Rumeli - Balkan - Trakya Sivil Toplum Örgütleri

Makale

"Rumeli", "Balkan" ve "Trakya" sözcükleri; bu coğrafyadan gelerek ül­kemizin değişik yerleşim yerlerine yerleşmiş insanlarımızın kurdukları sivil toplum örgütlerinin unvanlarında kullanılmıştır. Aslında bu üç sözcükte nere­deyse aynı anlama gelir...

"Rumeli", "Balkan" ve "Trakya" sözcükleri; bu coğrafyadan gelerek ül­kemizin değişik yerleşim yerlerine yerleşmiş insanlarımızın kurdukları sivil toplum örgütlerinin unvanlarında kullanılmıştır. Aslında bu üç sözcükte nere­deyse aynı anlama gelir. Rumeli, Osmanlı Türk Devletinin bölgeye verdiği idari bir isim, Balkan adı uluslararası terminolojide bölgenin coğrafi adlandır­ması, Trakya ise bunların içinde yer alan bir bölgeye verilmiş bir isimdir. Bun­lar iç içe geçmiş kavramlar olup birbirinden farklı düşünülmemelidir.

Osmanlı-Türk Devletinin sınırlarının en geniş olduğu dönemlerde, hü­kümranlık alanı Viyana kapılarına kadar dayanmıştır. Bu büyük coğrafi alanı ve bu coğrafyadan Türkiye Cumhuriyeti'ne yapılan göçleri bir düşünün. Bu göçler ki; İğdır'a, Diyarbakır'a, Van'a kadar uzanmıştır.

Sözünü ettiğimiz coğrafyanın insanları, bu gün kurmuş oldukları dernek, federasyon, konfederasyon ve vakıflarla, Türk toplum hayatına olumlu etkiler yapmaya ve Balkanlar'da yaşayan insanlarımıza ulaşarak faydalı olmaya ça­lışmaktadır. Bu sivil örgütlenmelerin diğerlerine göre yurt içi ve yurt dışı ol­mak üzere iki yönlü zor bir görevi vardır. Hem ülkenizin sosyal hayatına hem de Balkanlar'daki akrabalarınızın varlığına olumlu etki yapılması gerekmek­tedir.

Kabul edersiniz ki; bu, bizim gibi gelişmekte olduğu kabul edilen ülke­lerde sivil toplum kuruluşları açısından başarılması güç bir durumdur. Hele ki; amacınız Türkiye'nin milli birlik ve beraberliğini, üniter devlet yapısını ve uluslararası zeminde milli çıkarları korumak ve kollamak olursa, işiniz daha da çok zorlaşmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti'nde Balkanlar'la ilgili sivil örgütlenmeler 1940'lı yılların ikinci yarısından itibaren yapılanmaya başlamıştır. "Batı Trakya Türk­leri Derneği" ve "Göçmenlere Yardım Derneği" ilk kurulan ve halen faaliyet gösteren derneklerimizdendir. Göçmenlere Yardım Derneği, Bulgaristan Türk­ lerini; Batı Trakya Türkleri Derneği ise, adından da anlaşılacağı gibi, Lozan Antlaşması sonucu Yunanistan'da bir azınlık olarak bırakmak zorunda kaldı­ğımız Batı Trakya Türklerini temsil etmektedir.

Eski Yugoslavya'dan, yani bu günün Makedonya ve Kosova Cumhuriyet­lerinden göçler başlayınca Üsküplülerin öncülük ettiği "Rumeli Türkleri Der­neği" 1950 yılında kurulmuştur. Günümüze kadar Makedonya'dan göç eden insanlarımızın Gostivar, Kalkandelen, Köprülü, Manastır, İştip, Kumanova, Kırçova, Ohri, Strugalılar derneklerini kurduklarını görüyoruz. Bu derneklerin bir araya gelerek federasyon çatısı altında toplanma çabaları ilk kuruluş yılla­rında istenilen sonuç doğurmamıştır.

Prizrenliler, Gilanlılar, Priştineliler, İpekliler ve Mamuşalılar olmak üze­re, Kosova'dan göç edenler, 1960'lı yıllarda sivil örgütlenmeye başlamışlardır. Saydığımız dernekler arasında en köklüsü geçtiğimiz yıl 40. kuruluş yılını kut­layan "Kosova Prizrenliler Derneğidir". Derneklerimizin faaliyetlerinin bu de­rece eskiye dayanması, derneklerimizin büyük bir tecrübe ve bilgi birikimi oluşturduklarını göstermektedir.

İlerleyen zamanlarda artan ihtiyaç, koşullar ve bitmek bilmeyen göçlerin sürmesi nedeniyle ülkemizin değişik yerlerinde sivil örgütler kurulmaya de­vam etmiştir. Bunların en büyüklerinden biri, 1985 yılında Bulgaristan Türk­lerinin sorunları ile ilgilenmek üzere Bursa'da kurulan "Bal-Göç"tür. Daha sonra İzmir ve Kocaeli'nde kurulan diğer Bal-Göç dernekleri ile birleşerek bir federasyon haline gelinmiştir.

1990'lı yılların başında, Bosna'da meydana gelen ve soykırım olduğu tartışmasız olan katliamlar ve baskılar, Bosna ve Sancak'tan göç etmiş insan­larımızın sivil örgütlenmesine büyük ivme kazandırmıştır. Günümüzde bu si­vil örgütlerin çoğunluğu "Türkiye Bosna Hersek Dernekleri Federasyonu"nda birleşmiştir.

Batı Trakya Türkleri Derneği, Göçmenlere Yardım Derneği, Bosna-San-cak Kültür ve Dayanışma Derneği ve Bal-Göç kamu yararına çalıştığı kabul edilmiş derneklerdir. Bunların haricinde, Türkiye'nin 40'a yakın ilinde "Ru­meli", "Balkan", "Trakya" adlarını içeren 2200'ün üzerinde derneğimiz faali­yet göstermektedir. Bu derneklerimizin içinde ciddi çalışmalar yapan seçkin dernekler bir araya gelerek; Edirne (1), İstanbul (2), Eskişehir (1), Bursa (3), İzmir (3), Adana (1) ve Sakarya (1) şehirlerinde federasyonlar oluşturmuşlar­dır.

"Edirne Balkan Türkleri", "Eskişehir Muhacir Dernekleri", "Adana Ak­deniz Balkan Türkleri", "Bursa Bal-Göç", "Sakarya Rumeli Dernekleri" ve "İstanbul Rumeli-Balkan Türkleri Federasyonu" bir araya gelerek "Balkan Rumeli Göçmenleri Konfederasyonu"nu oluşturmuşlardır. Türkiye'deki Bal-

kan kökenli sivil toplum kuruluşlarının oluşturduğu bu en büyük çatının mer­kezi Bursa'da faaliyetini sürdürmektedir. Bu konfederasyona bağlı olmayan federasyonlar ve müstakil olarak faaliyet gösteren derneklerimiz de mevcuttur. Konfederasyon bütün dernekleri ve federasyonları tek bir çatı altında topla­mak için yoğun bir çaba harcamaktadır.

Kendisini Trakya coğrafyasına bağlı olarak gören hemşerilerimiz, kendi il, ilçe ve köy adlarını kullanarak sivil örgütlenme içine girmişlerdir. Trak­ya'dan Türkiye'nin dört bir tarafına dağılmış olan insanlarımız gittikleri şehir­lerde Trakya'yı ve Trakya şehirlerini yaşatmak için Tekirdağ, Edirne, Kırkla­reli, Çanakkale adları taşıyan dernekleri kurmuşlardır. Bunların başlıcaları An­kara, İzmir, Bursa, Kocaeli ve İstanbul şehirlerinde faaliyet göstermektedir.

Bunlara ilave edilecek olan; İstanbul, Bursa ve İzmir'de iş adamlarımız tarafında kurulmuş bulunan ve ekonomik yaşama, iş dünyasına yönelik "Ru­meli İşadamları", "Balkan İşadamları", "Trakya İşadamları" adlarını taşıyan derneklerimiz de bulunmaktadır.

Lozan Antlaşması sonucu anavatana göç etmek zorunda kalmış olan Türklerin kurduğu "Lozan Mübadilleri" ya da "Mübadele" adını taşıyan der­nek ve vakıflar da çalışmalarına devam etmektedir. Ayrıca son zamanlarda Ege'de bulunan Girit, Rodos, İstanköy, Midilli adaları başta olmak üzere tüm adalardan Türkiye'ye göç etmek zorunda kalmış olanların ya da onlardan son­raki nesillerin kurduğu dernekler de faaliyetini bilhassa Ege Bölgemizdeki yerleşim birimlerinde sürdürmektedir.

Arnavutluk, Makedonya ve Kosova'dan göç eden insanlarımızın kurdu­ğu ve Türk-Arnavut Kardeşliğine vurgu yapan ve bu amaçla çalışan dernekle­rimiz de faaliyetlerini devam ettirmektedir. Kosova'dan gelen kardeşlerimizin kurduğu dernekler uzunca bir süredir federasyon çatısı altında toplanmaya ça­lışmaktadır.

Bunların yanında hemşerilerimiz tarafından kurulmuş bulunan vakıflar da mevcuttur. Vakıflarımız da, derneklerimiz gibi, "Rumeli", "Balkan" ve "Trakya" isimlerini kullanmışlardır. İçlerinde en önemli çalışmaları İstan­bul'da kurulu bulunan "Rumeli Türkleri Vakfı" yapmaktadır.

Bu tebliğde bunları anlatmamın nedeni, birçoğunu zikredemesem bile kendisini Rumeli, Balkan, Trakyalı olarak ifade eden insanlarımızın belki de farkında olamadığımız bir şekilde yurt içi ve yurt dışında büyük bir sivil ör­gütlenme içinde olduğunu hatırlatmak ya da bunu bilmeyenlere göstermektir. Hatta bu kuruluşlarımızın dünyanın dört bir köşesinde uzantıları da bulunmak­tadır. Örneğin; "Amerika Balkan Türkleri Derneği", "Avrupa Batı Trakya Türkleri Federasyonu", "Frankfurt Rumeli Balkan Türkleri Derneği" gibi...

Bunların yanında Balkan coğrafyasında yaşayan Türkler de çok güzel bir şekilde sivil örgütlenme içerisindedirler. Hatta bunlar içinde çok eskilere da­yanan kuruluşlar vardır. "Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği", kırkın üze­rinde sivil toplum kuruluşunu içine alan "Makedonya Türk Sivil Toplum Ku­ruluşları Birliği", "Prizren Doğru Yol Derneği", "Esnaf Derneği", "Kosova Türk Sanatçılar Birliği" bunlardan sadece çok az sayıdaki örnektir.

Amacımız; sivil çalışma yapan insanlar olarak, bir ağacın bu kadar çok meyvesini çürütmeden, Türk milleti ve akraba topluluklarımız adına alınabile­cek en yüksek verimi elde etmektir. Halen - nedenini anlamadan - ayrı dur­makta ısrar eden ya da en küçük birleşmeye karşı duranlar ve halen sivil top­lum kuruluşlarının önemini yeterince kavramamış olanlar, çalışmalarımızdan tam bir verim alınmasını engellemektedirler.

Biz, her şeyden önce, sivil toplumculuk anlayışının ne kadar faydalı bir işlevi olduğunu anlayıp kabul etmeliyiz. Öncelikle bunu anlamak ve kabul et­mek, büyük bir mesafeyi kat etmek anlamına gelecektir. Türkiye'nin ve Dün­yanın gidişatı, sivil toplum kuruluşlarının önemini ortaya koymaktadır. Gerek­li olan şey, bunu bir an önce kavrayarak çalışmalarımızı yoğunlaştırmaktır.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2697 ) Etkinlik ( 219 )
Alanlar
Afrika 74 632
Asya 98 1073
Avrupa 22 638
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1373 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 292
Orta Doğu 22 601
Karadeniz Kafkas 3 297
Akdeniz 3 183
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1293 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
İslam Dünyası 58 781
Türk Dünyası 19 512
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2041 ) Etkinlik ( 81 )
Alanlar
Türkiye 81 2041

2010 yılında yayınlanan Rus Askerî Doktrinine göre, (bir diğer adıyla Gerasimov Doktrini) kendisine veya müttefiklerine karşı nükleer silah kullanılması hâlinde Rusya Federasyonu da aynı şekilde karşılık verebiliyor. Ayrıca yine bu doktrine göre, konvansiyonel silahlarla Rusya’ya karşı yapılan saldı...;

İçinde yaşadığımız yüzyılın en önemli özelliği politikadan ekonomiye, toplumsal ilişkilerden kültüre kadar hızlı bir değişim ve dönüşüme sahne olmasıdır. Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler sadece ürün ve hizmetleri değil süreç ve iş yapış şekillerini de değiştirmektedir. Bu değişim ve d...;

İletişim alanı temelli kamu diplomasisi, uluslararası ilişkiler disiplini içerisinde her ne kadar yeni bir kavram olarak belirse de, dış politikanın anlamlandırılmasına önemli ölçüde katkı sağlamaktadır. Öncelikle kamu diplomasisi kavramının tarifi, bu doğrultudaki faaliyetlerin değerlendirilmesini ...;

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı. ;

Gorbaçov’un kişiliğinin gizemi, insan Gorbaçov ile devlet adamı Gorbaçov arasındaki ayrıma dayanıyor. Çok farklı iki insandı. Ütopyasının özünde saf bir Leninizm’in olduğu bir Sovyetler Birliği ve Lizbon’dan Vladivostok'a barışçıl bir şekilde uzanan bir Avrupa vardı. O, iktidardaki entelektüelin büy...;

İnsanlığın karşı karşıya olduğu son dönemin en önemli tehdidi şüphesiz iklim değişikliğidir. Küresel ölçekte felaket senaryolarının merkezinde yer alması bunun göstergelerindendir. Buna karşın iklim değişikliği sorunu, kriz olgusunun doğası gereği içerisinde tehditlerle birlikte birtakım fırsatları ...;

Devletlerin uluslararası ilişkilerindeki politika ve uygulamalarının iki önemli öğesi bulunmaktadır. Dış politika analizlerine de konu edilen bu öğeler süreklilik ve değişimdir. Bir ülkenin dış politikasında süreklilik öğesi genel olarak iç politikaya nazaran daha fazla hissedilmektedir. Özellikle g...;

ABD-Çin rekabeti küresel belirsizliğin yoğunlaşması ile beraber daha karmaşık ve gri bir alana doğru kayıyor. İki ülke arasında devam eden sürtünme sadece Asya-Pasifik özelinde değil dünyanın farklı kıtalarında farklı dinamiklerle gerçekleşiyor.;

İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

Bilgi teknolojilerinin hızlı gelişimi, aynı büyüklükteki güvenlik sorunlarını beraberinde getirmiştir. İnternetin ilk yıllarında bilgi güvenliğinin üç önemli bileşeni olan “erişilebilirlik, gizlilik, bütünlük” kavramlarından “erişilebilirlik” öne çıkmış; önce internetin gelişmesi ve işletilmesi düşünülmüş, “gizlilik ve bütünlük” geri planda kalmıştır.

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • DTB Hilton İstanbul Topkapı Otel -
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik Ve Uzay Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

8. İstanbul Güvenlik Konferansı (2022)

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu Toplantısı 5

Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu’nun beşinci toplantısı 25 Mayıs 2023 tarihinde İstanbul’da 6. Dünya Türk Forumu marjında gerçekleştirilecektir.

  • 14 Haz 2023 - 14 Haz 2023
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...