Prof. Dr. Mustafa Said YAZICIOĞLU Türkiye Cumhuriyeti Devlet Bakanı

Konuşma

Sayın Valim, çok değerli Rektörüm, değerli Milletvekilim, çok değerli Misyon Temsilcileri, Belediye Başkanımız, kamu kurum ve kuruluşlarının çok değerli temsilcileri, hanımefendiler, beyefendiler, saygı değer konuklar ve ba­sın mensupları;...

Sayın Valim, çok değerli Rektörüm, değerli Milletvekilim, çok değerli Misyon Temsilcileri, Belediye Başkanımız, kamu kurum ve kuruluşlarının çok değerli temsilcileri, hanımefendiler, beyefendiler, saygı değer konuklar ve ba­sın mensupları;

"Balkan Milletleri Arası Etkileşim" konulu "Uluslararası Balkan Kongresi"nde sizlerle birlikte olmaktan duyduğum mutluluğu sözlerimin ba­şında ifade etmek istiyorum. Bu kongrenin düzenlenmesinde büyük emeği ge­çen değerli Valimize, TRAKYAKENT ve Tekirdağ Belediye Başkanlarına, Tİ­KA Başkanlığımıza, Namık Kemal Üniversitesi Rektörlüğüne, TASAM'a tak­dirlerimi ve içten teşekkürlerimi sunuyorum.

Stratejik bir öneme sahip olan Balkanlar ile ülkemiz arasında uzun bir geçmişe dayanan ve ortak yaşamdan kaynaklanan tarihi, sosyal ve kültürel bağlar mevcuttur. Bu itibarla Türkiye, Balkanlar'ın ayrılmaz bir parçasıdır. Türkiye'de kendileri veya ataları Balkanlar'dan gelmiş olan vatandaşlarımız bulunmakta, bu vatandaşlarımızın Balkanlar'da akrabaları yaşamaktadır. Do­layısıyla Türkiye ile Balkan ülkeleri ve milletleri arasında sıkı ve canlı ilişki­ler her zaman olagelmiştir, bugün de vardır.

Balkanlar'ın yeniden şekillendiği günümüzde, bu bölgeye yönelik istik­rar arayışları ve işbirliği girişimlerinde aktif rol almak, bunun yanı sıra güçlü tarihi, kültürel ve insani bağlarla bağlı bulunduğu bölge ülkeler ile ikili ilişki­lerin mümkün olan her alanda olabilecek en güçlü düzeyde tutmak Türkiye için büyük önem taşımaktadır. Hükümet olarak, Türk Dünyası ve akraba top­lulukları olarak adlandırdığımız Balkan ülkeleri ile karşılıklı işbirliği ve yar­dım konusunda olağanüstü hassasiyet gösteriyoruz. Her gün değişik ülkeler­den gelen heyetler ile değerlendirmeler ve toplantılar yapıyoruz. TİKA önder­liğinde bölge ülkelerine yaptığımız destek artarak devam edecektir.

Değerli misafirler;

Batıya açılan kapımız olan Balkanlar yolunun siyasal ve fiziksel bakım­dan kesintisiz işlevliğini sağlamak ve bölgede kalıcı barış ve istikrarın sürdü­rülmesi, bu bölgeye yönelik temel politikamızdır.

Öte yandan, 1990'lı yıllarda Doğu Bloğunun dağılmasıyla Balkanlar'da yeni bir siyasi manzara ortaya çıkmıştır. Karşımızda artık siyasi açıdan güç­lenmekte olan demokrasiler ve piyasa ekonomisi koşullarının hakim olduğu ekonomiler yer almaktadır. Bu durum, Balkanlar'da barış ve istikrarın korun­ması açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirilmek durumundadır.

Nitekim gelişmekte olan barış ve istikrar ortamına bağlı olarak, Balkan ülkeleri ile ticari ve ekonomik ilişkilerimiz son yıllarda büyük bir ivme kazan­mıştır. Bölgede ticaretin ve her türlü ekonomik işbirliğinin gelişmesinden ya­na olduğumuzun altını önemle çizmek isterim.

Türkiye Balkan ülkeleri ile her alanda ikili ilişkilerini geliştirmeye ve ak­tif bir biçimde bu ilişkilerde yer almaya kararlıdır. Bu kararlılığını, uluslarara­sı gelişmelerin ortaya çıkardığı bölgeye yönelik tüm barışı koruma misyon­larında görev almak suretiyle de teyit etmektedir. Ayrıca ortak tarih ve kültür değerlerini paylaştığımız Balkan ülkeleri ile son dönemlerde ivme kazanan bölgesel işbirliği girişimleri bağlamında da yakın bir eşgüdüm içerisinde ça­lışmaktayız.

Yakın geçmişin kanlı sayfalarını geride bırakıp geleceğe umutla bakmak sanırım hepimizin ortak amacı ve hedefidir. Bu itibarla evrensel değerlerin, te­mel hak ve özgürlüklerin hâkim olduğu ortak geleceğe doğru birlikte yürüme-liyiz. 21. yüzyılda Balkan kelimesinin huzuru, refahı ve istikrarı simgeleyen bir anlama kavuşmasını içtenlikle diliyorum. Sözünü ettiğim bütün bu husus­lar, aslında Balkanlar'ın geçmişte yaşadığı ve bugün de kısmen yaşamakta ol­duğu zorlu süreçlerin kolay atlatılabilmesine imkân sağlayacak niteliktedir.

Balkanlar hakkında doğru ve objektif bilgi sahibi olmak, Balkan millet­leri arasında önyargıları ortadan kaldırmak, bölgeye yönelik stratejik vizyon geliştirmek, bölgede barış, demokrasi ve istikrarın inşası sürecine katkı sağla­mak ve özellikle Balkan milletleri ile sıkı etkileşim ve iletişim içinde bulun­mamın önemine işaret etmek istiyorum.

Değerli katılımcılar;

"Baltan Milletleri Arası Etkileşim" alt başlığı altında gerçekleştirile­cek olan "Uluslararası Balkan Kongresi"nin çok yararlı olacağına ve önem­li katkılar sağlayacağına yürekten inanıyorum. Bu çerçevede sizlerle Türki­ye'nin Balkanlı kimliğinin daha fazla hissedildiği Trakya bölgemizin şirin il­lerinden Tekirdağ'da bir arada olmaktan büyük mutluluk duyuyorum.

Bu kongrede verilecek mesajları önemsiyorum ve Balkanlar'ın geleceği­nin şekillendiği kritik bir dönemde düzenlenen bu kongreden çok yararlı so­nuçların çıkmasını ümit ediyorum. Bu kongrenin Balkan halkları arasındaki ilişkilerin güçlenmesine, daha yaşanılabilir bir dünya için medeniyet değerle­rinin yerleşmesine ve Balkan ülkelerinin karşılıklı dostluk ve işbirliğine önem­li katkılar yapmasına vesile olmasını diliyorum.

Kongreye katılan tüm bilim adamı ve siyasetçilere, organizasyon heyeti­ne katkılarından dolayı herkese teşekkür ediyor, özellikle kapısını bu önemli toplantıya açan Namık Kemal Üniversitesi Rektörlüğüne teşekkürlerimi özel­likle ifade ediyor, bu toplantının yararlı sonuçlar doğurması dileğiyle hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2643 ) Etkinlik ( 216 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 97 1035
Avrupa 22 634
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 8 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1348 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 283
Orta Doğu 21 596
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1996 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1996

İnsanoğlunun uzayla ilişkisini kabaca iki kategori altında incelemek mümkün. Bunlardan ilki yerküreye görece yakın mesafeleri kapsayan yörüngesel uzay. 1957 yılında uzaya fırlatılan Sovyet Sputnik uydusunu bugüne kadar 8.000’in üzerinde uydu takip etti ve Dünya’nın yörüngesindeki uydular artık moder...;

2020 başından itibaren tüm dünyayı etkisi altına alan Kovid-19 salgını sebebiyle maruz kalınan geniş çaplı kısıt ve kısıtlamalar sonucu endüstriyel faaliyetlerdeki ve trafikteki azalma üzerine, doğada yeniden bir canlanma gözlenmiştir. ;

Dünyada hava kuvvetleri, isimlerine ya uzay kelimesini ekliyor ya da uzaya özel ayrı bir kuvvet kuruyor. Türkiye için bu ayrımı konuşmak için henüz zaman var. Gezegenler arası seyahatin konuşulduğu bu günlerin uzay gündeminde, Türkiye oldukça yeni bir aktör sayılır. ;

Daha önce, bu platformda kaleme aldığımız bazı çalışmalarda sıklıkla ifade etmiştik ki; bugün Balkanlar olarak adlandırılan Avrupa topraklarının “Batı Medeniyeti”nin dışında tutulmasının en kolay yolu, onu asla tam manası ile tanımlamamak olarak belirlenmişti. ;

Meksika ise yaklaşık 2 milyon kilometrekarelik yüzölçümü ile Orta Amerika’daki stratejik konumu, 124 milyon civarındaki nüfusu, insan kaynağı, 1,223 trilyon GSYİH ile büyüyen ve gelişen ekonomisi, BM, Amerika Devletleri Örgütü (ADÖ), Rio Grubu, OECD, ANDEAN, Orta Amerika Entegrasyon Sistemi (SICA),...;

Afganistan, dünyadaki hemen her sorunun önüne geçti. Gazze’ye artık sadece göz ucu ile bakıyoruz. Yemen’i unuttuk gibi. Doğu Akdeniz ve Kıbrıs, Libya ve deniz yetki alanları ile ilgili belirsizlikler sanki bir kenara itildi. ;

Suudi Arabistan ise Asya’yı Afrika’ya ve Akdeniz’i Hint Okyanusu’na bağlayan bölgedeki stratejik konumu, Arap ve İslam dünyasındaki öncü rolü, 34 milyon’a yaklaşan dinamik nüfusu, doğal kaynakları, kanıtlanmış dünya petrol rezervlerinin yaklaşık % 20’si ile enerjide öncü ülke oluşu, turizm ve insan ...;

Türkiye’de ve dost/kardeş ülkelerde stratejik vizyonu temsil eden devlet adamları ile bürokratlar, bilim insanları, kurumlar, iş insanları, sanatçılar, siyasetçiler ve gazeteci-yazarları onurlandırmak amacıyla 2006 yılından beri gerçekleştirilen TASAM Stratejik Vizyon Ödülleri’nin resmî internet sit...;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.