Önümüzdeki 50 Yıl İçinde İnsanlığı Bekleyen Küresel Tehditler

Kategori Seçilmedi

Stratejik Yorum No:218

 

Ekonomik kaynaklı tehditlerin ilki, küreselleşmenin de etkisiyle devletler ve bunun paralelinde bireyler arasındaki gelir farkının daha da artması, bir başka ifade ile artan gelir dağılımındaki eşitsizliğin daha büyük ekonomik sorunları tetiklemesidir. Ülke ekonomilerinde görülen büyük çaplı krizler, söz konusu ülke vatandaşlarını önemli ölçüde etkilemekte ve bunun da neticesinde sosyal patlamaların ve diplomatik krizlerin ortaya çıkması kaçınılmaz olmaktadır. Gelecek dönemde de bu türden gelişmelerin söz konusu sorunları beraberinde getirmesi muhtemeldir.

İnsanlığı bekleyen bir başka ekonomik kaynaklı tehdit de devletlerin artan enerji ihtiyaçlarına paralel olarak birbirlerinin zenginliklerini talep etmeleridir. Söz konusu mesele ekonomik kaynaklı olmakla birlikte ciddi güvenlik kaygılarını da gündeme getirmektedir. Gün geçtikçe nüfusla paralel olarak artan enerji tüketimi, ulusların içinde bulunduğumuz 2000’li yıllardaki politikalarını önemli ölçüde etkileyecektir. 21. yüzyılda enerji kaynaklarına sahip olma ve bu kaynakların paylaşımı, ülkelerin politikalarına yön vermeleri açısından oldukça önem taşımaktadır. Ülkelerin bu araca olan gereksinimlerinin artması, söz konusu araca sahip olan ülkeleri avantajlı konuma getirmekte ve bu ülkelere olan bağımlılıkları da arttırmaktadır. Ancak bununla birlikte önemli ölçüde kaynağı bünyesinde bulunduran devletlerin dış tehditleri de artmaktadır. Enerji, bir nevi silah olarak kullanıldığı müddetçe paylaşım mücadelelerinin ve çatışmaların artması olası görünmektedir. Söz konusu çatışmaların görülme olasılığının en yüksek olduğu bölgeler ise Basra Körfezi, Hazar Denizi Havzası ve Güney Çin Denizi’dir. İnsanlığı bekleyen bu tür çatışma riskleri gerek insanların güvenliği gerekse petrol, doğalgaz ve su gibi birincil derecede önemli enerji kaynaklarına ulaşımın da zorlaşması riskini beraberinde getirmektedir.

Çevresel kaynaklı tehditlere bakıldığında, bu alanda ciddi bir tehdit olarak nitelendirebilecek olan konu ‘’küresel ısınma’’ meselesidir. Söz konusu sorun, çok yönlü neticeler doğurmakla birlikte insanlık için ciddi sağlık sorunlarını da beraberinde getirmektedir. Bu sorunların başında da salgın ve bulaşıcı hastalıklar gelmektedir. Günümüzde birçok az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde görülen sorunun, gerekli önlemlerin alınmaması durumunda gelecek dönemde insanlık için daha ciddi boyutlarda küresel bir tehdit halini alması olasıdır.

Siyasal, sosyal ve askeri kaynaklı tehditler de insanlığı her dönem olduğu gibi gelecek dönemde de bekleyen sorunların başında gelmektedirler. Bu tehditlerin nedenlerine farklı düzeylerden bakacak olursak sıralanabilecek birçok sorunun olduğu görülmektedir. Bunların başında kişi düzeyinde karar alıcıların kitlesel nefret duygusunu tetiklemeleri, bu doğrultuda izlenen ırkçı politikalar gelmektedir.

Devlet düzeyinde ise otoriter ve militer yönetimlerin varlıkları, devletlerarası etnik ve ulusal farklılıklar, devletlerin karşılıklı toprak ve bağımsızlık taleplerinin yanı sıra uygulamış oldukları irredantizm politikaları önemli birer tehdit unsuru olmaya devam edeceklerdir. Birçok ülkeyi etkileyebilen göçmen sorunları ve çeşitli nedenlere dayalı iç sorunlar gelecek dönemde de görülme olasılığı yüksek olan konulardır. Bunların yanı sıra, bazı devletlerin bölgesel güç olma beklentileri, dış politika amaçları çerçevesinde artan rekabet ortamı bu doğrultuda uygulanan çatışmacı dış politikaları da beraberinde getirecektir. Buna karşın büyük güçlerin, stratejik önemi olan bölgelere ekonomik ve askeri müdahaleleri, sorunları kendi ulusal çıkarları doğrultularında yönlendirerek güvensizlik ortamı yaratmaları diğer önemli unsurları oluşturacaktır. Artan sorunlar karşısında devletlerin uygulamış oldukları silahlanma programları, bunların gerektiği şekilde denetlenememesi, özellikle K.Kore ve İran gibi ülkelerin girişimleri sonrası nükleer silah üretmenin meşru hale gelmesi ve söz konusu silahların terör gruplarının ellerine geçmesi konusundaki riskler, devlet düzeyindeki ciddi tehditlerdir.

Uluslararası örgütlerin birçok mesele karşısında pasif kalmaları ya da devre dışı bırakılmaları, çözümlen(e)memiş sorunlar ve bu sorunların neden olduğu istikrarsızlıklar ve uluslararası terör insanlığı bekleyen diğer tehditler olarak sıralanabilirler.

Gelecek dönemde insanlığı bekleyen küresel tehditlerin aşılmasına ilişkin çözüm önerileri de getirmek mümkündür. Ekonomik kaynaklı tehditlerin azaltılması ve zamanla ortadan kaldırılması gerekli ekonomik tedbirlerin alınması ile mümkün olabilir. İşbirliği ve ortaklık kurma, kurulana dâhil olma, kurulmuş olan ortaklıkları daha aktif ve geniş hale getirmek gerekmektedir. Dünya genelinde iktisadi liberalizmin desteklenmesi ve dış ticaretin teşvik edilmesi, birçok açıdan ‘’ulusal çıkarları’’ birbirine bağlayarak ‘’uluslararası çıkar’’ haline getirecek ve bu türden karşılıklı bağımlılıkların yaratılması sonucu sistemin barışa yönelmesi daha kolay olacaktır.

Enerji alanında da var olan örgütlere daha kapsamlı yetkiler tanınması bu alandaki sorunların çözümünü de kolaylaştırabilir. İyi niyetli ve işbirliği halindeki uluslararası çabalar da azalmakta olan kaynakların gündeme getirilmesini ve tasarruflu teknolojilerin kullanımını sağlayabilir.

Çevresel alanda ise askeri harcamaların, ülkelerin dış politikalarında büyük paylara sahip olduğu faktörü de göz önünde bulundurulursa, küresel ısınmanın ve sağlık sorunlarının önüne geçebilmek için bu alanlara gerekli yatırımların yapılması gerekmektedir. Ayrıca, iklim değişikliğine neden olan sera gazları emisyonlarının azaltılmasına yönelik uluslararası bir anlaşma olan Kyoto Protokolü’nün de etki alanı genişletilmelidir. Bunun yanı sıra, salgın hastalıklarla mücadele amacı ile birbirlerine rakip ülkelerin iyi niyet çerçevesinde ortak kampanyalar düzenlemek suretiyle diplomatik diyalog kurmaları sağlanabilir. Kısaca, ekonomik ilişkilerin geliştirilerek, barış ekonomilerinin giderek büyüyen pazardan daha fazla kazanç elde edebilmelerine imkân tanınması gerekmektedir.

Siyasal, sosyal ve askeri kaynaklı tehditlerle ilgili çözüm önerilerine değinecek olursak, güvenliğin sağlanabilmesi için kalıcı bir barışın tesisi zorunludur. Güvenliğe alınmış bir sistemin temel unsurları; ekonomik ve siyasi işbirliği, uluslararası kurumların güçlendirilmesi, insan hakları ve demokrasi gibi değerlerin mümkün olduğunca yaygınlaştırılarak toplumlar arasında barış kültürünün egemen kılınmasıdır. Bundan dolayı, sıfır toplamlı olmayan uzlaşmacı modellerin benimsenerek, dünya genelinde bölgesel ve uluslararası sorun haline gelen meselelere uygun çözümler bulunması, devletlerarası dinsel, dilsel, etnik ve ulusal farklılıkların çözüm aracı olarak kullanılmamaları gerekmektedir. Göçmen sorunları ve kaçakçılık gibi meseleler daha sıkı denetim altına alınmalı ve bu tür konularda devletlerarası işbirliği arttırılmakla birlikte bölgesel ve uluslararası örgütlerle de gerekli diyaloglar kurulmalıdır. Nükleer silahlanmanın azaltılması ve zamanla silahlanma programlarının durdurulması, denetimler konusunda da devletlerin iyi niyet çerçevesinde işbirliğine yanaşmaları, bu konudaki sorunların çözümü açısından önemli bir zorunluluk arz etmektedir.

Günümüzde küresel tehditlerin başında gelen ve gelecek dönemde de ciddi bir tehdit oluşturacağı düşünülen uluslararası teröre karşı da ortak bir konsensüs oluşturulması ve uluslararası ilişkilerin tüm aktörlerinin de buna destek vermeleri gerekmektedir.

Gelecek dönemde ortaya çıkabilecek küresel tehditler, aslında günümüzde de var olan sorunların uzantıları olacaktır. Bu tehditler, başta ulus-devlet anlayışının zayıf ve yozlaşmış olduğu, istikrarsız yönetimlerin bulunduğu ülkelerde meydana gelecek ve bu tehditlerin neden olacağı çatışmalara büyük güçlerin doğrudan olmasa bile dolaylı müdahaleleri uluslararası alanda gerilimlerin daha da artmasını beraberinde getirecektir. Bu nedenle, söz konusu tehditlerin önlenmesi ve bunların aşılması için aktörler arasındaki ekonomik, siyasi ve kültürel ilişkilerin karşılıklı bağımlılık ve kazanımlar çerçevesinde geliştirilmesi zorunluluk arz etmektedir.

*TASAM Küresel ve Bölgesel Güç Merkezileri Çalışma Grubu, Stajer

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2554 ) Etkinlik ( 173 )
Alanlar
Afrika 65 605
Asya 76 992
Avrupa 13 613
Latin Amerika ve Karayipler 12 64
Kuzey Amerika 7 280
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1321 ) Etkinlik ( 44 )
Alanlar
Balkanlar 22 274
Orta Doğu 18 581
Karadeniz Kafkas 2 293
Akdeniz 2 173
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1277 ) Etkinlik ( 69 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 771
Türk Dünyası 16 506
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1912 ) Etkinlik ( 71 )
Alanlar
Türkiye 71 1912

Son Eklenenler