Korumacılığın Binbir Yolu ve Bir Avuç Talibi

Yorum

ABD’den başlayarak ve misilleme ile dünyada dozu yükselebilecek ticari korumacılığı kimlerin, hangi sektörlerin ve hangi yöntemlerle istediğini bir kez daha gözden geçirmeliyiz. ...

ABD’den başlayarak ve misilleme ile dünyada dozu yükselebilecek ticari korumacılığı kimlerin, hangi sektörlerin ve hangi yöntemlerle istediğini bir kez daha gözden geçirmeliyiz. Ama her halükarda, dış rekabete karşı koruma talep eden kesimlerin, korumacı politikalarla, daha fazla devlet müdahalesini sineye çekeceğinin bilinmesi gerekir. Eğer serbest ticaretin yükselen bir ekonomik ve toplumsal maliyetinin olduğu giderek yaygınlaşan bir kanaat ise, bunun artan devlet denetimi, kısıtlama ve yasaklamalarla dengelenmesi beklenmelidir.

Eğer koruma talebi merkantilistik bir öze sahipse o zaman, talebin geldiği merci, mutlaka dozu koşullara göre değişebilen bir ithalat koruması, buna karşılık bir ihracat atılımı isteyecektir. Ama misillemenin çok kolay hayata geçirilebildiği günümüzde, artık 17 ve 18. yüzyılın sömürge ticareti kuralları uygulamasını beklemek abesle iştigal olur. Ticari yaptırımların bile karşılıklı olarak başlatılıp, sonra pazarlıklara konu olduğunu düşünecek olursak, günümüzde, hem merkantilist taleplerin bir karşılığının olamayacağının, hem de korumacı ticaretin koyduğu engellerin, kolayca (çoğu zaman yasal olmayan yollarla) aşılabileceğinin hatırlanması iyi olur. Bunun için geçici süre ile karşılıklı uzlaşma düzenlemelerine bağlı, miktar kısıtlamaları ve engeller, koruma talep eden taraflara bir ferahlama, bir toparlanma fırsatı sağlayabilir ve zorlukları atlatmada çözüm olabilir. Ama açaçağı yeni rant kapılarını sonradan kapamanın kolay olmayacağı da düşünülmeli.


“Yerli Malı Yurdun Malı, Herkes Onu Kullanmalı“

Eğer koruma talebi ve buna verilen siyasi tepki, ideolojik mülahazalara dayanıyorsa, o zaman “önce Amerika, önce Fransa“ gibi sloganlar, ulusal piyasalarda “yerli malı satın al“ gibi kampanyalara kucak açabilir. Dünyada hiçbir ülke, ulusal ürünlerini Japon halkı kadar kutsamamıştır. Bu nedenle Japonya için ithalat, engel olmasa da sınırlı kalmaktadır. Oysa ithalata dayanan bir üretim yapısı, ithal malı kullanmaya teşne bir tüketim tercihi bulunan ülkelerde, “yerli malı kullan“ politikalarına, halkın tam destek vermesi söz konusu olamaz. Görünürde ideolojik sloganları benimseseler bile, kaçakçılık alıp yürür. Yasak ve engeller rekabete kapanan üretim sektörlerinde kaliteyi gözetmeme keyfiyeti kadar, elde ettikleri bir tür tekel hakkından dolayı, üreticinin fiyat artışları yolu ile tüketiciyi istismarına yol açabilir.


Korunma Talebi ve Yöntemleri

Dünyanın hemen her ülkesinde veya ülke gruplarında tarım sektörleri, sürekli veya geçici korunma talep eder. ulusal gıda güvenliğinin sağlanması, ele güne muhtaç olmama, çevrenin, toprağın, havyancılığın, hayvan türlerinin, farklı eko sistemlerin, özgün yöresel ürünlerin, su kaynaklarının, ormanların, denizlerin ve madenlerin korunması ve nihayet tarım gibi bir geleneksel sektörde belli bir nufusun bulunmasının sağlanması için bu talepler karşılık da bulur. Bulmalıdır da. Hayvancılığı desteklemek ve üretimi arttırmak yerine, et ithali, bazen kısa vadeli bakış açısı olan karar alıcılara, siyasi rant sağlayabilir. Ama denetimli yanısıra, denetimsiz ithalat, havyan hastalıklarının yayılmasına, halk sağlığının tehlikeye atılmasına neden olabilir. Tarım dışı korunma talepleri bir de, emek yoğun işgücü alanlarından ve emek gücüne yoğun yer veren hizmet sektörlerinden gelir. Daha fazla ihracat yapan firma ve sektörlere karşılık, sadece ulusal piyasaya hitap eden sektörler, elbette korunmak ister. Bunun yanısıra, ulusal firmaların ve daha fazla ulusal kimliğe sahip firmaların bulunduğu üretim sektörlerinin, çokuluslu ve yüksek teknoloji kullanan sektörlere göre, daha fazla koruma istemesi alışılmış bir davranıştır.


Hizmet Sektörleri Bambaşka

Mühendislik, mimarlık, tıp doktorluğu, eczacılık, avukatlık, muhasebeclik gibi hizmetler meslek odaları yolu ile dışardan gelecek profesyonel rakiplerine karşı korunma ister ve hizmetlerin icra edilemesinde sıkı kurallar ve sınavlar uygulamayı öngörür. Buna karşılık, özellikle (çok uluslu)otel ve restoran zincirleri tam bir serbest ticaret ve seyahat özgürlüğü ister. Banka, finans ve sigortacılık hizmetleri karşılıklılık(reciprocite) esasına göre, ikili veya çoklu anlaşmalarla ülkeleri birbirlerine karşı açmayı bir sektör geleneği olarak benimsemiştir. Öyleki buna şube sayısı veya faaliyet gösterilecek bölge tesbiti yanısıra, bankalar için mevduat kabul edilip edilmeyeceği, sigortacılık için, hayat ve/veya emeklilik sigortası piyasasına yabancı alınıp alınmayacağı bile anlaşmalara tabiidir.


Gümrük Vergisi, Kota ve Kısıtlama İhdası Mümkün mü?

Dünya Ticaret Örgütü üyesi olup da tarife indirim anlaşmalarını imzalayanlar için zor. Bir bölgesel işbirliği üyesi olup da, bu işbirliğini terketme kararı alanlar için bile kuşkulu. NAFTA’yı sona erdirmek isteyen Trump, Kanada ile ABD arasında yıllardır sürtüşme konusu olan kereste –kütük ticaretine dün %24 oranında tarife koydu ise, yakında bunun sonucunu görürüz. Ama Brexit’in gündeminde, AB menşeyli ürünlere tarife koyma planı yok. Demek ki, Trump bir nedenle ulusal kereste üreticilerine siyasi taviz vermek isterken, İngiltere’nin AB ile düşündüğü gelecekte, kendi üreticisine böyle bir taviz ihtiyacı şimdilik yok. Ancak gerçekten yaygın işsizlik görülen alanlarda, selektif yöntemlerle, ikili anlaşmalara dayanarak, geçici sürelerle uygulamaya konan tarifeler sözkonusu olabilir. Bu açıdan bakalım ABD nin keresteye koyduğu tarifenin ömrü ne kadar olacak?

Tabii kota ve kısıtlamalar da hayata geçirilebilir. Sınırlara duvarlar da örülebilir. Ayrıca, dış ticareti zorlaştıracak bürokratik aşamalarla, ithalatçı canından bezdirilebilir. ulusal paranın değer kaybetmesi de aynı kapıya çıkar. Ama maliyetler yolu ile yaratabileceği enflasyon etkisi, makro ekonomik istikrarı tehlikeye sokabilir. Tabii bu sözüm durgunluk tehlikesi yaşayan ülkeler için geçerli değil. Çünkü onlar açıkçası enflasyon yükselmesine öykünen ülkeler. ABD nin bugün hala bunlardan biri olması şaşırtıcı olmamalı. Onun için ticaret engelleri ile bunu yapması da normal kabul edilebilir.


Terör Denetimleri ile Engellenen Dış Ticaret

Sermaye, emek, mal ve hizmet hareketleri, beklenmedik anda ortalığı karıştıran terör nedeni ile artık bir menşei denetimine tabii. Her yerden, her yere giden sermaye denetimli. Aman terör finansmanı sağlıyor olmasın diye. Oysa pek çok ülke mali serbestleştirme nedeni ile sınırları 1980 li yıllardan bu yana kaldırma eğilimine girmişti. Emek hareketlerinde, aralarında İstanbul çıkışı da olan 6 ülke mi zan altında sadece? Yoksa artık her ülke, her diğer ülke pasaportunu daha sıkı mı denetleyip, özellikle çalışma izinleri konusunda daha mı seçici olacak? Büyük Britania AB sınırlarından, ABD, özellikle Meksika’dan, genellikle ise dünyadan işgücü almakta isteksiz, yasakçı ve korumacı. Hizmet hareketleri kuşku altında. Okyanus taşımacılığında serbestleşmenin düşmanı Hint okyanusunda cirit atan korsanlar. Mal hareketleri de sıkı sıkı denetlenmek durumunda. Sadece mal hareketleri mi? Terör gübre ticareti yanısıra, gübre üretimine bile denetim ve kısıtlama getirdi. Çünkü patlayıcı yapmakta kullanılıyormuş. Ama ne yapılırsa yapılsın, her kısıtlama, yasal olmayan yeni alternatif erişim kanalları açma eğiliminde. Terörün dış ticarete maliyeti giderek azımsanmayacak hale geldi bile. Açıkçası bu gidiş serbest ticaretten korumacılığa basit bir yalpalama değil. Siyasi gerginlikten güç devşirme girişimi.
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2607 ) Etkinlik ( 194 )
Alanlar
Afrika 70 618
Asya 86 1011
Avrupa 18 628
Latin Amerika ve Karayipler 13 65
Kuzey Amerika 7 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1340 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 280
Orta Doğu 21 592
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 174
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1286 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 508
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1989 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1989

Çok boyutlu şekillenen dünya güç sistematiği içerisinde Türkiye - Hollanda ilişkilerinin ideal bir noktaya taşınabilmesi için, yalnızca siyasi ve stratejik temelli değil, her parametrede daha fazla karşılıklı derinlik oluşturacak bir yapıya doğru yönelinmesi gerekir. Bu bağlamda sektör temsilcilerin...;

1990’ların başlarında Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve Sovyetler Birliği ve Yugoslavya gibi devletlerin dağılmasıyla birlikte, toprak kazanımı, güç mücadelesi ya da etnik hâkimiyet kaygılarının tetiklediği iç savaşlar yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu süreçte BM bu duruma bigâne kalmayarak, Irak, Somali, H...;

Türkiye - Güney Asya Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut işbirliklerinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı hedeflemekte ve stratejik zeminin kapasite inşasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.;

Avrupa Birliği (AB) ve Birleşik Krallık (BK) arasında 30 Aralık 2020 tarihinde imzalanan “Ticaret ve İşbirliği (TCA) Anlaşması” 30 Nisan 2021 itibarı ile yürürlüğe girdi. ;

Hindistan ve Pakistan, yaklaşık iki asır boyunca Güney Asya coğrafyasına hükmeden İngiltere’nin 1947 yılında Hint Yarımadası’ndan çekilmek zorunda kalması üzerine, din temelli ayrışma esasında kurulan devletlerdir. ;

Çin’le geliştirmekte olduğu yakın ilişki, Batının yaptırımlarla köşeye kıstırdığı İran için şimdi önemli bir fırsat. Xi Jinping’in 2016 yılında İran’a önerdiği stratejik anlaşma geçen ayın son günlerinde imzalandığında, kapsamı hakkında tahminden öte bir şey bilinmiyordu. ;

Dönemin ABD Başkanı G. Bush himayesinde ve Irak Büyükelçisi J. D. Negroponte başkanlığında 2005’te faaliyetlerine başlayan Ulusal İstihbarat Konseyi’nin “Küresel Trendler 2040“ raporunda; uluslararası sistem, siyaset, ekonomi, teknoloji, toplumsal gelişim, demografik dinamikler ve çevre gibi başlıca...;

Balkanlarda Türk mevcudiyeti Osmanlı öncesine dayanmakla birlikte, orada Türk varlığının güçlü bir şekilde hissedilmesi ve etkisini göstermesi, Osmanlı dönemine rastlamaktadır. Bu güç etkisinin iki neden bulunmaktadır. İlki, Osmanlıların Avrupa ve Balkanların genelinden farklı bir dini misyona sahip...;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.