Balkanlar'da AB Genişlemesi: AB Bağlamında Sosyo - Ekonomik İşbirliği

Makale

2009 yılı iki tarihi olayın yıldönümüdür. 20 yıl önce Demir Perde'nin çö­küşüne ve Orta ve Doğu Avrupa'yı dönüştüren barışçıl demokratik değişime tanık olduk. Ve bu yılın Mayıs ayında 12 yeni Üye Devleti bir araya getiren son genişlemenin 5. yıldönümünü kutladık....

2009 yılı iki tarihi olayın yıldönümüdür. 20 yıl önce Demir Perde'nin çö­küşüne ve Orta ve Doğu Avrupa'yı dönüştüren barışçıl demokratik değişime tanık olduk. Ve bu yılın Mayıs ayında 12 yeni Üye Devleti bir araya getiren son genişlemenin 5. yıldönümünü kutladık.

Günümüzde Avrupa Birliği (AB), genişleme politikasını, küresel ekono­mik krizin AB ekonomilerini derinden sarstığı ve hem iç hem de uluslararası politikada merkezi konu haline geldiği bir ortamda sürdürüyor. AB, 200 mil­yar Avro (AB GSMH'sının %1,5'i) enjeksiyon ile ekonomiyi canlandırmayı amaçlayan bir iyileştirme planı başlattı. Bu oran, Avrupalı refah devletlerinde önemli olan otomatik istikrar önlemleri ile birlikte GSMH'nın %3'ünü aşıyor, neredeyse %4'üne ulaşıyor.

Kötü durumdaki bazı üye devletler için yapılan dayanışma ve hızlı des­tek, AB üyeliğinin ve ayrıca Avrupa bölgesinin değerini göstermiştir. Bu, bu­günün genişleme sürecine dahil olan ülkeler için, kendi üyelik hazırlıklarını hızlandırmaları konusunda önemli bir sinyal ve teşviktir.

Güneydoğu Avrupa'da AB üyeliğine aday ülkeler ve potansiyel adaylar ile ilgili olarak, AB İyileştirme Planı çerçevesinde 150 milyon Avro, bu ülke­lerin ekonomik istikrarını ve kalkınmalarını desteklemeye ayrıldı. Ayrıca Av­rupa Yatırım Bankası, Avrupa Yeniden İnşa ve Kalkınma Bankası ve diğer fi-nans kuruluşları 2009 yılı içinde toplam 5,5 milyar Avro'ya yükselen meblağ­larla destek sağlıyorlar.

Ekonomik durgunluğa ilave olarak, Lizbon Anlaşması'nın onaylanması Avrupalı liderleri bugünlerde kaygılandırıyor. Bugünkü AB fonksiyonunu da­ha iyi hale getirmek ve AB vatandaşlarının umut ettikleri sonuçları sağlamak için Lizbon Anlaşmasına ihtiyacımız var. Bu, gerçekten AB için bir önceliktir. Fakat bu durum, diğer alanlardaki önemli işlerimizi bırakmalıyız anlamına gelmiyor.

AB kendi kurumsal reformlarını sürdürürken, biz buna paralel olarak Gü­neydoğu Avrupa'nın aşamalı katılım süreci üzerinde dikkatli biçimde çalışma­ya devam edeceğiz. Batı Balkan halkalarının neden bizim Birliğimize katılma konusunda çok hevesli olduklarını kendi kendimize düşünmemiz ve hatırla­mamız önemlidir.

Daha önceden Orta ve Doğu Avrupa'da olduğu gibi, Güneydoğu Avru­pa'nın Avrupalı perspektifi çoktan müthiş bir dönüşüm gücü göstermiştir. Böl­ge, Avrupa'nın parçasıdır ve biz, güvenlik, ekonomi ve enerji konularında or­tak çıkarlara sahibiz. Bölgenin vatandaşları ile ilgili olarak şunu unutmamalı­yız: Onlar, her şeyden daha çok, bir Avrupalı gelecek istiyorlar.

AB Üyeliği, bizim genellikle doğal karşıladığımız faydalar getiriyor. AB'ye katılım bireysel özgürlük ile ilgilidir. Batı Balkanlar günümüzde tama­mıyla AB tarafından çevrilmiş durumdadırlar - henüz örneğin Sırplar ve Bos­nalılar, hantal vize prosedürleri olmadan AB komşularına seyahat edemiyorlar.

Seyahat özgürlüğü bölge vatandaşlarını büyük ölçüde ilgilendiriyor. Bu nedenle Komisyon, vize liberalizasyonu konusunda Batı Balkanlar ile diyalo­gu sürdürüyor. Vize sınırlandırmaları bu yılın sonunda kaldırılabilir.

Hırvatistan vatandaşları AB içinde seyahat özgürlüğüne sahiptirler. Ayrı­ca Hırvatistan günümüzde AB üyeliğine en yakın olan ülkedir. Katılım görüş­meleri ileri bir aşamadadır. Kasım ayında Komisyon, Hırvatistan'a, görüşme­lerin son aşamasına nasıl ulaşılacağı konusunda bir yol haritası sundu. Hırva­tistan zorlu ve fırsatlarla dolu bu işi kabul edip üstlendi: Hırvat hükümeti, Ka­sım ayının yol haritasında öngörüldüğü gibi, çeşitli bölümlerde hazırlıklarını 2009 sonuna kadar tamamlamaya büyük gayret gösteriyor.

Hırvatistan büyük gelişme kaydetti. Fakat Hırvatistan, müzakerelerde önemli konuları karşılamak için, özellikle örgütlü suç ve yolsuzlukla mücade­le etme ve gemi inşa sanayisini yeniden yapılandırma konularında daha fazla gayret sarf etmek zorunda olduğunu biliyor.

Yargı ve idari reform kritik öneme sahiptir. AB anacak hukukun üstünlü­ğü uygulandığı zaman işleyebilir. Bu nedenle bu konularda Hırvatistan'da da­ha fazla ilerleme temel bir zorunluluktur. Bu, hakları güvence altına alarak ve adaleti hakim kılarak tüm Hırvat vatandaşlarının günlük yaşamlarının kalite­sini yükseltmek için birincil ve en önemli husustur.

Ayrıca eğer Hırvatistan bir Üye Devlet olarak AB politikalarından tam olarak faydalanmak ve AB hukukunu başarılı biçimde uygulamak istiyorsa bu reformlar zorunludur. Bu alanlarda eksiklikler ve yetersizlikler ekonomik me­selelerde bir zincirleme etkiye sahip olabilir. Çünkü bu eksiklikler ve yetersiz­likler özel sektörün gelişimini, yabancı yatırımları, mülkiyet ve kreditör hak­larının güçlendirilmesini engeller.

Ayrıca gemi inşa sektörünün yeniden yapılandırılması için tatmin edici bir model sunmak, hem Hırvatistan ekonomisi - bu önemli sektör, ülkenin tüm ekonomisi hatırına ekonomik olarak yaşayabilir olmalıdır - hem de AB'nin tüm iç piyasası için büyük önem taşıyor.

Doğu genişlemesi yeni üye devletlerin ekonomilerini güçlü biçimde des­tekledi. Aynı zamanda bu genişleme eski üyelerin ekonomilerine fayda sağla­dı ve iş yarattı. Somut bir örnekle bu durumu tasvir etmek mümkündür: Eski ve yeni üye devletler arasında ticaret 10 yıldan az bir sürede hemen hemen üç kat arttı. Daha önemli bir gösterge, yeni üye devletler arasında ticaretin beş kat artmış olmasıdır.

Bu, yeni üye devletlerde, 2004 yılından günümüzdeki finansal krizin or­taya çıkışına kadar, istihdamda neden yıllık %1,5 artış gerçekleştiğini açıkla­yan anahtar faktördür. Bunun yanında eski üye devletlerde de yıllık %1 iş ya­ratılmıştır.

Bu durum ne doğal olarak ne de şanstan ortaya çıkmamıştır. Bunun yeri­ne, bu durum, köklü hazırlığın ve geniş hukuksal ve ekonomik reformların so­nucu oldu. Bu faktörler, AB genişlemesini bir kazan - kazan durumu haline getirmiştir.

Dolayısıyla şunu söyleyebilirim ki; Hırvatistan, kendi yükümlülüklerini yerine getirebilir ve AB tek pazarının meydan okumalarına bugünden itibaren bir AB üye devleti gibi karşılık verebilir.

Hırvat hükümeti ayrıca biliyor ki; AB, ICTY (The International Criminal Tribunal for the former Yugoslavia - Eski Yugoslavya için Uluslararası Ceza Mahkemesi) ile işbirliğinin düzeyi konusuyla ilgilenmektedir. Bu konuda AB, ICTY Başsavcısı ile yakı temas halindedir ve bu çalışmayı güçlü biçimde des­teklemektedir. Hırvat hükümetinin ICTY ile tam işbirliği, müzakerelerde iler­lemek için bir zorunlu koşul olmaya devam etmektedir.

Bildiğiniz gibi, bizim için üzücü bir durum, Slovenya ile sınır meselesi Hırvatistan'ın katılım müzakerelerinde ilerlemesini engelliyor. AB, sınır me­selesinin çözümüne yardımcı olması gereken ve Hırvatistan'ın katılım müza­kerelerinin devamını kabul etmesi gereken bir öneri ile sürdü. Bu meseleyi çözmeye yönelik tüm önceki girişimler geçmiş 18 yıl boyunca başarısız oldu.

Her iki ülkenin AB girişimine olumlu bir cevap vereceklerini umuyorum çünkü daha ileri başka bir uygun, tutarlı ve yaşayabilir yol göremiyorum. Ak­si takdirde, Hırvatistan'ın, katılım müzakerelerinin öngörülen zamanda sonuç­landırılması konusunda engelleneceğinden endişe duyuyorum.

Fakat henüz duvara şeytanın resmini çizmek istemiyorum ve Hırvatis­tan'ın, öngörülen zamanda katılım müzakerelerini sonuçlandıracağından emin kalmaya çalışıyorum çünkü tüm yasal koşullar karşılanmaktadır.

Sonuç olarak; genişleme, Avrupa'da özgürlük ve demokrasi sürücüsü ve barış ve zenginlik çapası olarak hizmet ediyor.

AB tarafı olarak bizler, genişleme gündemimizi, sıkıntılı ekonomik kriz ve diğer politik meydan okumalar ortamında ilerletiyoruz. Aynı yol üzerinde Batı Balkanlar, kendi Avrupa gündemini, bizim paylaştığımız meydan okuma­larla yüzleşmeye doğru ilerletmek zorundadır.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2684 ) Etkinlik ( 219 )
Alanlar
Afrika 74 631
Asya 98 1061
Avrupa 22 638
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1369 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 290
Orta Doğu 22 600
Karadeniz Kafkas 3 297
Akdeniz 3 182
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1293 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
İslam Dünyası 58 781
Türk Dünyası 19 512
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2034 ) Etkinlik ( 80 )
Alanlar
Türkiye 80 2034

ABD, Japonya, Avustralya ve Hindistan arasındaki güvenlik diyalogu için oluşturulan mekanizmayı ifade eden QUAD, İngilizce bir sözcük olarak “Dörtlü” anlamına gelir. Söz konusu dört ülkenin liderleri, Ocak 2004’te Endonezya'yı sarsan deprem sonrasında oluşan tsunaminin Güneydoğu Asya’da neden olduğ...;

Uluslararası ilişkilerde küreselleşmenin etkisiyle devletler ve toplumlar arasındaki ilişkiler değişime uğramış, dış politikada geleneksel diplomasinin yanında yeni bir mekanizma olarak kamu diplomasisi ortaya çıkmıştır. Devletlerin başka devlet ve toplumlara yönelik yaptığı bu faaliyetlerde sivil t...;

Gramsci’nin yıllar önce işaret ettiği gibi “eski düzenin ölmeye başladığı ancak yeni bir düzenin doğamadığı” hegemonsuz bir ara döneme (interregnum) doğru ilerliyoruz. Ben bunu “küresel bir fetret devri” olarak tanımlıyorum. Modern sonrası çağa geçişte yakalandığımız ara bir dönem bu. Küresel hegem...;

Çoğumuz çocukluğumuzdan bu yana duyduğumuz kabotaj kelimesinin yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti için ne anlama geldiğinin pek farkında değilizdir. Kabotaj, yüzyıllardır Osmanlıyı sömüren kapitülasyonların, yani ülkenin sömürülmesi için yabancılara izin verilen bir hakkın adıdır. Bu imtiyaz ile yaban...;

Son yıllarda iklimler ve ekosistemler üzerindeki değişimler nedeniyle uluslararası kamuoyunda iklimsel değişiklikler üzerine sıkça yorumlar ve tartışmalar gündeme gelmektedir. Konuyla ilgili insan ya da ekosistem merkezli olmak üzere ekonomik, sosyal ve ya politik endişelere sahip olan çeşitli görüş...;

Bu makalede Turgut Özal dönemi (1983-1993) Türkiye’nin Orta Asya/Türkistan politikası ele alınmaktadır. Söz konusu zaman dilimi Özal’ın başbakanlık (1983-1991) ve cumhurbaşkanlığı (1991-1993) dönemlerini kapsamaktadır. Turgut Özal dönemi Soğuk Savaş yıllarının aksine Türkiye’nin Türkistan politikası...;

Avrupa Birliği (AB)'nden ayrılarak tarihinde yeni bir sayfa açan Birleşik Krallık, aktif bir küresel oyuncu olarak rolünü yeniden tanımlamak istemekte ve vizyon ve stratejisini kendisinin belirlediği güvenlik, savunma, kalkınma, uluslararası ilişkiler alanında yeni arayışlar içerisinde bulunmaktadır...;

“Şayet Türkler olmasaydı Rus tarihi en azından 1000 yıldır boşluk içinde kalırdı!” demek yanlış sayılamaz. Zira Türk-Rus ilişkilerinin tarihi, yüzyıllardır birbiriyle komşuluk yanında aynı bölgeyi ve hatta aynı devleti paylaşan, bugün dahi paylaşmaya devam eden eşine az rastlanır bir ilişkiler yumağ...;

İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

Bilgi teknolojilerinin hızlı gelişimi, aynı büyüklükteki güvenlik sorunlarını beraberinde getirmiştir. İnternetin ilk yıllarında bilgi güvenliğinin üç önemli bileşeni olan “erişilebilirlik, gizlilik, bütünlük” kavramlarından “erişilebilirlik” öne çıkmış; önce internetin gelişmesi ve işletilmesi düşünülmüş, “gizlilik ve bütünlük” geri planda kalmıştır.

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • DTB Hilton İstanbul Topkapı Otel -
  • İstanbul - Türkiye

6. Türkiye - Körfez Savunma Ve Güvenlik Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik Ve Uzay Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

8. İstanbul Güvenlik Konferansı (2022)

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu Toplantısı 5

Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu’nun beşinci toplantısı 25 Mayıs 2023 tarihinde İstanbul’da 6. Dünya Türk Forumu marjında gerçekleştirilecektir.

  • 14 Haz 2023 - 14 Haz 2023
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.