Siyasi İlişkiler

Makale

Zamanlama açısından oldukça uygun bir girişim olarak görünen 5. Ulus­lararası Türk-Afrika Kongresi'ni organize etme konusundaki değerli çabala­rından dolayı TASAM' a teşekkür etmek isterim....

Sayın Başkan,

TASAM'ın değerli yöneticileri,

Türk ve Afrika Sivil Toplum ve Düşünce Kuruluşlarının saygıdeğer tem­silcileri,

Bayanlar ve Baylar,

Zamanlama açısından oldukça uygun bir girişim olarak görünen 5. Ulus­lararası Türk-Afrika Kongresi'ni organize etme konusundaki değerli çabala­rından dolayı TASAM' a teşekkür etmek isterim.

Dolayısıyla bizim görüşümüz söz konusu kongrenin, 14-16 Ağustos 2008 tarihleri arasında İstanbul'da gerçekleştirilen Türk- Afrika Sivil Toplum Kuru­luşları Forumu sürecinin takip edilmesi anlamında çok önemli bir adım olaca­ğı yönündedir.

Ancak Türkiye- Afrika ilişkilerinin gelişmesinde Sivil Toplum Kuruluş­larının rolünün ayrıntılarına değinmeden evvel, saygıdeğer dinleyicilere bir ta­kım gerçekleri hatırlatmak isterim.

Bilindiği üzere Türkiye, 2008 yılının Ocak ayının sonunda Addis Aba-ba'da icra edilen Afrika Birliği'nin Yönetici Konseyi'nin 12. Olağan Toplan-tısı'nda stratejik ortak olarak kabul edilmişti.

Türkiye- Afrika ilişkilerinin yeni içeriğinin doğal bir sonucu olarak, aynı zamanda 1998 tarihinden bu yana uygulanmakta olan Türkiye'nin Afrika'ya yönelik açılım politikasının "kazanımı" olarak, Devlet ve Hükümet Başkanla­rının bir araya geldikleri Birinci Türk- Afrika Zirvesi, 18-21 Ağustos 2008 ta­rihlerinde İstanbul'da icra edilmişti. 49 Afrika ülkesinin Devlet Başkanı, Devlet Başkan Yardımcısı, Başba­kan, Dışişleri Bakanı veya Büyükelçi seviyesinde katıldığı söz konusu Zir-ve'de 9 işbirliği alanı üzerinde mutabakat sağlanmıştır.

Söz konusu alanlar:

  1. Hükümetler Arası İşbirliği;
  2. Ticaret ve Yatırım;
  3. Tarım, Çiftlik Ürünlerinin Üretilmesi, Kırsal Kalkınma, Su Kaynak­larının Yönetimi ve Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler (KOBİ'ler);
  4. Sağlık;
  5. Barış ve Güvenlik;
  6. Altyapı: Enerji ve Ulaşım;
  7. Kültür, Turizm ve Eğitim;
  8. Medya, Bilgi ve İletişim Teknolojisi;
  9. Çevre.

Hükümetler arası işbirliğinin çerçevesi dâhilinde, Türkiye ile Afrika ara­sındaki İstanbul Zirvesi'nden bu yana çok sayıda ortak resmi temaslar gerçek­leştirilmiştir.

Bu konuda, Cibuti Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ekselansları Sayın İsma­il Omar Guelleh'in 2009 yılının Ocak ayında Türkiye'ye yapmış olduğu ziya­reti; Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ekselansları Sayın Abdullah Gül'ün 2009'un Şubat ayında Kenya ve Tanzanya'ya yapmış olduğu ziyaret­leri; Somali Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ekselansları Sayın Sheikh Sharif Ahmed'in 2009 yılının Ağustos ayında Türkiye'ye yapmış olduğu ziyareti, Sudan Cumhuriyeti'nin Başkan Yardımcısı'nın, Kenya'nın İskân Bakanı'nın, Gabon'un Milli Savunma Bakanı'nın, Etiyopya Federal Demokratik Cumhu­riyeti'nin Temsilcileri Meclisi'nin Sözcüsü'nün, Botsvana'nın Dış Ticaret ve Uluslararası İşbirliği Bakanı'nın ve yine Etiyopya Dışişleri Bakanı'nın Türki­ye'ye yapmış oldukları ziyaretleri bunlar arasında gösterebiliriz.

Bunun yanı sıra Türkiye ile Etiyopya, Sudan, Mali ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti arasında Bakanlar düzeyinde Ortak Ekonomik Komisyon Toplan­tıları gerçekleştirilmiştir. Aynı dönemde Türk ve Afrikalı üst düzey diplomatlar arasındaki siyasi danışma görüşmelerinden de bahsetmek mümkündür.

Hükümetimizin, Sahra Altı Afrika'da 15 mukim Elçilik açma kararına değinmeden geçemeyeceğim.

Bunlardan dokuz yeni Türk Diplomatik Misyonu şu anda açılma sürecin­de iken, diğer altısı ise gelecek yıl faaliyete geçecektir.

Saygıdeğer katılımcılar, altını çizmek zorundayım ki söz konusu çabalar, Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihinde kaydedilmemiş olan tek bir kıtaya yönelik en önemli diplomatik açılışı temsil etmektedir. Türkiye ile Afrika ülkeleri arasındaki ticaret, geçtiğimiz yıllarda dinamik bir eğilim takip etmişti.

Örneğin, 2003 yılında ortak ticaret hacmi 5,5 milyar ABD doları iken; bu miktar, 2007 yılında 13 milyar dolara ve 2008 yılında 17,3 milyar dolara yük sermiştir.

Tüm dünyayı olumsuz bir biçimde etkileyen küresel ekonomik ve malî krize rağmen, 2009 yılının sonunda Afrika ülkeleri ile olan ticaret hacmimizin 17,5 milyar dolar tutarına yükseleceğini tahmin etmek mümkündür ki, bu da istikrarın korunacağı anlamına gelmektedir.

Son yıllarda, Türkiye'nin Afrika ülkelerine yönelik doğrudan yatırımla­rında; halen çok küçük bir ölçekte olsa dahi, bir artış kaydedilmiştir.

Gerçekten, 2000 yılında Afrika'ya yalnızca 24 Türk şirketi 20.661.167 ABD doları tutarında yatırım yaparken, günümüzde Afrika ülkelerindeki Türk

yatırımlarına katılan 171 Türk şirketinin yatırımları, 31 Mart 2009 tarihi itiba­riyle 417.882.158 dolar seviyesine ulaşmıştır.

Söz konusu yatırımların en geniş bölümü, Sahra Altı Afrika ülkelerinde­ki Türk yatırımları olmakla birlikte, bu yatırımlar genellikle Sudan, Etiyopya ve Güney Afrika Cumhuriyeti gibi ülkelere odaklanmakla birlikte; Tunus, Mı­sır, Libya ve Cezayir gibi Kuzey Afrika ülkelerine yönelik olmuştur.

Öte yandan, Türk müteahhitlik firmalarının, Afrika'da birçok altyapı proje­lerinin taahhüdüne girmelerini bizler büyük bir memnuniyetle karşılamaktayız.

Türk inşaat sektörü, 1972-2008 yılları arasında 16 Afrika ülkesinde bu­güne kadar 24,6 milyar ABD doları tutarında projeye dâhil olmuş, söz konusu projelerin büyük kısmı (22,9 milyar dolar) (Libya, Cezayir, Fas, Tunus ve Mı­sır gibi) Kuzey Afrika ülkelerine yönelik olurken, kalan kısmı ise (Sudan, Eti­yopya, Nijerya gibi) Sahra Altı Afrika ülkelerini kapsamıştır.

Bizler, şayet 2007 yılı sonunda ayrı ayrı rakamların 21,6 milyar ve 800 milyon dolar olduğu gerçeğini dikkate alırsak; 2008 yılında Türk müteahhitlik

firmalarının, Kuzey Afrika ülkelerinde 1,3 milyar dolar değerinde ek projele­ri ve Sahra Altı Afrika'da 900 milyon dolar değerindeki projeleri taahhüt et­tiklerini görebiliriz.

Herhangi bir şüpheye mahal vermeden, Türkiye ile Afrika arasındaki iliş­kilerin gelişmesinde hükümetin yükümlülüklerinin yanı sıra Sivil Toplum Ku­ruluşlarına da önemli bir rol düşmektedir.

Bu açıdan, Türk- Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM)'a bu alandaki çok değerli çalışmaları için özel bir takdir sunmak isterim.

Sunumumun başında belirttiğim üzere, Türk- Afrika Sivil Toplum Kuru­luşları Forumu, 14-16 Ağustos 2008 tarihlerinde İstanbul'da TASAM tarafın­dan Türk-Afrika Devlet Başkanları ve Hükümetleri Zirvesi'nin hemen önce­sinde gerçekleştirilmişti.

Söz konusu Forum, zengin bir program içeren İstanbul Deklarasyonu'na rehberlik yapmıştır.

Özellikle, Uluslararası Sivil Toplum Kuruluşları ve İşbirliği Platformu oluşturmak için alınan karar (kısa adı Türkçe USTKİP olarak), son derece önemli bir taahhüttür. Bizler, dört lisanda hizmet sunan (Türkçe, Arapça, İngi­lizce ve Fransızca) bir web sayfasının oluşturulmasını büyük bir memnuniyet­le karşılıyoruz.

Türk- Afrika STK Forumu Deklarasyonu'nun ikinci önemli unsuru; insa­ni yardım, kalkınmaya yönelik yardım, yoksulluk, altyapı, eğitim, kültür ve

gençlik, cinsiyet eşitliği, sağlık, su ve gıda güvenliği, çevre, bilim ve teknolo­ji, insan hakları ve iyi yönetim, barış ve güvenlik alanlarında faaliyet göstere­cek çalışma gruplarının oluşumuna ilişkindir.

Tüm bu konular, Türk - Afrika Devlet ve Hükümet Başkanları Zirve-si'nde mutabakata varılmış olan işbirliği alanları ile geniş bir kapsamda örtüş-mektedir.

Günümüzde, Hükümetlerimiz ve Afrika Birliği, İstanbul Zirvesi sürecini

takip etmeyi taahhüt ettiklerinden dolayı; bizler, çalışma gruplarının (veya USTKİP Komisyonlarının) müzakerelerinin, muhakkak ki karar alıcılara 2010 yılında yapılacak olan Türk- Afrika Yüksek Düzeyli Memurlar Toplantısı'nın gündemini hazırlamaları konusunda yardımcı olacak değerli bulgulara ve tav­siyelere öncülük edeceklerine inanıyoruz.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2608 ) Etkinlik ( 195 )
Alanlar
Afrika 70 618
Asya 87 1012
Avrupa 18 628
Latin Amerika ve Karayipler 13 65
Kuzey Amerika 7 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1341 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 280
Orta Doğu 21 592
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1286 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 508
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1989 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1989

Türkiye - Güneydoğu Asya Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut işbirliklerinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı hedeflemekte ve stratejik zeminin kapasite inşasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.;

Mısır ile kopan ilişkilerimiz yeniden düzelme sürecine girerken geçmişten güne bakarak geleceği düşünmek faydalı olabilir. Mısır ile müzakerelerde hangi kalemler üzerinden konuşacağımız devletlerin kendi maslahat algıları çerçevesinde gelişecektir. ;

Çok boyutlu şekillenen dünya güç sistematiği içerisinde Türkiye - Hollanda ilişkilerinin ideal bir noktaya taşınabilmesi için, yalnızca siyasi ve stratejik temelli değil, her parametrede daha fazla karşılıklı derinlik oluşturacak bir yapıya doğru yönelinmesi gerekir. Bu bağlamda sektör temsilcilerin...;

1990’ların başlarında Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve Sovyetler Birliği ve Yugoslavya gibi devletlerin dağılmasıyla birlikte, toprak kazanımı, güç mücadelesi ya da etnik hâkimiyet kaygılarının tetiklediği iç savaşlar yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu süreçte BM bu duruma bigâne kalmayarak, Irak, Somali, H...;

Türkiye - Güney Asya Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut işbirliklerinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı hedeflemekte ve stratejik zeminin kapasite inşasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.;

Avrupa Birliği (AB) ve Birleşik Krallık (BK) arasında 30 Aralık 2020 tarihinde imzalanan “Ticaret ve İşbirliği (TCA) Anlaşması” 30 Nisan 2021 itibarı ile yürürlüğe girdi. ;

Hindistan ve Pakistan, yaklaşık iki asır boyunca Güney Asya coğrafyasına hükmeden İngiltere’nin 1947 yılında Hint Yarımadası’ndan çekilmek zorunda kalması üzerine, din temelli ayrışma esasında kurulan devletlerdir. ;

Çin’le geliştirmekte olduğu yakın ilişki, Batının yaptırımlarla köşeye kıstırdığı İran için şimdi önemli bir fırsat. Xi Jinping’in 2016 yılında İran’a önerdiği stratejik anlaşma geçen ayın son günlerinde imzalandığında, kapsamı hakkında tahminden öte bir şey bilinmiyordu. ;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.