Bosna-Hersek'in Yeniden Yapılanması ve Balkanlar

Konuşma

Sayın Başkan, kıymetli katılımcılar, sevgili arkadaşlar; "Uluslararası Balkan Kongresi"nde yer almaktan dolayı çok memnunum. Bu mükemmel organizasyon için ve Balkanlar'ın bugünü ve geleceği hakkın­da bizlere yeni ve güncel düşünceler ve bakış açıları sunan konuşmacıların kıymetli değerlendirmeleri için teşekkürlerimi sunarım....

Sayın Başkan, kıymetli katılımcılar, sevgili arkadaşlar;

"Uluslararası Balkan Kongresi"nde yer almaktan dolayı çok memnunum. Bu mükemmel organizasyon için ve Balkanlar'ın bugünü ve geleceği hakkın­da bizlere yeni ve güncel düşünceler ve bakış açıları sunan konuşmacıların kıymetli değerlendirmeleri için teşekkürlerimi sunarım.

Bosna-Hersek'i anlamak, konuya aşina olan kişiler için dahi, kolay bir iş değildir. Entite isimleriyle birleşmiş ülke isimleri son derece kafa karıştırıcı­dır. Yönetimsel kompozisyon ve Devlet, Entiteler, kantonlar ve belediyeler arasında iktidar/yetki bölüşümü karmaşıktır ve daha da fazla kafa karıştırır. Bosna-Hersek üç farklı halk için anayurttur ve anayasal olarak eşit olan bu halklar bilmecenin taraflarıdır. Bu karmaşıklık bazen Bosna-Hersek'in kendi­si, halkları ve daha da önemlisi geleceği için zararlı olan çeşitli basitleştirme­lerin, yanlış değerlendirmelerin ve gruplaşmaların nedeni olmaktadır. Bu du­rum, zorunluluk arz eden reformların uygulanmasında ve tüm siyasal partile­rin ve bir bütün olarak toplumun ana stratejik hedefi olan AB'ye entegrasyon sürecinde Bosna-Hersek'in "iki adım ileri, bir adım geri" gitmesinin nedeni­dir.

Bosna-Hersek, Balkanlar'ın kalbinde veya - Huntington'un talihsiz ta­nımlamasıyla - medeniyetlerin ayrışma veya çatışma hattı üzerinde yer alan farklı/özgün bir jeopolitik varlıktır. Bosna-Hersek'te, farklı fatihlerin ve bura­ya farklı dinleri taşımış olan farklı imparatorlukların mirasçıları olarak Slav kökenli halklar yaşamaktadır. Bosna-Hersek'te tarih boyunca birlikte yaşamış olan üç halk bulunmaktadır: Boşnaklar (Müslüman halk), Sırplar (Ortodoks halk), Hırvatlar (Katolik halk). Ayrıca, toplam nüfus içindeki payları yaklaşık %2,3 olsa da Bosna-Hersek'te 17 farklı ulusal azınlık tanınmış durumdadır.

Farklı kültürlerin, geleneklerin ve dinlerin bu birlikteliği Bosna-Hersek'i özel­likle kültür ve sanat alanlarında zenginleştirdi ve sadece eski Yugoslavya'da değil, aynı zamanda dünya çapında bilinen edebiyat, müzik, sinema vs. ürün­leri ortaya koymuştur. Fakat diğer yandan bu farklılıklar, zaman zaman yanlış anlaşılmalara, güvensizliğe, iktidar mücadelesine ve ne yazık ki eski Yugos­lavya'nın parçalanması sürecinde yaşanılan son savaşlarda olduğu gibi kan dökülmesine neden oldu. Bildiğiniz gibi, 3,5 yıl sürmüş olan son zamanların en kanlı savaşlardan birisi 13 yıl önce Dayton / Paris Barış Anlaşması ile so­na erdi. Anlaşmanın tamamlayıcı ve ayrılmaz bir bölümü bugünkü Bosna-Her­sek Anayasasıdır. Anayasaya göre Bosna-Hersek, iki Entiteden - Bosna ve Hersek Federasyonu ile Sırp Cumhuriyeti - ve kurucu üç halktan - Boşnaklar (%43), Hırvatlar (%17) ve Sırplar (%33) - oluşan demokratik bir devlettir. Bu Dayton Barış Anlaşması, Entiteler ve bir bütün olarak devlet düzeylerinde so­rumlulukları ve yetkileri belirlemiştir. Dayton Barış Anlaşması'nın temel he­defi düşmanlıkları durdurmak, sürekli barışı, istikrarı ve refahı kurmak ve Av-rupa-Atlantik entegrasyonuna geçişin temellerini atmaktır.

Savaş sonrası dönemde Bosna-Hersek yönetimi, uluslararası toplumun tam desteği ve yardımları sayesinde iki yönlü geçiş sürecini yönetmektedir: savaştan ve çatışmadan barışa / uzlaşmaya ve yeniden yapılanmaya geçiş; planlı ekonomi temelinde sosyalist toplumdan modern demokrasiye ve açık piyasa ekonomisine geçiş. Her biri ayrı ayrı son derece karmaşık süreçler olan bu iki hedefi gerçekleştirmek kolay olmadı. AB üyeliği beklentisi, tüm halk­lardan siyasal elitler için reformların benimsenmesinde cezp edici rol oynadı. Fakat bu reformların kabul edilmesi her zaman kolay olmadı ve bazen OHR* tarafından dayatıldı.

Bosna-Hersek savaş sonrası dönemde önemli gelişme kaydetti. 1,1 mil­yondan fazla sığınmacı ve ülke içinde yerinden edilmiş insanlar savaş önce­sindeki kendi evlerine geri döndüler; insanların, mal ve hizmetlerin serbest do­laşımı yeniden tesisi edildi; altyapı tesisleri ve üretim kapasiteleri büyük ölçü­de yeniden inşa edildi; ülke sınırlarının kontrolü normal biçimde işlemektedir; tek ekonomik alan oluşturmaya yönelik reformların gerçekleştirilmesi saye­sinde ekonomi iyileştirildi ve son yıllarda yıllık %6'lık düzenli ekonomik bü­yümeyi içeren ekonomik gelişme kaydedildi. 2007 sonu itibariyle doğrudan yabancı yatırımlar 4,7 milyar dolara ulaştı. Kontrollü kamu harcamaları ve sa­bit para politikası sayesinde makro ekonomik istikrar sağlandı ve bölgedeki en düşük enflasyon oranına ulaşıldı. Savunma reformu başarılı biçimde ve bek­lentilerin ötesinde uygulandı. Böylece Bosna-Hersek, 2006 sonunda NATO Barış İçin Ortaklık Programına katıldı. NATO Bükreş Zirvesi'nde Bosna-Her-sek'e, üyelik müzakereler sürecinde MAP (Membership Action Plan-Üyelik Ey­lem Planı) öncesi son aşama olan Yoğunlaştırışmış Diyalog statüsü verildi. Güvenlik konusunda kaydedilen gelişmeler neticesinde Bosna-Hersek'te bulunan uluslararası askeri birlikler 1995 yılında NATO komutasındaki 70.000 asker­den, 2007 yılında AB tarafından yönetilmekte olan 2.500 askere düşürüldü.

Bosna-Hersek, en önemli ticaret ortaları ve ülkedeki en önemli yatırımcı­lar olan Hırvatistan ve Sırbistan ile iyi komşuluk ilişkileri kurdu. Saraybos-na'nın, Bölgesel İşbirliği Konseyi'nin Merkez Bürosu haline gelmiş olması bir tesadüf değildir. Saraybosna gelecekte bölgesel işbirliğinin de merkezi olacak­tır.

Bosna-Hersek, CEFTA'ya ve Enerji Topluluğu Anlaşması'na taraf oldu. CEFTA (Central European Free Trade Agreement-Orta Avrupa Serbest Ticaret Anlaş­ması), bölge çapında ticaret kurallarını uyumlaştrran bir modern ticaret anlaş­masıdır. Ayrıca CEFTA, Dünya Ticaret Örgütü'nün ticarete ilişkin öngördüğü kurallar ile ve tarafların AB'ye karşı olan sorumlulukları ile uyum içindedir. CEFTA'nın uygulanmasının bölge çapında ticaretin önemli ölçüde gelişmesi­ne yardımcı olacağı ümit ediliyor. CEFTA'nın uygulamaya sokulması, yaban­cı doğrudan yatırımların akışı açısından bölgenin çekiciliğini önemli bir ölçü­de arttıracaktır.

Dünya Ticaret Örgütü ile yapılan müzakere sürecinin son aşamasına ge­lindi. Bosna-Hersek'in yılsonuna kadar bu örgüte katılacağını umut ediyoruz. Ayrıca Bosna-Hersek, 70 milyonluk bir tüketim pazarı olan Türkiye ile Ser­best Ticaret Anlaşması imzaladı. Ülkede faaliyet gösteren şirketler Avrupa Birliği ile tercihli ticaret rejiminden faydalanmaktadırlar. Bu rejim, AB stan­dartlarına uygun olan tüm ürünlerin 27 üye devletin her birine miktar kısıtla­ması olmadan ihracına ve gümrük vergilerinden muafiyet olanağı sağlıyor. Bosna-Hersek, AB dışında ayrıca, ABD, Kanada, Japonya, Rusya, İsviçre, Avusturya, Norveç ve Yeni Zelanda ile tercihli ticaret rejimlerine sahiptir.

Haziran 2008'de Avrupa Birliği ile imzalanan İstikrar ve Ortaklık Anlaş­ması (İOA) Bosna-Hersek halkı için geleceğe ilişkin yeni iyimser bir beklen­ti açan en önemli adım olmuştur. İOA'nın imzalanması neticesinde Bosna-Hersek, ilk defa AB ile anlaşmadan doğan ilişkilere girmiş oldu ve Bosna-Her-sek'e potansiyel üye statüsü kazandırdı. Bu statü, Bosna-Hersek'in içsel istik­rarı ve gelişimi üzerinde olumlu bir etkisi olacaktır. Bu anlaşma ise Bosna-Hersek'in AB kurumları, AB üye devletleri ve bir bütün olarak uluslararası toplum nezdinde kredibilitesini yükseltti. Başka bir ifadeyle, bu anlaşmanın uygulamaya geçmesi ile birlikte, ülkeye önemli miktarda yabancı yatırım akı­şının gerçekleşmesini ve yeni işletmelerin kurulmasını umut edebiliriz. Bu ise, Bosna-Hersek'te yaşam standardını yükseltecektir. Sıradan insanlardan üst dü­zey politikacılara kadar herkes bu gelişmeden memnun ve uzun vadede inişli - çıkışlı bir yol olsa da herkes için yüksek yaşam standardı sonucu doğuraca­ğı görülmektedir.

2000 yılından itibaren AB'ye katılan ülkelerin tecrübeleri gösteriyor ki, Bosna-Hersek ile kıyaslandığında başlangıç pozisyonları daha iyi olmuş olsa da, ilk aşamalarda bu süreç gerçekten sancılı gerçekleşti. Fabrikaların ve kü­çük işletmelerin iflas etmesi, işsizliğin artması, fiyatların yükselmesi ve nüfu­sun büyük bir bölümünün alım gücünün azalması yerli ekonomilerin güçlü AB ekonomisi ile yüzleşmesinin ilk görünen belirtiler oldu. Hiç kuşkusuz, zayıf ve azgelişmiş Bosna-Hersek ekonomisi Avrupa ekonomisiyle - özellikle de tarım ve sanayide - rekabet etmeye hazır değil. Komşu ülkeler ile uygulanan Serbest Ticaret Anlaşmaları bile, uygun politik önlemlerin yokluğunda, zaten yüksek olan dış ticaret dengesizliğinin daha da artmasında etkili oldu ve yerli üretimi - özellikle de tarım ve gıda üretimini - boğdu. Öte yandan, Anlaşmanın gerek­lerini karşılamak için zorunlu olan reform ve önlemlerin uygulanması süreci, başka bir ifadeyle, Bosna-Hersek'in yasal sitemini ve pratiğini Avrupa stan­dartlarına, normlarına ve pratiğine uyumlu hale getirme süreci henüz tamam­lanmamıştır. Bu süreç, politik liderlere ek yük bindirmiştir.

1 Temmuz 2008 tarihinde uygulamaya giren Geçici Anlaşma bütçe gelir­lerinde kayıplara neden olabilir ve kamu giderlerinin, başlıca sosyal güvenlik haklarının finansmanını tehlikeye atabilir ve ayrıca daha fazla toplumsal istik­rarsızlığa neden olabilir.

Anlaşmanın imzalanması neticesinde Bosna-Hersek siyasetçileri pek çok alanda zorunlu reformların uygulanması ve yönetilmesi hususunda büyük so­rumluluklar yüklendi. Ne var ki bu reformlar sancılı olabilir.

Savaş sonrasında Bosna-Hersek büyük gelişme kaydetmiş olmasına rağ­men, bir modern Avrupa toplumu olma imajını elde etme ve AB'ye tam üye­lik yolunda ilerleme süreci yavaşladı. Bunun nedeni, ülkedeki üç toplumun politik elitleri arasında yaşanana sürekli sert mücadeleler ve retoriktir. Bu ne­denledir ki, AB ile İOA görüşmeleri 2005 yılında başlatıldı, 2006 yılında tek­nik görüşmeler sonuçlandı ve ancak Haziran 2008'de imzalandı.

"Öteki"nin ihtiyaçlarını ve düşüncelerini anlama ve bir toplumun hakla­rını savunma hususunda irade ve istek yokluğu ile çok geniş ve çeşitli mese­lelerin "ulusal hayati çıkar" meselesi haline getirilmesi, Bosna-Hersek'in hız­lı biçimde AB'ye uyumlu hale gelmesini ve katılımını sağlayamaz. Bu yakla­şım, ülkede en önemli hedef olması gereken ve politik, toplumsal, demokra­tik, ekonomik ve kültürel gelişmenin birincil ön koşulu olan tam barış ve uz­laşma önünde engeldir. Öte yandan, bu tip bir yaklaşım toplumun kafasını ka­rıştırıyor ve toplumun dikkatini somut vahim toplumsal meselelerden (yakla­şık % 40 olan işsizlik; kısıtlı sosyal haklar; zayıf bir yönetim; hukukun üstün­lüğü ilkesinin tam olarak gerçekleşmemesi; vs.) başak yöne kaydırıyor. Bu problemlerden bazıları çok geçmeden azalacaktır ve Bosna-Hersek'teki so­rumlu politik elitler yargılanacaktır.

AB açısından İOA'nın imzalanması, ülkede işbirliğinin geliştirilmesi ve reformların tüm toplulukların yararına uygulanması hususunda Bosna-Her-sek'teki siyasal partilere yönelik en ciddi çağrıdır.

İOA, geniş kapsamlı bir siyasal ve ekonomik proje olarak anlaşılmama­lıdır. Şu anki aşamada Anlaşma, Bosna-Hersek ve bütün Batı Balkan Bölgesi için öncelikle bir istikrar ve güvenlik projesidir. Coğrafi, kültürel ve siyasal olarak bölgenin merkezinde bulunuyor olması dolayısıyla Bosna-Hersek'in gelişmesi, istikrarı ve AB yolunda ilerlemesi tüm bölgenin gelişimi için haya­ti önem arz etmektedir; ve tabi ki, bunun tersi...

Kompleks yapısı ile Bosna-Hersek, siyasal atmosferi parçalara bölen böl­gedeki siyasal olaylar ve gelişmeler karşısında dirençli bir ülke değildir. Yaşa­nılan olaylar ve gelişmeler neticesinde Bosna-Hersek hala kırılgan bir ülkedir.

Örneğin; hatırlatmak isterim ki, Kosova'nın bağımsızlığı ihtimali bile Bosna-Hersek'te siyasal yaşamın keskin biçimde kutuplaşmasına neden oldu. Bu kutuplaşma içinde tüm taraflar Dayton Barış Anlaşması'na rağmen kendi radikal taleplerini iler sürdü. Bu örnek olay, Bosna-Hersek'in bölge istikrarı karşısındaki kırılganlığını ve incinebilirliğini gösteriyor. Dolayısıyla ülkenin kalkınması için bölgede istikrar ve güvenlik çok önemlidir.

Bölgedeki her ülke AB yoluna girmiş bulunuyor. Ancak net bir Avrupa perspektifi ve bölgenin Avrupa Birliği'ne hızlı biçimde katılması, halen etnik hatlara bölünmüş ve Kosova'nın bağımsızlığıyla birlikte derinden sarsılmış olan bölgede gerginlikleri azaltılabilir ve ihtiyaç duyulan istikrarı, barışı ve uz­laşmayı kurabilir. Nitekim bu, bölgenin kalkınması ve zenginleşmesi için ki­lometre taşıdır.

Bosna-Hersek Başkanlık Konseyi Dönem Başkanı** Dr. Haris Silajdziç'in de belirttiği gibi "Bosna-Hersek'te ve Batı Balkan olarak adlandırılan bölge­de sorunların çözümü, Avrupa Birliğidir, başka bir alternatif yoktur. Güven­liğe ihtiyacımız var. Bu nedenle Bosna-Hersek'in en büyük çıkarı Avrupa Bir­liği yolunda ilerleyen tüm komşularımızla iyi ilişkiler içinde olmaktır." Silajd-ziç'e göre, Bosna-Hersek çözümün bir parçasındır; çünkü yapıcı diyaloğun geliştirilmesine katkı sağlayabilir. "Çok kültürlülük ve çoğulculuk, Bosna-Hersek gibi acı tecrübeler yaşamış olan tüm ülkeler için tek çözümdür diyor Başkan Silajdziç.

Dikkatle dinlediğiniz için hepinize teşekkür ederim.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2072 ) Etkinlik ( 86 )
Alanlar
TASAM Türkiye 86 2072

İkinci Dünya Savaşı sonrasında Batı Bloku ülkelerinde ivme kazanan refah devleti uygulamaları, kapitalizmin piyasa odaklı dinamikleri ile demokratik toplumların sosyal adalet, güvenlik ve eşitlik talepleri arasında tarihsel bir uzlaşı rejimini temsil etmektedir. Bu süreçte refah devletleri tek tip b...;

Büyük güçler arasındaki güvenlik rekabeti, uluslararası politikanın baskın özelliğidir. Tarih boyunca kırmızı bir iplik gibi uzanır ve ortadan kalkacağına dair pek bir neden yoktur. Bunun nedeni basittir: Anarşi içindeki devletlerin rekabet etmekten başka seçeneği yoktur, çünkü başka bir devlet haya...;

Karşılaştırmalı sosyal politika ve iktisadi kurumlar literatüründe refah devleti, yalnızca devletin sosyal harcama miktarı veya bütçe büyüklüğü üzerinden tanımlanan edilgen bir mekanizma değildir. Modern sosyal politika analizi; devlet, piyasa ve aile arasındaki risk paylaşımının ve kaynak aktarım b...;

Savunma ve güvenlik gereksinimleri, insanlık tarihi boyunca toplumsal örgütlenmenin, devlet kapasitesinin ve iktisadi yapıların şekillenmesinde belirleyici bir rol oynamıştır. Klasik ve neoklasik iktisat gelenekleri, uzunca bir süre savunma harcamalarını serbest piyasa mekanizmasının dışında kalan, ...;

Bu çalışma, Sierra Leone’de iç savaş sonrası uygulanan Silahsızlanma, Terhis ve Yeniden Entegrasyon (DDR) programının ‘teknik başarı’ ölçütleri ile (silahsızlanma/terhis/yeniden uyum) sınırlı kalmasının, devletin şiddet tekelinin yeniden tesisi ve pozitif barışın kurumsallaşmasında yeterli olup olma...;

Tarihte pek çok ulusun geçmişine bakıldığında, kültürel üst kimliklerin bugünün dar siyasi haritaları üzerinden değerlendirildiği görülür. Bu yüzeysel bakış açısı nedeniyle, dışarıdan bakan bir göz için "Türk" kavramı yalnızca "Türkiye Cumhuriyeti" sınırlarına, "Türkiye" ise ne yazık ki Orta Doğu ek...;

Uluslararası formatta düzenlenecek Türkiye Coğrafi İstihbarat Sempozyumu (2026) oturumlarında konuşmacı olmak için gerekli belgenin busra.buyuk@tasam.org (TASAM) veya geointsymp@esenyurt.edu.tr (İstanbul Esenyurt Üniversitesi) adresine aşağıda tarif edildiği şekilde oluşturularak MS Word dosyası fo...;

İlk Türkiye Coğrafi İstihbarat Sempozyumu, İstanbul Esenyurt Üniversitesi, TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü (MSGE) ve MSB Harita Genel Müdürlüğü işbirliğiyle “Jeouzamsal İstihbarat ve Yapay Zeka” ana teması altında 19-20 Kasım 2026 tarihinde uluslararası formatta İstanbul’da düzenlenecektir...;

Türkiye Geospatial Intelligence Symposium

The First Türkiye Geospatial Intelligence Symposium will be held in Istanbul on 19–20 November 2026, in an international format, through the collaboration of Istanbul Esenyurt University, the TASAM National Defense and Security Institute (MSGE), and the General Directorate of Mapping of the Ministry of National Defense, under the overarching theme of "Geospatial Intelligence and Artificial Intelligence."

  • 19 Kas 2026 - 20 Kas 2026

12th Istanbul Security Conference (2026)

  • 19 Kas 2026 - 20 Kas 2026
  • İstanbul - Türkiye

12. İstanbul Güvenlik Konferansı (2026)

  • 19 Kas 2026 - 20 Kas 2026
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul - Türkiye

9. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

7. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

4. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

8. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

2. Yeniden Asya Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...