Savunma Diplomasisi Çalıştayı | SONUÇ RAPORU

Haber

TASAM (Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi) tarafından yüksek katılım ve yüksek başarı ile gerçekleştirilen “Global Sivil Diplomasi İnşası Zirvesi SİVİL GLOBAL 2016”...

SİVİL GLOBAL PROGRAMI | SEKTÖREL DİPLOMASİ KANALLARI
SAVUNMA DİPLOMASİSİ ÇALIŞTAYI
SONUÇ RAPORU

TASAM (Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi) tarafından yüksek katılım ve yüksek başarı ile gerçekleştirilen “Global Sivil Diplomasi İnşası Zirvesi SİVİL GLOBAL 2016“ kapsamındaki “Sektörel Diplomasi Kanalları“ altında 21 Nisan 2016 tarihinde İstanbul’da yapılan “Savunmas Diplomasisi Çalıştayı“; Zirve’nin “Potansiyelin Keşfi: Kapasite Yönetimi ve Derinleşme“ olarak belirlenen ana temasına hizmet edecek şekilde, uluslararası alanda işbirliği imkânlarının proaktif yaklaşımlarla geliştirilmesine çok yönlü faydalar ve önemli katkılar sunmak üzere oldukça verimli geçmiştir. İlgili uzmanlar, yetkililer, akademisyenler ve STK yöneticilerinin katılımı ile icra edilen Çalıştay’da öne çıkan tespit ve değerlendirmeler özetle aşağıda derlenmiştir:

1. Savunma diplomasisi içerisinde; güvenlik ve savunma kavramları ile nüfus artışı, küresel terörün artışı gibi konular yer almaktadır. Savunma planlamasında ve tehdit değerlendirmesinde belirsizlik, artan mali kaynak baskısı vb. nedenlerden ötürü zorluklarla karşılaşan ülkeler, en az maliyetle en fazla güvenliği tesis etme arayışına girmişlerdir.

2. Asya ve Afrika’da artan nüfusun yol açacağı gerginlikler; Çin, Hindistan ve Afrika’nın geleceği; yeni kabilecilik yaklaşımının giderek benimsenmesi; terörizmin bir yaşam tarzı hâline gelmesi; beklenen su savaşları; savunma harcamalarında artan denetim ve giderek azalan harcama oranları; tek konuya odaklanan toplulukların hızla büyümesi; çevre sorunları; etik ilkelere artan bağlılık; insan hak ve sorumluluklarının artması; dinin siyasallaşmasının hızlanması; yakın gelecekte beklenen gelişmelerden bir kısmıdır.

3. Ulusal ve uluslararası güvenlik arasındaki sınır giderek belirsizleşmektedir. Küresel güvenliğe doğru geniş çapta bir değişim ve dönüşüm yaşanmaktadır. Askerlik mesleği yeniden tanımlanmakta, askerî birliklerin farklı operasyon türlerini birlikte yürütebilecek eş zamanlı müdahale yeteneğine sahip olması temel bir ihtiyaç olmaktadır. Siviller ve askerler arasında yapısal ve kültürel ilişkiler artmakta, kuvvetler arası sınıf, muharip - muharebe destek ayrımına dayanan fark azalmakta, savaş dışı görevler ağırlıklı olarak gündeme gelmekte, uluslararası görevlerde kullanım artmakta, askerî kuvvetlerin uluslararası hâle getirilmesi, özel askeri sektörün ortaya çıkması ve savaşların giderek özelleştirilmesi gibi faktörler örgütsel değişim öğeleri arasında yer almaktadır.

4. Savunmanın sağlanması sadece askerî güce dayalı değildir. Enerji, ulaşım, bilgi teknolojileri, gıda, sağlık; bu unsurlar savunma meselesinde önemli yer tutarlar.

5. Enerji diplomasisi ve savunma diplomasisi birbirinden ayrılmayacak kadar iç içedir. Bunlar grand stratejinin unsurlarıdır.

6. Türkiye caydırıcılık elde etmek istiyorsa savunma sanayii ve enerji alanında millîleşmeli ve ardından uluslararası arenada rekabet edebilecek düzeye gelmelidir.

7. Savunma stratejisini ve ülkenin rolünü belirlemede jeopolitik konum mühimdir. Türkiye bu açıdan önemli bir role sahiptir. Türkiye kendi konumunun ve rolünün avantaj ve sorumluluklarını daha iyi değerlendirmelidir.

8. Türk savunma sanayii önemli bir atılım içerisindedir ve uluslararası alanda önemli bir aktör olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir. Çeşitli ülkelere satışta belli mesafeler kat edilmişse de, günümüzde satış olanaklarını artırabilmek için daha fazla ve sinerji oluşturabilecek şekilde çaba gösterilmesi gerekmektedir.

9. Bilim insanları savunma sanayisinin gelişiminde yer alacakları için beyin göçünün önüne geçilmelidir. Bilim insanlarına ihtiyaç duydukları ortamı, gerekli şartları sağlamak gereklidir.

10. Savunma diplomasisinde yumuşak güç kullanarak Türkiye iyi işler yapabilir. 15. Ve 16. yüzyıllarda deniz gücünde zirvede bulunan Osmanlı Devleti, sonrasında birçok bölgede anti-propagandalara rağmen yumuşak gücün iyi kullanımıyla etkisini senelerce devam ettirmiştir. Ancak günümüzde yumuşak güç kavramı değişime uğramıştır ve bu değişimin başlangıcını Soğuk Savaş ve sonrasındaki süreçte açıkça görülmüş ve hâlen de görülmektedir.

11. Savunma Diplomasisi için kurumsal bir çerçeve ve envanter geliştirilmesi; özelde iç ve dış güvenlik, genelde ise bölgesel/küresel etkinlik ve stratejik bağımlılıklar için oldukça geç kalınan bir ödevdir.
21 Nisan 2016, İstanbul
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2608 ) Etkinlik ( 195 )
Alanlar
Afrika 70 618
Asya 87 1012
Avrupa 18 628
Latin Amerika ve Karayipler 13 65
Kuzey Amerika 7 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1341 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 280
Orta Doğu 21 592
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1286 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 508
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1990 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1990

Uluslararası mecrada bir “Türkiye Markası” hâline gelen Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi, TASAM 2004-2021 Faaliyet Raporu’nu güncelleyerek yayımladı.;

Fransa’da yaşayan ve Goncourt Akademisi Edebiyat Ödülü sahibi olan meşhur Lübnanlı yazar Amin Maalouf, 07 Mayıs 2021 Cuma saat 21.00’de Galatasaray Üniversitesi Siyaset Bilimi Kulübü ve King’s College Turkish Society tarafından gerçekleştirilen çevrim-içi söyleşinin konuğu oldu.;

Türkiye - Güneydoğu Asya Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut işbirliklerinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı hedeflemekte ve stratejik zeminin kapasite inşasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.;

Mısır ile kopan ilişkilerimiz yeniden düzelme sürecine girerken geçmişten güne bakarak geleceği düşünmek faydalı olabilir. Mısır ile müzakerelerde hangi kalemler üzerinden konuşacağımız devletlerin kendi maslahat algıları çerçevesinde gelişecektir. ;

Çok boyutlu şekillenen dünya güç sistematiği içerisinde Türkiye - Hollanda ilişkilerinin ideal bir noktaya taşınabilmesi için, yalnızca siyasi ve stratejik temelli değil, her parametrede daha fazla karşılıklı derinlik oluşturacak bir yapıya doğru yönelinmesi gerekir. Bu bağlamda sektör temsilcilerin...;

1990’ların başlarında Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve Sovyetler Birliği ve Yugoslavya gibi devletlerin dağılmasıyla birlikte, toprak kazanımı, güç mücadelesi ya da etnik hâkimiyet kaygılarının tetiklediği iç savaşlar yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu süreçte BM bu duruma bigâne kalmayarak, Irak, Somali, H...;

Türkiye - Güney Asya Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut işbirliklerinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı hedeflemekte ve stratejik zeminin kapasite inşasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.;

Avrupa Birliği (AB) ve Birleşik Krallık (BK) arasında 30 Aralık 2020 tarihinde imzalanan “Ticaret ve İşbirliği (TCA) Anlaşması” 30 Nisan 2021 itibarı ile yürürlüğe girdi. ;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...