Afrîka'daki Îklîm Değişikliği ve Su: Afrika'daki Uyumun Arttırılmasına Yönelik Boşlukların Kısıtlamaların ve Fırsatların Analizi

Makale

Kıta, tüm tropikal kara parçalarının en büyüğüdür. Dünya topraklarının yaklaşık %20'sine tekabül eden 30 milyon km2'lik toprak genişliği ile dünyanın yedi kıtası arasında ikinci büyük kıtadır. Ekvatoru merkez alan kıta, her iki yarımkürede de aşağı yukarı eşit büyüklük­te topraklara sahiptir....

1. Afrika'ya İlişkin Genel Açıklamalar

  1. Kıta, tüm tropikal kara parçalarının en büyüğüdür.
  2. Dünya topraklarının yaklaşık %20'sine tekabül eden 30 milyon km2'lik toprak genişliği ile dünyanın yedi kıtası arasında ikinci büyük kıtadır. Ekvatoru merkez alan kıta, her iki yarımkürede de aşağı yukarı eşit büyüklük­te topraklara sahiptir.
  3. En kuzeydeki Tunus'tan, en güney uçtaki Güney Afrika'ya kadar 8.050 km boyunca uzanmaktadır. Batı uçtaki Senegal'den, doğu uçtaki Soma­li'ye kadar 7.560 km genişliğindedir. Deniz seviyesinden 5.895 metre rakım öl­çüsüne sahip Tanzanya'daki Kilimanjaro Dağı, kıta içindeki en yüksek nokta­dır. En alçak nokta ise Cibuti'deki Assal Gölü'dür (deniz seviyesinden 153 m).

  1. Kıtada 100.000 km2'den fazla su depolama havzasına sahip 17 nehir bulunmaktadır. 27 km2'den büyük 160 göl mevcuttur. Bunların birçoğu, ekva­tor bölgesinde ve Doğu Afrika'daki Rift Vadisi'nin yarı nemli dağlık bölgesin­de yer almaktadır (21. Yüzyılda Afrika Su Vizyonu, 2000).
  1. Kıta, su kaynaklarının yüksek zamansal ve bölge içindeki dağılımı ile nitelendirilmektedir; Afrika'nın su kaynakları, kıta genelinde eşit olarak dağıl­mamıştır ve genellikle talebin en çok olduğu yerlerde bulunmamaktadır.
  1. Yeraltı suları, Afrika'daki su kaynaklarının %15'ini oluşturmakta; en büyük yeraltı su tabakaları; kuzey Sahra, Sahel, Çad Havzası ve Kalahari'nin çorak bölgelerinde yer almaktadır (Lake and Soure, 1997). Yeraltı suları, içme suyu ihtiyacının önemli bir kaynağıdır; nüfusun %75'inden fazlası yeraltı su­larını kullanmaktadır.
  2. Afrika'daki insanların üçte biri, kuraklığa meyilli bölgelerde yaşa­makta ve bu insanlar, kuraklığın etkilerine karşı korunmasızdırlar (Dünya Su Forumu, 2000) (Dünya genelinde su sıkıntısı çeken ülkeler sınıfında bulunan ülkelerin 19'u Afrika kıtasındadır).
  3. Afrika nüfusunun yaklaşık %25'inin (200 milyon), su sıkıntısı yaşa­dığı tahmin edilmektedir; Afrika ülkelerinin birçoğunun gelecekte yüksek risk grubunda yer alacağı öngörülmektedir. 2020 yılına kadar yaklaşık 75- 250 milyon insanın, iklim değişikliğinden ötürü su konusunda artan oranda sorun yaşayacağı tahmin edilmektedir (IPCC 2007).

2. Su Konusu Üzerinde Gözlemlenen ve Tasarlanan Etkiler

i. Artan sıcaklık: Son yıllarda iklim sistemindeki değişim açıkça ortada­dır; bu durum, ortalama küresel hava ve okyanus sıcaklıklarındaki artıştan, kar ile buzulların erimesinden ve yükselen küresel deniz seviyesinden açıkça gö­rülmektedir (IPCC 2007).

Artan sıcaklıkla ilişkili etkiler;

  • Artan sıcaklık, suya erişimin kısıtlanmasına ve buzullardan beslenen havzaların kullanılabilirliğinde azalmaya yol açacaktır. Bunun sonucunda, dü­şük yeraltı suyu seviyelerinden ve kıtlık arttıkça yükselen su fiyatlarından ötü­rü, su sıkıntısı daha da artacaktır. Kenya ve Kilimanjaro Dağları'nın zirvele-rindeki karların erimesini, söz konusu tespit açısından örnek olarak vermek mümkündür.
  • İkinci etki olarak, su kalitesi düşecektir. Bu durum, kurak ve yarı kurak bölgelerdeki su kaynaklarının giderek daha fazla tuzlanmasından ve patojen kompozisyonundaki değişikliklerden (örneğin artan yosun patlaması gibi) kaynaklanmaktadır (IPCC 2008).
  • Artan buharlaşma oranı da kaliteyi düşüren etkenler arasında yer almak­tadır. Bu şekilde, depolama eksikliğinden ötürü su kıtlığı daha da yoğunlaşa­caktır. Kenya'daki toplumlar, geleneksel havzalarında suyu uzun süre depola-yamamaktadırlar.
  • Son olarak artan sıcaklık, kullanılabilirliği büyük oranda düşürecek; sağlık ve hijyen seviyelerini etkileyecektir. Örneğin Kibera'nın kenar mahallelerinde uyum sürecinde, yıkama ve yıkanma için daha az su kullanılması önerilmektedir.
  • Sellerden ve kıtlıktan doğan düşük kalite, sağlık üzerinde de olumsuz etki doğuracaktır. Mevcut şartlarda 3 milyon 575 bin insan, su ile ilişkili has­talıklardan ötürü hayatını kaybetmektedir.

ii. Yağış miktarlarındaki değişiklikler ("Yıllık yağış miktarında 1901'den bu yana görülen en olumsuz eğilimler, Batı Afrika'da ve Sahel'de gözlemlen­mektedir." IPCC 2008)

Yağış miktarlarındaki değişikliklerin etkileri;

  • Patojenlerin ve pestisit gibi diğer kirletici maddelerin daha fazla taşın­ması, erozyon, ağır metaller gibi emilen kirletici maddelerin hareketliliğinden ötürü kalite düşecektir.
  • Sel felaketlerinin etkilerinin, yüzey ve yeraltı sularının kalitesi üzerin­de ters etki yaparak daha da artacağı tahmin edilmektedir. Araştırmalar, son 10 yılda (1996-2005) kuraklığın etkilerinin, 1950 ve 1980 yılları arasında oldu­ğundan iki kat daha fazla yükseldiğini, ilgili ekonomik kayıpların da beş kat arttığını göstermektedir (IPCC 2007).
  • Artan yağış miktarı da kanalizasyon sistemlerinin ve atık su arıtma te­sislerinin aşırı yüklenmesine ve oldukça zor çalışan kanalizasyon sistemleri­nin, sağlığın üzerinde olumsuz sonuçlar doğurmasına neden olacaktır.
  • Kıyı kesimlerde, sel ihtimali ve kanalizasyon altyapısının etkilenme ih­timali artacaktır.

i. Münferit olaylar

  • Münferit olayların ortaya çıkışı (kuraklıklar ve seller) giderek daha da sıklaşmaya başlamıştır. Artan seller (IPCC 2007); kuraklıkların ve sellerin, sağlık koşullarının iyileştirilmesine yönelik altyapı üzerinde geniş çaplı etki­leri olacaktır. Bu durum, suyun kirlenmesine ve suya ilişkin hastalıkların orta­ya çıkmasına neden olacaktır.
  • IPCC AR4: Karar Alıcılara Yönelik Özet, Çalışma Grubu, bölgenin ku­raklıktan etkilenme durumunun 1970'lerden bu yana yükseliş gösterdiği ve bu eğilimde, insanların da payının bulunduğu yönünde bir neticeye varmıştır.

3. Boşlukların ve Kısıtlamaların Analizi

i. Veri Boşluğu: Gözlemsel veri eksikliği (IPCC'nin Üçüncü Değerlendir­me Raporu bulguları "Afrika'nın veri eksiklikleri oldukça fazladır ve acilen bu konuya eğilinmesi gerekmektedir". Özellikle de Afrika'ya yönelik gözlemsel iklim verilerinin olmayışı, günümüzdeki ve gelecekteki iklim çeşitliliğinin an­laşılmasının önündeki engellerdendir (DFID, 2004). Kıtada çok sayıda iklim sistemi bulunmaktadır, ancak bu sistemlere ilişkin bilimsel veriler oldukça sı­nırlıdır.

  1. Yönetim Boşluğu:

Alıntı: "Yalnızca tarafların- ulusların çıkarlarına göre hareket etmeye­cek, aynı zamanda her bir vatandaşın kendi çıkarlarının meşruiyetini karşıla­yacak yeni nesil bir yönetim biçimine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu şekilde tüm dünya sistemi ve ekonomisi; yüksek istikrar, etkinlik, tahmin edilebilirlik ve güvenlik seviyesine sahip olacaktır" The Tallberg Provocation (CCD 2009).

Yerel, ulusal ve uluslararası düzeyler arasındaki ara birimlerin yönetimi

son derece önemlidir. Küresel Yardım Fonu, Uluslararası Tarımsal Araştırma Danışmanlık Grubu, Kızılhaç ve Kızılay gibi başarılı modellerin ardından gi­derek yerel, bölgesel ve uluslararası örgütler arasındaki boşluklara köprü oluş­turmak görevi ise çeşitli formlarda yerel düzeyden küresel düzeye ulaşan bir harekettir ve yönetimi genişletmektedir.

  1. Finansman Boşluğu: Yoksul ülkeler, sorunların üstesinden yeterli alt­yapı ile kalkabilmek amacıyla zaten ek kaynaklara ihtiyaç duymaktadırlar. Dolayısıyla söz konusu ülkeler, su kalitesi ve miktarının öngörülen etkilerine karşı daha savunmasız kalacaklardır. Bu durum; ancak düşük maliyetli, güven­li seçeneklerin ve karşılanabilir finansman tercihlerinin sunulmasıyla önlene­bilir. 2006- 2008 yılları arasında yapılan altı küresel uyum maliyetleri değer­lendirmesi, 3 milyar ile 135 milyar dolar arasında değişkenlik gösterecek bir maliyet ortaya çıkarmıştır. Eldeki fon ise söz konusu rakamların kıyısına dahi yaklaşamayacak düzeydedir (CCD 2009).
  2. Henüz su kuyularını ormansızlaşmadan koruyacak bir su politikası ol­madığı gibi, ulusal kalkınma önceliklerinde iklimsel değişiklik konuları da ye­terince yer bulamamaktadır.
  3. Uyum planlama sürecinde cinsiyet kavramının göz önünde bulundurul­maması ve sektöre göre bütünleşmiş su kaynaklarının yönetimi çerçevelerin­de cinsiyetlerin bütünleşmesini yönlendirecek bir politika veya yasama çerçe­vesinin olmayışı; iklim değişikliğinin, mevcut cinsiyet eşitsizliklerini kalıcı hale dönüştürmesiyle sonuçlanabilir.

4. Azaltma ve Uyuma Yönelik Fırsatlar

Azaltma

i. Ormansızlaşmayı azaltarak emisyonları kesmekle, su havuzlarının oranı da düşecektir. Ormanların sürdürülebilir yönetimi de kaçınılan emisyonlara büyük ölçüde katkıda bulunur, su kaynaklarını korur, sel olasılığını önler, akı­şı kapatır, erozyonu kontrol eder ve nehirlerin değişim olasılığını azaltır.

ii. Enerji güvenliğini sağlamak ve hidro güç gibi azaltma seçeneklerini uygulamak, biyokütle enerjisinden ve biyoyakıtlardan yararlanmak gibi etken­ler, aynı anda temiz su kaynakları üzerinde olumlu etki yaratacaktır. Çünkü be­lirtilenlerin tamamı, çevresel korumayı genişletir. Biyo- enerji, fosil yakıtın yerini alarak azaltma sürecinde fayda elde edilmesini sağlar.

Uyum

  1. Teknoloji transferi, geçinme seçeneklerinin çeşitlendirilmesini sağlaya­bilir; insanların doğal kaynaklara bağımlılığını azaltır ve iklim değişikliğine karşı direncini arttırır. Önem derecesi düşürülmüş bölgelerde güneş enerjisi ve rüzgâr seçenekleri, kişilerin tarıma bağlımlılıklarını azaltabilir ve başka gelir seçeneklerinin oluşturulmasını sağlar.
  2. Küresel Çevre Fonu (GEF) Güven Fonu, Özel İklim Değişikliği Fonu (SCCF), En Az Gelişmiş Ülkeler Fonu (LDCF), Kyoto Protokolü Nezdinde Uyum Fonu ve Çok Taraflı Çevresel Anlaşmalar nezdinde verilen diğer fonla­rın da arasında sayılabileceği çok taraflı çeşitli fonlardan finansman sağlana­bilir.
  3. Su geri dönüşümü yaparak, rezervuar ve baraj inşaatlarıyla depolama kapasitesini ve yağmur suyu tutma kapasitesini arttırarak su kullanım verimli­liğine yönelik adımlar atılabilir.
  4. Ayrıca modele dayalı karar alma destek sistemlerinde tahmin, üretim, dağılım, kavrama ve bütünleşme alanlarında kapasite yükseltme imkânı da bu­lunmaktadır.
  5. İklim değişikliğinin yararlarından faydalanılabilir; örneğin öngörülen yağış miktarındaki artışın avantajından yararlanmak mümkündür.
  6. Altyapı alanında ek yatırımlar yapılması gerekmektedir.

5. Afrika'nın Su ile İlgili İklim Politikasına Yönelik Tavsiyeler

  1. İklim değişikliğinin etkilerine dair devletler, kurumlar ve bireyler eği­tilmeli; bu kişilerde iklim değişikliğine yönelik bilinç oluşturulmalıdır.
  2. İklim değişikliği uyum ve azaltma işlemleri, Kenya 2030 Vizyonu ve Tanzanya 2025 Vizyonu projelerinde olduğu gibi yerel ve ulusal kalkınma po­litikalarına entegre edilmelidir.
  1. Veri kullanılabilirliği arttırılarak araştırmalar, politikalara bağlanmalı­dır; bu durum, iklim hizmetleri ve iklim risk yönetiminin geliştirilmesi için ge­rekli bir adımdır.
  2. Su ve sağlık koşullarının geliştirilmesine yönelik politikalara ve stra­tejilere, felaket risk azaltım unsurları yerleştirilmelidir.
  3. Politikaların, kapsayıcı yönetimi güçlendirmesi gerekir; Demokrasi, insanların kendi kararlarını vermeleri için gerekli bilgi ve kaynaklarla donatıl­ması anlamına gelmektedir.
  4. Son olarak, suyu korumaya yönelik politikalar teşvik edilmelidir; IWRM'nin sulak alanların korunmasına yönelik ülke düzeyinde politikalar ge­liştirmesi gibi gelişmiş eko- sistemler yönetimiyle yakın işbirliği yapması ge­rekmektedir (IPCC 2008).

Referanslar

Safeguarding Life & Development in Africa: A Vision for Water Resour­ces Management in the 21st Century; The Hague, Netherlands, March 2000

Background paper on Impacts, vulnerability and adaptation to climate change in Africa: For the African Workshop on Adaptation

Implementation of Decision 1/CP.10 of the UNFCCC Convention; Accra, Ghana, 21 - 23 September, 2006

IPCC AR4

IPCC Special Report on The Regional Impacts of Climate Change; An Assessment of Vulnerability - 1997

Climate Change and Water; IPCC Technical Paper IV 2008

Safer Water, Better Health: Costs, benefits, and sustainability of interven-tions to protect and promote health: World Health Organization. 2008.

IPCC Third Assessment Report 2001

Closing the gaps: Commission on Climate Change and Development

(CCD) 2009

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2598 ) Etkinlik ( 190 )
Alanlar
Afrika 69 617
Asya 84 1007
Avrupa 17 625
Latin Amerika ve Karayipler 13 65
Kuzey Amerika 7 284
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1340 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 280
Orta Doğu 21 592
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 174
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1285 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 507
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1989 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1989

Türkiye’nin; iktisadi sorunlarını daha hızlı çözüp kendisine on yıllar kazandıracak yeni yaklaşımları nasıl geliştirebileceği, ilham kaynağı sosyal ahlak devrimini nasıl yapacağı, dünyadaki ekonomik dönüşüm sürecine ne gibi katkılar sağlayabileceği ve bir “finans merkezi“ olma yolunda neler yapabile...;

İstanbul İktisat Kongresi, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM tarafından “Geleceğin Ekonomisinde Türkiye ve Sosyal Ahlak Kodu“ ana temasıyla 09-11 Aralık 2021 tarihinde gerçekleştirilecek.;

Yaratılışından bugüne üzerinde yaşayan insanların tümünün, Tek Bir Dünya olarak düşlediği bu gezegen üzerine, çok sayıda kuramlar ve tezler üretilmiş. ;

Çok boyutlu şekillenen dünya güç sistematiği içerisinde Türkiye - Fas ilişkilerinin ideal bir noktaya taşınabilmesi için, yalnızca siyasi ve stratejik temelli değil, her parametrede karşılıklı derinlik oluşturacak bir yapıya doğru yönelinmesi gerekir. Bu noktada, ‘Türkiye - Fas Stratejik Diyaloğu’nu...;

“Çin’in Başarılarının Sırrı | Çin-Türkiye İşbirliğinin Geleceği“ başlıklı çok taraflı çalıştay “Kuşak ve Yol, Ticaret, Turizm, Yatırım, Finans ve Teknoloji“ teması ile 12 Nisan 2021 Pazartesi günü, Hilton İstanbul Bosphorus Oteli’nde gerçekleştirilmiştir. ;

Aktör ve otoriteleri stratejik boyutu da kapsayan bir yaklaşımla bir araya getirecek olan Türkiye - Endonezya Stratejik Diyaloğu önemli bir işlev görecektir.;

21’inci yüzyıla Avrupa yeni güvenlik sorunları ile girmiş ve bu da güvenlik ilişkileri ve kurumsal yapılar açısından çok farklı belirlemeleri ve gelişmeleri gündeme getirmektedir. Bu durum, mevcut uluslararası kuruluşların çoğunun rol ve fonksiyonlarını değiştirmekte, bazılarının yok olmasına neden ...;

Çin ve Türk otoritelerinin işbirliği/katkıları ile sürdürülen Proje kapsamında “Çin’in Başarılarının Sırrı | Çin Türkiye İşbirliğinin Geleceği” Çalıştayı İstanbul’da yapıldı.;

2. Uluslararası Akdeniz Kongresi

  • 28 Eyl 2022 - 30 Eyl 2022
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

2. Uluslararası Karadeniz - Kafkas Kongresi

  • 28 Eyl 2022 - 30 Eyl 2022
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

10. Balkan İletişim Ağı Konferansı

  • 28 Eyl 2022 - 30 Eyl 2022
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...

Orta Doğu coğrafyası, 2010 yılının aralık ayından bu yana Tunus ile başlayan, günümüzde de tüm şiddetiyle Suriye’de devam eden devrim süreçlerinin etkisiyle hızlı bir değişim ve dönüşüm iklimine girmiştir.