Dünya Türk Forumu TBMM Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Başkan Vekili Prof. Dr. Yusuf Ziya İrbeç Açılış Konuşması

Açılış Konuşması

Türk Dünyasının Çok Değerli Temsilcileri,
Saygıdeğer katılımcılar,
Sayın Basın Mensupları


“Dünya Türk Forumu“ vesilesi ile sizlerle bu önemli günde burada bir arada olmaktan büyük bir mutluluk duymaktayım. Böylesi bir toplantıda, bizleri bir araya getirmek için 7 yıldır gayret gösteren TASAM’a da ayrıca çok teşekkür ederim.

20. yüzyılın sonlarında Türk Dünyasının ufku Türk kökenli cumhuriyetlerin bağımsız olmaları ile yeni bir boyut kazandı. Aralarında dil ve kültürce pek ayrılık olmayan, bundan on dört yüzyıl önce tek dilde konuşup, Türk Kağanlığı adındaki tek devlet çatısı altında yaşayan, 200 milyonun üzerinde olan bir Türk topluluğu, 21. Yüzyılda Avrupa’dan Amerika’ya kadar, dünya nüfusunun önemli bir kısmını meydana getirir hale geldiler.

Türkiye, ortak bir sınırı paylaşmadığı fakat ortak kültürü ve coğrafyayı paylaştığı Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ile işbirliğine her zaman büyük önem vermiştir.

Avrasya’nın Doğusunu ve Batısını birbirine bağlayan, biri Hazar Denizi’nin Kuzeyinden, diğeri Güneyinden geçen iki önemli iletişim hattı üzerinde yer alan ülkelerimiz ve halklarımız arasındaki ilişkilerin kökü tarihin derinliklerinde bulunmaktadır.

Ortak değerlerimiz ve bu istisnai coğrafi konum bizlere başta siyasi, ekonomik ve kültürel olmak üzere her alanda geniş işbirliği imkânları sunarken, aynı zamanda sorumluluklar da yüklemektedir. Türkiye, sorumluluk almaktan hiçbir zaman kaçınmamış ve bölgemizdeki uluslararası ve bölgesel kuruluşlarda bu yöndeki çeşitli girişimlere öncülük etmiştir.

İmkânlarını ve kabiliyetlerini yakından tanıdığımız Türk Cumhuriyetlerinin başarıları Türkiye’den bakıldığında şaşırtıcı değildir. Bağımsızlıklarını kazanmalarından bugüne kadar Türkiye, Türk cumhuriyetleri ile sürekli gelişen bir dayanışma içinde olmuştur.

Türkiye ile Türk Cumhuriyetleri arasındaki ilişkilerin niteliğini belirleyen esas unsur ise kardeş halkların paylaştıkları ortak değerlerdir. Ortak tarihimiz, kültürümüz, kökenimiz, dilimiz, paylaştığımız kutsal değerler ülkelerimizi birbirine sarsılmaz biçimde bağlamaktadır.


Türk dünyasının hoşgörüye, hümanizme, insan sevgisine dayalı medeniyetinden ilham alarak Türkiye ve Türk Cumhuriyetlerinin güçlü bir dayanışma içinde Avrasya’daki istikrar, barış ortamına ve kalkınma hamlelerine katkı sağlayabileceklerini düşünüyorum.

Saygıdeğer Misafirler,

Türkiye ve Türk Dili konuşan ülkelerin üye oldukları, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği teşkilatı, İslam Konferansı Örgütü ve Ekonomik İşbirliği Teşkilatı gibi çeşitli uluslararası örgütlerde aktif bir işbirliği içinde olduklarını da vurgulamak istiyorum.

Türkiye, üyesi olduğu örgütlerde bir “Avrasya“ vizyonu oluşturulmasına her zaman önem vermiştir. 2010 yılında üstlendiğimiz Avrupa Konseyi Dönem Başkanlığı sırasında, Avrupa Konseyi’nin Orta Asya Ülkeleri ile işbirliğinin geliştirmesi başlıca önceliklerimiz arasında yer almatadır. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Başkanlığı’na bir Türk Milletvekilinin seçilmesi, ülkemizin sergilediği bu vizyonun uluslararası toplum tarafından da paylaşıldığına da işaret etmektedir.

Ortak gayretlerimiz sonucu, Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi’nin, Aksakallar Konseyi’nin ve Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamenterler Asamblesi’nin kurulması, Türk Dünyası’nın birlik ve bütünlüğünün sağlanması yönünde atılan heyecan verici adımlardır. Türk Konseyi’nin uluslararası camiada hak ettiği saygın yeri alması ortak hedefimizdir.

Milletvekillerimizi çeşitli dönemlerde çatısı altına toplayacak Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamenterler Asamblesinin Türk dünyasındaki siyasi ve kültürel dayanışmanın sağlanmasına, ortak meselelerin ele alınarak çözüm aranmasına, çeşitli konulardaki tutumların uyumlaştırılmasına, daha da önemlisi ülkelerimiz arasındaki yakınlaşmaya ve gönül bağının güçlenmesine büyük katkı sağlayacağına inanıyorum.

Değerli Misafirler,

Doğu-Batı iletişim koridorlarının üzerinde yer alan ülkelerimize yeni ulaştırma koridorlarının geliştirilmesinde de önemli roller düşmektedir. Paylaştığımız geniş coğrafyada kalıcı bir kalkınma düzeninin kurulması için Doğu-Batı iletişim koridorlarının en ileri seviyede işletilmesi elzemdir. Yeni “İpek Yolları“nın geliştirilmesi suretiyle doğal kaynakların değerlendirilmesi, refahın yayılması ve paylaşılması, ülkelerin ekonomik yapıların birbirlerini tamamlamaları ve hatta bütünleşmeleri mümkün olacaktır.

Bu çabalarımız, Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattı 2012 yılında faaliyete başladığında büyük ölçüde hayata geçecektir. Böylelikle, Avrupa, Kafkasya, Orta Asya, Uzak Doğu ve Güney Asya arasında hızlı ve güvenli bir uluslararası demiryolu ulaşım atardamarına sahip olacağız.

Ancak iletişim koridorlarının işlevini ekonomi ile sınırlamamalıyız. İletişim koridorlarının medeniyetlerarası diyalogu da güçlendirmesi üzerinde ısrarla durmalıyız. Aksi takdirde, toplumların birbirlerini daha iyi anlamasını sağlayacak önemli bir imkândan mahrum kalacağız.

Türkiye ve Türk Dili konuşan ülkeler, Avrasya’daki küresel sorunlara aynı hassasiyetle yaklaşmaktadır. Örneğin barış ve istikrarı sağlamaya yönelik Irak ve Afganistan’daki uluslararası girişimlere katkıda bulunmaktadırlar.

2009 yılında imzalanan Nahçıvan Anlaşması ile kurulan Türk İşbirliği Konseyi 2010 yılında resmen faaliyete başlamıştır. Türk İşbirliği Konseyi’nin kurulmasına ülkelerimiz büyük katkı sağlamıştır. Türk medeniyetinin geliştirilmesine ve tanıtılmasına yönelik çabalarımız devam etmektedir. Nahçıvan Zirvesi’nde Cumhurbaşkanı Nazarbayev’in teklifi ile Astana’da Türk Akademisi kurulması kararlaştırılmıştır. Bu projenin hayata geçirilmesi Türkiye ve Kazakistan’ın gündeminde yer alan en öncelikli projelerden biridir.

Saygıdeğer Misafirler,

Dünya yeni bir döneme girmektedir. Bu yeni dünya düzeninde, küreselleşmenin bir sonucu olarak, siyasi ve ekonomik alanda olumlu veya olumsuz gelişmeler, istisnasız tüm bölgeleri ve ülkeleri kısa sürede etkilemektedir.

Bizler bu nedenle, karşılıklı dayanışmamızı artırmalı ve halkalarımızın içten gelen dostluk duygularına paralel olarak gücümüzü, ilişkilerimizi kuvvetlendirmek için birbirimize yöneltmeliyiz.

Bu duygu ve düşüncelerle; hepinizi saygıyla selamlıyor ve bu toplantının başarılı sonuçlar vereceğine olan inancımı vurgulayarak en içten teşekkürlerimi sunuyorum.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2860 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1156
TASAM Avrupa 23 663
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 67
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2071 ) Etkinlik ( 84 )
Alanlar
TASAM Türkiye 84 2071

Umut Vakfı’nın son 12 yıllık verileri, adeta bir iç savaş bilançosunu andırıyor: Basına yansıyan 41 bin 420 silahlı şiddet olayı, 26 binin üzerinde can kaybı ve 38 binden fazla yaralı...Sadece 2025 yılında; 3 bin 422 olayda 2 bin 225 kişi hayatını kaybetti, 3 bin 167 kişi yaralandı. Bu olayların 2 b...;

Normatif değerler ile stratejik çıkarlar arasındaki gerilim, uluslararası ilişkilerin her zaman ilgi çekici bir özelliği olagelmiştir. Ne var ki son yıllarda bu gerilim, büyük güç rekabeti, enerji dönüşümleri ve teknolojik üstünlük yarışının ivme kazanmasıyla birlikte giderek daha belirgin bir hal a...;

Değerlendirme Notu Etkinlik Adı: Futur immersif – Metaverse ve XR Atölyesi Düzenleyen Kurum: Kaiser Agentur / Cyber Venture (Almanya) Bu atölye çalışması, savunma odaklı ileri teknoloji araştırmaları yürüten ve Almanya Federal Savunma Bakanlığı ile bağlantılı bir yapı tarafından organize edilmişti...;

Münih güvenlik raporu yayınlandığı tarihlerde raporun bir özetini yapmış ama ne anlama geldiği ve ileriye dönük neler olabileceği bağlamında bir şerh düşmemiştim. Bu yazıda Batı’nın ontolojik yorgunluğunu, yaşanan siyasi tıkanmayı, kurumsal aşınmayı ve derin çaresizlik duygusunu bahse konu rapor ...;

Bir gün yağmurlu ve kapalı, ertesi gün güneşli ve aydınlık bir iklim kuşağında, her türlü ürünün üretilebildiği bereketli topraklar üzerinde yaşıyoruz. Ama tarımdan sanayi ve hizmetlere hızla geçiş tercihi yaptıran politikalar, artan nüfus ve değişen yaşam standartları, işte bu bereketli topraklarda...;

Ekonomi, güvenlik ve iç politika konularının tümü Starmer hükümetini Brüksel'e doğru yönlendiriyor. Geçen hafta Donald Trump ve Sir Keir Starmer, ulusa hitaben büyük konuşmalar yaptılar. ;

“Felsefe griyi griyle boyadığında, hayatın şekli yaşlanır ve bu griyle gençleşemez, ancak anlaşılabilir; Minerva'nın baykuşu kanatlarını ancak alacakaranlığın gelişiyle açar.” — G.W.F. Hegel, Hukuk Felsefesi ;

Toplantı Raporu Yer: 24-26 Mart 2026 École Militarie & Fransa Silahlı Kuvvetler Bakanlığı, Paris Defence and Strategy Forum Panelistler: Charles Lichfield, Darshana Baruah, Vivek Chilukuri Moderatör: Léonie Allard ;

9. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

7. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

4. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

8. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

2. Yeniden Asya Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

Afrika 2063 Ağı | İstişare Toplantısı 3

  • 18 Haz 2025 - 18 Haz 2025
  • Çevrimiçi - 13.00

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Oca 2024 - 10 Şub 2024
  • İstanbul - Türkiye

11. İstanbul Güvenlik Konferansı (2025)

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...