Türk - Hint İlişkileri ve Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Yeni Delhi'ye Yaptığı Devlet Ziyareti

Makale

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Hindistan Cumhurbaşkanı Sayın Pranab Mukheyee’nin davetine icabeten, 30 Nisan – 1 Mayıs 2017 tarihlerinde Hindistan’a resmi bir ziyaret gerçekleştirmiştir. ...

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Hindistan Cumhurbaşkanı Sayın Pranab Mukheyee’nin davetine icabeten, 30 Nisan – 1 Mayıs 2017 tarihlerinde Hindistan’a resmi bir ziyaret gerçekleştirmiştir.

Bu ziyaret sırasında, Sayın Cumhurbaşkanımıza Eşi Bayan Erdoğan, Dışişleri, Ekonomi, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Kültür ve Turizm ile Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlarımız, Genelkurmay Başkanımız, Milletvekilleri ve 150 kişilik işadamı heyeti eşlik etmiştir.

Sayın Cumhurbaşkanımız, Hindistan Cumhurbaşkanı Sayın Mukheyee ve Başbakan Narendra Modi ile baş başa ve heyetler arası görüşmelerde bulunmuştur. Bu görüşmelerde, Hindistan ile ikili ilişkiler her veçhesiyle ele alınmış, bölgesel ve uluslararası konular hakkında görüş teatisinde bulunulmuştur.

Ayrıca, Sayın Cumhurbaşkanımız, Hindistan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Muhammed Hamid Ansari’yi ve Dışişleri Bakanı Sushma Swaraj’ı da kabul etmiştir.

Söz konusu ziyaret vesilesiyle, Türkiye’nin ve Hindistan’ın önde gelen şirket yöneticilerinin katılım sağladığı Türkiye-Hindistan İş Forumu da başarıyla düzenlenmiştir.[1]

Aynı zamanda, Sayın Cumhurbaşkanımıza Jamia Millia İslamia Üniversitesi tarafından Fahri Doktora da verilmiştir. [2]

Sayın Recep Tayyip Erdoğan, 2008 yılında Başbakan olarak Hindistan’ı ziyaret etmiştir. Son dönemde de, G20 çerçevesinde ve çeşitli vesilelerle, Hindistan Cumhurbaşkanı ve Başbakanı ile iki kere bir araya gelmiştir.

Anılan ziyaret, Hindistan Hükümet sözcüsü tarafından “çok önemli ziyaret“ şeklinde tanımlanmıştır.

Türkiye ve Hindistan’ın G20 üyesi ve yükselen güç olmaları iki ülkenin ikili ilişkilerini önemli kılmaktadır.

Hindistan Başbakanı, Cumhurbaşkanımızla yaptığı görüşmeden sonra basın açıklamasında, Türk ve Hint halklarına ve tarihsel ilişkilere atıfta bulunmuş, kültür ve dil bağlarının iki toplumu yüzyıllarca birbirine bağladığını ifade etmiş ve Mevlana Celaleddin Rumi’nin Hindistan’daki Sufi geleneğini zenginleştirdiğini belirtmiştir.[3]

Heyetlerarası yapılan görüşmelerde, siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkiler ele alınmış, Güney Asya’daki gelişmeler değerlendirilmiştir. Ekonomik ilişkiler çerçevesinde, 2020’ye kadar ikili ticari ilişkilerin 6 milyar dolardan 10 milyar dolara çıkartılması konusunda görüş birliğine varılmıştır.

Görüşmelerde ele alınan önemli konulardan biri de terörizm ve güvenliktir. Taraflar bu alanlarda işbirliği yapmak konusunda anlaşmışlardır.

Ele alınan diğer konular da Birleşmiş Milletler (BM) reformu ve Güvenlik Konseyi’nin daha temsili hale getirilmesi meselesidir. Böylelikle, 21. yüzyıl dünyasının BM’ye yansıtılması konusu ele alınmıştır. Türkiye, Hindistan’ın Güvenlik Konseyi Daimi Üyeliğini desteklemektedir. Ayrıca, Türkiye, Hindistan’ın MTCR’ye (Missile Technology Control Regime)’e Nükleer Tedarik Grubu ve Wassenaar düzenine katılmasını da desteklemektedir.

1 Mayıs’ta yapılan Türkiye-Hindistan İş Forumu’na Türkiye’nin önde gelen firmaları ile Hindistan’ın büyük firmaları katılmışlardır. Türkiye-Hindistan ekonomik işbirliği olumlu bir seyir izlemektedir. 2008’de 2.8 milyar dolar olan ikili ticaret hacmi, 2016’da 6.4 milyar dolara ulaşmıştır.

Cumhurbaşkanımız ve Hindistan Başbakanı bu Forum’a hitap etmişlerdir. Forum’da dile getirilen konular, Türk müteahhitlik firmalarının Hindistan’da 2022’ye kadar hayata geçirilmesi öngörülen 50 milyon adet konut projesinden pay alması, enerji, altyapı inşaatları, turizm, kültür ve film endüstrisi, madencilik, tekstil, otomotiv sektörü ve gıda endüstrisidir.

Hindistan Başbakanı konuşmasında, Hindistan’ın iş yapmak bakımından tarihinin en uygun dönemini yaşadığını vurgulamış, ikili ekonomik ilişkilerin geliştirilmesini istemiş, Türk iş adamlarını Hindistan’a davet etmiştir. Başbakan ayrıca, Türkiye-Hindistan Ekonomik ve Teknik İşbirliği Ortak Komitesi’nin iyi çalıştığını vurgulamıştır. Türkiye’yle Hindistan’ın dünyanın en geniş 20 ekonomisi içinde yer aldığını da kaydetmiştir. Başbakan devamla, Hindistan’ın dünyanın en hızlı gelişen belli başlı ekonomilerinden biri olduğunu ve bu gelişmeyi ayakta tutmak için sistemin iyi işlemeyen yönlerini ortadan kaldırarak yeni bir Hindistan’ı inşa ettiklerini de sözlerine eklemiştir. [4]

Ziyaret ile ilgili ortak bir bildiri de yayımlanmıştır.[5] Ayrıca, ziyaret sırasında, 2017-2020 kültür değişim programı, Dışişleri Akademimiz ile Hindistan Dışişleri Bakanlığı Dış İlişkiler Enstitüsü arasında Mutabakat Muhtırası, Anadolu Ajansı ile Hindistan Ajansı (PTI) arasında İşbirliği Anlaşması, Türkiye-Hindistan Telekomünikasyon Ajansları arasında Mutabakat Muhtırası ve iki ülke Hükümetleri arasında Diplomatik ve Konsüler misyonlarda çalışanlar ve ailelere ilişkin Anlaşma imzalanmıştır.

Dünya’nın merkezinin Asya’ya kaydığı bir dönemde, Dünya’nın en önemli ülkelerinden biri haline gelen Hindistan’a yapılan bu ziyaret, Türk-Hint ilişkilerine ivme kazandırıcı bir etkide bulunmuş ve bu nedenle de başarılı olmuştur.

18-19 Ağustos 2016 tarihlerinde, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun Hindistan’a yaptıkları resmi ziyaret sırasında imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı ile Hindistan Dışişleri Bakanlığı arasında Yol Haritası“ da ikili ilişkileri daha da ileriye götürme amacını taşımaktadır. İki ülke arasında ticaret, enerji, bilim ve teknoloji alanlarında işbirliğini geliştirme konusunda karşılıklı siyasi irade bulunmaktadır.[6]

2008-2014 yılları arasında Türkiye’den Hindistan’a yapılan doğrudan yatırım tutarı 212 milyon dolardır. Türk müteahhitlik firmaları tarafından da Hindistan’da 622.000 dolar tutarında 8 proje gerçekleştirilmiştir. Hindistan’dan ülkemize gelen turist sayısı son yıllarda düzenli olarak artış göstermektedir. 2012’de 73.731 Hintli turist ülkemize gelmiş, bu sayı 2015’te 102.711’e çıkmıştır.[7]

Sayın Cumhurbaşkanımızın gerçekleştirdiği ve verimli şekilde cereyan eden bu ziyaret başta ticaret olmak üzere Türk-Hint ilişkilerine her alanda ileriye götürebilecek bir niteliktedir. Zaman zaman, Pakistan’la olan ilişkilerimizin etkisinde kalan Türk-Hint ilişkilerinin bu ziyaretten sonra kendi mecrasında gelişeceği ve Asya’nın bu çok önemli ülkesiyle Türkiye’nin ilişkilerini daha da ileriye götüreceği düşünülmektedir.

[1] Sayın Cumhurbaşkanımızın Hindistan Ziyaretine ilişkin Basın Açıklaması (http://www.tccb.gov.tr/basin-aciklamalari/365/75005/sayin-cumhurbaskanimizin-hindistan-ziyaretine-iliskin-basin-aciklamasi.html)
[2] Sayın Cumhurbaşkanımızın Fahri Doktora töreni sırasında yaptığı konuşma:
http://www.tccb.gov.tr/konusmalar/353/75074/hindistan-jamia-millia-islamia-universitesinin-fahri-doktora-takdim-toreninde-yaptiklari-konusma.html
[3] Press Statement by Prime Minister during the State visit of President of Turkey to India (May 01, 2017)
[4] Cumhurbaşkanımızın konuşması: http://www.tccb.gov.tr/konusmalar/353/75072/hindistan-turkiye-is-forumunda-yaptiklari-konusma.html
Speech by Prime Minister of India - Turkey Business Summit (May 01, 2017).
[5] India-Turkey Joint Statement during the State Visit of the President of Turkey to India (30 April to 1 May 2011)
[6] Mevlüt Çavuşoğlu, “2017 Yılına Girerken Dış Politikamız“, Dışişleri Bakanlığı’nın 2017 Mali Yılı Bütçe Tasarısının TBMM Genel Kurulu’na Sunulması Vesilesiyle Hazırlanan Kitapçık, s.108, Ankara.
[7] Çavuşoğlu, a.g.e. s. 108.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2635 ) Etkinlik ( 212 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 95 1030
Avrupa 22 633
Latin Amerika ve Karayipler 14 66
Kuzey Amerika 8 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1346 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 282
Orta Doğu 21 595
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1994 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1994

Çin Halk Cumhuriyeti; Japonya ve Güney Kore’yi geçerek Asya-Pasifik Ülkeleri arasında Türkiye'nin en büyük ticari partneri hâline gelmiştir. Ticaret hacminin artmasına paralel olarak, iki ülke arasındaki ilişkiler ivme kazanmıştır. ;

Küreselleşme olgusuna ilişkin yapılan tanım ve açıklamalar, konunun daha çok politik, ekonomik ve askeri boyutunu öne çıkarsa da, küreselleşme en fazla kültürel yaşam üzerinde dönüştürücü bir etki yarattığı, toplumların günlük yaşam pratiklerini biçimlendiren temel değerleri, kolektif imgeleri ve se...;

Türkiye’de yaşayan ve özellikle de 1950’li yıllarda ana vatana göç eden eski Yugoslavya muhacirlerinin uzunca yıllardır kulaktan kulağa yaydığı bir mesele Makedonya vatandaşlığı hakkına sahip olmak. ;

Arjantin ise 45 milyonluk nüfusu, 2 milyon 791 bin kilometrekarelik yüzölçümü ve 518 milyar doları aşan GSYİH’sı ile Latin Amerika’da önemli bir siyasi ve ekonomik bir aktör olup üyesi olduğu bölgesel ve küresel uluslararası örgütler içindeki aktivitesi ile dikkatleri üzerine çekmektedir. Arjantin, ...;

Üstüne inceleme yapılan devletin, “modern devlet” yani “burjuva devleti” olduğunu hatırlatmak gerekir. Ancak burada, Pierre Clastres’nin1 ilkel (ilksel) toplulukların, siyasal yapılanmalarıyla “devlete karşı” topluluklar oldukları ve ilksel halkların tarihinin devlete karşı mücadeleler tarihi olduğu...;

Güvenlik üzerinden yeni ittifakların gelişmesi ise başat ülkelerin aldıkları risklerden ve inisiyatiflerden okunabilmektedir. Mülkiyet ve güç kavramlarının niteliği ile iş modeli tarihsel olarak değişmektedir. “Başarıda Başarısızlık” sendromu yaşayan AB’nin geleceğini; Brexit sonrası Batı’da yeniden...;

Klasik diplomasiye ekonomik, sosyal, kültürel ve insani alanlarda açılım imkanı sunan kalkınma işbirliğindeki aktörlerin etkili koordinasyonu için proje, program ve proaktif inovasyon desteği sağlamak üzere kurulan TASAM Kalkınma ve İşbirliği Enstitüsü’nün resmî internet sitesi yenilendi.;

Emekli Albay Dr. Cengiz Topel Mermer’in “Yeni Soğuk Savaşın Sıcak Cephesi Himalayalar’da Çin-Hint Çatışması” isimli yeni kitabı TASAM Yayınları tarafından kitap ve e-kitap olarak yayımlandı.;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...