AB’nin Akdeniz Politikası Ve Türkiye’ye Etkileri

Yorum

Dolayısıyla, 1972 itibariyle AT bölge ülkelerinin ekseriyetiyle birkaç şekilde ekonomik anlaşmalar akdetmiştir. Bu gelişmelere bakıldığında genel anlamda bir sistemsel bakışı yansıtan ilişki biçiminin olmadığı anlaşılmaktadır. Ekim 1972 Paris zirvesinde Küresel Akdeniz Politikası (A Global Mediterranean Policy) duyurulmuştur....

 Yrd.Doç.Dr. Kenan Dağcı TASAM Bahar Konferansları kapsamında 18 Mart 2005 Cumartesi günü

Dolayısıyla, 1972 itibariyle AT bölge ülkelerinin ekseriyetiyle birkaç şekilde ekonomik anlaşmalar akdetmiştir. Bu gelişmelere bakıldığında genel anlamda bir sistemsel bakışı yansıtan ilişki biçiminin olmadığı anlaşılmaktadır.

Ekim 1972 Paris zirvesinde Küresel Akdeniz Politikası (A Global Mediterranean Policy) duyurulmuştur. Bu politika Komisyon ve Fransa hükümeti tarafından güçlü bir şekilde desteklenmiştir. İlan edilen Küresel Akdeniz Politikası bu bölgenin bugünkü yaygın olarak kullanılan adıyla AB için ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır. AB Ortadoğu’nun önemine binaen başlattığı Küresel Akdeniz Politikası’nı 1995’te ilan ettiği Avrupa-Akdeniz Ortaklığı ile daha da sağlam bir zemine oturtmuştur.

Şüphesiz Barselona süreci olarak adlandırılan bu ortaklık transatlantik ilişkileri üzerinde de etkili olmuştur. ABD, AB’nin bing-bang olarak ifade edilen genişlemesi ile Doğu Avrupa’da AB’ye kaptırdığı inisiyatifi Ortadoğu’da da kaptırmak istememektedir ve BOP ile Ortadoğu’da etkinlik kurmak istemektedir. Ancak bu konuda başarılı olup olamayacağını anlamak için AB’nin Ortadoğu’da yürüttüğü politikaları ve nihayetinde elde ettiği sonuçları analiz etmek gerekir.

Barselona Süreci 27-28 Kasım 1995’te düzenlenen Avrupa-Akdeniz Konferansı sonucunda yayınlanan Barselona Bildirgesi ile başlamıştır. Avrupa ve Güney Akdenizli ortakları arasında siyasi, ekonomik ve sosyal ilişkileri geliştirmeyi amaçlamaktadır. Avrupa- Akdeniz Ortaklığı’nın günümüzde 35 üyesi vardır. Bu 35 üyenin 25’ini AB’ye üye ülkeler oluşturmakta, diğer 10 üye ülke ise Türkiye’nin yanı sıra Cezayir, Mısır, İsrail, Ürdün, Lübnan, Fas, Filistin, Suriye ve Tunus’tan oluşmaktadır. Libya ise 1999’dan beri gözlemci statüsüne sahiptir.

Bu süreç, temel olarak Akdeniz’in Güney sahilinden gelen çok önemli miktarda göçü engelleme ve bunun yanında, Avrupa Birliği’nin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek amacıyla Avrupa tarafından başlatılmıştır. Barselona Deklarasyon’u ile, Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde demokratik siyasi yapı, bölge insanlarının ekonomik düzeylerini artıracak ekonomik ıslahatlar ve mevcut farklı kültürlerin bir arada barış içinde yaşayabilecekleri bir toplumsal yapı oluşturmak hedeflenmiştir. Bölge halkının refah ve iş imkânları için Avrupa’ya göçü önleyecek en önemli çözüm, o bölgenin kendi içinde gereken ekonomik altyapının oluşturulması olarak düşünülmüştü. Bu nedenle de, deklarasyonun içinde yer alan ekonomik hedefler diğer iki düzeyden (siyaset ve güvenlik ile kültür, insan hakları ve sosyal) daha fazla vurgulanmıştı.

Barselona Süreci önemli yenilikler getirmiştir. İlk olarak, 27 ülkeden üst düzey yetkililerin sık sık bir araya gelerek görüşmesi ve ortak sorunlara çözüm araması Akdeniz ülkeleri arasındaki ilişkilere yeni bir ruh getirmiştir. İkincisi, hedeflenen iş birliği süreci ekonomik, siyasi, mali, sosyal, insan hakları ve kültür gibi çok önemli ve çeşitli konuları içermektedir. Üçüncü olarak da, taraflar arasında ikili çalışmaların yanında, ülkelere bölgesel işbirliği fırsatını da sunulmaktadır.

Barselona Sürecinin temel amaçları şunlardır:

• Siyasi ve Güvenlik diyaloğunun güçlendirilmesi ile ortak bir barış ve istikrar alanı oluşturmak (Siyasal ve Güvenlik Ortaklığı)

• Ekonomik ve mali ortaklık ile yavaş yavaş tesis edilecek bir serbest ticaret bölgesi vasıtasıyla oluşacak refahın hep birlikte paylaşıldığı bir alan oluşturmak. (Ekonomik ve Mali Ortaklık)

• Sosyal, kültürel ve insan hakları alanlarında kültürler ve toplumlar arasındaki farklılıkları anlamayı teşvik eden bir ortaklık kurarak ortaklar arasında uzlaşı sağlamak. (Sosyal, Kültürel ve İnsani Alanlarda Ortaklık)

Avrupa-Akdeniz Ortaklığı “ikili boyut” ve “bölgesel boyut” olmak üzere iki boyutlu bir ortaklık yapısına sahiptir.

İkili Boyut: İkili boyutta AB, her bir ortakla bir dizi iki taraflı faaliyetlerde bulunur. Bu faaliyetlerden en önemlisi AB’nin her bir Akdeniz Ortağı ile ayrı ayrı “Ortaklık Anlaşmaları” görüşmelerinde bulunmasıdır. Bu bağlamda AB ile Akdeniz ortakları arasındaki ilişkiler şahsına münhasır nitelikler arz eder. Her ülkenin kendi özelliklerine has ilişki biçimleri oluşur. Yukarıda bahsedilen ortaklık anlaşmaları bu türden bir nitelik arz eder.

Bölgesel Boyut: Bölgesel boyut Avrupa-Akdeniz ortaklığının en yeni yönlerin birisidir. Aynı zamanda siyasi, ekonomik ve kültürel alanları da (bölgesel işbirliği) kapsamına almaktadır. Bölgesel işbirliği ile Akdeniz Ortakların ortak sorunlarının çözümü konusunda destek sağlanması amaçlanmaktadır.

 

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2554 ) Etkinlik ( 173 )
Alanlar
Afrika 65 605
Asya 76 992
Avrupa 13 613
Latin Amerika ve Karayipler 12 64
Kuzey Amerika 7 280
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1321 ) Etkinlik ( 44 )
Alanlar
Balkanlar 22 274
Orta Doğu 18 581
Karadeniz Kafkas 2 293
Akdeniz 2 173
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1277 ) Etkinlik ( 69 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 771
Türk Dünyası 16 506
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1913 ) Etkinlik ( 71 )
Alanlar
Türkiye 71 1913

Son Eklenenler