TASAM Genel Müdürü Atilla SANDIKLI'nın Açılış Konuşması

Açılış Konuşması

Sayın Bakanlarım, Komutanlarım, Büyükelçilerim, Hocalarım ve Sayın misa­firler, bu konferansı neden tertiplediğimizi sizlere kısaca açıklamak istiyorum. Malumlarınız, Türkiye'nin gündemini uzun bir süredir AB'ye giriş süre­ci işgal ediyor. Bütün çalışmalar da yoğun olarak bu istikamette sürüyor. An­cak Türkiye'nin açılımlarında sadece AB yok....

Sayın Bakanlarım, Komutanlarım, Büyükelçilerim, Hocalarım ve Sayın misa­firler, bu konferansı neden tertiplediğimizi sizlere kısaca açıklamak istiyorum.

Malumlarınız, Türkiye'nin gündemini uzun bir süredir AB'ye giriş süre­ci işgal ediyor. Bütün çalışmalar da yoğun olarak bu istikamette sürüyor. An­cak Türkiye'nin açılımlarında sadece AB yok. Bunun yanında Türk Cumhuri­yetleri, Orta Doğu, Kuzey Afrika, Uzakdoğu gibi açılımlar da var. Özellikle Türk Cumhuriyetleri geleceğe yönelik perspektif sağlaması açısından son de­rece önemli bir açılım imkanı sunuyor.

AB'ye giriş süreci üzerine yoğunlaşılması gerektiğini hepimiz biliyoruz. Ancak bu durum, diğer açılımlara özen gösterilmemesi anlamına gelmiyor. Dünya sadece siyah ve beyazdan ibaret değil, çok sayıda gri noktalar da var. Bunların arasında gerekli hamleleri yapmamız gerekiyor.

Bu düşünce çerçevesinde, AB'ye giriş sürecinde yaşanan olumlu geliş­melerin sebebine bakmak gerekir. Son dönemdeki konjonktürel gelişmeler AB'ye giriş sürecimizi hızlandırdı. Bizi yıllarca kendinden uzak gören Avru­pa, neden bizi yavaş yavaş kendi arasında görmek için gerekenleri yapmaya başladı? Orta Doğu ve Türk Cumhuriyetleri bölgelerinin jeopolitik önemi art­tı. AB ve ABD ile diğer büyük güçlerin beklentileri bu bölgelerle ilişkilerin ge­liştirilmesi yönünde. Türkiye'nin bu bölgelerle olan tarihsel arka planı büyük güçlerin Türkiye'ye bakış açılarını değiştirdi.

Türk Cumhuriyetleri kurulduktan sonra Türkiye'nin bölgeye ve bu coğ­rafyaya yönelik istek ve atılımları çok fazlaydı. Fakat Türk Cumhuriyetleri o dönemde ekonomik, siyasi ve sosyal açıdan düzenlerini yeni kuruyorlardı. Bu isteklerimiz ve amaçlarımız hem onların, hem de bizim yeterince hazır olma­mamız nedeniyle tam olarak karşılanamadı ve bazı hayal kırıklıkları yaşandı. Ancak geçen sürede bu devletler söz konusu alanlardaki eksiklerinin önemli bir kısmını tamamladılar. Bu nedenle daha ciddi, tutarlı ve kalıcı politikalarla Türk Cumhuriyetleri ile olan ilişkilerimize özen göstermemiz gerektiğini dü­şünüyoruz. Bu sempozyumu da yeni bir atılımın başlangıcı gibi değerlendire­rek, Türk Cumhuriyetleri ile olan ilişkilerimizi canlandırıp layık olduğu sevi­yeye çıkartmak istiyoruz.

Bu çalışmamızda bize özellikle TİKA ve TÜBİTAK destek sağladılar, Bakanlarımız ve komutanlarımız yol gösterdiler, hocalarımız bilgi birikimle­rini aktardılar ve siz sayın dinleyicilerimiz de sempozyuma katılarak bizlere şeref verdiniz, bu heyecanı bizlerle paylaştınız, hepinize katıldığınızdan dola­yı şükranlarımı sunarım.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2609 ) Etkinlik ( 196 )
Alanlar
Afrika 70 618
Asya 88 1013
Avrupa 18 628
Latin Amerika ve Karayipler 13 65
Kuzey Amerika 7 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1343 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 280
Orta Doğu 21 594
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1286 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 508
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1990 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1990

Kudüs, tarihimizin açısından biz Türkler için, adalet ve "hörmet" ile insanlığa sunduğumuz abideleşen zaman dilimlerini gösteren mefkûre bir mekândır. İsrail dönemindeki durumu göz önüne alarak bir mukayese yaparsak bu gerçek daha açık olarak görülecektir. ;

“Güneş Kuşağı” olarak adlandırılan, kolay yaşanabilen, ılımlı iklim kuşağı içinde yer alan bölgelerde, tarihin ilk dönemlerinden itibaren, daha fazla çıkar elde edebilmek amacıyla, güce dayalı üstünlük kurma mücadelesi hiç eksik olmamıştır.;

Türkiye - Hindistan Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut iş birliğinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı ve stratejik zemin kapasite inşasına katkıda bulunmayı hedeflemektedir.;

Fransa’da yaşayan ve Goncourt Akademisi Edebiyat Ödülü sahibi olan meşhur Lübnanlı yazar Amin Maalouf, 07 Mayıs 2021 Cuma saat 21.00’de Galatasaray Üniversitesi Siyaset Bilimi Kulübü ve King’s College Turkish Society tarafından gerçekleştirilen çevrim-içi söyleşinin konuğu oldu.;

Türkiye - Güneydoğu Asya Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut işbirliklerinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı hedeflemekte ve stratejik zeminin kapasite inşasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.;

Mısır ile kopan ilişkilerimiz yeniden düzelme sürecine girerken geçmişten güne bakarak geleceği düşünmek faydalı olabilir. Mısır ile müzakerelerde hangi kalemler üzerinden konuşacağımız devletlerin kendi maslahat algıları çerçevesinde gelişecektir. ;

Çok boyutlu şekillenen dünya güç sistematiği içerisinde Türkiye - Hollanda ilişkilerinin ideal bir noktaya taşınabilmesi için, yalnızca siyasi ve stratejik temelli değil, her parametrede daha fazla karşılıklı derinlik oluşturacak bir yapıya doğru yönelinmesi gerekir. Bu bağlamda sektör temsilcilerin...;

1990’ların başlarında Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve Sovyetler Birliği ve Yugoslavya gibi devletlerin dağılmasıyla birlikte, toprak kazanımı, güç mücadelesi ya da etnik hâkimiyet kaygılarının tetiklediği iç savaşlar yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu süreçte BM bu duruma bigâne kalmayarak, Irak, Somali, H...;

Türkiye - Güneydoğu Asya Stratejik Diyaloğu

Türkiye - Güneydoğu Asya Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut işbirliklerinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı hedeflemekte ve stratejik zeminin kapasite inşasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.

  • 2021
  • Türkiye - Güneydoğu Asya

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...