuç olarak şu manzarayı gördüm: Bizim sivil toplum örgütleri dediğimiz kurumların yurtdışında dayanışma gücü yok ve maalesef bunun sebebini ortaya çıkaramıyoruz.

Elbette ki her toplumun kendine göre önceliği ve önemli meselesi var. Biz, geniş anlamında Türkleri birleştiren ortak mesele ve sorun etrafında toplanmakta sıkıntı yaşıyoruz. Mesela Azerbaycan Türkü Karabağ sorunuyla, Kıbrıslı Türk KKTC sorunuyla, Türkiye Türkü sözde Ermeni soykırımıyla ilgileniyor. Irak Türkmenlerinin karşılaştıkları kendi sorunları ve dertleri var. Önemli olan, mevcut sorunları birleştirme suretiyle ortak davamız yapmaktır.

Bu problemlere ortak yaklaşım sergileme, birlikte onların peşinden gitme ve daha çok başarı elde etme anlayışına sahip değiliz. Bunun nedenleri üzerinde de epey bir araştırma yaptım. Ve gördüm ki Atatürk aslında geçmişte Kırım Türkü İsmail Gaspıralı, Azerbaycan Türkü Ali bey Hüseyinzade, Türkiye Türkü Ziya Gökalp ve onların davalarını devletin gündemine alarak, Türklük projesine önem vermişti. Ancak, daha sonraki dönemlerde konu gündem dışı kaldı. Bugün de o büyük adımlar atılsaydı, daha çok ileri gidebilirdik.

Din konusuna gelirsek, tabi ki farklı Türk boylarının içinde Hıristiyan olan da var, ağırlıklı olarak Müslüman olan var, az olmakla birlikte yine Museviler de var, hatta Rusya içerisinde Budist Türkler de var. Biz görüyoruz ki din bizi bir araya getiremiyor ve bizi birleştiremiyor maalesef.

Bugünkü Dünya Türk Forumu’na Fransa’dan ve ABD’den gelen delegeler bu sorunlarla ilgili ayrıntılı ve aydınlatıcı güzel konuşma yaptılar. Avrupa’daki STKlar arasında dine dayalı örgütlerin sayısı daha ağırlıktadır. Hatta onların da kendi içlerinde Şiiler, Sünniler, tarikatçılar, Fethullahçılar ve Bektaşiler olarak bölündüklerini görüyoruz. İlginç olan da onların hepsinin kendilerine göre öncelikleri ve önemli saydıkları konular var. Demek ki Gaspıralı’nın “Dilde, Fikirde, İşte Birlik!“ sözündeki temel nokta: Dilde ve fikirde birlik olmadan iş’te bir olamayız.

Ali bey Hüseyinzade bu modelle ilgili olarak “Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak“ tezini ortaya attı: “Bizi birleştiren değer, Türklüktür“. Türk etnik kimliği bizi daha fazla birleştirebilir. Atatürk XX.y.y. başlarında söz konusu tezi bir devlet modeli haline getirdi. SSCB’ye bağlı Türk Devletleri hakkında XX. y.y başlarında şunları ifade etti: “Hazır olun ki biz gün Sovyetler Birliği dağılacak. O devletleri içinize bu modelle alabilirsiniz“.

Günümüzde Rum, Ermeni ve Yahudi Diasporaları niye güçlüler?

Bu konuya da değinmek istiyorum. Çünkü onlar hedeflerini açık ve net bir biçimde belirlemişler. Bir Yahudi ister Rusya’da, ister ABD’de yaşasın, hedefi bellidir. Rumlar için de aynı durum söz konusudur. Bir Rum ister Yunanistanlı, ister AB’li olsun, hiç fark etmeksizin gittikleri ülkelerde belirlediği hedef üzerine yoğunlaşır. Ama Türklerin böyle ortak hedefi yok, sadece kendi önceliğine göre tayin ettiği hedeflerin peşinden giderler. Diğer Türk boylarının önceliğini, hassasiyetini ve dertlerini bilmezler. Biz biraz da bu konu üzerinde düşünmeliyiz. Bu noktada yine sivil toplum örgütlerinin önemi giderek ortaya çıkıyor. Birbirimizi daha iyi anlatmamız, birbirimizle daha iyi dayanışma içerisinde olmamız gerekiyor. Mesela, Karabağ konusu, Türkiye, KKTC, Balkan ve Irak kökenli bir Türk açısından kendilerini ilgilendiren diğer konular kadar önem arz etmelidir. Aynı şey Kıbrıs konusu için de geçerlidir. Yani bütün Türk Dünyasını içine alan, kapsamlı bir dayanışma sağlamalıyız. Başarı ancak bu şekilde elde edilebilir.

Bugünkü dünyanın mesajı şudur: iletişim ve dayanışma olmadan ayakta kalmak zor! Eğer bizim sivil toplum kuruluşlarımız dayanışma içinde çalışmazlarsa, herkes sadece kendi davasının peşinden giderse, ne kendi mensubu oldukları devleti, ne de kendi davası olumlu sonuç alır.

Sözde Ermeni soykırım konusu, dünyadaki tüm Türklerin bir şeref meselesi olmalı. Çünkü Sizin de mensubu olduğunuz bir millete “cani“ ve “katil“ yaftası yapıştırılıyor. Bütün Türk STK’ları bir araya gelerek buna karşı çıkamıyorsak, bir yolda yürüyemiyorsak, demek ki bir problem var ortada.

Bir Azerbaycan Türkü olarak şunları söyleyebilirim. Türkün en son kanayan yarası Karabağ’dır. Bütün muasır ve modern dünyanın gözü önünde 1 milyon insan kaçkın sıfatıyla çok kötü şartlarda yaşıyorlar, Hocalı katliamı hala bir yara olarak kanamaya devam ediyor. Bugün buraya dünyanın ger yerinden gelen tüm STK’lara, tüm akademisyenlere, tüm kardeşlerimize şunu ifade etmek istiyorum: Lütfen Karabağ ve Hocalı konusunda kendinizi bir Azeri Türkü olarak hissedin. Çünkü bizim aramızda Kazak, Azeri ve Özbek ayırımı olmamalıdır. Önemli olansa: biz Türk’üz! Konuyla ilgili sizlerin değerli desteklerini bekliyoruz!

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2851 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1152
TASAM Avrupa 23 662
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 67
TASAM Kuzey Amerika 9 304
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2071 ) Etkinlik ( 84 )
Alanlar
TASAM Türkiye 84 2071

Haziran 2025'te Ukrayna, Rusya Federasyonu'nun derinliklerinde benzeri görülmemiş bir saldırı başlattı. Örümcek Ağı gizli operasyonu, ülke genelindeki havaalanlarını hedef almak için 117 insansız hava aracı (İHA) kullanılmasını içeriyordu. Yapay zekâ (YZ) ile eğitilen ve her birinin en fazla birkaç ...;

Güney Kıbrıs, bu yılın ilk altı ayında AB dönem başkanlığı görevini yerine getirecek. Bu 2012'deki ilk AB dönem başkanlığından bu yana ilk defa AB politika gündemini doğrudan yönlendirmesi için bir fırsat. Bir taraftan kendi öncelikleri doğrultusunda bazı hassasiyetleri öne çıkarırken diğer taraftan...;

Pituffik Uzay Üssü'nü tamamlayacak daha fazla tesis inşa etmek, ABD'nin Rusya'ya karşı stratejik üstünlük elde etme planı olan "Altın Kubbe" füze savunma sistemini daha da ileriye taşıyacak; ayrıca buradan daha fazla kritik mineral çıkarılması, kırılgan Çin tedarik zincirlerine olan bağımlılığı azal...;

9. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu; “Ticaret Koridorları Güvenliği ve Türkiye” ana temasıyla TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından 28 Kasım 2025 tarihinde, Wish More Hotel İstanbul’da yapılan 11. İstanbul Güvenlik Konferansı eş-etkinliği olarak birlikte icra edilmiştir.;

8. Türkiye- Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu; “Afrika Güvenlik Mimarisi ve Türkiye” ana temasıyla TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından 28 Kasım 2025 tarihinde, Wish More Hotel İstanbul’da yapılan 11. İstanbul Güvenlik Konferansı eş-etkinliği olarak birlikte icra edilmiştir. ...;

Maduro’ya yönelik şok edici bir operasyon icra eden Trump yönetimi “Venezuela’yı biz yöneteceğiz” dedi. Bu hamle ABD–Çin rekabetini Venezuela üzerinden yeniden tanımlayan tarihi bir kırılma. Aslında 2019’dan bu yana bölgede farklı bir denklem var. ABD'nin temel endişesi Çin’in Latin Amerika’daki k...;

Diasporalar, 21. yüzyıl uluslararası ilişkiler literatüründe yalnızca göç hareketlerini açıklayan bir olgu olmaktan çıkarak, devletlerin dış politika, ekonomi ve yumuşak güç stratejilerinin ayrılmaz bir parçası hâline gelmiştir. Bu bağlamda Japonya’nın Afrika ile ilişkileri, klasik sömürgeci modelle...;

2007 yılının Ocak ayında Eurasia Foundation’ın AIRG (Armenian International Policy Research Group) ile Erivan’da yapmayı planladığı üç günlük bir konferansa davet edilmiştim. O tarihte bazı temel ekonomik göstergelere dayanarak, coğrafi yakınlığı olan bölge ülkeleri arasında ekonomik işbirliği olası...;

Afrika 2063 Ağı | İstişare Toplantısı 3

  • 18 Haz 2025 - 18 Haz 2025
  • Çevrimiçi - 13.00

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Oca 2024 - 10 Şub 2024
  • İstanbul - Türkiye

11. İstanbul Güvenlik Konferansı (2025)

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

10. İstanbul Güvenlik Konferansı (2024)

  • 21 Kas 2024 - 22 Kas 2024
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2025 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 31 May 2025 - 28 Haz 2025
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2023 Dönem 1

21. yüzyıl güvenlik sorunlarının dönüşümünü takip edebildiğimiz bir dönem olarak dikkat çekmektedir.

  • 11 Kas 2023 - 02 Ara 2023
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Türkiye - AB İlişkilerinin 60. Yılı ve Geleceği Konferansı

  • 24 Eki 2023 - 24 Eki 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

Afrika 2063 Ağı İstişare Toplantısı 2

  • 20 Eki 2022 - 20 Eki 2022
  • Çevrimiçi - 14.00

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...