Soğuk Savaş döneminin sona ermesiyle birlikte global alanda güvenlik algılamalarında oluşan değişim Asya kıtasını da etkilemiştir. İki kutuplu dünya düzeninde kutup liderlerinin belirleyici olduğu güvenlik yapılanmasının ortadan kalkması tek kutupluluktan çok kutupluluğa evirilen süreçte istikrar tartışmalarına yol açmıştır. İki kutuplu yapıda kutup liderleri kendi müttefiklerini kontrol ettiklerinden bölgesel temelli çatışmalar daha az görülürken çok kutuplu yapı 19. Yüzyıl Avrupa'sındaki güç dengesi modelinde olduğu gibi çatışma olasılığını artırmaktadır. Çok kutuplu bir yapıda ya da çok kutupluluğa doğru evirilen bir yapıda küçük devletler daha geniş bir hareket imkânına sahip olacağından pek çok ülkenin nasıl bir dış politika izleyeceğinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekli olacaktır ve yerel çatışmaların büyük çaplı savaşlara dönüşmesi olasılığı daha fazladır.1 Bu çerçevede Asya'daki güç dengesi mücadelesi ve güvenlik yapılanmalarındaki değişim çalışmada analiz edilecektir.
Sovyetler Birliği'nin dağılması Avrupa'da olduğu gibi Asya'da da yeni bağımsız devletlerin uluslararası sisteme katılmasına yol açmıştır. Orta Asya ve Kafkasya'da bağımsızlığını kazanan ülkeler üzerinde etki sahibi olmak için bölgesel güçlerin mücadeleleri ve sınır sorunları güvenlik alanındaki tartışmalarda belirleyici olurken, 11 Eylül 2001 terör saldırıları bir dönüm noktasını teşkil etmektedir. Asya'da güvenlik denilince genellikle enerji güvenliği ve bölgesel güçler arasındaki rekabet bağlamındaki tartışmalar gündeme gelirken, 11 Eylül sonrasında terörle mücadele bağlamında Afganistan'a yapılan müdahale ve bölge dışı bir süper güç olan ABD'nin güvenlik alanında rol almasıyla birlikte global düzeyde etkileri olan bir bağlamda tartışmalar şekillenmiştir. Sonsuz Özgürlük Operasyonu (Operation Enduring Freedom) ile ABD ve genel olarak Batı'nın Afganistan ve çevresindeki ülkelerde askeri açıdan varlık göstermesi, Afganistan operasyonuna önce destek veren Rusya'da kaygıya neden olmuştur. Terör örgütlerinin Afganistan'da ve çevre ülkelerdeki faaliyetlerine karşı ABD'nin öncülüğünde askeri yapılanmanın oluşturulması Rusya'nın ve diğer bölge ülkelerinin de çıkarına olan bir gelişme olarak değerlendirilmiştir. Ancak ABD askeri varlığının kalıcı veya beklenenden daha uzun süreli olacağının görülmesi Rusya ve Çin'i karşı yapılanmalara yöneltmiştir. Bölgedeki bazı ülkeler de Batı'nın varlığını rejimleri açısından kuşkuyla karşılamışlardır. Sonuçta NATO başta olmak üzere Batılı kurumlara karşı ŞİÖ ve CSTO (Common Security Treaty Organization-Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü) faaliyette bulunduğu şeklinde bir algılama ortaya çıkmıştır. Bazı bakımlardan Soğuk Savaş dönemini hatırlatan rekabet Ağustos 2008'de Rusya'nın Gürcistan'a müdahalesi ile daha belirgin hale gelmiştir.2 Nitekim dönemin ABD Dışişleri Bakanı Condalizza Rice'da Rusya'nın Gürcistan topraklarına müdahalesini 1968 yılında Sovyetler Birliği'nin Çekoslovakya'yı işgaline benzetmiştir.3 Ancak gerçekten de Soğuk Savaş dönemine benzer koşullar mı oluşmuştur? Yeni dönemde Asya'da güvenlik için neler yapılabilir?
Soğuk Savaş dönemi sonrasında büyük güçlerin paylaştığı değerler ve sorunların barışçı yollardan çözülebilmesi için görüşmelerin yapılabileceği mekanizmaların varlığı çatışma olasılığını azaltmaktadır. Ancak bu yapının dünyanın her köşesinde aynı şekilde var olduğu söylenemez.4 Dünyada bir taraftan Gaddis'in ifadesiyle iletişim alanında devrim, karşılıklı ekonomik bağımlılık ve demokrasi gibi birleştirici güçler varken diğer tarafta ise aşırı milliyetçilik, etnik ve dinsel rekabet gibi ayrımcı güçler bulunmaktadır.5 Soğuk Savaş dönemi sonrasında etnik ve dinsel temelli çatışmalar bir kısım bölgelerde ciddi istikrarsızlıklara neden olmuştur. Asya'da genel olarak ayrıştırıcı güçlerin egemen olduğu bir coğrafyadır. Realist yaklaşımlar ve güç dengesi politikası Asya'daki güvenlik yapılanmasını şekillendirmektedir. Ancak yine de Soğuk Savaş döneminde olduğu gibi bir kutuplaşmadan en azından şu aşamada bahsedilemez. Nitekim Rusya'nın Gürcistan'a müdahalesi sonrası Moskova'da yapılan Zirvede KGAÖ (CSTO) üyesi ülkeler Rusya'nın Abhazya ve Güney Osetya'yı tanıma politikasına kendi toprak bütünlüklerini tehdit edebileceği düşüncesiyle mesafeli yaklaşmışlardır.6 Asya'da güvenliğin klasik güç dengesi ve rekabet sarmalından çıkartılması için öncelikle bir güvenlik kültürünün oluşturulması gereklidir. Güvenliğin bölünmezliği ve bir ülkenin güvenliğinin diğerinden ayrılmayacağı gibi prensiplerin Asya ülkeleri arasındaki ilişkilerde ve oluşturulmuş olan ve oluşturulacak yapılanmalarda hâkim kılınması Asya'da ülkelerin güvenliğini artıracak bir ortamın doğmasına neden olacaktır.
Asya'da işbirliğini ve güvenliği amaçlayan yapılanmalar mevcuttur. Bunlardan bazıları bölgesel güçlerin etki sahalarını genişletmek amaçlı oluşturdukları örgütlerdir. Askeri güvenlik ve sert güç unsurları temelinde oluşturulan yapılanmalar özellikle 11 Eylül sonrası terörle ve yeni güvenlik sorunlarıyla mücadelede etkili olsalar da bir noktadan sonra başka örgütlenmelere ihtiyaç duyulmaktadır. Afganistan belki bu konuda örnek oluşturabilecektir.