Sayın Bakanlarım, Komutanlarım, Büyükelçilerim, Hocalarım ve Sayın misafirler, bu konferansı neden tertiplediğimizi sizlere kısaca açıklamak istiyorum.
Malumlarınız, Türkiye'nin gündemini uzun bir süredir AB'ye giriş süreci işgal ediyor. Bütün çalışmalar da yoğun olarak bu istikamette sürüyor. Ancak Türkiye'nin açılımlarında sadece AB yok. Bunun yanında Türk Cumhuriyetleri, Orta Doğu, Kuzey Afrika, Uzakdoğu gibi açılımlar da var. Özellikle Türk Cumhuriyetleri geleceğe yönelik perspektif sağlaması açısından son derece önemli bir açılım imkanı sunuyor.
AB'ye giriş süreci üzerine yoğunlaşılması gerektiğini hepimiz biliyoruz. Ancak bu durum, diğer açılımlara özen gösterilmemesi anlamına gelmiyor. Dünya sadece siyah ve beyazdan ibaret değil, çok sayıda gri noktalar da var. Bunların arasında gerekli hamleleri yapmamız gerekiyor.
Bu düşünce çerçevesinde, AB'ye giriş sürecinde yaşanan olumlu gelişmelerin sebebine bakmak gerekir. Son dönemdeki konjonktürel gelişmeler AB'ye giriş sürecimizi hızlandırdı. Bizi yıllarca kendinden uzak gören Avrupa, neden bizi yavaş yavaş kendi arasında görmek için gerekenleri yapmaya başladı? Orta Doğu ve Türk Cumhuriyetleri bölgelerinin jeopolitik önemi arttı. AB ve ABD ile diğer büyük güçlerin beklentileri bu bölgelerle ilişkilerin geliştirilmesi yönünde. Türkiye'nin bu bölgelerle olan tarihsel arka planı büyük güçlerin Türkiye'ye bakış açılarını değiştirdi.
Türk Cumhuriyetleri kurulduktan sonra Türkiye'nin bölgeye ve bu coğrafyaya yönelik istek ve atılımları çok fazlaydı. Fakat Türk Cumhuriyetleri o dönemde ekonomik, siyasi ve sosyal açıdan düzenlerini yeni kuruyorlardı. Bu isteklerimiz ve amaçlarımız hem onların, hem de bizim yeterince hazır olmamamız nedeniyle tam olarak karşılanamadı ve bazı hayal kırıklıkları yaşandı. Ancak geçen sürede bu devletler söz konusu alanlardaki eksiklerinin önemli bir kısmını tamamladılar. Bu nedenle daha ciddi, tutarlı ve kalıcı politikalarla Türk Cumhuriyetleri ile olan ilişkilerimize özen göstermemiz gerektiğini düşünüyoruz. Bu sempozyumu da yeni bir atılımın başlangıcı gibi değerlendirerek, Türk Cumhuriyetleri ile olan ilişkilerimizi canlandırıp layık olduğu seviyeye çıkartmak istiyoruz.
Bu çalışmamızda bize özellikle TİKA ve TÜBİTAK destek sağladılar, Bakanlarımız ve komutanlarımız yol gösterdiler, hocalarımız bilgi birikimlerini aktardılar ve siz sayın dinleyicilerimiz de sempozyuma katılarak bizlere şeref verdiniz, bu heyecanı bizlerle paylaştınız, hepinize katıldığınızdan dolayı şükranlarımı sunarım.