Kültür ve Sanat Diplomasisi Çalıştayı | SONUÇ RAPORU

Haber

TASAM (Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi) tarafından yüksek katılım ve yüksek başarı ile gerçekleştirilen “Global Sivil Diplomasi İnşası Zirvesi SİVİL GLOBAL 2016” kapsamındaki “Sektörel Diplomasi Kanalları” altında 21 Nisan 2016 tarihinde İstanbul’da yapılan “Kültür ve Sanat Diplomasisi Çalıştayı”; Zirve’nin...

SİVİL GLOBAL PROGRAMI | SEKTÖREL DİPLOMASİ KANALLARI
KÜLTÜR VE SANAT DİPLOMASİSİ ÇALIŞTAYI
SONUÇ RAPORU

TASAM (Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi) tarafından yüksek katılım ve yüksek başarı ile gerçekleştirilen “Global Sivil Diplomasi İnşası Zirvesi SİVİL GLOBAL 2016“ kapsamındaki “Sektörel Diplomasi Kanalları“ altında 21 Nisan 2016 tarihinde İstanbul’da yapılan “Kültür ve Sanat Diplomasisi Çalıştayı“; Zirve’nin “Potansiyelin Keşfi: Kapasite Yönetimi ve Derinleşme“ olarak belirlenen ana temasına hizmet edecek şekilde, uluslararası alanda işbirliği imkânlarının proaktif yaklaşımlarla geliştirilmesine çok yönlü faydalar ve önemli katkılar sunmak üzere oldukça verimli geçmiştir. İlgili uzmanlar, yetkililer, akademisyenler ve STK yöneticilerinin katılımı ile icra edilen Çalıştay’da öne çıkan tespit ve değerlendirmeler özetle aşağıda derlenmiştir:

1. Kültür ve sanat, kamu diplomasisinin en önemli unsurlarındandır. Kültürel diplomasi; fikirlerin, yaşam tarzlarının, estetik anlayışların ve zevklerin paylaşımı yoluyla muhatap kitleleri etkileme olarak tanımlanabilir. Kültürel diplomasi, sadece toplumlar arasında karşılıklı iletişim vasıtası değil, aynı zamanda sosyal değişim ve dönüşümün de tetikleyicilerindendir. Kültür ve sanat diplomasisi sonucunda ülkelerin saygınlığı artmakta ve tanıtımı en ekonomik yollardan gerçekleştirilmektedir. Bu da turizm ve ihracat artışı gibi somut getiriler sağlamaktadır.

2. Kültürel birikimin “sert güç“ unsurları ile birlikte tüm dünyada etkili olmasının ilk ve çarpıcı örneklerinden biri; 19. yüzyılda Fransız kültürünün tüm dünyada geniş bir etki alanına kavuşmasıdır. Bu dönemde Fransız yöneticiler böylesi bir etkiyi amaçlamamış olsalar bile, “sert güç“ ile desteklenen Fransız kültürü, dönemin “ilerici“ söylemlerinin de etkisi ile hızla yayılmış ve Fransa’nın uluslararası alandaki görünürlüğünü daha da belirgin hâle getirmiştir. Bu dönemde Fransızca konuşmak, Fransız ürünleri kullanmak, Fransa’yı ziyaret etmek hatta resmî kurumları Fransız usulüne göre tasarlamak moda hâline gelmiştir.

3. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından nükleer dehşet dengesine dayalı olarak gelişen iki kutuplu sistemde de kapitalist ve komünist ideolojiler yanında kültürel unsurların da önemli ölçüde etkili olduğu bir mücadele dönemi yaşanmıştır. Bu dönemde Hollywood, müzik sektörü, beslenme ve giyim kültürü gibi unsurların ideoloji ile birlikte uluslararası alanı karmaşık bir şekilde etkileyen unsurlara dönüştüğü görülmüştür.

4. Kültür ve sanat diplomasisi için iki temel unsur söz konusudur. Bunlardan ilki, oldukça damıtılmış ve gelişmiş bir kültür ve sanat birikimidir. İkincisi ise bu kültürel birikimin arkasında siyasi, askerî ve ekonomik anlamda bir “sert güç“ birikiminin bulunmasıdır. Önemli olan bu iki unsurun uyumlu, orantısal biçimde işlevsellik kazanmasıdır.

5. Bugün genelde kamu diplomasisi, özelde ise kültür ve sanat diplomasisi, uluslararası ilişkiler alanında daha fazla etkili olmaya başlamıştır. Resmî dış politika süreçlerinde muhatap ülke halklarının ve kamuoylarının daha fazla dikkate alınması bir zaruret hâline gelmiştir. Günümüzün güçlü ülkeleri dil, edebiyat, müzik, folklor, dizi ve sinema ürünleri, mutfak kültürü, moda gibi araçları kültürel diplomasi hedeflerini gerçekleştirmek üzere yaygın bir şekilde kullanmaktadırlar.

6. Sanat dünyasında önde gelen kişilerden birer kültür diplomatı olarak istifade edilmesi gerekir. Üstelik bu durum bir ülkenin sadece kendi yetiştirdiği sanatçılarla sınırlı kalmamalıdır. Öteki ülkelerde yetişmiş ama bir ülkenin kültür ve sanat yönünden tanıtımı için faydalı işler yapmış ya da yapabilecek olan kişilerden de istifade edilmesi gerekmektedir. Ülkelerin dış temsilciliklerindekilerin sergiler, fuarlar ve sanat etkinliklerine katılımları veya bunları desteklemeleri de önemli ölçüde etkili olacaktır.

7. Şehirler birbirine benzemezler ve kendi şahsiyetleri, kimlikleri, ruhları bulunmaktadır. Ancak yeni tip binalar özellikle TOKİ yapıları ruhsuz beton yığınları oluşturmaktadır. Çünkü şehrin kimliğinden, tarihinden yoksun yapılar ortaya çıkmaktadır.

8. Bir şehrin kültürünü, ruhunu yaşatmak, devam ettirmek istenirse kültürel restorasyona daha da önem verilmesi gerekir. Şehirlerin tarihî ve kültürel dokusu sürdürülmeli, yerlisine de ziyaretçisine de açılmalı ve benimsenebilir bir hâle getirilmelidir.

9. Tarihi bir dokuyu, kültürel bir varlığı ve değerleri, değer hâline gelmiş şahsiyetleri korumak, onlara gereken değeri vermek insanların boynunun borcudur. Özellikle sanatçılarımıza evrensel bir gözle bakılması gerekmektedir. Ülkemizde çokça rastlanan siyasi tarafçılığa düşülmemeli; gereken değer ve ilgi, onu hak eden yere ve kişiye verilmelidir.

10. Şehirlerin kendilerine has mimari üslupları gözetilmelidir. Eğer Osmanlı mimarisine sahip olan şehirlerde bir yapı inşa edilecekse, Osmanlı üslubu, Selçuklu şehirlerindeki bir yapı söz konusuysa Selçuklu üslubu temel alınmalıdır. Ancak köksüz veya kopyalama şeklinde eserlerin ortaya konması eksikliğin ve acziyetin göstergesidir. Yaklaşık yüz yıl geçmesine rağmen yeni bir üslubun ortaya konulamadığı da ortadadır.

11. İnançlar ile kültür ve sanat diplomasisi arasında yakın ilişki bulunduğu gerçeği göz önünde bulundurulmalıdır. Türk ve İslam kültürü bağlamında Türk dünyasında; İslami temsil bağlamında İslam dünyasında; Osmanlı kültürü bağlamında Osmanlı bakiyesi ülkelerde; semavi dinler bağlamında Hıristiyan, Yahudi vb ülkelerde yürütülecek faaliyetler kültür ve sanat diplomasisi açısından büyük önem taşımaktadır.

12. Yatay şehirleşmeye başvurulmalı ancak inşaat şirketlerinin birçoğunun yaptığı gibi rezidanslarla dikey şehirleşme yoluna gidilmemelidir. Avrupa’da her yerde yatay şehirleşme görülmekte ve insanlar toprağından, bahçesinden uzak kalmak istememektedir.

13. Kent yaşantısı ve kent kültürünün oluşumu sağlanmalıdır. Bu konuda en önemli faaliyet, şehir meydanlarının oluşturulmasıdır. İnsanlar şehri tadabilecekleri, birbirilerini tanıyabilecekleri yerlere ihtiyaç duymaktadır.

14. Şehir parkları inşa edilmeli ve insanların yürüyüş yapabilecekleri, kitap okuyabilecekleri, gezebilecekleri yeşil alanlar oluşturulmalıdır.

15. Şehir müzeleri belli bölgelerde var olsa da, daha fazla bölgede inşa edilmelidir. Şehirlerde kültür merkezleri açılmalı ve çok amaçlı kullanılmalıdır. Özellikle gençlerin herhangi bir sanat dalında eğitim görebileceği, çalışmalar yapabileceği yerler bulunmalıdır.

16. Türkiye’de sanatçının önünün açılması ve prosedüre boğulmuş düzenin değiştirilmesi gerekmektedir. Bu konunun siyasi bir boyutu da bulunmaktadır. Fakat her şeye rağmen sanatçının önündeki engeller kaldırılmalı ve sanat ile sanatçıya özgür ve layık olduğu ortam sunulmalıdır.

17. Sanatçı da kendi toplumuyla barışık olmalı ve sanatının toplum nezdinde bir karşılığı olmalıdır.

18. Müzecilik ile tarihî eserlerin bulunmasında, korunmasında ve restorasyonunda, bireylerin ve STK’ların rolü çok büyüktür. Bugüne kadar bireylerin üstün çabaları sayesinde birçok tarihî eser kurtarılmış ve birçok müze açılmıştır. Tarihe, kültüre bakış değişmelidir.

19. Savaşlar tarihî yapılara, özellikle antik kentlere geri dönüşü olmayan zararlar vermektedir. Suriye’deki Palmira antik kenti bunun en büyük örneklerinden biridir. Birçok tarihî yapı, kent ve eserler, savaşlar sırasında yok olup gitmektedir.

20. Özetle, bu hazinelerimize hak ettikleri değer verilmeli, hem devlet kurumları hem STK’lar bu eserleri ellerinden geldiğince korumalı, yaşatmalı, yenilerini ortaya çıkartarak halka sunmalıdır.

21. Kültür ve sanat diplomasisi envanterini oluşturan aktörler millî güvenlik, sosyo-ekonomik barış ve stratejik bağımlıklar için yaşamsal öneme sahiptir. Yeniden yorumlanmış bir stratejide aktörlerin sinerjisine olan ihtiyaç en öncelikli konuların başında gelmektedir.
21 Nisan 2016, İstanbul
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2646 ) Etkinlik ( 217 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 97 1037
Avrupa 22 634
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1348 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 283
Orta Doğu 21 596
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1999 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1999

ABD ise geniş yüzölçümü, 330 milyonu yakın nüfusu, sanayileşme ve teknolojide elde ettiği ilerleme, büyüyen ve gelişen ekonomisi, doğal kaynakları, demografik yapısı, Birleşmiş Milletlerdeki veto gücü, IMF ve NATO içerisindeki yeri, uluslararası alandaki saygın konumu ile tüm dünyanın dikkatini her ...;

16. asrın ortalarında doğu istikametinde genişleyerek kadim Türk coğrafyasını işgal etmeye başlayan Rus Çarlığı 17. asırda Kuzey ve Doğu Asya’da yayılmaya devam etmiştir. ;

Küreselleşmenin ve gelişmiş iletişim teknolojilerinin dünyanın çehresini değiştirmesiyle uluslararası ilişkilerin devletlerarası ilişkiler ile tanımlı olduğu dönem sona ermiştir. ;

Askeri teknolojiye ağırlık veren Rusya, derin uzay aktiviteleri tam gaz devam ederken Amerika ve Çin’in gerisinde kaldı. Eski uzay gücü Sovyetler Birliği’nin mirasına Rusya sahip çıkamadı. ;

Savunma ve güvenlik alanında değişen parametrelerinin sağlıklı yönetilmesi için ilgili çalışmaların muasır ve üstü boyutlara taşınmasına, kamu bilinci oluşturulmasına ve Türkiye ile diğer ülkeler arasında güvenlik temalı ağlar kurulmasına stratejik katkı sunan Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü int...;

“Değişen devlet doğası” temelinde ulusal ve uluslararası güvenlik konuları ile küresel yönetişim mekanizma ve kurumlarını her yıl ayrı bir gündemle tartışmak üzere İstanbul merkezli oluşturulan İstanbul Güvenlik Konferansı’nın resmî internet sitesi ve adresi yenilendi.;

Dr. Serkan Cantürk’ün “Konvansiyonel Kalkınmadan Dijital Kalkınmaya Türkiye” isimli kitabı TASAM Yayınları tarafından kitap ve e-kitap olarak yayımlandı.;

İnsanoğlunun uzayla ilişkisini kabaca iki kategori altında incelemek mümkün. Bunlardan ilki yerküreye görece yakın mesafeleri kapsayan yörüngesel uzay. 1957 yılında uzaya fırlatılan Sovyet Sputnik uydusunu bugüne kadar 8.000’in üzerinde uydu takip etti ve Dünya’nın yörüngesindeki uydular artık moder...;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.