Hırvatistan Cumhuriyeti ve Balkan Bölgesindeki Rolü

Konuşma

İçinde yaşadığımız zaman, özellikle diplomatik ve uluslararası ilişkiler ve küreselleşen dünyada yeni ortaya çıkan demokrasiler açısından çok heye­can vericidir. Hırvatistan nispeten yeni bir demokrasidir. Engin tarihi ve kül­türel mirasından dolayı turistik olarak oldukça bilinen bir ülke olmakla birlik­te Hırvatistan, politik düzeyde Balkan bölgesinde istikrar için örnek teşkil et­meye ve yol gösterici bir ışık olmaya gayret etmektedir....

Sayın Başkan, değerli bakanlar, büyükelçiler, saygıdeğer meslektaşlarım, bayanlar ve baylar,

İçinde yaşadığımız zaman, özellikle diplomatik ve uluslararası ilişkiler ve küreselleşen dünyada yeni ortaya çıkan demokrasiler açısından çok heye­can vericidir. Hırvatistan nispeten yeni bir demokrasidir. Engin tarihi ve kül­türel mirasından dolayı turistik olarak oldukça bilinen bir ülke olmakla birlik­te Hırvatistan, politik düzeyde Balkan bölgesinde istikrar için örnek teşkil et­meye ve yol gösterici bir ışık olmaya gayret etmektedir.

Avrupa tarihi savaşlar, çalkantılar, iktidar ve üstünlük mücadeleleriyle doludur. Özellikle Balkanlar çok çeşitli çıkarların karşılaşmasına sahne olmuş­tur. Yüzyıllar boyunca bu bölgedeki tarihsel kırılganlık ve istikrarsızlık, Habs-burglar ve Osmanlılar gibi birden çok etnik yapı barındıran ve çok dilli impa­ratorluklar tarafından kontrol edilmiştir. 20. yüzyılın en dramatik ve en trajik olaylarından bazıları Balkanlar'da gerçekleşmiştir.

Ve nihayet 20. yüzyıl sonunda Avrupa, vatandaşlarının refahı uğruna Av-rupa-Atlantik düşüncelerin erdemiyle uzlaşmayı ve yeniden birleşmeyi sağla­yacak gücü kendinde bulmuştur. Ne yazık ki, Balkan devletleri kanlı bir dö­nemden ve komünizm sonrasının zor dönüşümünden geçmiştir. Şimdi, ortak bir Avrupa yazgısına ulaşmanın zamanı gelmiştir. Güneydoğu Avrupa bu ortak yazgı yolunda zorlukları yenmek, kendini reforme etmek ve ortak yeni değer­ler inşa edebilmek için tarihi bir fırsata sahiptir: AB ve NATO üyeliği.

AB ve NATO üyeliğinden bahsederken, sadece resmi bağlantılara değil, Avrupa'ya özgü değerlere ulaşılması ve bölgenin siyasi profilinin değiştiril­mesi ihtiyaçlarına da dikkat çekiyoruz. Bu yolculuk, bazı eski alışkanlıkların üstesinden gelmesi gereken içsel reformlarla evde başlamaktadır.

Hırvatistan yakın geçmişte bazı talihsiz deneyimler yaşamıştır. Bundan dolayıdır ki benim ülkemde herkes komşularla ortaklığın ve bölgesel istikra­rın sağlanmasının önemini bilmektedir. Bu münasebetle, bu amaca ulaşmanın en iyi ve en kolay yolunun Avrupa-Atlantik birliklerine tam entegrasyondaki ilerleme hızının korunması olduğuna inanıyoruz. Bu, Hırvatistan'ın kendi va­tandaşları için müreffeh bir devlet olması adına kabul ettiği ve uyguladığı te­mel politikadır. Bu tutum ve değerler, bölgede güvenilir ve dostane ilişkiler kurulmasını sağlamıştır. Ayrıca bu prensip ve şeffaf politika, AB, NATO ve geniş uluslararası çevrelerce de tanınmıştır. Burada özellikle vurgulamak isti­yorum ki, Hırvatistan'ın şimdiki dış politikası hakkında bütün siyasal partiler tam bir fikir birliğine sahiptir.

Bizim düşüncemize göre, Balkan bölgesi gelecekteki kalıcı güvenlik ya­pısının belirlenmesinde son aşamaya gelmiştir. Ortak hedefimiz, bölünmemiş yeni bir Avrupa çerçevesinde bütün Güneydoğu Avrupa'nın kaynaşması olma­lıdır.

Size bazı önemli gerçekleri hatırlatmak istiyorum:

Hırvatistan, 2008-2009 dönemi için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konse­yine geçici üye olarak seçilmiştir. Barış koruma harekatlarındaki tecrübesiyle, Hırvatistan şu anda dünya üzerinde 16 barış koruma harekatına dahildir. Bir­leşmiş Milletler Barış Misyonu aracılığıyla 1990'lı yıllarda kendi ülkemizin işgal edilmiş bölgelerinin barışçıl yollarla yeniden entegrasyonu konusundaki az rastlanan deneyimimiz, bu önemli Birleşmiş Milletler organına seçilmemiz­de güven nedeni olmuştur. Bu durum, benim ülkemin Uluslarası toplumun ol­gun ve sorumluluk sahibi bir üyesi haline geldiğinin ve dünyada barışın ve re­fahın sağlanması adına yapılacak çalışmalara katılmaya hazır olduğunun gös­tergesidir. Hırvatistan Cumhuriyeti Uluslarası arenada artık sadece alıcı konumunda olmaktan çıkmış, bunun yerine kolaylaştıran ve katkıda bu­lunan bir konuma gelmiştir.

NATO, Hırvatistan için kabul görme sağlayan bir diğer büyük kaynaktır. NATO'nun Bükreş Zirvesi'ne hayli sevindirici katılma davetini alıncaya ka­dar, Barış için Ortaklık (PfP), yoğun diyaloglar ve üyelik faaliyet planları gi­bi aşamalarla uzun bir yol alındı.

Ortaklık vizyonu doğrultusunda, 2000 yılının başlarında Arnavutluk, Ma­kedonya ve Hırvatistan oldukça bilinen bir grup olan A3'ü yani Amerikan Ad­riyatik Sözleşmesini ortaya çıkarmıştır. Burada amaç, Balkanlar'da uyum de­ğerlerini güçlendirmek adına A3 üyeleri ve diğer NATO ülkeleri arasındaki iş­birliğini hızlandırmaktır. Bu tarz bir işbirliğinin, oldukça kırılgan bir yapı­ya sahip olan bölgedeki karşılıklı işbirliğini, güvenliği ve istikrarı sağla­mak adına bölgedeki diğer ülkelere de örnek teşkil edeceğine inanıyoruz.

AB çalışmalarımızın başlangıcından beri AB üyeliği Hırvat toplumu için en önemli hedeftir. Hırvatistan'ın AB'ye tam üye olma hedefi hakkında ülke genelinde büyük bir fikir birliği sağlanmıştır. Bütün parlamenter siyasi parti­ler bu hedef doğrultusunda sağlam bir işbirliği kurmuşlardır. Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı olarak Sayın Manuel Barroso'nun yakın bir zamanda söylediğine göre Hırvatistan'ın 2009 yılı sonuna kadar müzakere sürecini bi­tirmek üzere somut bir hedefi vardır ve üyelik 2010 yılı içinde gerçekleşebilir. Şimdiye kadar Hırvatistan 35 başlığın 16'sını açmış ve 2 tanesini de kapatmış­tır. Müzakere sürecini hızlandırmak adına, yargı sistemini ve devlet yönetimi­ni yenilemek, yolsuzluğu yok etmek, bazı sosyal ve ekonomik sektörleri geliş­tirmek ve kamu hizmeti konusunda AB düzenlemelerini benimsemek gibi bir takım önemli atılımlar yapmamız gerekmektedir. Bu reformların yapılmasın­daki başlıca amaç, bu geliştirmeleri ve uygulamaları kendimiz için yapıyor ol­duğumuz gerçeğidir.

Geçen 10 yılda yıllık %4'lük bir büyümeyle Hırvatistan, Avrupa'nın bu bölgesindeki en dinamik geçiş ülkelerinden birisidir. Genel politik ve eko­nomik istikrar, etkin bir yargı sisteminin oluşturulması ve demokratik bir or­tamda serbest teşebbüs Hırvatistan ekonomisinin dünya pazarlarında daha re­kabetçi olmasına sağlam bir temel hazırlamıştır. Ülkeye daha fazla yabancı sermayeyi çekmek için AB'deki geçerli iş ortamına uyumlu olacak şekilde olumlu bir iş ortamının yaratılmasına özellikle önem verilmiştir.

Hırvatistan politikasının bir diğer temel hedefi de bölgesel işbirliğini canlandırmaktır. AB ve 1999 Selanik süreci vasıtasıyla, Güneydoğu Avrupa'da İstikrar Paktı'ndan günümüzün Bölgesel İşbirliği Konseyi'ne (RCC) varıncaya dek canlı bir işbirliği kurulmuştur. RCC, Saraybosna'da faaliyete başlamış ve Hırvat diplomat Hidajet Bi_ evi_ tarafından yürütülmüştür. Bu ortaklaşa çalışmanın başlıca amacı modası geçmiş tarihsel sıkıntıların üstesinden gelmek ve Balkanlar'a uzlaşma, kalkınma, karşılıklı güven inşası, müzakere ve barış duygusunun oturtulması, ekonomik restorasyon ve bütün vatandaşların faydasına olacak somut programlar oluşturma gibi bir çok konuda rehberlik etmektir. RCC'nin temel hedefi bölgedeki yeni profilleri kolaylaştırmak ve Güneydoğu Avrupa'yı Avrupa-Atlantik birliklerine etkin bir şekilde dâhil etmektir.

Türkiye ve Hırvatistan Güneydoğu Avrupa ile ilgili olarak ortak bir viz­yon paylaşmaktadırlar. Bölgede barışın sağlanmasında belirleyici bir etki ya­ratmış olan 1990'lardaki işbirliği, günümüzde de her iki ülke tarafından böl­geye yeni değerler ve standartlar yayılmasıyla devam etmektedir. Türkiye, Balkan ülkeleri için açık kapı politikasının sağlam bir savunucusu olduğu gi­bi, Güneydoğu Avrupa ülkelerinin NATO üyeliği konusunda da en büyük ko­laylaştırıcılardan biri olmuştur. Bundan başka, Türkiye'nin Birleşmiş Millet-ler'in Bosna Hersek ve Kosova'daki barış operasyonlarına aktif katılımı böl­gede istikrar ve barış sağlamıştır. Balkanlar'ın güvenlik mimarisi Türki­ye'nin yardımı olmadan düşünülemez.

Sonuç olarak; Avrupa, Güneydoğu Avrupa'da olduğu gibi yakın tarihin en ilginç ve en belirleyici dönemlerinden birinden geçmektedir. Bu yıl gerçek-keşen NATO'nun Güneydoğu Avrupa'ya genişlemesi Balkanlar'da demokratik ve ekonomik kazanımları sağlamlaştırmıştır. Bölgenin özgür politik kurumla­ra ve serbest pazarlara doğru izlediği yol aşikardır. Ülkemin en önemli hede­fi, komşularına, özellikle de Bosna Hersek ve Sırbistan'a, Avrupa-Atlan-tik birlikleri yolunda kapsamlı destek sağlamak olmaya devam edecektir.

Ve son olarak vurgulamak istiyorum ki; Hırvatistan, Güneydoğu Avru­pa'da güvenlik ve istikrar ağında ve demokratik refah konusunda güvenilir bir ortak ve önemli bir stratejik bağ olmaya devam edecektir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 4766 ) Etkinlik ( 165 )
Alanlar
Afrika 64 1108
Asya 69 1693
Avrupa 13 1332
Latin Amerika ve Karayipler 12 135
Kuzey Amerika 7 498
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2765 ) Etkinlik ( 42 )
Alanlar
Balkanlar 22 565
Orta Doğu 16 1127
Karadeniz Kafkas 2 649
Akdeniz 2 424
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3097 ) Etkinlik ( 69 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 2000
Türk Dünyası 16 1097
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3294 ) Etkinlik ( 68 )
Alanlar
Türkiye 68 3294

Son Eklenenler