Afganistan’da Güvenlik Ve İstikrar Sorunu

Kategori Seçilmedi

Stratejik Yorum No: 199

11 Eylül 2001’de Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) meydana gelen terörist saldırılar, dünySoğuk Savaş’ın “détente” (yumuşama) dönemini sona erdirmiştir. 10 yıl süren savaş boyunca Afganistan’daki direniş hareketinin aktörleri olan “mücahitler”, başta ABD, Pakistan ve Suudi Arabistan olmak üzere çeşitli devletlerce desteklenmiş ve 1989 yılında SSCB, Afgan topraklarından geri çekilmiştir. 1989–1994 yılları boyunca mücahit grupların güç mücadelesine sahne olan Afganistan’da iç savaş dönemi yaşanmıştır.

Soğuk Savaşın sona ermesi, Orta Asya’daki petrol ve gaz rezervlerinin kontrolü amacını güden ve daha çok sayıda aktörle oynanan “Yeni Büyük Oyun” dönemini başlatmış, Afganistan da, Türkmenistan’dan Pakistan’a ulaşması planlanan boru hatları projesi nedeniyle bu oyunda yerini almıştır. Oyunun kuralları, adı geçen bölgede istikrara olan gereksinimi de beraberinde getirmiştir. Taliban yönetimi Afganistan’da yaşanan iç savaşı sona erdirecek tek güç olarak görülmüş ve bu hareket özellikle ABD ve Pakistan tarafından desteklenmiştir.

11 Eylül ve sonrası...

11 Eylül 2001’de ABD’ye karşı gerçekleştirilen terörist saldırıların ardından, Afganistan’a karşı yürütülen çokuluslu operasyon, her ne kadar bu saldırıların sorumlusu olarak gösterilen El-Kaide örgütünün lideri Usame Bin Ladin’i ele geçirme amacını gütmüş olsa da nihai hedefine ulaşamamıştır. 7 Ekim’de Afganistan’ın bombalanmasıyla başlayan operasyon, Taliban yönetimini devirmiş fakat liderleri Molla Ömer yakalanamamıştır. Müdahaleyi izleyen süreçte Hamid Karzai Afganistan’da oluşturulan geçici hükümetin başına geçirilmiştir. Ülkede ‘Yeniden yapılandırma’ çalışmaları hız kazanmış, güvenlik ve istikrarı sağlama görevini NATO’nun uluslararası gücü ISAF (International Security Assistance Force) üstlenmiştir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Kurulu kararları ile Bonn Anlaşması’na (5 Aralık 2001) göre ISAF’ın görevleri şu şekilde belirlenmiştir: Kabil’de ve tüm Afganistan çapında güvenliğin sağlanmasında Afganistan Geçiş Hükümetine yardımcı olmak, hükümet kurumlarının geliştirilmesine ve hükümet otoritesinin tüm ülke çapında genişletilmesine katkıda bulunmak, yeniden yapılandırma ve insani yardım çalışmalarına destek olmak.

9 Ekim 2004’te yapılan seçimlerde Hamid Karzai Devlet Başkanı (Afganistan’da demokratik yolla seçilmiş ilk Devlet Başkanı) seçilmiş, 18 Eylül 2005’te de 1969 yılından bu yana ilk parlamento seçimleri yapılmıştır. Bütün bu gelişmeler Afganistan’ın istikrara kavuşması ve “demokratikleşmesi” yolunda atılan olumlu adımlar olsa da, “güvenlik” bugün ülkenin önündeki en önemli sorunlardan biridir.

İntihar saldırıları

ISAF’ın varlığına rağmen 2005 yılında Afganistan’da en az 1600 kişinin çatışmalar nedeniyle öldüğü tespit edilmiştir. Birleşmiş Milletlerin verilerine göre, 2005 yılında on dokuz intihar saldırısı yapılmış bunlardan on dördü 2005’in son iki ayı ve 2006’nın Ocak ayında olmuştur.

Son üç ayda yaşanan intihar saldırılarının seyrine bakacak olursak: 2005 yılında; 14 Kasım’da Kabil’de gerçekleştirilen ve NATO Barış Gücü’nü hedef alan iki ayrı saldırı sonucu iki Alman askeri ve sekiz Afgan ölmüştür. Yine Kasım ayında üç günde gerçekleştirilen üç ayrı saldırının ortak özelliği ise, patlayıcı taşıyan araçların askeri konoylar üzerine sürülmesi olmuştur. 11 Aralık’ta, Kandahar’da üç sivil ölmüştür. 14 Aralık’ta Balk’ın kuzeyinde bir camiye saldırılmış fakat ölen olmamıştır. 20 Aralık’ta ise Herat’ın batısında üç ISAF askeri yaralanmıştır.

Bu yıl ise; 2 Ocak’ta ABD askeri konvoyunun yakınlarında patlayıcıyla dolu bir arabada yeralan intihar bombacısı ölmüş, bir ABD askeri ve iki kişi yaralanmıştır. 5 Ocak’ta , ABD Büyükelçisinin yerel liderlerle görüşme yaptığı yerin yakınlarındaki bir markete yapılan saldırıda on Afgan ölmüş, elli kişi de yaralanmıştır. 14 Ocak’ta Helmand’da ABD askeri konvoyunu hedef alan saldırıda bir ABD askeri yaralanmıştır. 15 Ocak’ta Kanada askeri konvoyuna yapılan saldırıda iki sivil ve bir Kanadalı diplomat ölmüş, on üç kişi de yaralanmıştır. 16 Ocak’ta, Kandahar’da meydana gelen iki ayrı saldırıda, yirmi altı kişi ölmüş, otuz dört kişi yaralanmıştır.

1979’dan beri savaş günlük yaşantının bir parçası haline gelmiş olsa da, tarih boyunca Afganistan’da intihar saldırılarına başvurulmadığı görülmektedir. Irak’ta da benzer saldırıların olması, Taliban’ın, Irak’lı direnişçilere benzer bir strateji uygulamaya çalıştığı izlenimini vermektedir. Bu ay içinde Devlet Başkanı Karzai’nin, Taliban lideri Molla Ömer’le görüşmeye açık olduğunu açıklaması ve Taliban üyelerine ülkeye dönme çağrısı yapması da, Karzai’yi ABD’nin sözcüsü olarak gören Taliban yetkililerince reddedilmiştir. Taliban komutanlarından Molla Dadullah da, yüzlerce Taliban’ın intihar saldırıları için hazır olduğunu sadece Taliban liderlerinden emir beklediklerini açıklamıştır. Amaç ise çok nettir: Afganistan’da bulunan yabancı askerlerde endişe ve korku uyandırmak ve Afgan yönetimini yıpratmak.

Afganistan iç dinamikleri bakımından (etnik, dinsel ve dilsel bölünmüşlük, zayıf bir ekonomi, uyuşturucu ekimi ve ticareti, iç savaşlar vb.) Batılı uluslararası ilişkiler uzmanlarınca “Başarısız Devlet” ( Failed State ) olarak nitelense ve terörizmin kaynağı olarak görülse de, bu durumun oluşmasında dış aktörlerin etkisinin daha büyük olduğu bir gerçektir. Zira 1979 Sovyet işgaline kadar ülkede bir iç savaş yaşanmamıştır. İçyapı bakımından zaten kırılgan bir yapıya sahip olan Afganistan’daki çeşitli gruplara dış aktörlerin finansal destek sağlamaları ve onları silahlandırmaları, bu ülkeyi hem bölgesel hem de dünya ölçeğinde bir tehdit durumuna getirmiştir. Bu tehdit büyüdükçe ve kendilerine karşı döndükçe de, “Başarısız” bir devleti kurtarmak adına yapılan girişimler, asıl hedefleri yok etmek yerine Afgan toplumu üzerinde yıkıcı etkiler bırakmaya devam etmektedir.

Afganistan için Taliban yeniden bir tehdit durumuna gelecek mi bunu ilerleyen aylarda göreceğiz. Fakat unutulmamalıdır ki Taliban’ın 1994’ten başlayarak güçlenmesinin arkasında da yine “Büyük Güç(ler)”in petrol ve doğal gaz yollarını kontrol etme amacı yatmaktadır. Afganistan’da istikrarın sağlanmasında, ülkenin iç dinamiklerini gözetmenin yanı sıra özellikle Pakistan gibi Afganistan’ın istikrar/ istikrarsızlığında kilit ülke konumunda olan bölge devletlerinin ve “Büyük Güçler” in davranışları önemlidir. Aksi takdire intihar saldırılarının yaklaşık üç yıldır devam eden ‘Yeniden yapılandırma’ sürecinde sağlanan “yapay” istikrar durumunu yıpratacağı ve güvenlik sorununu daha da derinleştireceği unutulmamalıdır.

* TASAM Orta Asya Uzmanı

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 4769 ) Etkinlik ( 165 )
Alanlar
Afrika 64 1108
Asya 69 1696
Avrupa 13 1332
Latin Amerika ve Karayipler 12 135
Kuzey Amerika 7 498
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2765 ) Etkinlik ( 42 )
Alanlar
Balkanlar 22 565
Orta Doğu 16 1127
Karadeniz Kafkas 2 649
Akdeniz 2 424
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3097 ) Etkinlik ( 69 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 2000
Türk Dünyası 16 1097
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3298 ) Etkinlik ( 70 )
Alanlar
Türkiye 70 3298

Son Eklenenler