Türkiye - Bulgarîstan Sosyo - ekonomik İlişkileri: Gelişmeler, Riskler ve Potansiyeller

Makale

Bu çalışmada iki kutuplu sistemin ardından Türkiye'yle Bulgaristan ara­sındaki sosyo-ekonomik ilişkilerde yaşanan gelişmeler ele alınmaya çalışıla­caktır. Temel araştırma sorusu uluslararası sistemdeki değişimin ikili sosyal-ekonomik ilişkilere nasıl yansıdığıdır. Bu bağlamda temel işbirliği ve anlaş­mazlık noktalarının neler olduğu anlaşılmaya çalışılacaktır....

Bu çalışmada iki kutuplu sistemin ardından Türkiye'yle Bulgaristan ara­sındaki sosyo-ekonomik ilişkilerde yaşanan gelişmeler ele alınmaya çalışıla­caktır. Temel araştırma sorusu uluslararası sistemdeki değişimin ikili sosyal-ekonomik ilişkilere nasıl yansıdığıdır. Bu bağlamda temel işbirliği ve anlaş­mazlık noktalarının neler olduğu anlaşılmaya çalışılacaktır.

Soğuk Savaş döneminde, bilindiği üzere her iki ülke farklı bloklar içeri­sinde yer almaktaydı. Aynı zamanda Bulgaristan, Doğu Bloğu içinde Sovyet­ler Birliği'ne en yakın ülke olarak bilinmekteydi. Hatta kimilerine göre SSCB'nin bir uydu ülkesiydi veya 16. cumhuriyetiydi. Bu dönemde beklendi­ği üzere Türk-Bulgar ilişkileri uluslararası konjonktürün etkisiyle ancak sınır­lı ölçüde gelişebilmiştir. Bu arada, ikili ilişkilerin uluslararası bağlam dışında­ki diğer en büyük belirleyeni Bulgaristan'da yaşayan Türk azınlığın durumu olmuştur. Türk azınlığın asimilasyon baskısıyla karşılaştığı ve de göçe zorlan­dığı dönemlerde ilişkiler sıkıntıya girmiştir.

Ekonomik İlişkiler

Yeni dönemdeki Türk-Bulgar ilişkilerini incelemeye ekonomik alandan başlayacak olursak; 1989'da "saray darbesi" adı verilen Bulgaristan Komünist Partisi içerisindeki reformcuların hükümeti ele geçirmesiyle başlayan geliş­meler, Sofya'nın Batılı sistem içinde yer alma çabalarının başlamasına yol aç­mıştır. Bu bağlamda Bulgar ekonomisinin neoliberalleşmesi ikili ilişkilerin ge­lişmesinin önünü açmıştır. Buna Türkiye'nin Özal döneminde 1980'lerde ger­çekleştirdiği ekonomik reformlar da eklenince ekonomik ilişkilerin gelişme­sindeki önemli engellerin kalkmış olduğu söylenebilir.

İki ülke arasında ekonomik ilişkileri kolaylaştırıcı faktörler olarak şunlar sıralanabilir:

  • Komşu ülke olmaları ticareti ve yatırımı kolaylaştırmaktadır.
  • İki ülkede Avro-Atlantik entegrasyon çabalarının bir parçasıdır. Avrupa­lılaşma çabaları her iki ülkede de etkilidir.
  • Şu anki uluslararası konjonktür ülkeler arasındaki ekonomik ilişkilerin gelişmesini teşvik etmektedir.1

Bulgaristan'ın 1980'lerde uyguladığı asimilasyon kampanyası nedeniyle iki ülke arasındaki ticari ilişkiler 1980'lerin sonlarında oldukça azalmıştı. Bu dönemde Türkiye ticaret fazlasına sahipti. Ekonomik ilişkilerin gelişmesinde­ki dönüm noktalarından bir tanesi Ekonomiden Sorumlu Eski Devlet Bakanı Işın Çelebi'nin bir Türk işadamı heyetiyle birlikte Ekim 1990'da Bulgaristan'ı ziyaret etmiş olmasıdır.

Türkiye ayrıca Bulgar ekonomisinin zorluk yaşadığı dönemlerde bu ülke­ye yardım etmekten çekinmemiştir. Örneğin Jivkov sonrası dönemde Bulga­ristan'daki yakıt ve enerji krizini çözebilmek amacıyla 50 bin tonluk ham pet­rol sağlamıştır. Ayrıca Sofya'nın Eximbank kredilerinden yararlanmasına izin vermiştir. 1991'de Türk-Bulgar İşadamları Derneği kurulmuştur.2

Uluslararası konjonktürdeki ve ulusal bağlamdaki değişimlerin etkisiyle 1980'lerde 60-70 milyon Dolar olan ikili ticaret hacmi, 1996'da 511 milyon Dolar'a ulaşmıştır. 1996-1997 yılları arasında Bulgaristan ekonomisinde cid­di sorunlar yaşanmıştır. Mart 1997'de yıllık enflasyon yüzde 2000'in üzerine çıkmıştır. Sonraki süreçte alınan tedbirlerle ekonomi yeniden toparlanmaya başlamış ve bu da hem Bulgaristan'ın iç ekonomik yapısını hem de dış ticari ilişkilerini olumlu yönde etkilemiştir. 1996-2008 döneminde Türk şirketleri Bulgaristan'a 279 milyon Avro yatırım yapmışlardır. Bu yatırımlarla Türkiye, Bulgaristan'a yatırım yapan ülkeler arasında da 18. sıradadır. En fazla yatırım yapan ilk üç ülke Avusturya, Hollanda ve Yunanistan'dır.3

Bulgaristan Soğuk Savaş döneminde dış ticaretini daha çok Sovyetler Birliği ve diğer COMECON ülkeleriyle yapmaktaydı, ama bu durum Soğuk Savaş'ın bitmesiyle birlikte değişmiştir. Bugün Bulgaristan'ın en büyük ticari partnerleri AB üyesi ve adayı olan ülkelerdir. 2007 itibarı ile Türkiye yüzde 11,6 payı ile Bulgaristan'ın ihraç pazarları arasında birinci sıradadır. Türki­ye'yle olan ithalat ilişkileri ise Bulgaristan'ın toplam ithalatı içerisinde yüzde 5,7 oranına sahiptir. Böylece 1980'lerin sonlarında 60-70 milyon Dolar olan ticaret hacmi bugün yaklaşık 4 milyar Dolar'a yaklaşmıştır.4 Sadece son 10 yı­la baktığımız zaman bile iki ülke arasındaki ticaret hacminin yedi kat artmışş olması dikkate şayandır.

İki ülke arasında her açıdan ilişkilerin yoğunlaşmasının bir sonucu olarak Kapıkule'ye ilaveten 2005'te Hamzabeyli (Lesovo) sınır kapısı açılmıştır. An­cak buna rağmen sınırdaki yoğunluk devam edince her iki sınır kapısını mo­dernize etme çalışmaları başlatılmıştır.5

Bulgaristan'da sosyalist rejimin yıkılmasında bu yana geçen 20 yıl için­de ekonomik ilişkilerde çeşitli sorunlar da yaşanmıştır. Bir Türk şirketine Bul­garistan'da baraj ve otoban yapım ihalelerinin verilmesi karşılığında Türkiye, Bulgaristan'dan elektrik almayı taahhüt etmiştir. Ancak şirket ekonomik ne­denlerden dolayı yükümlülüklerini yerine getiremeyince sorun yaşanmıştır. Türk basınında yer alan haberlere göre şirket hisselerinin başka bir konsorsi­yuma devredilmesi ve böylece yıllardır süren bu sorunun çözümlenmesi plan­lanmaktadır.6

Bulgaristan'ın AB'ye üye olması ikili ilişkilerde birtakım sorunlara yol açmıştır. Bulgaristan'ın AB'ye tam üye olmasıyla iki ülke arasında 1979'dan beri geçerli olan "Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Anlaşması" feshedilmiş­tir. Bu da, hem Türk tırlarının hem de Avrupa'da yaşayan Türk vatandaşları­nın transit geçişte sorunlar yaşamaya başlamasına yol açmıştır. Bu sorunun çö­zümüne yönelik olarak yaşanan gelişmeler gelecek için umut verici nitelikte­dir. Bulgaristan Türk tırlarından alınan 83 Avro'luk geçiş ücretini geçtiğimiz yılın sonlarında 43 Avro'ya düşürdüğünü açıklamıştır.

Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen'in Nisan 2009'da Bulgaristan'ı ziyaretinde bu ülkede iş yapan Türk işinsanlarının karşılaştıkla­rı sorunlar dile getirilmiştir. Bulgaristan'ın mevcut yasalarına göre yatırım yapmak isteyen müteşebbislerin sürekli oturum alabilmeleri için en az altı ay Bulgaristan'da yaşamaları gerekmektedir. Türk tarafı bu durumun değiştiril­mesini talep etmektedir. Ayrıca Türkiye'nin ilk Ticaret Merkezi'ni Sofya'da kuracak olması iki ülke ticari ilişkilerinde önemli bir gelişmedir.7

Enerji konusu iki ülke ilişkilerinde giderek daha fazla önem kazanma po­tansiyeline sahiptir. İki ülke de doğalgaz konusunda Rusya'ya ciddi ölçüde ba­ğımlıdır. Rusya'nın doğalgazı kesmesi sonucunda geçen kış Bulgaristan'da ciddi sıkıntılar yaşanmıştır. Bu nedenle, her iki ülke de doğal gazda Rusya dı­şındaki kaynaklara yönelen Nabucco projesine destek vermektedir.

Yeni işlevselci yaklaşımın hipotezlerine göre iki aktör arasında önce eko­nomik, daha sonra siyasi alanda ilişkilerin gelişmesi beklenmelidir. Bunun başlıca nedenleri teknik konularda işbirliğinin, daha hassas olan siyasi konu­lara oranla işbirliği yapmaya daha uygun olduğunun düşünülmesidir. Ancak Türk-Bulgar ilişkileri bunun tersinin de mümkün olabileceğini göstermektedir. 1989'da Todor Jivkov'un devrilmesin ardından önce siyasi ilişkiler gelişme­ye başlamış, bunu akabinde ekonomik ilişkilerin iyileşmesi takip etmiştir.

Bu arada, Avrupa entegrasyonu sürecinin Türk-Bulgar ekonomik ilişkile­rini nasıl etkilediğine bakılacak olursa etkinin genel anlamda olumlu olduğu söylenebilir. Bunun yanında Bulgaristan'ın 2007 başında tam üye olması, ama Türkiye'nin hala tam üyelik sürecinin ağır aksak ilerlemesinin bazı engeller çıkardığı da yadsınamaz.

Türk Azınlığın Durumu ve Türk-Bulgar İlişkileri

Çalışmanın bu bölümünde Türk azınlığın Bulgaristan'daki mevcut duru­mu ve bu konunun ikili ilişkilere etkileri ele alınacaktır. Kasım 1989'da Jiv-kov'un devrilmesinin ardından Bulgar Komünist Partisi Merkez Komitesi asi­milasyon kampanyasını "vahim bir siyasi hata" olarak nitelemiş ve Türklere haklarını geri vermiştir. Ayrıca Türkiye'ye göç etmek zorunda kalan Türklerin geri dönmelerine de izin verilmiştir.

Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH) 1990'ların başlarından beri Bulgar siyasetinde önemli bir rol oynamaktadır. HÖH, 2001'den bu yana koalisyon hükümetlerinin parçasıdır. Önce Simeon II ulusal Hareketi adındaki siyasi

partiyle koalisyon hükümeti kurmuş, daha sonra da 2005'ten itibaren Bulga­ristan Sosyalist Partisi (BSP) ve yine Simeon II ulusal Hareketi'yle birlikte aynı hükümet içinde yer almıştır. HÖH, 2001'de oluşturulan koalisyon hükü­metinde 2, 2005'te kurulan hükümette de 3 bakanlıkla temsil edilmiştir. Bul­garistan, HÖH'ün iktidarda bulunduğu yıllar içinde 2004'te önce NATO, 2007'de de AB üyesi olmuştur.

Bulgaristan'daki Türk azınlığın önemli özelliklerinden bir tanesi hiçbir dönemde ayrılıkçı olmamasıdır. Yaşadığı tüm sorunları sistem içerisinde kala­rak çözmeye çalışmıştır. Aslında bu durum Türk dış politikasının temel özel­liklerinden bir tanesi olan statükoculukla da doğrudan bağlantılıdır. Türkiye de Cumhuriyet'in kuruluşundan bu yana yurtdışında yaşayan Türk gruplarının ayrılıkçı politikalar izlememeleri konusunda destekleyici davranmıştır.

Asimilasyon politikasını sona erdirmesinin ardından Bulgaristan'ın Türk­leri başarılı bir şekilde sosyal ve siyasal hayata entegre etmeye çalışması aka­demik literatürde "Bulgar etnik modeli" olarak adlandırılmış ve övülmüş ol­masına rağmen, 2005'te seçimlerden sadece iki ay önce kurulmuş olan ulusal Birlik Ataka (Nacionalen Sajuz Ataka - National Union Attack) Partisi'nin yüzde 8 oy oranına ulaşması şaşırtıcı olmuştur. Partinin adında "saldırı" (Ata­ka) kelimesinin geçmesi dikkate şayandır. Ataka belirtilen seçimlerde toplam 22 parti arasından dördüncü olmayı başarmıştır. Ataka'nın bir başka başarısı da 2006 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde partinin lideri Volen Siderov'un ilk turda yüzde 21,5, ikinci turda ise yüzde 24,1 oranında destek almasıdır.8

Ataka Bulgaristan'ın Bulgarlar'dan oluştuğunu vurgulayarak Türklere verilen hakların geri alınmasını savunan politikalar yürütmektedir. Türklerin isimlerinin 1980'lerde olduğu gibi Bulgarca isimlerle değiştirilmesini savun­makta, ayrıca HÖH'ün Bulgar Anayasası'na aykırı olduğu gerekçesiyle kapa­tılmasını savunmaktadır. Ataka "Bulgaristan'ı Bulgarlara geri verelim" sloga­nını kullanarak tek uluslu devletten yana olduğunu vurgulamakta ve Roman­lar ile Türkler başta olmak üzere azınlık gruplara karşı çıkmaktadır. Suç işle­yen Romanların çalışma kamplarına gönderilmesi gerektiği savunulmaktadır.

Ataka ayrıca Bulgar dış politikasındaki Batı eğilimine de karşı çıkmakta­dır. Batı'nın Bulgaristan'ı adeta himaye altına aldığını (protectorate) belirt­mekte, bu bağlamda NATO üyeliğine ve ABD'nin ülkedeki askeri üslerine

karşı çıkmaktadır. Ayrıca Irak savaşında ABD'yi destekleyen Bulgar dış poli­tikasına karşı çıkmış ve Bulgaristan'ın Irak'tan askerlerini çekmesini istemiş­tir. Bir de Ataka, küreselleşmeye ve serbest ticarete karşı çıkmakta ve ekono­miye müdahale eden güçlü bir devlet fikrini savunmaktadır.9

Jivkov rejimi devrildikten 16 sene sonra ultra-milliyetçi böyle bir parti­nin kurulması ve bu kadar ciddi bir oy oranına ulaşması dikkate değer bir ge­lişmedir. Aslında Bulgaristan'da 1990'ların başından bu yana ultra-milliyetçi partiler mevcuttur, ancak bu partilerin oy oranları 2005'e kadar yüzde 1-1,5'u geçmemekteydi.10

Ataka'nın yükselişinin nedenlerinden bir tanesi Bulgarların yaşam stan­dartlarından memnun olmamaları ve siyasi parti sistemine güvenmemeleri olarak gözükmektedir. Yapılan araştırmalar, diğer bölge ülkelerinde yaşayan­larla kıyaslandığında Bulgar halkının en karamsar halk olduğunu göstermek­tedir. 2005 seçimlerinde Bulgaristan'da hayatından memnun olanların oranı sadece yüzde 29'dur. AB üyeleri ortalamasının yüzde 80 olduğunu belirtmek, Bulgaristan'daki durumun karşılaştırılabilmesi açısından önemlidir.11 Ayrıca, Ataka'ya oy veren gruplarla ilgili yapılan çalışmalarda, etnik farklılıkların faz­la olduğu bölgelerde Ataka'ya verilen oyların az olduğu ortaya çıkmıştır.12 Bu durum, iki halkın kaynaşması durumunda aşırı milliyetçiliğin azalma ihtima­lini ortaya koymaktadır.

Ataka'nın yanısıra dikkate alınması gereken bir başka ultra-milliyetçi parti ise GERB'dir. Sofya Belediye Başkanı Boyko Borissov tarafından kuru­lan bu partinin de aşırı milliyetçi ve Türk karşıtı bir söylemi bulunmaktadır.13

Bu arada, Bulgaristan'da Türk karşıtlığının güçlenmesinin Ermeni mese­lesini de ikili ilişkilerde potansiyel bir mesele olarak ortaya çıkardığını vurgu­lamak gerekmektedir. Ataka, Bulgar Parlamentosu'na 10 Mayıs 2006'da söz­ de soykırımı tanıma önerisi getirmiş, ancak bu teklif reddedilmiştir.14 Ancak Sofya Meclisi bu yılın 24 Nisan'ında bir açıklama yayınlayarak "Ermeni soy­kırımının kanıtlanmış tarihi bir gerçek" olduğunu iddia etmiştir.15 Ermeni me­selesi şimdiye kadar daha çok Türkiye'nin ABD ve Batı Avrupa ile olan iliş­kilerini etkilerken, milliyetçiliğin kısmen de olsa yükselişe geçtiği Bulgaris­tan'la ilişkileri de etkileme potansiyeline sahiptir.

Sosyalizm sonrası dönemde Bulgar siyasetinin bazı temel özellikleri or­taya çıkmıştır: İlk olarak seçimlere katılım oranında ciddi düşüşler yaşanmış­tır. 1990'da seçimlere katılım oranı yüzde 91 iken, 2005'te yüzde 56'ya düş­müştür. Bu durum halkın siyasete güveninin azalması olarak yorumlanabilir. Bunun yanısıra, merkezdeki en büyük iki parti (Bulgaristan Sosyalist Partisi ve Birleşik Demokratik Güçler) 1990'da oyların yüzde 83'ünü alırken, 2005'te sadece yüzde 51 destek kazanabilmiştir. Bu da merkez partilerin oy oranlarının düştüğünü göstermesi açısından anlamlıdır. Ayrıca, her seçimde seçmenlerin farklı partilere oy verme potansiyeli de giderek artmaktadır. Bu dönemde seçmen yüzergezerliği (volatility) yüzde 22'den yüzde 36'ya çıkmış-tır.16

Bu arada, Türk-Bulgar ilişkilerini etkileyen iki meseleden daha bahsedi­lebilir. İlk olarak, Sofya, AB'ye entegrasyon sürecinin devam ettiği dönemde ABD'yle de stratejik içerikli ilişkiler kurmaya çalışmıştır. 2003'te gerçekleşen Irak işgali öncesinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde geçici üye olan Bulgaristan, Konsey'de ABD dışında İngiltere ve İspanya'yla birlikte iş­gale destek veren ülkelerden biri olmuştur. Sofya, aynı zamanda ABD'nin ül­kede askeri üs kurmasına izin vermiştir. Türkiye'nin Irak Savaşı sırasındaki politikası Bulgaristan'dan büyük farklılık göstermiştir. AB üyesi olmaya ha­zırlanan Sofya bu dönemde ABD'ye bu kadar hassas bir konuda destek verir­ken,17 üye olup olmayacağı hala tartışılan ve üyeliği önünde ciddi sorunlar bu­lunduğu düşünülen Türkiye'nin AB'nin motor ülkeleri sayılan Almanya ve Fransa'ya yakın bir dış politika çizgisini savunması dikkate değerdir.

İkinci olarak ise, Karadeniz bölgesiyle ilgili gelişmeler iki ülke ilişkile­rinde giderek daha fazla önem kazanacak gibi gözükmektedir. ABD, 11 Eylül saldırıları sonrasında Akdeniz'de başlattığı ve terör saldırılarıyla etkin müca­dele etmeyi amaçlayan Etkin Çaba Harekatı'nı (Operation Active Endeavor) Karadeniz'de de uygulamaya geçirmek istemesi iki ülke arasında tartışmalı bir konudur. Bulgaristan bu fikre olumlu yaklaşırken, Türkiye böyle bir politika­nın Montrö Antlaşması'na karşı olduğunu belirterek sıcak yaklaşmamaktadır.18

Sonuç

Uluslararası sistemdeki değişiklikler doğal olarak iki ülke arasındaki iliş­kileri de etkilemektedir. İki ülke, Soğuk Savaş döneminin tarihe karışmasının ardından güvenlik ikilemini kırmayı başarmışlar, ancak hala güvenlik toplulu­ğu oluşturamamışlardır. Bu dönemde Avrupa entegrasyon sürecinin genel ola­rak ilişkilerin iyileşmesine katkıda bulunduğu söylenebilirse de Avrupalılaşma politikalarının neden olduğu pürüzler de gözden kaçırılmamalıdır. Transit ge­çişler konusunda yaşanan sorun bu duruma örnek olarak verilebilir.

Gelecekte, Türk azınlığın durumunun, tarihsel süreçte olduğu gibi, ikili ilişkileri belirlemede temel konu olmaya devam edeceğini belirtmek mümkün­dür. Bunun yanında, enerji ve Karadeniz güvenliği meselesi ileride ilişkileri belirlemede daha etkili olma potansiyeline sahiptir.

Ataka ve GERB gibi ırkçı partilerin oy oranlarını arttırmaları endişe ve­rici bir durumdur. Haziran 2009'da yapılan Avrupa Parlamentosu seçimlerin­de de ırkçı GERB Partisi'nin yüzde 25'e yakın oy alması endişe vericidir.

Buna karşın, HÖH'ün son sekiz yıldır koalisyonda yer alması, sadece Bulgaristan'ı ilgilendiren bir gelişme değil etnik sorunlarla başa çıkmaya ça­lışan tüm Balkanlar için önemlidir. Ancak Bulgar milliyetçiliğinin yükselişi­nin etnik gruplar arası ilişkilere nasıl yansıyacağı konusu ileriki yıllarda araş­tırma konusu olmaya devam edecektir.

Sonuç olarak, 1980'lerin sonu 1990'ların başında uluslararası sistemde meydana gelen değişiklikler Türk-Bulgar ilişkilerini genel anlamda olumlu et­kilerken, yeni bazı sorunların da ortaya çıktığı yadsınamaz. Dolayısıyla Avru­palılaşma süreci ikili ilişkilerde sadece olumlu etkiler yaratmamakta, aynı za­manda bazı sorunlara da yol açmaktadır. Daha önceki sorunlar çözülürken, ye­ni komplikasyonlar kendisini gösterebilmektedir.

Notlar

1 Savash Orhan Jozioldash, "Cooperation between Bulgaria and Turkey from the 1980s till Today in Various Spheres", Zeitschrift für Türkeistudien, Cilt. 6, No 3, 1993, s. 277­278.

2 Ibid., s. 280-281; Kjell Engelbrekt, "Relations with Turkey: A Review of Post-Zhiv-kov Developments", Report on Eastern Europe, 26 Nisan 1991.

3 Ayşe Oya Benli, "Bulgaristan Ülke Raporu", Başbakanlık, Dış Ticaret Müsteşarlığı, İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi, s. 17.

4 Ibid., s. 24-25.

5 Ibid., s. 31.

6 Ali Öztürk, "Bulgaristan Türk İhracat TIR'ına 'Vergisiz Akaryakıt' İçin Kapıyı Açı­yor", Hürriyet, 19 Nisan 2009.

7 Erkan Tunca, "Tüzmen: Bulgaristan ile Türkiye, Ticarette 'Küçük Sorunları'Aşmalı", Zaman, 20 Nisan 2009.

8 Boyka Stefanova, "Voting "â la carte": Electoral Support fort he Radical Right in the 2005 Bulgarian Parliamentary Elections", Politics in Central Europe, Vol. 2, No 2,

2007, s. 39.

9 Ibid., s. 48.

10 Ibid., s. 39.

11 Ibid., s. 60.

12 Ibid., s. 56.

13 Nurcan Özgür-Baklacıoğlu, "AB Üyesi Bulgaristan'da Süreklilik ve Değişim", Av-
rasya Dosyası, Cilt 14, No 1, 2008, s. 208.

14 Habibe Özdal, "Türkiye-Bulgaristan İlişkilerinde Ermeni Unsuru", USAK Stratejik
Gündem, 31 Mart 2008, http://www.usakgundem.com/yazdir.asp?i=2&id=944

15 "Sofya Belediyesi 'Soykırım' Dedi", http://www.haberler.com/sofya-belediyesi-soy-
kirim-dedi-haberi/

16 Stefanova, "Voting "â la carte":...", s. 45.

17 Rossen Vasilev, "Public Opinion and Bulgaria's Involvement in the Iraqi War", East
European Quarterly, Cilt XL, No 4, Aralık 2006, s. 469.

18 Erhan Türbedar, "Karadeniz'de Değişen Dinamikler: Bulgaristan ve Romanya'nın
Rolleri", Avrasya Dosyası, Cilt 13, No 1, 2007, s. 225-242; Igor Torbakov, "Turkey Si-
des with Moscow against Washington on Black Sea Force", 3 March 2006,
http://www.jamestown.org/edm/article.php?article_id=2370832; Lale Sarıibrahimoğ-
lu, US Black Sea Strategy has the Potential to Revive Ankara's Concerns", Today's Za-
man, 20 March 2007. Montrö Antlaşması'yla ilgili kapsamlı bilgi için bkz. Kudret
Özersay, "Montreux Boğazlar Sözleşmesi", Türk Dış Politikası: Kurtuluş Savaşından
Bugüne Olgular, Belgeler, Yorumlar, Baskın Oran (der.), İletişim, İstanbul, 2001, s.

370-384.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2071 ) Etkinlik ( 84 )
Alanlar
TASAM Türkiye 84 2071

Dünya ekonomisi, 2020’li yılların başından itibaren son otuz yıla damgasını vuran liberal rasyonalitenin sarsıldığı, yapısal bir kırılma dönemine girmiştir. 1980-2020 yılları arasında küresel sistemi domine eden "Etkinlik" (Efficiency) paradigması, yerini ulus devletlerin varoluşsal bir refleksi ola...;

2025 yılındaki ABD-Çin ticaret savaşı bir aydan kısa sürdü; ancak ortaya koyduğu stratejik açık on yıllardır derinleşmekteydi. 2 Nisan'da, kendi deyimiyle "Kurtuluş Günü"nde ABD Başkanı Donald Trump, aralarında Çin'in de bulunduğu düzinelerce ülkeye geniş kapsamlı tarifeler uyguladı; Çin birden orta...;

Rus iktisadi düşünce tarihini incelemek, sadece bir coğrafyanın üretim ve bölüşüm ilişkilerini takip etmek değil; aynı zamanda devletin bekası, toplumun ahlaki dokusu ve bireyin mülkiyetle olan sancılı ilişkisi üzerine kurulmuş devasa bir "iktisat sanatı" (techne) laboratuvarına girmektir. ;

İktisat tarihi, uzunca bir süre iki kutuplu bir koordinasyon anlatısına sıkıştırıldı: Bir tarafta piyasanın koordinasyon gücünü yücelten ve mikro ajanların dağınık bilgisini fiyat mekanizmasıyla eşleyen Adam Smith’in "Görünmez El"i; diğer tarafta ise her şeyi yukarıdan aşağıya (top-down) tasarlayabi...;

İktisat literatüründe makro-teorik yaklaşımlar genellikle üretici güçlerin mülkiyetini, bölüşüm ilişkilerini ve sınıfsal çatışmaları ulusal ya da küresel ölçekte, yukarıdan aşağıya (top-down) kurgulama eğilimindedir. Bu durum, ekonomiyi soyut bir denge arayışı ya da kaçınılmaz bir tarihsel altüst ol...;

Geçenlerde okuduğum ilk baskısı 2017 yılında yapılan Amerikalı antropolog James C. Scott’un ‘’Tahıla Karşı (Against the Grain: A Deep History of the Earliest States’’, Koç Üniversitesi Yayınları) adlı kitap insanlık tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olan tarım devrimi ve ilk yerleşik devl...;

Güney Kore'nin 2026 yılında Rusya'nın Kuzey Deniz Rotası (NSR) üzerinden ilk konteyner deneme seferini gerçekleştirme hazırlıkları, Arktik'in geleceği hakkındaki tartışmalarda yeni bir aşamaya işaret ediyor. Seul hükümeti, yaklaşık 3.000 TEU kapasiteli bir konteyner gemisini Busan'dan Rotterdam'a Ar...;

Tchiani'nin Ankara ziyaretini sıradan bir diplomatik temas olarak değil, darbe sonrasında Türkiye'nin Nijer ile kurduğu pragmatik ilişkilerin kurumsallaşmasının bir göstergesi olarak yorumlamak mümkündür. Nijer Cumhurbaşkanı Abdurrahman Tchiani'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın davetiyle Tü...;

9. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

7. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

4. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

8. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

2. Yeniden Asya Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

Afrika 2063 Ağı | İstişare Toplantısı 3

  • 18 Haz 2025 - 18 Haz 2025
  • Çevrimiçi - 13.00

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Oca 2024 - 10 Şub 2024
  • İstanbul - Türkiye

11. İstanbul Güvenlik Konferansı (2025)

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...