Balkanlar ve Bosna - Hersek'in Jeopolitiği

Makale

Balkanlar bölgesinin kara sınırları kuzeyinde Tuna, Sava ve Kupa nehir­leri, Avrupa Alpleri ve Karpatlar ile Orta Avrupa'dan ayrılır. Bölge, üç büyük semavi dini, 19 toplumu, 16 dili, 12 devleti, 800 bin km kare alanı ve 75 mil­yon nüfusu içermektedir....

Balkanlar bölgesinin kara sınırları kuzeyinde Tuna, Sava ve Kupa nehir­leri, Avrupa Alpleri ve Karpatlar ile Orta Avrupa'dan ayrılır. Bölge, üç büyük semavi dini, 19 toplumu, 16 dili, 12 devleti, 800 bin km kare alanı ve 75 mil­yon nüfusu içermektedir.

Avrupa'dan Türk Boğazlarına, Süveyş Kanalı'na ve nihayet Ortadoğu'ya ulaşım konusunda üs ve destek bölgesi konumunda olan Balkanlar, ayrıca altı denize açılan bir bölgedir: Karadeniz, Akdeniz, Marmara Denizi, Ege Denizi, Adriyatik Denizi ve Tiran Denizi. Bu konumuyla Balkanlar stratejik öneme sahip bir bölgedir.

21. yüzyılın başında bölgede yaşanılan iki önemli gelişme Karadağ ile Kosova'nın bağımsız devletler olarak Balkan politikasında yerlerini almış ol­malarıdır. Karadağ'da 21 Mayıs 2006 tarihinde bağımsızlık referandumu dü­zenledi. Geçerli oyların %55'i bağımsızlık yönünde oldu. Karadağ Meclisi re­ferandum sonucuna dayanarak 3 Haziran'da Sırbistan-Karada Federasyo-nu'ndan bağımsızlığını ilan etti. Federasyonun büyük ortağı Sırbistan, Kara­dağ'ın bağımsızlık kararını 15 Haziran'da resmen tanıdı. 17 Şubat 2007 tari­hinde ise Kosova Meclisi, Sırbistan'dan bağımsızlığını ilan etti. Sırbistan, Ko­sova'nın bağımsızlığını tanınmadı. Karadağ'ın ve ardından Kosova'nın ba­ğımsızlık ilanları ile birlikte 21. yüzyılın başında Balkanlar'daki devlet sayısı 12'ye yükseldi.

Günümüzde bu bölge, hem Avrupa'nın sağlıklı biçimde bütünleşmesi ya­ni Avrupa Birliği bütünleşme sürecinin ilerlemesi, hem de kıtanın güvenliği açısından jeopolitik konuma ve öneme sahiptir. Ayrıca Balkanlar; Avrupa'yı Asya'ya, Asya'yı Avrupa'ya ve her iki kıtayı Anadolu'ya bağlayan bir köprü konumundadır.

1 Mart 1992'de bağımsızlığını kazanan Bosna-Hersek, Birleşmiş Millet­ler tarafından tanınan 187. devlet oldu. Bosna-Hersek, coğrafi konum olarak Avrupa'nın güneybatısında, Balkan Yarımadası'nın ise kuzeybatısında yer alır, kuzeyinde ve batısında Hırvatistan ile, doğusunda ise Sırbistan ve Karadağ ile çevrilidir. Hırvatistan ile 932 km, Sırbistan ile 302 km ve Karadağ ile 225 km kara sınırı bulunan Bosna-Hersek'in toplam yüzölçümü 51.129 km karedir. Ülkenin kıta sahanlığı 200 mil ve karasuları 12 mil olup, 22 km uzunluğunda Neretva Nehri'ne sahiptir.

1991 nüfus sayımı sonuçlarına göre ülke nüfusunun %44'ünü Müslüman Boşnaklar, %31'ini Ortodoks Sırplar, %17'sini Katolik Hırvatlar oluşturuyor. Yani Bosna-Hersek, dinsel, etnik ve kültürel açıdan son derece heterojen ve kı­rılgan bir yapıya sahiptir.

Ülkede yaşayan Hırvatlar Hırvatistan ile ve Sırplar Sırbistan ile sıkı iliş­kiler ve ittifak içinde bulunuyor. Daha açık bir ifadeyle, Bosna-Hersekli Hır­vatlar Hırvatistan Cumhuriyeti'nden ve Bosna-Hersekli Sırplar da Sırbistan Cumhuriyeti'nde yoğun destek ve yardım görüyorlar. Bosna-Hersek'te yaşa­yan Boşnakların ise, Bosna-Hersek dışında bağlanabilecekleri veya destek gö­rebilecekleri bir başka Boşnak devleti yoktur.

Bu nedenle Bosna-Hersek'in bütünlüğü, varlığı ve bağımsızlığı, Boşnak­lar için bir "hayatta kalma" meselesidir. Oysa Bosna-Hersek'in bütünlüğü, varlığı ve bağımsızlığı, Bosna-Hersekli Sırplar ve Hırvatlar için bir "hayatta kalma" meselesi değildir. Çünkü Bosna-Hersekli Sırpların sığınabilecekleri bir Sırp devleti (Sırbistan Cumhuriyeti) ve Bosna-Hersekli Hırvatların sığına­bilecekleri bir Hırvat devleti (Hırvatistan Cumhuriyeti) mevcuttur.

Bosna-Hersek için Hırvatistan üç önem taşıyor: (1) Üçüncü ülkeye çıkış. (2) Orta, kuzey ve batı Avrupa'ya çıkış. (3) Ploçe Limanı'nın kullanılması. Sırbistan ve Karadağ ülkeleri de üç nedenden dolayı Bosna-Hersek için önem­li ülkelerdir: (1) Doğu ile irtibatın sağlanması. (2) Bu ülkelerin değişik bölge­lerinde ve özellikle iki ülke arasında parçalanmış durumda olan Sancak Böl-gesi'nde yaşayan Boşnakların hak ve çıkarlarının korunması. (3) Belgrad, Podgorica, Priştine ve Tiran merkezleri ile kültürel ve diğer alanlarda işbirli­ğinin kurulup geliştirilmesi.

Bosna-Hersek, coğrafi konumu ile Adriyatik Denizi'ni kuzeyden ve Sır­bistan ile Karadağ'ı batıdan kontrol etmektedir. Ayrıca Bosna-Hersek, (1) do­ğuyu batıya, (2) batıyı doğuya, (3) kuzeyi güneye ve (4) güneyi kuzeye karşı kapatan iki eksenin kesiştiği bir coğrafi mevkide yer almaktadır.

Bosna-Hersek, Balkanlar ile Batı Avrupa, Güney Avrupa ile Batı Avrupa, Balkanlar ile Güney Avrupa arasında ulaşım sağlayan bir koridor konumundadır. Bosna-Hersek, NATO'nun Doğu Avrupa'ya ve Balkanlar'a doğru genişle­me alam içerisinde bulunur. Bosna-Hersek'in bir başka özelliği, Hıristiyan Ba­tı ile Müslüman Doğu arasında kültürel bir köprü olmasıdır. Tüm bu özellik­ler Bosna-Hersek'in jeopolitik önemini arttırmaktadır.

Bosna-Hersek, Türkiye açısından da jeopolitik öneme sahiptir. Çünkü bu ülke, Türkiye ile Balkanlar arasında ve Türkiye ile Batı Avrupa arasında bir köprü konumundadır. Bu nedenle Bosna-Hersek'in durumu Türkiye'yi yakın­dan ilgilendiriyor.

Tarih boyunca büyük güçler, Balkanlar bölgesini ve Bosna-Hersek'i kon­trol etmek ve yönetmek istediler. Bu amaçla da çeşitli yöntemler, stratejiler ve politikalar uyguladılar. Örneğin Roma İmparatorluğu bölgeyi kontrol edebil­mek için "Böl ve Yönet" stratejisini uygularken, bu imparatorluğun doğudaki devamı olan Bizans İmparatorluğu bölge halkları üzerinde "Slavlaştırma" fa­aliyetlerinde bulundu. Osmanlı İmparatorluğu ise Balkanlar'da "hoşgörü" po­litikası uyguladı.

19. yüzyılda Balkanlar bölgesindeki en önemli aktörler Osmanlı İmpara­torluğu, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ve Rusya İmparatorluğu idi. 21. yüzyıldaki temel aktörler ise ABD, Rusya, Almanya, İngiltere, Türkiye ve Fransa'dır.

Günümüzdeki büyük güçlerden birisi olan Rusya Federasyonu; (1) böl­gedeki etkinliğini arttırmaya ve nüfuz alanını genişletmeye, (2) bölgedeki eko­nomik çıkarlarını korumaya, (3) Türkiye'nin bölgedeki etkinliğini azaltmaya / sınırlandırmaya ve (4) ABD liderliğindeki NATO'nun bölgede etkinliğini art­tırmasını engellemeye çalışıyor. Bu temel amaçlarına ulaşabilmek için Rusya, günümüzde Sırbistan'a yoğun ve açık destek veriyor. Ayrıca Rusya; bölgede­ki Ortodoks ülkeler (Yunanistan, Sırbistan, Bulgaristan, Makedonya, Roman­ya, Karadağ) ile sıkı ilişkiler geliştirerek bir "Ortodoks Dayanışması" ve böl­gedeki Slav ülkeler (Sırbistan, Bulgaristan, Karadağ, Hırvatistan) ile sıkı iliş­kiler geliştirerek bir "Slav Dayanışması" oluşturmaya çalışmaktadır. Böylece Rusya; Balkanlar, Karadeniz ve Adriyatik bölgelerinde kontrolünü ve etkinli­ğini arttırma gayreti içindedir.

Balkanlar bölgesinde ve daha özelde Bosna-Hersek üzerinde Avrupa Bir­liği ile ABD arasında bir rekabet yaşanmaktadır. Her iki taraf bölge üzerinde kendi etkinliğini arttırmaya çalışmaktadır. 10 Haziran 1999'da bölgede Gü­neydoğu Avrupa İstikrar Paktı oluşturuldu. İstikrara Paktı'nın amaçları; (1) bölgede ekonomik ve siyasi reformların yapılması, (2) demokratik yapılanma­nın hızlandırılması, (3) özel sektör yatırımlarının teşvik edilmesi ve (4) bölge­sel projelere katkıda bulunulması olarak tespit edildi.

ABD'nin Bosna-Hersek politikasını; bu ülke üzerinden (1) Doğu Avru­pa'da ve Balkanlar'da varlığını devam ettirmek ve (2) Polonya ile Macaris­tan'ı etki alanında tutmak olarak özetleyebiliriz.

Almanya'nın Bosna-Hersek politikası; bu ülke üzerinden etki sahasını ve pazarlarını Doğu Avrupa'ya ve Balkanlar'a genişletmektir. Dolayısıyla Al­manya, Balkanlar bölgesinde ve bu kapsamda Bosna-Hersek üzerinde, Rus­ya'nın kendi nüfuz bölgesini oluşturmasını istememektedir. Almanya, (1) Bal­kanlar'da etki alanı yaratmak, (2) Akdeniz ve Ortadoğu'daki çıkarlarını koru­mak, (3) ekonomik ve kültürel etki alanını genişletmek, (4) Avrupa'da sorun­ları kendisinin çözebileceği iradesini göstermek istemektedir.

İngiltere'nin Balkanlar ve Bosna-Hersek politikası beş temel amacı içeri­yor: (1) Doğu Avrupa'da varlığını devam ettirmek, (2) dünyadaki etkinliğini sürdürmeye çalışmak, (3) Balkanlar'da Müslüman nüfus ağırlıklı bağımsız bir devletin kurulmasına engel olmak, (4) Balkanlar'daki ve daha geniş kapsam­da Avrupa'daki sorunları ABD ile birlikte çözmek, (5) Rusya'nın Balkanlar'da etkili olmasına ve bölgeye müdahale etmesine engel olmak.

Avrupa'nın bir başka büyük ve etkili gücü olan Fransa ise; (1) Alman nü­fuz alanının Balkanlar'da Fransa'nın aleyhine genişlemesini engellemek, (2) Balkanlar'daki ve daha geniş kapsamda Avrupa'daki sorunları çözebileceğini göstermek, (3) Avrupa Birliği içinde liderliğini sürdürmek ve (4) Balkanlar'da bağımsız Müslüman bir devletin oluşmasını engellemek istiyor.

Bir Balkan ülkesi olan Yunanistan'ın Balkan ve Bosna-Hersek politikası dört temel amacı içeriyor: (1) Avrupa ile bağlantısını Sırbistan ve Karadağ üzerinde emniyete almak, (2) Ortodoks dayanışması ile Türkiye'yi Balkan-lar'dan dışlamak ve Türkiye'nin bölgedeki etkinlini azaltmak, (3) Makedon­ya'nın Yunanistan üzerindeki toprak taleplerini Sırbistan ve Karadağ ile yakın işbirliğini sürdürerek engel olmak, (4) bölge ülkeleri üzerinde kendi etkinliği­ni arttırmak.

Türkiye'nin Balkanlar bölgesi ve Bosna-Hersek ile ilgili dış politikasını altı maddede özetlemek mümkündü: (1) Ekonomik yatırımlar yapmak, (2) kredi olanakları sağlamak, (3) eğitim desteği ve katkısı sağlamak, (3) burslar vermek, (4) istikrar paktında aktif rol üstlenmek, (5) Bosna-Hersek'in ülkesel bütünlüğünü ve siyasal bağımsızlığını desteklemek, (6) bölgedeki Boşnakların ve Türklerin haklarını ve çıkarlarını desteklemek.

Sonuç

Bu çalışma kapsamında;

  1. Balkanlar'da Türk etkinliğine karşı Yunanistan, Sırbistan, Karadağ ve Rusya Federasyonu'nun "Ortodoks İttifakı"na dayalı ortak politika izledikleri,
  2. Avrupa Birliği'nin, ABD'nin desteği ile Avrupa sorunlarını çözebileceği,
  3. Rusya Federasyonu'nun Balkanlar'da Sırp çıkarlarını korumaya de­vam ettiği,
  4. Rusya Federasyonu'nun Balkanlar'da Boşnak varlığına ve Türk et­kinliğine karşı tarihi politikasını devam ettirdiği,
  5. Yunanistan'ın, Türkiye'yi Balkanlar'dan dışlamak istediği,
  6. Yunanistan'ın Ortodoks bağı çerçevesinde Bosna-Hersek'teki Sırp çı­karlarını destekleyici politikalar izleyebileceği,
  7. Yunanistan'ın, Sırbistan ve Karadağ üzerinden Avrupa bağlantısını kurmak isteyebileceği,
  8. Bosna-Hersek'teki Sırpların, gelecekte Sırbistan ile birleşme hedefle­rinin olduğu,
  9. Bosna-Hersek'teki Hırvatların, gelecekte Hırvatistan'a bağlanmak ve daha fazla alanı kontrol etmek istedikleri değerlendirilmektedir.

Öneriler

Bu çalışma kapsamında sunulan öneriler aşağıdaki gibidir:

  1. Bosna-Hersek'te güvenlik ve istikrar politikalarının uygulanmasına devam edilmelidir.
  2. Balkanlarda; Güven ve güven arttırıcı önlemleri içeren politikalara önem verilmelidir.
  3. Türkiye; Bosna-Hersek konusunda Almanya ve Rusya Federasyonu ile ilişkilerini devam ettirmelidir.
  4. Türkiye; ABD ile örtüşen bölgesel çıkarlarını gerçekleştirmek için ABD ile stratejik işbirliği içinde olmalıdır.
  5. Türkiye; Bosna-Hersek'in bölgedeki rolünü arttıran politikaları des­teklemelidir;
  1. Bosna-Hersek'te kültürel varlıklar korunmalıdır.
  2. Ekonomik ve sosyal altyapılar güçlendirilmelidir.
  3. Topluluklar arasında iletişim arttırılmalı ve uzlaşma sağlanmalıdır.
  4. "Bölgesel Bağımlılık" esasına dayalı dinamikler geliştirilmeli ve Bal­kanlar ile ilgili politikaların koordinasyonu için "Yakın Havza Stratejisi" ya­ratılmalıdır.
  1. Bölge içi dengeler gözetilmeli ve bu dengeleri sürekli izleyen aktif ve etkin bir diploması geliştirilmelidir.
  2. Bölge içi riskleri ve çelişkileri gidermek amacıyla tüm bölgeyi içe­ren politikalar benimsenmelidir.
  3. Türkiye; Balkan Zirveleri'nde ve Güneydoğu Avrupa İstikrar Pak-tı'nda aktif, belirleyici ve sürükleyici rol üstlenmelidir.
  4. BM, AGİT, NATO, Avrupa Konseyi ve İKT (İslam Konferansı Teş­kilatı) gibi teşkilatlardan verimli biçimde faydalanılmalıdır.
  5. Bosna-Hersek'e ve diğer Balkan ülkelerine yatırımlar teşvik edilme­li ve özendirilmelidir.
  6. Balkan ülkelerinin hepsini içerecek "Balkan Güvenlik ve Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (BGEİT)" kurulmalıdır.
  7. Balkanlar'daki kültürel mirasın korunabilmesi için Türkiye'nin giri­şimi ile projeler geliştirilmeli ve bu projelere UNESCO ve İKT'den destek sağlanmalıdır.
  8. Bosna-Hersek, Arnavutluk ve Makedonya'yı Avrupa Birliği'ne aday ülke olarak kabul edilmesi desteklenmelidir.
  9. Bosna-Hersek'in NATO'ya üyeliği Türkiye tarafından önerilmeli ve desteklenmelidir.
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2072 ) Etkinlik ( 86 )
Alanlar
TASAM Türkiye 86 2072

Birleşik Devletler uzun süredir Rusya’yı nihai bir çöküş sürecindeki güç olarak gördü. Bu değerlendirme, 1980’lerde Sovyetler Birliği’nin açık emperyal aşırı yayılma belirtileri göstermesiyle şekillendi; önce Varşova Paktı’nın, ardından Sovyetler Birliği’nin kendisinin dağılmasıyla pekişti.;

İkinci Dünya Savaşı sonrası iktisat yazınının uzun bir bölümü, kapitalizmi tekil ve homojen bir sistem olarak ele almış; farklılıklar yalnızca gelişmişlik düzeyi ya da politika tercihleri düzeyinde aranmıştır. ;

Kalıcı güvenlik düzenleri ortak değerlerden değil, tarafların birbirlerini tasfiye edemeyeceklerini kabul etmelerinden doğar. 1648 Westphalia ve 1975 Helsinki’nin stratejik gerçekçilik buydu.;

Modern siyaset ve iktisat düşüncesi, kamu hukuku ile özel hukuku, devlet ile piyasayı, kamu iktidarı ile özel mülkiyeti birbirinden kesin çizgilerle ayrılmış iki antagonist ya da en iyi ihtimalle dengelenmesi gereken bağımsız alanlar olarak kurgulama eğilimindedir. Ancak iktisat tarihi, bu kavramsal...;

İsrail'in 'nation in arms' (silahlanmış millet) kavramı üzerinden literatüre taşınması, hem devlet yapısını hem de bu yapıya özgü sistematiği özetleyen analitik bir çerçeve sunmaktadır. İsrail ordusunun bu tarihsel kökeni ülkeyi sivil-asker ilişkileri açısından karşılaştırmalı siyaset yazınında dikk...;

Orta Doğu, yıllardır jeopolitik değişikliklerden en çok etkilenen bölgelerden biri olarak kalmaktadır. 21. yüzyılın başından bu yana bölge, güvenliği tehdit edecek birçok durumla karşı karşıya kalmıştır. Günümüzde, Orta Doğu’nun çeşitli bölgelerinde yaşanan değişikliklere, İsrail-İran ekseni boyunca...;

Türk milletinin sosyo-psikolojik kodları incelendiğinde, zorlu coğrafi koşulların getirdiği pratik, hızlı karar alabilme yeteneği öne çıkmaktadır. Ancak yerleşik hayata geçiş ve geniş coğrafyalara yayılma sürecinde, toplumun kriz anlarında sığındığı pratik çözüm yolları, zamanla kurumsallaşamamış bi...;

Dünyanın en nüfuzlu girişim sermayesi Andreessen Horowitz (a16z), 28 Ağustos 2026'da ilk kez yalnızca donanıma odaklanan 1,1 milyar dolarlık Machine Age fonunu kurduğunu duyurdu. Fon çip, bellek, ağ ekipmanı, depolama, veri merkezi ve robotik alanlarına yatırım yapacak.;

12. İstanbul Güvenlik Konferansı (2026)

  • 19 Kas 2026 - 20 Kas 2026
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul - Türkiye

9. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

7. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

4. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

8. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

2. Yeniden Asya Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

Afrika 2063 Ağı | İstişare Toplantısı 3

  • 18 Haz 2025 - 18 Haz 2025
  • Çevrimiçi - 13.00

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Oca 2024 - 10 Şub 2024
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...